Batı dünyasında sivil savunma yaklaşımlarındaki güncellemelerin arkasında belirli başlıklar öne çıkıyor. Bunlar arasında Rusya-Ukrayna savaşı, siber saldırı ve sabotaj riski ile İklim değişikliği ve aşırı hava olayları riski var.
Son günlerde sosyal medyada ABD, İngiltere ve Almanya başta olmak üzere bir dizi ülkede acil durum uyarılarının yayınlandığı iddiaları tartışmalara yol açıyor.
Gerçekten de ABD'de uzun süreli elektrik kesintileri ve yakıt tedarikinin aksaması üzerine senaryolar çalışılıyor. İngiltere hükümeti de vatandaşlardan en az üç gün kendi ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri bir acil durum stoğu oluşturmalarını istiyor. Almanya ise daha kapsamlı bir sivil savunma yaklaşımıyla, hanelerin mümkünse 10 gün boyunca dışarıdan yardım almadan yaşayabilecek şekilde hazırlık yapmasını öneriyor.
Ancak bu gelişmelerin arkasında yalnızca savaş ihtimali yok. Batılı hükümetlerin hazırlıklarını hızlandıran başlıca faktörler arasında Rusya ile artan gerilim, kritik altyapılara yönelik siber saldırılar, enerji sistemlerinin kırılganlığı, aşırı hava olayları ve büyük afetlerde kamu hizmetlerinin kesintiye uğrayabilmesi de var.
Ayrıca bazı hazırlık rehberleri yeni değil. Son yıllarda güncellenen veya yeniden gündeme gelen eski sivil savunma politikalarına dayanıyor.
ABD: 90 gün boyunca elektriksiz ve yakıtsız kalma senaryosu doğru mu?
ABD'nin 90 gün boyunca elektriksiz ve yakıtsız kalma senaryosu üzerinde çalıştığı iddiasının merkezinde ABD Savunma Bakanlığı'nın FORTRESS adlı girişimi var.
Ancak bu girişimin hazırlıkları, tüm Amerikan toplumunun 90 gün elektriksiz kalmasına değil, askeri üslerin sivil altyapıdan bağımsız şekilde faaliyetlerini sürdürebilmesine odaklanıyor.
30 Eylül 2026'da duyurulan FORTRESS girişimi, askeri tesislerin büyük ölçekli altyapı kesintileri karşısında dayanıklılığını artırmayı amaçlıyor.
25 Ekim'de Fox News tarafından aktarılan bilgilere göre hedef, büyük askeri üslerin sivil elektrik şebekesine, yakıt dağıtımına, su sistemlerine ve tedarik zincirlerine bağımlı olmadan en az 90 gün faaliyet gösterebilmesi. Ancak buradaki "90 gün" iddiası resmi bir açıklama değil. Dolayısıyla kesin olarak teyit edilmiş bir bilgiden ziyade basına yansıyan bir bilgi olarak değerlendiriliyor.
Diğer yandan ABD ordusu gerçekten de elektrik kesintisi tatbikatları yapıyor.
ABD Kara Kuvvetleri'nin resmi internet sitesine göre, Georgia eyaletindeki Fort Stewart-Hunter askeri tesisinde 8 Nisan 2026'da Black Start adlı bir tatbikat düzenlendi. Tatbikatta tesisin elektrik bağlantısı kasten kesildi, jeneratörler devreye alındı ve bu şartlarda güvenlik sistemleri ve kritik askeri faaliyetlerin nasıl sürdürülebileceği değerlendirildi.
Ancak ABD ordusunun açıklamasına göre bu tür tatbikatlar Kongre tarafından zorunlu tutuluyor. Tatbikatlarda tesislerin en az 8 saatlik elektrik kesintisi koşullarında nasıl çalıştığı test ediliyor.
ABD'nin, elektrik şebekesini ulusal güvenlik meselesi olarak değerlendirdiği ise bir gerçek. 26 Ağustos'ta Beyaz Saray, ülkenin büyük ölçekli elektrik iletim sisteminin güvenliğine ilişkin bir başkanlık kararnamesi yayımladı. 14421 sayılı kararnamede, yabancı aktörlerin Amerikan elektrik altyapısındaki güvenlik açıklarını kullanma riskinin arttığı öne sürüldü.
Kararnamede elektrik sisteminin yalnızca hanelere enerji sağlayan bir hizmet olmadığı, aynı zamanda savunma, sağlık, acil müdahale ve ekonomi için hayati önem taşıdığı vurgulandı. Bu nedenle yabancı kaynaklı ekipman ve teknolojilerin oluşturabileceği güvenlik risklerine karşı tedbirler alınması gerektiği ifade edildi.
İngiltere: Hükümet gerçekten 3 günlük gıda stoğu çağrısı yaptı mı?
İngiltere hükümetinin halka 3 günlük gıda stoğu yapması için çağrıda bulunduğu iddiası da sosyal medyada büyük yankı uyandırdı.
İngiltere Kabine Ofisi gerçekten de 22 Ekim'de "Be Ready" (Hazır Olun) adlı yeni bir ulusal hazırlık kampanyası başlattı. Kampanyanın 3 yıl sürmesi planlanıyor.
Bu kampanyada hükümet, vatandaşların acil bir durumda en az 72 saat boyunca temel ihtiyaçlarını kendi imkanlarıyla karşılayabilmesini hedefliyor. Bunun nedeni, olası büyük bir kriz yaşandığında acil yardım ekiplerinin bütün hanelere aynı anda ulaşamayacak olması. Yetkililer, temel ihtiyaçlarını geçici olarak karşılayabilen hanelerin, yardıma en çok ihtiyaç duyan kişilere öncelik verilmesini kolaylaştıracağını söylüyor.
Resmi kampanya listesinde hanelerin evde bulundurması tavsiye edilen ürünler şöyle sıralanıyor:
Kişi başına günlük 3 litre su, pişirme ve soğutma gerektirmeyen yiyecek, el feneri ve yedek piller, pilli veya kurmalı FM radyo, şarj edilmiş taşınabilir batarya, battaniye, uyku tulumu, sıcak kıyafetler, elektronik ödeme sistemleri çalışmazsa kullanılabilecek nakit, düzenli kullanılan ilaçlar ve temel sağlık malzemeleri.
Hükümet ayrıca bebek maması, evcil hayvan gıdası ve özel tıbbi ihtiyaçların da hesaba katılmasını istiyor.
Peki İngiltere neden böyle bir kampanya başlattı? 22 Ekim'deki açıklamada hükümet özellikle geçen kış yaşanan fırtınaları ve yaz aylarındaki orman yangınlarını örnek gösterdi.
İngiltere hükümeti ayrıca Fransa, İrlanda ve Hollanda'nın benzer 72 saatlik hazırlık kampanyaları yürüttüğünü belirterek kendi uygulamasını Avrupa'daki yaklaşımla uyumlu hâle getirmek istediğini söylüyor.
Almanya, İngiltere'den daha uzun bir hazırlık süresi öneriyor
Almanya'da ise Federal Sivil Koruma ve Afet Yardımı Dairesi (BBK), vatandaşların mümkünse 10 gün boyunca dışarıdan yardım almadan yaşayabilecek şekilde hazırlık yapmasını tavsiye ediyor.
Ancak sosyal medyadaki iddiaların aksine, bu uygulama 2026'da sıfırdan ortaya çıkmadı. Almanya uzun yıllardır hanelere acil durum stoğu bulundurmalarını öneriyor. Şimdi yankı uyandırmasının nedeni ise, Ekim 2025'te yayımlanan güncellenmiş sivil koruma rehberinde savaş tehdidinin daha açık biçimde ele alınması.
BBK'nın yeni rehberi, Almanya'nın güvenli bir ülke olmaya devam ettiğini ancak savaş ihtimalinin birkaç yıl öncesine kıyasla artık o kadar uzak görülmediğini belirtiyor. Bu değişiklik doğrudan Rusya'nın Ukrayna'ya karşı yürüttüğü savaşla ilişkilendiriliyor.
Kurumun açıklamasına göre çok sayıda vatandaş, Ukrayna savaşı sonrasında olası bir askeri çatışmaya karşı nasıl hazırlanması gerektiğini sormaya başladı. Yeni rehber hazırlanırken bu talepler de dikkate alındı.
Asıl gelişme: AB, 72 saatlik hazırlığı stratejik hedef haline getirdi
Özellikle Avrupa ülkelerindeki acil durum tavsiyelerini değerlendirirken gözden kaçırılmaması gereken en önemli gelişme, Avrupa Komisyonu'nun 26 Mart 2025'te açıkladığı Hazırlık Birliği Stratejisi (Preparedness Union Strategy).
Bu strateji, Avrupa'nın krizlere yaklaşımında önemli bir değişikliğe işaret ediyor: Avrupa Komisyonu, yalnızca orduların, hastanelerin veya devlet kurumlarının değil, sıradan vatandaşların da olası krizlere hazırlanması gerektiğini savunuyor.
Strateji kapsamında 30 temel eylem belirlendi. Bunlar arasında vatandaşların en az 72 saat boyunca kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmesi, okullarda afet hazırlığı eğitimi verilmesi, kritik malzemelerin stoklanması ve sivil-askerî tatbikatların artırılması var.
Avrupa Komisyonu'nun Temmuz 2025'te yayımladığı stoklama stratejisi de bu yaklaşımı tamamlıyor. Belgede COVID-19 salgınının tıbbi malzeme tedarikindeki sorunları, Rusya-Ukrayna savaşının enerji ve gıda tedarikindeki kırılganlıkları, iklim değişikliğinin ise doğal afet risklerini artırdığı belirtiliyor.
NATO'nun sivil savunma güncellemesi
NATO'nun Eylül 2026'da güncellenen sivil hazırlık belgesi, bu gelişmelerin daha geniş güvenlik boyutunu da ortaya koyuyor.
NATO, 2016'dan beri yürürlükte olan 7 temel dayanıklılık gerekliliğini bu yıl yeniden ele aldı ve bu kez çok daha ayrıntılı, somut hedefler yayımladı. Üstelik bu kriterler ilk kez kamuoyuyla bu kapsamda paylaşıldı.
Değişimin özü ise şu: NATO, üye ülkelerin yalnızca afetlere ve krizlere dayanıklı olmasını değil, savaş sırasında sivil altyapının askeri operasyonları sürdürebilecek kapasitede olmasını da daha açık ve ayrıntılı biçimde istiyor.
NATO'nun yeni metninde 2026 revizyonu için dikkate alınan yedi ilave risk açıkça sıralanıyor. Bunlar fiziksel saldırı ve sabotaj, giderek sıklaşan siber saldırılar, yeni teknolojilerden kaynaklanan tehditler, zararlı ekonomik faaliyetler ve stratejik bağımlılıklar, aşırı hava olayları, altyapı onarım kapasitesindeki eksiklikler ve uzay tabanlı sistemlere artan bağımlılık.
NATO, güvenlik ortamının sürekli kötüleştiğini ve üye ülkelerin birbirine bağımlı altyapıları nedeniyle tek bir ülkedeki kesintinin daha geniş bir coğrafyada sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor.
Bu güncellemelerin ABD Başkanı Donald Trump'ın NATO'ya yönelik politikalarıyla da ilgisi var. 2025 Lahey Zirvesi'nde NATO ülkeleri, 2035'e kadar gayrisafi yurt içi hasılalarının yüzde 5'ini savunma ve güvenlikle ilgili harcamalara ayırma hedefini kabul etmişti.
NATO müttefikleri 2016'daki Varşova Zirvesi'nde de ulusal dayanıklılığın güçlendirilmesi konusunda taahhütte bulunmuştu.