Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Köpek sahiplenmek çocuk doğurma ihtimalini azaltıyor mu?

Bosch Türkiye'nin yayından kaldırılan reklamından bir kare.
Bosch Türkiye'nin yayından kaldırılan reklamından bir kare. ©  Bosch Türkiye
© Bosch Türkiye
By Cagla Uren
Yayınlanma Tarihi Son güncelleme
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Bosch Türkiye'nin Anneler Günü reklamı tartışmanın fitilini ateşledi: Köpek sahipliği ile doğurganlık oranının azalması arasında gerçekten de bir ilişki var mı? Türkiye'de ve dünyada yapılan bilimsel araştırmalar bu konuda ne söylüyor?

Bosch Türkiye'nin Anneler Günü için hazırladığı "Tam bi' anne hikayesi" başlıklı reklam filmi, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın tepkisi üzerine Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) tarafından soruşturulmaya başladı.

REKLAM
REKLAM

Reklamda biri mağaza görevlisi diğeri müşteri iki kadının mağaza içinde annelik üzerine sohbet ederken kadınlardan birinin evcil hayvanından bahsettiğinin ortaya çıktığı görülüyordu. Filmdeki kadının köpeğini "oğluşum" diye sevmesi ve ona "annem" diye hitap etmesi sosyal medyada tartışma yarattı.

Şirket gelen tepkiler üzerine filmin yayından kaldırıldığını duyurdu.

Sosyal medyada reklam filmine tepki gösterenlerin önemli bir kısmı, köpek sahipliğinin özendirilerek Türkiye'de doğum oranının düşürülmeye çalışıldığını iddia ediyor. Bu görüşe göre, firmalar Türkiye'nin nüfusunu azaltmak istedikleri için bu türden reklam filmleri çekiyor.

Peki köpek sahipliği ile doğurganlık oranının azalması arasında gerçekten de bir ilişki var mı? Türkiye'de ve dünyada yapılan bilimsel araştırmalar bu konuda ne söylüyor?

Dünyada ve Türkiye'de doğurganlık hızı düşüyor mu?

Uzun süredir dünya genelinde doğurganlık hızı düşüşte. Doğurganlık hızı kavramı, bir kadının hayatı boyunca ortalama doğuracağı çocuk sayısını ifade ediyor. Nüfusun kendini yenilemesi için gereken seviye kadın başına 2,1.

Birleşmiş Milletler'in (BM) 2024 küresel doğurganlık verilerine göre kadın başına 2,2 çocuk düşüyor. 1950'de bu rakamın kadın başına 5 çocuk olduğu ifade ediliyor.

Bugün dünya genelinde birçok ülke 2,1’in altına düşmüş durumda. Bunların başında Avrupa ve Doğu Asya ülkeleri geliyor. Avrupa'da kadın başına 1,3 ila 1,5 çocuk düşerken, Güney Kore ve Japonya gibi ülkelerde bu rakam 1'in altında.

Türkiye de "düşük doğurganlık" ülkeleri arasında yer alıyor. TÜİK konuyla ilgili açıklamasında, "Toplam doğurganlık hızı, 2001 yılında 2,38 çocuk iken 2014 yılından itibaren aralıksız düşüş eğilimine girerek 2024 yılında 1,48 çocuk olarak gerçekleşti. Toplam doğurganlık hızı son 8 yıldır nüfusun yenilenme seviyesi olan 2,1'in altında kalmaya devam etti," diyor.

Ayrıca Türkiye'de 2017’de doğurganlık 1,50’nin altında olan il sayısı 4'ken, 2024’te bu sayı 55 ile yükseldi. Bu da ciddi bir gerileme anlamına geliyor.

Saygın tıp dergisi The Lancet’te yayımlanan küresel bir çalışma, 2100’e kadar neredeyse tüm ülkelerde doğurganlık hızının 2,1’in altına düşeceğini tahmin ediyor.

Çalışmaya göre bu trendin ana nedenleri eğitim, şehirleşme ve ekonomik yapı. "İnsanların bencilleştiği", veya "evcil hayvanların çocuk doğurmayı engellediği" yönündeki iddialar ise nüfus artış hızının düşmesinin nedenleri arasında gösterilmiyor.

Türkiye'de ve dünyada kaç kişi köpek sahibi?

Avrupa Evcil Hayvan Yemi (FEDIAF) derneğinin 2025 rakamlarına göre, Avrupa’da 139 milyon hane evcil hayvan sahibi. Bu da yaklaşık yüzde 49 demek.

Türkiye'de ise güvenilir veri bulmak daha zor. Ancak Veri Kaynağı'nın 2024 tarihli araştırması, Türkiye’deki hanelerin yüzde 14’ünde en az bir köpek veya kedi beslendiğini söylüyor. Bu veriye göre, Türkiye bu alanda Avrupa ülkeleri arasında sondan ikinci.

Ancak bu farka rağmen hem Avrupa'da hem de Türkiye'de doğurganlık hızı düşmeye devam ediyor.

Neden evcil hayvan sahipleniyoruz?

Ankara Üniversitesi'nden araştırmacıların geçen yıl yaptığı bir çalışmada, Türkiye'de evcil hayvan sahipliğini belirleyen ana faktörlerin yaş, eğitim, gelir ve yaşam tarzı olduğu anlaşılıyor.

20 ilden 1000 kişiyle yapılan çalışmaya göre, özellikle 50 yaş ve üzeri kişilerde köpek sahipliği artıyor. Bunda yalnızlığın ve arkadaş ihtiyacının etkili olduğu düşünülüyor. 18-30 yaş arası genç yetişkinlerde ise zaman kısıtlılığından dolayı köpek sayısı daha az.

Köpekleri çocuğumuz olarak mı görüyoruz?

TGM Research'ün 2026 tarihli anketine göre ise evcil hayvan sahibi Türklerin yüzde 39'u evcil hayvanı “aile üyesi” olarak görürken, yüzde 25'i ise “çocuk veya bebek gibi” görüyor.

Macaristan’da yapılan bir ankette de çocuğu olmayan bireylerin yüzde 19’unun ve ebeveynlerin yüzde 10’unun köpeklerini en azından kısmen herhangi bir insandan daha değerli gördüğünü ifade ediyor. Yine de araştırmacılar, yaygın algının aksine köpek sahiplerinin büyük çoğunluğunun evcil hayvanlarını gerçekten “çocuk yerine koymadığını” vurguluyor. Araştırma ekibinden Enikő Kubinyi’ye göre insanlar çoğu zaman köpekleri özellikle “çocuk gibi olmadıkları” için tercih ediyor ve onların türlerine özgü ihtiyaçlarının farkında.

Köpekler doğurganlığı azaltıyor mu?

Küresel çapta araştırmalarda, köpek sahiplenmenin çocuk sahibi olma ihtimalini azalttığı yönünde net bir veri bulunabilmiş değil. Çoğu uzman, köpek sahiplenmek ve çocuk yapmamak arasında bir neden sonuç ilişkisi kuramadıklarını ifade ediyor. Ancak iki durumun çeşitli sebeplerden birbiriyle bağlantılı olduğunu düşündüren çalışmalar da var.

2021'de Çin'de yapılan bir araştırmada, kendini yüksek sosyoekonomik gruplarda konumlandıran kişilerin evcil hayvanla kurduğu güçlü bağın, çocuk isteğiyle negatif ilişki gösterebileceği ifade edilmişti. Ancak araştırmada Tek başına hayvana bağlılığın ve yine tek başına sosyoekonomik durumun çocuk isteğini belirlemediği vurgulanmıştı. Yani bu makaleye göre, iki faktörün birlikte var olması gerekiyor. Diğer sosyoekonomik gruplarda ise böyle bir ilişki bulunamamış.

Makalede şu ifadeler yer alıyor:

"Ne öznel sosyoekonomik durum ne de evcil hayvan bağlılığı tek başına doğurganlık niyetini belirlemiyor. Evcil hayvan bağlılığı ile öznel sosyoekonomik durumun birlikte oluşturduğu etkileşim, doğurganlık niyeti üzerinde sınırda anlamlı bir etki gösterdi."

Macaristan’daki Eötvös Loránd Üniversitesi araştırmacılarının, geçen yıl bilimsel dergi European Psychologist'te yayımlanan kapsamlı incelemesinde ise bu soruya daha nüanslı bir yanıt veriliyordu: Köpekler çocukların yerini doğrudan almıyor, ancak bazı insanlar için benzer bir “bakım verme” ihtiyacını daha az yükle karşılayabiliyor.

'Deneme çocuğu' araştırması: 'Köpek sahiplerinde çocuk yapma olasılığı artıyor'

Ancak köpek sahiplenmenin çocuk dünyaya getirme ihtimalini artırdığını düşündüren araştırmalar da var. Bu araştırmalarda çocuklu ailelerin köpek sahiplenme olasılığının daha yüksek olduğu ve bazı çiftlerin köpekleri “deneme çocuğu” gibi görerek ebeveynliğe hazırlık sürecinin bir parçası olarak değerlendirdiği vurgulanıyor.

Kimi araştırmacılara göre de köpeği olan erkeklerin daha çekici bulunması, dolaylı olarak ebeveynlik ihtimalini artırabiliyor.

Ulusal Tayvan Üniversitesi ve ABD'deki Rochester Üniversitesi'nde yapılan ama henüz hakemli bir dergide yayımlanmamış olan bir çalışmaya göre, doğumdan sonra köpek sahipliği yüzde 21 artarken, bir köpek sahiplenmenin daha sonra çocuk sahibi olma olasılığını yüzde 33 artırdığı belirlendi. Araştırmacılar bulgularının köpeklerin "deneme çocuğu" olarak görüldüğü teziyle uyumlu olduğunu vurguladı.

İnsanlar neden evcil hayvanlara yöneliyor?

Küresel evcil hayvan sayısının 1 milyar olduğu ve artmayı da sürdürdüğü tahmin ediliyor. Araştırmacılara göre evcil hayvan bakımında son 10 yılda belirgin artış var. Ancak bazı araştırmalar, ev kedisi popülasyonu daha hızlı artıyor, çünkü kediler şehir yaşamına köpeklerden daha uygun bulunuyor. Ayrıca özellikle pandemide evcil hayvan sahipliğinin çok hızlı arttığı, pandemiden sonra ise bir düşüş trendine girildiği belirtiliyor.

Macar araştırmacılara göre ise tüm bu bulgular, köpek sahipliği ile doğurganlık arasındaki ilişkinin tek başına bireysel tercihlerle açıklanamayacağını gösteriyor. Araştırmacılara göre, bu eğilimlerin arkasında daha geniş bir sosyokültürel dönüşüm var: Artan yalnızlık ve zayıflayan toplumsal bağlar.

MTA-ELTE 'Momentum' Evcil Hayvan Araştırma Grubu Başkanı Eniko Kubinyi, "Çocuk sayısının azalmasının nedeni köpek sayısının artması değil, her iki olayın da ardında yatan aynı eğilim: Sosyal ağların dönüşümü ve zayıflaması," diyor.

Kubinyi, "yoldaş hayvan kaçış teorisi" diye adlandırdığı bir yaklaşıma sahip. Bu yaklaşım, insanların bakım verme içgüdüsü ve sosyal destek ihtiyacının biyolojik olarak var olduğunu, ancak modern toplumlarda insan ilişkilerinin zayıflamasıyla bu ihtiyaçların evcil hayvanlara yöneldiğini savunuyor.

Kubinyi’ye göre Batı toplumlarında köpek sahipliğinin değişen rolü, aslında insanların bakım verme ve sosyal destek eksikliği yaşadığını gösteriyor. Bu boşluk kısmen köpekler (ve muhtemelen kediler) aracılığıyla dolduruluyor.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

İstanbul'da sokak köpekleri kararı: Valilik mayıs sonuna kadar süre verdi

En eski evcil köpekler Türkiye'den çıktı: Tüm bitki ve hayvanlardan önce evcilleştiler

Araştırma: Köpekler kulak misafiri olarak yeni kelimeler öğrenebiliyor