Morityus’un tanıtımında öne çıkarılmak istenen bir başka unsur da çok kültürlü toplumsal yapısı.
Uzun yıllardır beyaz kumlu plajları ve lüks sahil otelleriyle tanınan Morityus (Mauritius), turistlere adanın yalnızca sahillerden ibaret olmadığını göstermeyi hedefliyor. Ada ülkesi, ziyaretçileri doğa yürüyüşleri, açık hava etkinlikleri ve kültürel keşifler için iç kesimlere yönlendirmek istiyor.
Doğu Afrika’nın güneydoğusunda yer alan Morityus, şimdiye kadar daha çok tropikal plajları ve turkuaz deniziyle öne çıktı. Ancak yetkililer, turistlerin otellerin dışına çıkıp adanın farklı yüzlerini de görmesini sağlamaya çalışıyor. Morityus Turizm Tanıtım Kurumu Başkanı Dinesh Burrenchobay, ülkenin güzel plajlarıyla tanındığını ancak bunun ötesinde çok daha fazla deneyim sunduğunu söyledi.
Doğa ve macera turizmi öne çıkıyor
Burrenchobay, ziyaretçilere rehber eşliğinde Chamarel Ovası’ndaki 7 Renkli Topraklar jeolojik oluşumunu görmelerini öneriyor. Adanın güneybatısında yer alan ve UNESCO Dünya Mirası listesinde bulunan Le Morne Brabant da öne çıkan duraklardan biri. Morityus’un en büyük koruma alanı olan Black River Gorges Ulusal Parkı’nda ise 50 kilometreden fazla yürüyüş parkuru bulunuyor.
Yetkililer ayrıca batı kıyısında yunus ve balina gözlemi yapılabileceğini, kuzey kıyısından tekneyle ulaşılan küçük adacıklarda ise sakin yüzme noktalarının keşfedilebileceğini belirtiyor. Burrenchobay, turistlerin giderek daha maceracı hale geldiğini ve otellerde daha az zaman geçirmeye başladığını söylüyor. Ona göre 10 günlük bir tatil, yalnızca şezlongda vakit geçirmekten çok daha fazlasını sunuyor.
Çok kültürlü bir ada
Morityus’un tanıtımında öne çıkarılmak istenen bir başka unsur da çok kültürlü toplumsal yapısı. Burrenchobay, adayı “tek bir ada ama içinde birkaç kıta barındıran bir ülke” olarak tanımlıyor.
Ziyaretçilerin bu çeşitliliği en iyi hissedebileceği yerlerin başında başkent Port Louis geliyor. Kentte Çin Mahallesi’nde Çin mutfağı, farklı bölgelerde Hint ve Kreol restoranları bulunuyor. Morityus mutfağında ise pirinç, rougaille adı verilen baharatlı domates sosu, mercimek ve geyik eti köri gibi yemekler öne çıkıyor.
Adada kültürel ve dini miras da turizmin önemli parçaları arasında yer alıyor. Port Louis’teki Marie Reine de la Paix Katolik tapınağı ile Hint Okyanusu’nun en eski camilerinden biri sayılan Jummah Camii bunlardan bazıları. Adanın merkezindeki Ganga Talao krater gölü ise tapınak ve kutsal alanlarla çevrili yapısıyla Morityus’taki en önemli Hindu ibadet merkezlerinden biri olarak kabul ediliyor.
Burrenchobay, Morityus’a gelen birçok turistin bu kadar küçük bir ülkede farklı kökenlerden insanların yan yana ve barış içinde yaşamasından etkilendiğini söylüyor.
Sürdürülebilir turizm hedefi
Yetkililer, ülkenin plajlarının ve kıyı şeridinin hâlâ en büyük çekim merkezlerinden biri olduğunu kabul ediyor. Ancak aynı zamanda iklim değişikliğinin etkilerine karşı da önlem alınması gerektiğini vurguluyorlar. Kıyı erozyonunu önlemeye yönelik projeler ve yenilenebilir enerji kullanımının artırılması bu çabanın bir parçası olarak görülüyor.
Morityus ayrıca “rejeneratif turizm” anlayışını da geliştirmek istiyor. Bu yaklaşım, turistlerin yalnızca tüketen değil, yerel topluma katkı sunan ziyaretçiler olmasını amaçlıyor. Burrenchobay, turistlerin otellerin çevresindeki yerel topluluklara fayda sağlayacak faaliyetlere daha fazla dahil edilmesi gerektiğini belirtiyor. Ona göre amaç, ziyaretçilerin adadan ayrılırken buraya yeniden dönmek istemesini sağlayacak bir etki bırakmak.