Bize Ulaşın
Reklam

Arnavutluk'ta Flamingo protestoları: Gençler nasıl bir değişim istiyor?

Arnavutluk'ta Başbakan Rama'nın istifa talebiyle toplanan göstericiler
Arnavutluk'ta Başbakan Rama'nın istifa talebiyle toplanan göstericiler -  ©  Burak Ütücü / Euronews
© Burak Ütücü / Euronews
By Sait Burak Utucu
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin
Paylaş Close Button

Arnavutluk'ta çevre eylemleriyle başlayan protestolarda hükümetin istifası isteniyor. Euronews'e konuşan eylemciler, yolsuzlukla mücadele, daha iyi yaşam koşulları ve çocuklar için daha iyi bir gelecek talep ediyor. Siyasi düzene yönelik tepkileri, geleneksel muhalefeti de kapsıyor.

Arnavutluk'ta mayıs ayında, ülkenin güneyindeki bir kıyı alanında planlanan lüks turizm projesine karşı başlayan eylemler, Başbakan Edi Rama'nın istifasının istendiği geniş bir protesto hareketine dönüştü.

REKLAM
REKLAM

İlk itirazların odağında, Vlora yakınlarındaki Zvernec'te, ekolojik açıdan hassas Narta Lagünü çevresindeki yatırım vardı. ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner ile bağlantılı projeye karşı çıkan çevreciler ve bölge sakinleri, doğal alanların korunmasını ve çalışmaların durdurulmasını istiyordu.

Mayıs sonunda, proje alanına çekilen tel örgülere karşı çıkan bir protestocunun özel güvenlik görevlisi tarafından yerde sürüklendiği görüntüler tepki çekti.

Gösteriler başkent Tiran'a taşınırken, bölgenin doğal yaşamını temsil eden flamingolar eylemlerin simgesi oldu. Meydanlarda taşınan pembe flamingo figürleriyle tanınan hareket; çevrecileri, öğrencileri, akademisyenleri, sanatçıları ve farklı siyasi görüşlerden yurttaşları bir araya getirdi. Doğal alanların geleceğine ilişkin itirazlara, kamu kaynaklarının kullanımı ve yönetimde şeffaflık talepleri eklendi.

Aylar boyunca büyük ölçüde barışçıl biçimde süren eylemler, 13 Ekim'de başlayan öğrenci gösterileriyle yeni bir ivme kazandı. Üniversitelerdeki koşullar, eğitime ayrılan kaynaklar, geçim sıkıntısı ve gençlerin gelecek kaygısı protestoların gündeminde daha fazla yer tutmaya başladı.

Yolsuzlukla mücadele ve daha iyi yaşam koşulları isteyen göstericiler, Rama'nın istifası talebini de sürdürdü.

Tiran'da bazı gösteriler polisle çatışmaya dönüştü; kamu binaları ve iş yerleri hedef alındı, polis göz yaşartıcı gaz, tazyikli su ve plastik mermi kullandı. 24 Ekim'de de çatışmalar yaşandı.

2013'ten beri iktidarda olan ve geçen yıl dördüncü dönemini kazanan Rama ise istifa çağrılarını reddederek öğrencileri görüşmeye davet ediyor.

Protestocular ne istiyor?

Başkent Tiran'da Euronews Türkçe'ye konuşan protestocu Bora Mitrovica, eylemlerde dile getirilen değişim talebinin mevcut hükümeti aşan bir boyutu olduğunu söylüyor.

Kendisini bir vatansever olarak tanımlayan Mitrovica eleştirilerinde Rama'nın yanı sıra ana muhalefetteki Demokratik Parti'nin lideri Sali Berisha ve çevresini de hedef alıyor:

"Edi Rama'nın ve partisinin istifasını istiyoruz. Ama nihai olarak 36 yıllık yolsuzluk düzeninin yıkılmasını istiyoruz."

Mitrovica, siyasi liderlere duyulan güvensizliğin hareketin örgütlenme biçimini de etkilediğini anlatıyor. Protestolar sırasında kurdukları dostluklara ve birbirlerini korumak için geliştirdikleri dayanışmaya güvendiklerini belirterek, bu yaklaşımın son beş ay boyunca işe yaradığını söylüyor:

"En hafif tabirle güven sorunumuz var. Bu yüzden tek bir lider istemiyoruz."

Protestocu Bora Mitrovica
Protestocu Bora Mitrovica Burak Ütücü / Euronews

Mitrovica'nın talepleri arasında daha iyi yaşam koşulları, çocuklar için daha iyi bir gelecek ve yaşlıların insan onuruna yaraşır bir emekli maaşıyla yaşayabilmesi de bulunuyor:

"Burada büyüyen çocuklar için daha iyi bir Arnavutluk istiyoruz. Burada acı çekmiş yaşlılar için gerçek demokrasi istiyoruz; ömürlerinin sonuna kadar insan onuruna yaraşır bir emekli maaşıyla yaşayabilsinler."

Gösterilere katılan avukat Gentiana Kapllani de hükümete yönelik yolsuzluk suçlamaları nedeniyle Rama'nın istifasını istediğini belirtiyor:

Euronews Türkçe'ye konuşan Kapllani, "Ben ve diğer Arnavut vatandaşları, yolsuzluğa bulaştığı için Edi Rama'nın istifasını istiyoruz," dedi.

Kapllani, bazı hükümet üyeleri hakkında Yolsuzluk ve Organize Suçla Mücadele Özel Yapısı'nın (SPAK) yürüttüğü soruşturmalara ve parlamentonun doğanın korunmasına aykırı olduğunu savunduğu yasal düzenlemelere işaret ediyor.

Hükümet eleştirilere nasıl yanıt veriyor?

Başbakan Edi Rama, 15 Ekim'de Reuters'a verdiği yazılı yanıtlarda istifa çağrılarını reddederek, "Hükümetler demokratik seçimlerle değişir," dedi. Geçen yıl yapılan seçimleri hatırlatan Rama, Avrupa Birliği'ne katılım müzakerelerini tamamlamak için seçmenlerden güçlü bir yetki aldığını savundu.

Aynı açıklamada yolsuzlukla mücadele edilmesi gerektiğini belirten Rama, Arnavutluk'un bu alanda daha önce görülmemiş düzeyde mücadele yürüttüğünü ileri sürdü. Eğitimin artan maliyetlerini görüşmeye hazır olduğunu söyleyen başbakan, kurumlara saldırılmasının ve kamu mallarının tahrip edilmesinin öğrencilerin meşru talepleriyle bağdaşmadığını ifade etti.

Rama, 25 Ekim'deki kamuoyuna seslenişinde de istifasını isteyenlerin düşüncelerini açıklama ve barışçıl gösteri yapma hakkını hükümetin güvence altına alması gerektiğini söyledi. Kendisine karşı çıkanlarla yüz yüze görüşmeye hazır olduğunu belirten başbakan, istifasının zorla dayatılamayacağını savunurken, protestocuların dile getirdiği her talebi yanlış bulmadığını da ifade etti.

Aynı gün gösterilerle ilgili yeni bir yasal düzenleme paketi açıklayan Rama, yaklaşımını "Barışçıl protesto korunur, şiddet cezalandırılır ve zararı veren öder" sözleriyle özetledi.

Ancak açıkladığı önlemler arasında, şiddet yaşandığını bilerek polisin dağılma çağrısına rağmen gösteride kalmayı sürdürenlere, bizzat şiddete başvurmasalar da 500 bin leke kadar para cezası uygulanması da bulunuyor. Rama, önerilen düzenlemelerin barışçıl protesto ve ifade özgürlüğünü koruduğunu savundu.

Çevre protestolarının arkasındaki birikmiş güvensizlik

Geçmişte Arnavutluk cumhurbaşkanları Alfred Moisiu ve Bamir Topi'ye siyasi danışmanlık yapan siyaset bilimci Prof. Dr. Afrim Krasniqi, Tiran merkezli Siyasi Araştırmalar Enstitüsü'nün direktörlüğünü yürütüyor.

Euronews'e konuşan Krasniqi, hareketin büyümesini siyasi yönetim ile toplum arasında giderek açıldığını söylediği mesafeyle açıklıyor.

Krasniqi'ye göre Vlora'da yaşananların televizyon ve sosyal medyada görülmesi insanları sokağa çıkaran etkenlerden biriydi; bu tepkinin arkasında ülkenin gidişatına ilişkin daha yaygın bir karamsarlık bulunuyor.

Siyaset bilimci Prof. Dr. Afrim Krasniqi Afrim Krasniqi / Tiran, Arnavutluk
Siyaset bilimci Prof. Dr. Afrim Krasniqi Afrim Krasniqi / Tiran, Arnavutluk Burak Ütücü / Euronews

Aynı zamanda Krasniqi, karar alma gücünün dar bir siyasi çevrede toplandığını, yurttaşların ise kendilerini dinletebilecekleri kanallar bulamadığını savunuyor. Siyasetçilerin önceliğinin seçim kazanmak olduğunu belirterek, insanların ne düşündüğünü anlamaya yönelik mekanizmaların eksikliğine dikkat çekiyor:

"İnsanların sesi yok, dinlenmelerini sağlayacak bir mekanizmaları yok. Kimsenin kendileriyle ilgilenmediğini görüyorlar."

Bu kopukluğun, Arnavutluk'un Avrupa Birliği'ne katılım müzakerelerindeki ilerleme söylemiyle gençlerin gündelik deneyimleri arasındaki farkta görünür hale geldiğini düşünen Krasniqi'ye göre hükümet uluslararası alandaki başarılarını anlatırken, gençler kendi yaşamlarında aynı ilerlemeyi göremiyor.

Rama'nın Sosyalist Partisi'nden ayrılarak protestolara destek veren 25 yaşındaki bağımsız milletvekili Marjana Koçeku da eylemlerin büyümesini uzun süre karşılık bulmayan taleplerle ilişkilendiriyor.

Euronews'e konuşan Koçeku, ilk aylarda göstericilerin doğa, korunan alanlar ve stratejik yatırımlarla ilgili üç yasal düzenlemenin geri çekilmesini istediğini anlatıyor.

Koçeku'ya göre hükümet bu taleplere, politikalarını gözden geçirerek ve somut adımlar atarak yanıt vermedi. Göstericilerin baskı, yıldırma ve küçümseyici bir siyasi dille karşılaştığını söyleyen milletvekili, üniversitelerin açılmasıyla öğrencilerin eylemlere katılmasının protestoları büyüteceği yönündeki uyarıların da dikkate alınmadığını belirtiyor.

"İnsanların istediği artık yalnızca eğitim ya da yalnızca çevreyle ilgili değil. Toplumumuzun bütün alanlarını kapsayan daha geniş bir yön aldı" diyen Koçeku, talepleri birbirine bağlayan sorunun yolsuzluk ve adalet olduğunu savunuyor.

İktidardaki Edi Rama'nın Sosyalist Partisi'nden istifa eden milletvekili Marjana Koçeku protestoculara destek veriyor. / Tiran, Arnavutluk
İktidardaki Edi Rama'nın Sosyalist Partisi'nden istifa eden milletvekili Marjana Koçeku protestoculara destek veriyor. / Tiran, Arnavutluk Burak Ütücü / Euronews

İktidar partisinden bağımsız milletvekilliğine

Koçeku'nun partiden ayrılması, protestoların iktidar partisi içindeki yankılarından biri. Geçen yıl siyasete girdiğini ve yaklaşık 10 ay Sosyalist Parti'de bulunduğunu anlatan milletvekili, öncesinde ülkenin kuzeyinde çevre, yerel topluluklar ve sürdürülebilirlik üzerine çalıştığını söylüyor.

Siyasete girerken çevreyle ilgili değişiklikleri kurumlar aracılığıyla hayata geçirmeyi amaçladığını, ancak bu girişimlerinin istediği sonucu vermediğini belirtiyor. Flamingo protestolarında kendi kuşağının ülkenin geleceğine sahip çıktığını görmesi, partideki konumunu yeniden değerlendirmeye yol açtığını belirtiyor:

"Bu protestolar bana kesinlikle ilham verdi ve artık Sosyalist Parti'ye ait olmadığımı daha iyi anlamamı, buna karar vermemi sağladı."

Partide kalmanın daha önce savunduğu ilkelerle çeliştiğini düşündüğünü anlatan Koçeku, en anlamlı katkısının protestolara katılmak ve taleplerini kamuoyunda savunmak olacağına karar verdiğini söylüyor.

Ana muhalefetteki Demokratik Parti'ye ya da başka bir partiye geçmemesini ise geleneksel siyasi sisteme duyulan güvensizlikle açıklıyor. Bağımsız milletvekilliğinin, kararlarını parti çizgisinden bağımsız almasına olanak verdiğini belirtiyor:

"Gerçekten inandığım şeyleri savunma, protestocuları destekleme, önemli gördüğüm konularda sesimi yükseltme ve doğru bulup bulmadığıma göre oy kullanma özgürlüğüm var."

Koçeku, Sali Berisha'nın liderliğindeki ana muhalefet partisi Demokratik Parti'ye ya da başka bir partiye geçmemesini, geleneksel siyasi sisteme duyulan güvensizlikle açıklıyor. Bağımsız milletvekilliğinin, kararlarını parti çizgisinden bağımsız almasına olanak verdiğini belirtiyor:

"Gerçekten inandığım şeyleri savunma, protestocuları destekleme, önemli gördüğüm konularda sesimi yükseltme ve doğru bulup bulmadığıma göre oy kullanma özgürlüğüm var."

Krasniqi: Güvensizlik muhalefeti de kapsıyor

Krasniqi de protestolardaki siyasi değişim talebinin, Berisha'nın liderliğindeki geleneksel muhalefete yönelik güvensizliği içerdiğini söylüyor. Ona göre Rama ile Berisha'nın uzlaşmalarıyla şekillenen siyasi düzen, yeni isimlerin ve genç kuşakların karar alma süreçlerine katılmasını zorlaştırıyor.

Sistemi kapalı ve siyasi kayırmacılığa dayalı olarak tanımlayan Krasniqi, iki liderin üzerinde anlaştığı anayasa değişikliklerine ve milletvekili adaylarının belirlenmesinde parti liderlerinin ağırlığına dikkat çekiyor. Bu yapının, yurttaşların siyasi değişim beklentisini zayıflattığını savunuyor.

Kuşaklar değişmesine rağmen aynı isimlerin siyasete yön vermesini kendi yaşamından bir örnekle anlatıyor:

"Ben öğrenciydim. Bugün babayım, çocuklarım öğrenci ve siyasette aynı liderler var. Yalnızca iki ya da üç isim görüyoruz. Yeni bir siyasi kuşağın gelmesini sağlayacak bir değişim ihtimali görmüyoruz."

Krasniqi'ye göre Arnavutluk toplumu büyük bir değişim geçirirken siyasi sınıf buna ayak uyduramadı. Mevcut liderlerin kendilerini genç kuşaklara sunulan tek seçenek olarak görmesini eleştiren siyaset bilimci, ekonomik güç çevrelerinin her iki tarafla kurduğu ilişkilerin de siyasi rekabeti sınırladığını ileri sürüyor:

"Oligarklar yalnızca başbakanla çalışmıyor. Muhalefet lideriyle de birlikte çalışıyorlar."

Bu çevrelerin siyasi finansman, medya ve kamusal tartışma üzerindeki etkisinin yeni alternatiflerin ortaya çıkmasını engellediğini savunan Krasniqi, değişimin siyasetin genç kuşaklara açılmasını da içermesi gerektiğini vurguluyor:

"Arnavutluk'ta gençler olmadan bir gelecek kurulamaz."

Arnavutluk polisi Tiran'daki Başbakan Edi Rama'nın ofisinin önünde
Arnavutluk polisi Tiran'daki Başbakan Edi Rama'nın ofisinin önünde Burak Ütücü / Euronews

Polis müdahaleleri ve diyalog tartışması

Koçeku, öğrencilerin katılımının ardından yaşanan polis müdahalelerinin öfkeyi artırdığını söylüyor. Özellikle reşit olmayan göstericilere yönelik şiddete bizzat tanık olduğunu belirtiyor; üniforması ve görünür kimliği bulunmayan kişilerin gençleri gözaltına almasını eleştiriyor.

Milletvekiline göre bu görüntülerin yayılması, protestoları destekleyenler arasındaki dayanışmayı güçlendirdi:

"Protestoları susturacağını düşündükleri şey ters etki yarattı. Daha fazla birlik sağladı ve protestoları daha da sertleştirdi."

Krasniqi de hükümetin ilk aylardaki tutumunun bugünkü güvensizlikte etkili olduğunu düşünüyor. Öğrenciler, akademisyenler, sanatçılar ve sivil toplum temsilcilerinin taleplerinin siyasi bir diyalog için fırsat sunduğunu; Rama'nın ise protestocuları itibarsızlaştıran bir dil kullandığını savunuyor.

Bu nedenle sonradan yapılan görüşme çağrılarının karşılık bulmasının zorlaştığını belirtiyor: "Bugün diyalog istiyor ama fırsatı kaçırdı. Bence insanlar ona güvenmiyor."

Krasniqi, bazı göstericilerin kamu kurumlarına ve özel mülke saldırmasını da yanlış bulduğunu ifade ediyor. Polis müdahalelerinin demokratik bir toplumda protesto hakkını gözetmesi gerektiğini vurgularken, siyasi taleplere kalıcı yanıtı kolluk güçlerinin veremeyeceğini söylüyor:

"Bir yol bulmak polisin görevi değil, siyasetin görevi."

Kıyı projesine ilişkin hükümetin savunması

Hükümet, protestoların başlangıcındaki Zvernec projesine ilişkin çevre ve mülkiyet eleştirilerini de reddediyor. Başbakanlık tarafından 15 Haziran'da yayımlanan açıklamada Rama, yatırım alanının özel mülkiyette olduğunu ve arazi satışının özel taraflar arasında gerçekleştiğini savundu. Bölgede hak iddia eden başka ailelerin de bulunduğunu ve bu taleplerin mahkemeye taşındığını belirtti.

Açıklamada, yatırımcılardan yapılaşma yoğunluğunu azaltmalarının, lagün ve çevresindeki yaşam alanları için koruma önlemleri geliştirmelerinin istendiği kaydedildi. Rama, verilen geliştirme izninin inşaata başlama yetkisi sağlamadığını; inşaat izni değerlendirilmeden önce ayrıntılı bir çevresel etki değerlendirmesi hazırlanması gerektiğini bildirdi.

Polisten müdahalelere ilişkin açıklama

Arnavutluk polisi ise 25 Ekim'deki açıklamasında, bir önceki günkü gösterilerde polislerin taş, metal parçaları ve molotofkokteylleriyle hedef alındığını, beş memurun yaralandığını bildirdi. Sahadaki personele itidalli davranmaları ve güç kullanımında orantılılık ilkesine uymaları yönünde talimat verildiğini belirtti.

Polis, 28 yaşındaki bir göstericinin gözünden yaralanmasıyla ilgili inceleme ve soruşturma başlatıldığını da duyurdu. Açıklamada ayrıca, orantısız güç kullanıldığına ilişkin görüntülerin yayımlanmasının ardından bir polis memurunun açığa alındığı ve hakkında idari soruşturma açıldığı belirtildi. Kurum, yetki aşımı şüphesi bulunan her olayın soruşturulacağını açıkladı.

Rama şiddeti kınıyor ve istifayı reddediyor

Rama, gösterilerdeki şiddeti kınayarak hükümetin baskıyla görevden ayrılamayacağını savunuyor.

19 Ekim'de polis yöneticileriyle yaptığı toplantıda yurttaşların memnuniyetsizliklerini dile getirme hakkını kabul ettiğini, ancak şiddet yoluyla müzakere dayatılamayacağını söyledi. Üniversitelere ilişkin sorunların görüşülebileceğini de belirtti.

Başbakan, 20 Ekim'deki açıklamasında ise olayların bir "hibrit savaş" ile körüklendiğini öne sürdü. Daha önce Rusya ve İran'ı çevrim içi dezenformasyonla suçlayan Rama, hayat pahalılığı, konutlara erişim ve gelecek kaygısı gibi gerçek sorunların bu süreçte kullanıldığını savundu.

Protestocuları sakin olmaya çağırıran Başbakan Rama, söz konusu protestoları "Arnavutluk'un AB üyelik sürecini sekteye uğratmak isteyen dış güçlere" atfetmişti.

Cumhurbaşkanı Bajram Begaj da, şiddet olaylarını kınayarak itidal çağrısında bulundu. Begaj, “Anayasa ve hukuk, istisnasız herkes için sınırları belirleyen temel çerçeve olmalıdır” dedi.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Arnavutluk’ta protestolar sürerken Meclis’te arbede yaşandı

Arnavutluk’ta öğrenci protestoları: Meclis’te milletvekilleri arasında arbede

Arnavutluk'ta Trump bağlantılı tatil köyü protestoları 12. gününe girdi