20 Kasım’daki zirvede açıklanması beklenen anlaşma, AB ve Birleşik Krallık’ın karbon piyasalarını birbirine bağlayarak üreticileri ek sınırda karbon maliyetlerinden koruyabilir. Ancak eleştirmenler, daha yakın uyumun Britanya sanayisinin maliyetlerini artırabileceği uyarısında bulunuyor.
Euronews tarafından görülen bir taslak belgeye göre Avrupa Birliği ile Birleşik Krallık, karbon piyasalarını birbirine bağlamaya hazırlanıyor. Bu adım, Manş Denizi’nin iki yakasındaki üreticilerin karşılıklı ticarette ek karbon maliyetleriyle karşılaşmasını önleyebilir.
Tarafların, emisyon ticaret sistemlerini (ETS) birbirine bağlama müzakerelerinin tamamlandığını açıklaması bekleniyor. Anlaşma, AB ve Birleşik Krallık’ta kullanılan emisyon izinlerinin karşılıklı olarak tanınmasını sağlayacak.
20 Kasım’da Brüksel’de düzenlenecek AB-Birleşik Krallık zirvesinde duyurulması beklenen anlaşma, iki tarafta üretilen malların karşılıklı Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) uygulamalarından muaf tutulmasının da önünü açabilir. Ancak bunun için her iki tarafın ilgili yasa ve usullerinin tamamlanması gerekecek.
Yayımlanana kadar değişebilecek taslak metinde, “AB ve Birleşik Krallık’ın emisyon ticaret sistemlerini birbirine bağlayacak anlaşmaya ilişkin müzakerelerin tamamlanmasını memnuniyetle karşılıyoruz. Bu, emisyon izinlerinin karşılıklı tanınmasını ve ilgili yasa ve usullere bağlı olarak AB ve Birleşik Krallık mallarının karşılıklı CBAM uygulamalarından muaf tutulmasını sağlayacak. Söz konusu işlemleri gecikmeden başlatmayı planlıyoruz,” ifadeleri yer alıyor.
AB’nin sınırda karbon düzenlemesi Ocak 2026’da yürürlüğe girdi. Birleşik Krallık da kendi sistemini Ocak 2027’de uygulamaya koymayı planlıyor.
İki karbon piyasası arasında resmî bir bağlantı kurulmazsa üreticiler, kendi ülkelerinde emisyonları için ödeme yapsalar bile karşı tarafa mal satarken ek karbon maliyetleriyle karşılaşabilir.
Sanayinin rekabet gücünü koruyabilir mi?
Bazı AB ve Birleşik Krallık yetkililerine göre anlaşma; çelik, alüminyum, çimento ve gübre gibi enerji yoğun sektörleri ek maliyetlerden koruyabilir. İki pazar arasındaki ticaretin idari yükünü azaltması da bekleniyor.
Ancak öneriye karşı çıkanlar da var. Birleşik Krallık milletvekili David Tufnell, ülke sanayisinin “kritik bir dönemeçte” olduğunu söyledi ve sanayideki gerilemede yüksek karbon maliyetlerinin payı bulunduğunu savundu.
Tufnell, Euronews’e yaptığı açıklamada, “Birleşik Krallık ile AB’nin emisyon ticaret sistemlerini birbirine bağlamak, ülkemizdeki karbon fiyatlarını AB seviyelerine doğru daha da yükseltme riski taşıyor” dedi.
Karbon piyasaları, salımlara fiyat biçerek sanayiyi karbonsuzlaşmaya yatırım yapmaya teşvik etmeyi amaçlıyor. Ancak küresel enerji krizi ve yüksek enflasyon, yeşil dönüşümün şirketlere ve hanelere maliyetine ilişkin kaygıları artırdı.
Tufnell ayrıca Birleşik Krallık’ın sanayisine AB’ye kıyasla daha az ücretsiz emisyon izni verdiğini, bu nedenle Britanyalı üreticilerin Avrupalı rakiplerinden daha yüksek maliyetlerle karşılaşabileceğini savundu.
“Bu, Pembrokeshire gibi sanayi bölgeleri ve genel olarak Britanya sanayisinin rekabet gücü ile ülkenin dayanıklılığı açısından büyük önem taşıyor” diyen Tufnell, karbon maliyetleri rakip ülkelerden daha hızlı yükselirse üretimin, yatırımların ve istihdamın yurt dışına kayacağını, küresel salımların ise değişmeyeceğini söyledi.
Anlaşma, Brexit sonrasında Londra ile Brüksel arasındaki yakınlaşmada önemli bir adım olacak. İki taraf, Birleşik Krallık’ın AB’den ayrılma kararını geri çevirmeden ekonomik engelleri azaltmaya çalışıyor.
Analistlere göre sistemlerin bağlanması daha büyük bir karbon piyasası yaratabilir, emisyon izinlerine erişimi artırabilir ve şirketlerin bu izinlerle ticaretini kolaylaştırabilir.
Bununla birlikte daha yakın bütünleşme, Birleşik Krallık’ta siyasi açıdan hassas olan yeni düzenleyici yükümlülükleri de beraberinde getirebilir. Brexit’i savunanların gerekçelerinden biri AB kurallarından ayrılmaktı.
AB ile Birleşik Krallık’ın karbon piyasaları, kapsadıkları sektörler ve uyguladıkları kurallar bakımından farklılık gösteriyor. Binalar ve ulaştırma sektörünün ele alınış biçimi de bu farklılıklar arasında.
Ulaşım ve binalarda karbon fiyatlandırması
AB’nin binalarda ısınma ve kara yolu ulaşımında kullanılan yakıtları kapsayan ikinci emisyon ticaret sisteminin (ETS2) 2028’de tam olarak uygulanmaya başlaması planlanıyor.
Sistem kapsamında petrol ve doğal gaz tedarikçilerinin, sattıkları yakıtların yol açtığı salımlar için emisyon izni edinmesi gerekecek. Bu maliyetin tüketici faturalarına yansıyabileceği beklentisi, ETS2’ye yönelik toplumsal tartışmaları artırıyor.
Karbon piyasaları birbirine bağlanırsa Birleşik Krallık’ın karbon fiyatlandırmasını AB’nin koşullarıyla yeterince uyumlu tutması gerekecek. AB yetkilileri, karbon fiyatlandırma sisteminin etkisini birlik sınırlarının ötesine taşımayı ve üretimin daha gevşek iklim kurallarına sahip ülkelere kayması anlamına gelen “karbon kaçağını” önlemeyi hedefliyor.
Birleşik Krallık ise anlaşmayı, AB’nin düzenleyici yapılarına resmen yeniden katılmadan ticaret maliyetlerini azaltma ve Avrupa pazarına erişimini koruma fırsatı olarak görüyor.
Messina Group’un ekim ayında yaptığı Megapoll araştırmasına göre Britanyalıların yüzde 49’u AB’ye yeniden katılmayı desteklerken yüzde 28,5’i buna karşı çıkıyor.