Brüksel, ABD ve Rusya’nın boru hattını yeniden faaliyete geçirme yönündeki ortak girişimine karşı çıkarak, Ukrayna’daki savaş sona erse bile Kuzey Akım doğal gaz boru hattının kapalı kalacağını vurguladı.
Avrupa Komisyonu, Ukrayna’daki savaş sona erse bile Kuzey Akım (Nord Stream) doğal gaz boru hattı üzerinden Avrupa’ya Rus gazı taşınmayacağını açıkladı. Açıklama, Washington ve Moskova’nın tartışmalı projeyi yeniden devreye alma girişimlerine karşı geldi.
Almanya ile Rusya’yı bin 200 kilometreden uzun bir hat üzerinden birbirine bağlayan deniz altı doğal gaz boru hattı Nord Stream, Avrupa Birliği’nin (AB) yaptırımları kapsamında bulunuyor. Kuzey Akım 1, 2022 yılının ortalarında meydana gelen patlamanın ardından kullanılamaz hâle gelirken Kuzey Akım 2 ise Alman hükümetinden hiçbir zaman sertifika alamadı.
Avrupa Komisyonu Başsözcüsü Paula Pinho, çarşamba günü Euronews’in sorusunu yanıtlarken, “Fosil yakıt alımında Rusya’ya bağımlı olmanın görünmeyen maliyetlerini çok iyi biliyoruz," dedi.
Pinho, “Bu bağımlılık bir silah olarak kullanıldı ve bedelini biz ödedik. Dolayısıyla bunu unutmuyoruz,” ifadelerini kullandı. Pinho, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in geçen hafta Avrupa Parlamentosu üyelerine yaptığı konuşmaya da atıfta bulundu. Von der Leyen, Rusya enerji sektörüne yönelik yaptırımların “Rusya savaşı sona erdirene kadar” devam edeceğini söylemişti.
Von der Leyen, aynı görüşü bu ayın başlarında Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy’nin de katıldığı AB liderleri zirvesinde dile getirmişti.
Bu açıklamalar, ABD Başkanı Donald Trump ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında varıldığı bildirilen dizel yakıt tedariki anlaşmasına yönelik bir tepki niteliği taşıdı. Söz konusu anlaşma Avrupa’da tepkiye yol açtı.
Savaş sonrası dönemde de aynı yaklaşımın geçerli olup olmayacağı sorusu üzerine Komisyon, üye ülkelerin Rus gazı ithalatını 2027 yılı sonuna kadar aşamalı olarak sonlandırmak üzere kabul ettiği mevzuata işaret etti.
Kısa vadeli sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) sözleşmelerinin aşamalı olarak sona erdirildiği, uzun vadeli LNG sözleşmelerinin ise Ocak 2027 itibarıyla sonlandırılacağı belirtildi. Son aşamada, geçmişte Nord Stream ile ilişkilendirilenler de dâhil olmak üzere boru hattı üzerinden gaz tedarikine yönelik sözleşmelerin Eylül 2027’ye kadar aşamalı olarak sona erdirilmesi öngörülüyor.
Avrupa Komisyonu Enerji Sözcüsü Anna-Kaisa Itkonen, “Yürürlükteki mevzuat, yaptırımlara veya herhangi bir jeopolitik gelişmeye bağlı değil,” dedi.
Itkonen, “Dolayısıyla ne yaşanırsa yaşansın, Rus gazını ve LNG’sini Avrupa pazarından çıkarıyoruz. Son sevkiyatların gelecek yılın sonuna kadar tamamlanması gerekiyor,” ifadelerini kullandı.
Pinho ise, “Bu vesileyle arzı ilk kimin kestiğini kendimize hatırlatmakta fayda var. Unutulmuşsa belirtelim: Bunu yapan Rusya’ydı,” diye konuştu.
Karanlık bir miras
Kuzey Akım, Avrupa’nın Rus enerjisine uzun yıllar boyunca süren bağımlılığının sembolü hâline geldi. Moskova’nın Ukrayna’ya yönelik geniş çaplı işgalinin enerji fiyatlarında sert yükselişe yol açması ve faturaları rekor seviyelere çıkarması, bu bağımlılığın Avrupa’ya ağır bir maliyet getirdiğini ortaya koydu.
Buna karşılık AB, Rus gazından aşamalı olarak çıkmayı hedefleyen bir strateji benimsedi. Bu süreçte Rusya’nın boru hatları üzerinden Avrupa’ya sağladığı gazın toplam içindeki payı, 2021’de yaklaşık yüzde 40 seviyesinden 2025’te yaklaşık yüzde 6’ya geriledi. Ancak bu değişim yüksek maliyetleri de beraberinde getirdi. Avrupa ülkeleri, daha pahalı olan ABD menşeli LNG’ye büyük ölçüde yöneldi.
Savaşı sona erdirmeye yönelik barış görüşmeleri yoğunlaşırken ABD ve Rusya’nın, Nord Stream üzerinden gaz akışının yeniden başlatılmasını da içeren bir planı gündeme getirdiği bildiriliyor. Söz konusu planda ABD’li bir yatırımcının yer alabileceği belirtiliyor.
İki ülkenin ayrıca Lukoil varlıkları, nükleer teknoloji ve Arktik bölgesindeki LNG projeleriyle ilgili başka anlaşmaları da görüştüğü öne sürülüyor. Bu yaklaşımın, Rusya’yı ciddi müzakerelere teşvik etmek amacıyla ekonomik kazanımları gündeme getirmeyi öngören Washington stratejisiyle örtüştüğü değerlendiriliyor.
Avrupalı yetkililer ise bu yaklaşımın temelden hatalı olduğunu savunuyor. Onlara göre söz konusu strateji, Putin’in Ukrayna’yı işgal etmesinin temel nedenlerinden biri olarak gördükleri toprak kazanma hedefini göz ardı ediyor. Avrupa’daki bu görüşü savunanlar, ne kadar kazançlı olursa olsun hiçbir anlaşmanın Putin’in gözünde Ukrayna’nın yok edilmesinin yerini tutamayacağını ileri sürüyor.
Öte yandan Moskova’nın şimdiye kadar karşılığında herhangi bir taviz vermediği belirtiliyor.
Bununla birlikte, tartışmalı stratejinin Avrupa’da destekçileri de bulunuyor.
Almanya’daki aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin lideri Alice Weidel, iktidara gelmesi hâlinde yaptırımları kaldırma ve Nord Stream’i yeniden faaliyete geçirme sözü verdi. Weidel, ucuz Rus gazının Almanya’nın geçmişteki ekonomik başarısının “sırrı” olduğunu savunuyor.
Weidel, kısa süre önce Alman parlamentosunda yaptığı konuşmada, “Alman tüketicilerin ve Alman işletmelerinin üzerindeki yükü hafifletmek için Rusya’dan doğal gaz ve ham petrol istiyoruz,” dedi.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz ise Weidel’i Rusya’nın yanında yer almakla suçladı ve ülkenin enerji arz güvenliğinin ancak yenilenebilir enerji kaynaklarıyla sağlanabileceğini savundu.
AB’nin Rus gazını aşamalı olarak devre dışı bırakmayı öngören mevzuatının kaldırılması veya değiştirilmesi için Avrupa Komisyonu’nun yeni bir teklif sunması ve üye ülkeler arasında nitelikli çoğunluğun sağlanması gerekiyor.
Üye ülkelerin çoğunluğu, Moskova’dan enerji satın almanın Avrupa’nın ortak güvenliği açısından kabul edilemez maliyetler doğurduğu görüşünü koruyor.