1924-1954 yılları arasında devlet bursuyla yurtdışında eğitim alan bir kuşağın hikâyesi, İş Sanat Kibele Sanat Galerisi’ndeki sergide anlatılıyor.
İş Sanat Kibele Sanat Galerisi, Cumhuriyet’in ilk yıllarında devlet bursuyla yurtdışında eğitim alan ve Türkiye’nin bilim, sanayi, eğitim ve kültür hayatına katkıda bulunan bir kuşağın hikâyesini anlatan “Bir Neslin Yükselişi: Erken Cumhuriyet’te Yurtdışı Eğitim Seferberliği” sergisini ziyarete açtı.
Küratörlüğünü İzzeddin Çalışlar ve Hülya Öz’ün üstlendiği sergi, 1924-1954 yılları arasındaki yurtdışı eğitim programına odaklanıyor. Cumhuriyet’in kuruluş döneminde tarım, eğitim, savunma, madencilik, enerji, kültür ve sanat gibi alanlarda nitelikli insan kaynağı yetiştirmek amacıyla başlatılan program, 1929’da çıkarılan 1416 sayılı kanunla sistemli bir yapıya kavuştu. Sınavlarda başarılı olan gençler, devlet bursuyla yurtdışındaki üniversitelere gönderilerek edindikleri bilgi ve deneyimi Türkiye’ye taşımakla görevlendirildi.
Mustafa Kemal Atatürk’ün gençlere yönelik, “Sizleri birer kıvılcım olarak gönderiyorum; alevler olarak dönmelisiniz” sözünden hareket eden sergi, Cumhuriyet’in sınırlı kaynaklarını eğitime ayırma kararlılığını ve dönemin eğitim seferberliğini ele alıyor. Mustafa Necati ve Hasan Âli Yücel gibi maarif bakanlarının öncülüğünde şekillenen süreç, bursiyerlerin kişisel eşyaları, mektupları, fotoğrafları ve arşiv belgeleri üzerinden aktarılıyor.
Sergide, Anadolu’nun farklı kentlerinden gelen gençlerin sınavlarla seçilmesi, eğitimleri boyunca maddi ve manevi olarak desteklenmeleri ve akademik başarılarının takip edilmesi gibi uygulamalara yer veriliyor. Bursiyerlerin kişisel anlatıları, yabancı ülkelerde eğitim görmenin güçlüklerini, İkinci Dünya Savaşı’nın yarattığı koşulları ve gençlerin ülkelerine dönerek hizmet etme kararlılığını da gözler önüne seriyor.
Küratör İzzeddin Çalışlar, serginin yalnızca tanınmış isimlere odaklanmak yerine yurtdışı eğitim seferberliğinin daha geniş kapsamını ve sonuçlarını ortaya koymayı amaçladığını belirtiyor. Çalışlar, Erken Cumhuriyet döneminin imparatorluktan cumhuriyete geçiş sürecinin farklı katmanlarını anlamak açısından önemli bir araştırma alanı olduğunu vurgulayarak, serginin eğitim politikasının bilimsel ve akademik alanlarda yarattığı etkiye dikkat çektiğini ifade ediyor.
Çalışlar’a göre, Kurtuluş Savaşı sürerken 1921’de düzenlenen Maarif Kongresi’yle başlayan süreç, 1924 ve 1929’daki yasal düzenlemeler ve dönemin eğitim politikalarıyla kurumsal bir yapıya dönüştü. Liyakat, fırsat eşitliği ve denetim ilkeleri üzerine kurulan sistem, ülkenin ihtiyaç duyduğu uzmanları yetiştirmenin yanı sıra çağdaş uygarlık düzeyine ulaşma hedefinin de bir parçasıydı. Sergi, bu süreçte yetişen ve kimi kamuoyunda tanınan, kimi ise daha az bilinen isimlerin hikâyelerini bir araya getiriyor.
Bilimden sanayiye, sanattan akademiye
Yurtdışında eğitim alan gençlerin Türkiye’ye döndükten sonra üstlendikleri görevler, serginin öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor. Mezunlar, kamu kurumlarında görev almanın yanı sıra sanayi, tarım ve madencilik alanlarındaki yatırımlara öncülük etti. Maden Tetkik ve Arama, Etibank, Karabük Demir Çelik ve Sümerbank gibi kurumlarda yöneticilik yapan bu kuşak, üniversite reformuyla birlikte çağdaş bilim dallarının Türkiye’ye taşınmasında, yeni akademik kürsülerin kurulmasında ve kamu laboratuvarlarının temellerinin atılmasında da rol oynadı.
Sergi alanına yerleştirilen özgeçmiş kutuları, bursiyerlerin mesleki yaşamlarını ve ülkenin gelişimine katkılarını ziyaretçilere aktarıyor. Cumhuriyet’in sanatçı ve sanat eğitmeni yetiştirme hedefi doğrultusunda yurtdışına gönderdiği, bugün Türk resminin önde gelen isimleri arasında anılan sanatçıların tabloları da eğitim seferberliğinin kültür ve sanat alanındaki yansımalarını ortaya koyuyor.
Aile arşivlerinden bir kuşağın hafızasına
Serginin önemli bir bölümünü, bursiyerlerin çocukları ve aileleri tarafından yıllarca saklanan kişisel eşyalar, belgeler, fotoğraflar ve anılar oluşturuyor. Bu malzemeler, Cumhuriyet’in ilk çeyrek yüzyılında eğitime yapılan yatırımı ve bir kuşağın kalkınma sürecindeki rolünü kişisel hikâyeler üzerinden görünür kılıyor.
Küratör Hülya Öz, serginin Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin tam bağımsızlık hedefi doğrultusunda ihtiyaç duyduğu nitelikli kadroları eğitim yoluyla nasıl yetiştirdiğini anlattığını belirtiyor. Öz, savaşların içinden çıkan ve sınırlı imkânlarla büyüyen bir ülkenin gençlerine devlet tarafından eğitim fırsatı sunulmasını, bu kuşağın çalışkanlığı, sorumluluk duygusu ve ülkeye hizmet etme kararlılığıyla birlikte ele aldıklarını ifade ediyor.
Bursiyerlerin yaşamlarına ve çalışma disiplinlerine tanıklık eden aile üyelerinin sakladığı hatıralardan yararlanılarak hazırlanan sergi, geçmiş kuşakların deneyimlerini bugünün gençleriyle buluşturmayı hedefliyor. Öz, farklı ailelerin arşivlerini bir araya getirerek 30 yıllık eğitim ve gelişim sürecine ışık tuttuklarını, serginin daha geniş kapsamlı bir projenin aşamalarından birini oluşturduğunu kaydediyor.
Tetrazon Sergi Tasarım’dan Burçak Madran’ın tasarladığı sergi, Atatürk’ün “Ey yükselen yeni nesil” sözleriyle seslendiği kuşağın emeğine ve mirasına bir saygı duruşu niteliği taşıyor.
“Bir Neslin Yükselişi: Erken Cumhuriyet’te Yurtdışı Eğitim Seferberliği” sergisi, 7 Mart 2027’ye kadar Levent’teki İş Sanat Kibele Sanat Galerisi’nde ücretsiz ziyaret edilebilir. Galeri, her gün 09.00-19.00 saatleri arasında açık.