ABD ile ticaret savaşının ortasında Kanada Başbakanı Mark Carney, 16 Eylül’de Strazburg’da Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Birliğin Durumu konuşmasına katılacak. Ardından Ottawa ile Brüksel arasında bir zirve düzenlenmesi bekleniyor. Ancak AB üyeliği Kanada için bir seçenek değil.
ABD ile ticaret savaşı yeniden kızışırken Kanada Başbakanı Mark Carney, ülkesinin Avrupa Birliği (AB) ile ekonomik ve güvenlik ortaklığını derinleştirme taahhüdünü yineledi.
Carney’nin açıklaması, Ottawa ile Washington arasındaki ticaret görüşmelerinin geçen hafta sonuçsuz kalmasının ardından geldi. Kanada, ABD’yi Fransızca diline ilişkin tavizler talep ederek ülkenin egemenliğine müdahale etmekle suçladı.
ABD Başkanı Donald Trump ise buna karşılık Truth Social hesabından yaptığı açıklamada, 1 Ocak 2027 itibarıyla otomobil ve kamyonlara uygulanan tarifelerin yüzde 50’ye çıkarılacağını söyledi.
Trump, “KANADA’YA İHTİYACIMIZ YOK, ONLARIN BİZE İHTİYACI VAR! Onlar ticaretlerinin yüzde 95’ini ABD ile yapıyor, bizim için ise durum tam tersi!” ifadelerini kullandı.
Kanada daha sonra, 8 Eylül itibarıyla toplam değeri yaklaşık 20 milyar Kanada doları (17,2 milyar euro) olan 700’den fazla ABD ürününe yüzde 15 ila 50 arasında değişen gümrük vergileri uygulayacağını açıkladı.
Kanada yönünü AB’ye çeviriyor
Trump’ın 2025’te yeniden iktidara gelmesinden ve ABD-Kanada ticari ilişkilerine yönelik tekrarlanan eleştirilerinden bu yana Ottawa, “aynı değerleri paylaşan” istikrarlı bir ortak arayışıyla AB’ye yöneliyor.
Carney pazartesi günü yaptığı açıklamada, “Bu sonbaharda dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Avrupa Birliği ile çok daha güçlü ve derin bir ekonomik ve güvenlik ortaklığı kurmak için yoğun görüşmelere başlayacağız,” dedi.
Politico’nun aktardığına göre Kanada Başbakanı, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in ABD ile ticaret savaşı başlamadan önce kendisini davet etmesinin ardından, 16 Eylül’de Strazburg’da yapılacak AB’nin “Birliğin Durumu” konuşmasına katılacağını doğruladı.
Trump’ın ikinci başkanlık döneminin başlamasından bu yana Brüksel ve Ottawa ortak bir hedef etrafında birleşiyor: ticari ilişkileri Washington’dan uzaklaştırarak çeşitlendirmek. Ancak AB ile Kanada zaten bir ticaret anlaşmasıyla bağlı olduğundan, daha derin bir ortaklık ne kadar ileri gidebilir?
Gerçek şu ki, her iki tarafın da sınırları bulunuyor.
Kanada ve ABD ekonomileri iç içe
Kritik ham maddelerden enerji ve savunmaya kadar son aylarda çok sayıda iş birliği alanı öne çıktı. Bu başlıkların, sonbaharda düzenlenmesi beklenen Kanada-AB zirvesinin gündemini şekillendirmesi bekleniyor.
Kanada, kritik ham maddelere AB’nin daha iyi erişmesini sağlamayı planlıyor. Brüksel, nadir toprak elementlerinin üretimi ve işlenmesinde büyük ölçüde Çin’e olan bağımlılığını azaltmak istiyor. Lityum, grafit ve nikel açısından güçlü kaynaklara sahip Kanada, AB’yi kendi metal tedarik zincirine entegre etmek için önemli fırsatlar sunuyor.
Ottawa’nın enerji alanında da teklifler sunması bekleniyor. Kanada şu anda enerji ihracatının büyük bölümünü ABD’ye gerçekleştiriyor.
Kanada-AB Ticaret ve Yatırım Birliği Başkanı Mark Camilleri, Euronews’e yaptığı açıklamada, “Sadece petrol ve gaz değil, nükleer enerji açısından da daha işlevsel bir Kanada-AB enerji koridorunu konuşmalıyız,” dedi. Camilleri, AB’nin enerji ihtiyacının arttığını ve enerji arzının hâlâ büyük ölçüde ithalata bağlı olduğunu belirtti.
Savunma alanında Kanada, ortak tedarik yoluyla savunma sanayisine yatırım yapmak isteyen AB ülkelerini destekleyen 150 milyar euroluk SAFE mekanizmasının halihazırda parçası. Savunma iş birliğinin daha da ileri taşınması bekleniyor. Kanada, yeni denizaltı filosunun inşası için Alman-Norveç ortaklığı TKMS’yi seçerek 12 yeni denizaltı tedarik etme kararı aldı. Arktik bölgesinin güvenliği konusunda daha yakın iş birliği de gündeme gelebilecek alanlardan biri.
Kanadalı şirketler de Avrupa pazarına giderek daha fazla ilgi gösteriyor. Ancak ticaretin çeşitlendirilmesi bir gecede gerçekleşmeyecek. Sonuçta coğrafya hâlâ önemli.
Camilleri, “Kanada ekonomisi büyük ölçüde ABD ve Kuzey Amerika ekonomisine yönelmiş ve onunla bütünleşmiş durumda. Yaşanan son derece rahatsız edici siyasi gelişmelere rağmen bu ilişkiyi koparmaya çalışmıyoruz,” dedi.
Avrupa tarafının da Kanada ile ekonomik entegrasyona sınır koyması bekleniyor. 2016’da imzalanan ticaret anlaşması, AB pazarına erişimin kolay olmadığını gösteriyor. Anlaşma henüz tüm AB üyesi ülkeler tarafından onaylanmış değil ve 2017’den bu yana yalnızca geçici olarak uygulanıyor.
Zayıf AB üyeliği umutları
Coğrafya sadece Kanadalılar için değil, AB için de önemli.
Avrupa Birliği Antlaşması'nın 49. maddesi, üyeliğin “her Avrupa devletine” açık olduğunu öngörüyor. Geçmişte Fas yeterince Avrupa ülkesi sayılmadı. Öyleyse Kanada, coğrafi olarak çok daha uzakta olmasına rağmen nasıl “Avrupa devleti” kabul edilebilir?
Brüksel merkezli düşünce kuruluşu Bruegel'in kıdemli araştırmacısı Guntram Wolff, Brüksel'de yeni bir açıklık olduğunu ve stratejik uyumun “oldukça ileri” gidebileceğini, ancak muhtemelen tam üyeliğin altında kalması gerekeceğini söylüyor.
Mevcut anlaşmanın öngördüğünün de ötesinde ticaretin daha fazla serbestleştirilmesi bir seçenek olabilir. Peki Kanada pazarının AB'ye entegrasyonu nereye kadar gidebilir?
Wolff Euronews'e, “Norveç'in bulunduğu noktaya kadar gidilebilir; bu da tek pazara üyelik anlamına geliyor” dedi. “Kanada'nın oraya gitmek isteyip istemeyeceğini ve tüm Avrupa ülkelerinin bunu isteyip istemeyeceğini önümüzdeki haftalarda göreceğiz.”
Norveç, İzlanda ve Lihtenştayn, AB üyesi ülkelerle birlikte “Avrupa Ekonomik Alanı”na dahil. Bu üyelik, malların, kişilerin, hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaşımını öngören AB'nin dört özgürlüğünün uygulanmasını gerektiriyor. Bu özgürlükler, tek pazarın temelini oluşturuyor.
Ancak bir AB yetkilisi Euronews'e, bu seçeneğin henüz masada olmadığını ve şimdilik teorik bir tartışma konusu olmaya devam ettiğini söyledi.