Almanya, İtalya, Fransa ve Yunanistan, von der Leyen’in Kanada'ya “ortak üyelik” teklifini içeren bildiri taslağına itiraz etti. Söz konusu ülkeler, Montreal’deki zirve öncesi hukuki belirsizlik ve diğer üçüncü ülkelere emsal yaratmasından kaygılı.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in Kanada'ya önerdiği “AB ortak üyeliği” statüsü, üye ülkeler arasında görüş ayrılığına neden oldu. Almanya, İtalya ve Yunanistan, hukuki belirsizlik yaratabileceği ve AB dışındaki diğer ülkeler için emsal oluşturabileceği gerekçesiyle öneriye itiraz ediyor. Tartışma, perşembe ve cuma günleri Montreal'de düzenlenecek AB-Kanada zirvesi öncesinde ortak bildirinin hazırlanmasını da zorlaştırdı.
Geçen ay von der Leyen, Kanada'ya AB'nin ilk “ortak üyesi” olma önerisini sundu. Ancak bu statünün nasıl tanımlanacağı henüz netlik kazanmış değil. Üstelik öneri, von der Leyen'in kendi ülkesi Almanya da dahil olmak üzere bazı üye devletlerin tepkisini çekiyor.
AB ile Birlik üyesi olmayan bir ülke arasında kurulabilecek en yakın ortaklıklardan biri olarak görülen ilişkinin ele alınacağı zirve öncesinde, Berlin'in öncülük ettiği bazı Avrupa başkentleri henüz tanımlanmamış bu kavrama karşı çıktı. Euronews'e konuşan beş AB diplomatı, üye ülkelerin itirazlarını dile getirdi.
Diplomatlardan biri, “Temel endişe, bunun daha önce kullanılmamış bir kavram olması. Hukuki belirsizlik yaratabilir ve AB dışındaki diğer ülkelerde de beklentilere yol açabilir. Komisyon bu konuyu daha önce bizimle görüşmedi. Tam olarak neyden söz ettiğimizi bilmiyoruz,” dedi.
Ortak bildirinin geçen hafta güncellenen taslağında, söz konusu kavrama açıkça yer verildi. Taslakta, önemli politika ve düzenleme girişimleri konusunda Kanada makamlarıyla düzenli görüş alışverişinde bulunulması ve ortaklığın kapsamının 2027'deki zirvede belirlenmesi öngörülüyordu.
AB'nin bu kavramı içeren ve önemli siyasi nitelik taşıyan ilk resmî belgesi olması beklenen taslak, Almanya, İtalya ve Yunanistan'ın sert itirazlarıyla karşılaştı. Fransa başta olmak üzere diğer ülkeler de öneriye kuşkuyla yaklaştı.
Pazartesi akşamı dağıtılan yeni taslakta ise üye ülkeleri bu kavramdan uzak tutan bir ifade eklendi. Buna göre, ortak üyelik fikrinin “Avrupa Komisyonu tarafından ortaya atıldığı” özellikle belirtildi.
Belgenin salı günü “sessiz usul” adı verilen yöntemle kabul edilmesi planlanıyordu. Bu yöntemde, üye ülkelerden biri itiraz etmediği sürece belge onaylanmış sayılıyor. Ancak Almanya, İtalya ve Yunanistan süre dolmadan itirazlarını iletti.
Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa'nın ofisinin şimdi yeni bir taslak dağıtması ve çarşamba günü büyükelçiler düzeyinde yeni bir müzakere turu düzenlenmesi bekleniyor. AB-Kanada zirvesi ise perşembe günü Montreal'de başlayacak.
Öneri üye ülkelerle istişare edilmeden gündeme geldi
Von der Leyen, Kanada'ya ortak üyelik fikrini Eylül ayında Avrupa Parlamentosu'nda yaptığı yıllık Birliğin Durumu konuşmasında gündeme getirmişti. Kanada Başbakanı Mark Carney de konuşmaya konuk olarak katılmıştı.
Fikir daha önce Kanadalı yetkililere iletilmişti ancak ne üye ülkelerle ne de Komisyon içinde ele alınmıştı. Bu durum, Paris ve Berlin başta olmak üzere bazı başkentleri hazırlıksız yakaladı.
Carney de önerinin adlandırılmasına tamamen ikna olmuş görünmüyordu. Kanada Başbakanı, “ortak üyelik” ifadesiyle ilgili soruya, “Önemli olan içeriği,” yanıtını vermiş ve bunun yerine “geleceğin ittifakı” ifadesini kullanmayı tercih etmişti.
Hükümetler, perşembe ve cuma günkü zirvede kabul edilmesi planlanan ortak bildirinin son halini vermeye çalışırken, başlangıçta yeterli istişare yapılmamış olması önerinin önünde engel oluşturuyor.
Berlin açısından temel sorun, işbirliği paketinin kapsamının önce üye ülkeler tarafından belirlenmesi, bildiride kullanılacak ifadelerin ise bundan sonra kararlaştırılması gerektiği. Almanya'ya göre sürecin tersinden yürütülmesi doğru değil.
Savunma, kritik ham maddeler, enerji, ticaret ve sınır güvenliği gibi alanlarda Kanada ile daha yakın işbirliği kurulması konusunda geniş bir uzlaşı bulunuyor. Tartışma, bu ortaklığın “ortak üyelik” olarak adlandırılması üzerinde yoğunlaşıyor.
Bazı ülkeler ise kavramın hukuki sonuçlarına dikkat çekerek, siyasi bir bildiride yer almadan önce kapsamlı biçimde incelenmesi gerektiğini savunuyor.
İkinci bir AB diplomatı, “Bu kavramın hukuki bir karşılığı yok, AB anlaşmalarında yer almıyor,” dedi. Ancak diplomat, “Bu fikri işler hale getirmenin bir yolunu bulmak istiyoruz,” diye ekledi.
Ortak üyelik fikri başka ülkeler için de emsal olabilir
Von der Leyen, üye ülkelerle önceden istişare etmeden yeni girişimler başlatması nedeniyle daha önce de eleştirilmişti. Komisyon Başkanı 2023'te Tunus ile bir göç anlaşması duyurmuş, bu adımı atmak için resmî bir yetkisi bulunmadığı gerekçesiyle tepki çekmişti.
Euronews'e konuşan üçüncü bir diplomat, “Tunus örneğinde üye ülkeler, göçmen gelişlerini azaltma hedefini tamamen destekliyordu ancak anlaşmanın yapılma biçimine bütünüyle katılmadıklarını belirtmek zorunda kaldılar. Burada da durum biraz benzer,” değerlendirmesinde bulundu.
Aynı diplomata göre AB, ortak üyelik kavramını yalnızca kurumsal bir tanımlama olarak görmemeli. Bu statü, Kanada'yı AB'ye yaklaştıracak ve aksi halde sektörler bazında yürütülecek teknik işbirliğine siyasi bir çerçeve kazandıracak bir araç olarak değerlendirilmeli.
Von der Leyen'i eleştirenlere göre Komisyon Başkanı, sonuçlarını tam olarak değerlendirmeden büyük siyasi açıklamalar yapma eğiliminde. Destekçileri ise onun gücünün gelişmelerin önünde gitmek, siyasi bir vizyon ortaya koymak ve bürokratik mekanizmanın bu vizyonu hayata geçirmesini sağlamak olduğunu savunuyor.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, ortak üyelik fikrini daha önce gündeme getiren ilk isim olmuştu. Ancak Merz bu kavramı, üyelik müzakereleri ilerlerken Ukrayna'yı güvenlik garantileriyle AB'ye daha sıkı bağlamanın bir yolu olarak önermişti.
Aynı fikrin Kanada'ya uygulanması ise farklı bir anlam taşıyor. Böyle bir statü, AB'ye üye olması mümkün olmayan Avrupa dışındaki bir ülkeyle kurulabilecek en yakın ortaklık için bir model oluşturabilir.
Bir AB yetkilisi Euronews'e yaptığı değerlendirmede, “Birçok ülke AB'ye daha fazla yakınlaşmak istiyor ancak onlara ne sunabileceğimizi bilmiyoruz. Kanada ile varacağımız herhangi bir anlaşma, diğer ülkeler için de önemli bir teşvik olabilir,” dedi.