Bakan Memişoğlu'nun "Bizim HPV profilimiz farklı" sözleri tartışma yarattı. Peki Türkiye'nin HPV profili nasıl? İşte Türkiye'de ve dünyada HPV'ye dair bilinenler.
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, HPV aşısının Türkiye'nin ulusal aşı programına dahil edilmesi talebine ilişkin son açıklaması tartışmalara neden oldu.
15 Ağustos'ta sağlık muhabirlerine açıklamada bulunan Memişoğlu, HPV aşısına ilişkin değerlendirmelerin sürdüğünü ve bazı bilim insanlarının, Türkiye'de ulusal HPV aşılamasına gerek olmadığı görüşünde olduğunu ifade etti.
Memişoğlu, "Bizim HPV oranlarımız, kanser oranlarımız, kanser yapma oranlarımız farklı. Bizim HPV profilimiz de farklı," ifadelerini kullandı.
Bakan ayrıca bilimsel değerlendirmelerin ardından yararlı olduğuna karar verilmesi halinde aşının programa alınacağını söyledi. Ancak Memişoğlu'nun sözleri kamuoyunda ve özellikle de kadınlar arasında tartışmalara neden oldu.
Türkiye gerçekten yaygın HPV taraması yapıyor mu?
Türkiye, 2014'te Pap smear ağırlıklı sistemden HPV-DNA temelli ulusal serviks kanseri (rahim ağzı kanseri) taramasına geçti.
Sağlık Bakanlığı'nın programında 30-65 yaş arasındaki kadınlara beş yılda bir ücretsiz HPV-DNA testi uygulanıyor. Testler Aile Sağlığı Merkezleri, Toplum Sağlığı Merkezleri, Sağlıklı Hayat Merkezleri ve KETEM'lerde yapılıyor; örnekler Ulusal HPV Laboratuvarı'nda inceleniyor. Bakanlık ayrıca, bu sonuçlardan bir “Türkiye HPV-DNA genotip haritası” oluşturulduğunu belirtiyor.
Bakanlığın 2024 faaliyet raporunda aynı yıl sonu serviks kanseri tarama oranı yüzde 89,4 olarak bildirildi.
Türkiye'de HPV ne kadar yaygın?
HPV oranları ise hangi yaş grubunun, hangi nedenle ve hangi yöntemle test edildiğine göre değişebiliyor. En önemli veriler, ulusal tarama programından geliyor.
İlk 1 milyon kadının incelendiği 2018 tarihli ulusal tarama çalışmasında HPV pozitifliği yüzde 3,5 çıkmıştı.
2020'de aynı ulusal programdaki 4 milyon 99 bin 230 kadının sonuçları incelendiğinde ise HPV-DNA pozitifliği yüzde 4,39 olarak belirlenmişti. Bu oran, çalışmada taranan yaklaşık 4,1 milyon kadının 180 bininde HPV olduğu anlamına geliyor.
Öte yandan, İstanbul'da hastaneye başvuran 2 bin 285 kadını kapsayan 2018-2020 çalışmasında HPV pozitifliği yüzde 36,3 bulunmuştu. Güneydoğu bölgesinde 13 bin 300 servikal örneği inceleyen başka bir çalışmada ise oran yüzde 6,7 çıkmıştı.
İlk bakışta yüzde 3,5, yüzde 6,7 ve yüzde 36 gibi oranlar çelişkili görünebilir. Ancak ulusal tarama popülasyonu ile belirli bir sebepten hastaneye başvuran belirli hasta grupları aynı popülasyonu temsil etmiyor.
HPV pozitif kadınların ne kadarı kanser olur?
HPV (İnsan Papilloma Virüsü), cinsel yolla bulaşan ve deri ile mukoza yüzeylerini etkileyen çok yaygın bir DNA virüsü.
170'ten fazla tipi olan bu virüsün bazı türleri genital siğillere yol açarken, yüksek riskli tipleri rahim ağzı başta olmak üzere çeşitli kanser türlerine neden olabiliyor.
Virüs genel olarak, cinsel temas ve enfekte bölgeyle doğrudan deri/mukoza teması yoluyla bulaşıyor. Tam bir cinsel ilişki olmasa bile sürtünme veya temas yeterli oluyor.Tuvalet, havlu veya ortak eşyalardan bulaşma riski ise çok az.
Erkeklerde virüs, çoğunlukla hiçbir belirti göstermeden bağışıklık sistemi tarafından 1-2 yıl içinde vücuttan atılıyor. Ancak bazı durumlarda genital siğillere ya da nadiren penis, anüs ve boğaz kanserlerine yol açabiliyor. Erkekler virüsün hem taşıyıcısı hem de bulaştırıcısı konumunda. Kadınlara bulaştığında ise durum daha ciddi bir hal alıyor.
HPV enfeksiyonlarının büyük çoğunluğu kansere dönüşmüyor. CDC'ye göre yeni HPV enfeksiyonlarının yüzde 90'dan fazlası iki yıl içinde temizleniyor veya saptanamaz hale geliyor. Yani HPV pozitif olmak tek başına kanser öncesi lezyon veya kanser anlamına gelmiyor.
Asıl risk, yüksek riskli HPV enfeksiyonunun kalıcı hale gelmesiyle ortaya çıkıyor. CDC'nin verdiği tahmine göre rahim ağzında HPV enfeksiyonu bulunan kadınların yaklaşık yüzde 10'unda uzun süreli enfeksiyon gelişiyor; kanser riski esas olarak bu grupta yükseliyor.
Öte yandan, HPV kaynaklı rahim ağzı kanseri kadınlarda en yaygın dördüncü kanser türü.
Türkiye'nin 'HPV profili' gerçekten farklı mı?
Türkiye'nin ilk bir milyonluk ulusal tarama çalışmasında HPV pozitif kadınlarda en sık görülen yüksek riskli tiplerin sıralaması şöyle: HPV-16, HPV-51, HPV-31, HPV-52, HPV-18.
Dört milyon kadından oluşan daha büyük çalışma da sıralamayı büyük ölçüde doğruluyor.
Bu açıdan Türkiye'nin HPV profilinde belirli farklılıklar gerçekten mevcut. HPV-18 dünyada rahim ağzı kanseri açısından HPV-16'dan sonra en önemli tiplerden biri olmasına rağmen Türkiye'nin genel tarama popülasyonunda 51, 31, 52 ve 56 gibi tiplerin gerisinde kalabiliyor.
2018 tarihli araştırma belirlenen HPV tipleri ve kadınlar arasındaki dağılımları şu şekilde:
- HPV-16: Yüzde 20,7
- HPV-51: Yüzde 10,8
- HPV-31: Yüzde 8,7
- HPV-52: Yüzde 7,1
- HPV-56: Yüzde 5,7
- HPV-39: Yüzde 5,5
- HPV-18: Yüzde 5,1
- HPV-58: Yüzde 5,1
Ancak bu durum yalnızca Türkiye'ye özgü değil. Küresel analizler, HPV genotiplerinin görülme oranlarının coğrafi bölgelere göre değiştiğini açıkça gösteriyor. Örneğin HPV-35'in serviks kanserlerindeki payı Afrika'da diğer bölgelerden daha yüksek.
Kanseri hangi tipler yayıyor, Türkiye'dekiler yaymıyor mu?
Öte yandan burada kritik bir ayrım var: “HPV taşıyanlarda hangi tip yaygın?” ile “Kanseri hangi tip yapıyor?” aynı soru değil. Bir HPV tipinin sağlıklı veya taranan kadınlarda sık görülmesi, o tipin rahim ağzı kanserlerinden aynı oranında sorumlu olduğu anlamına gelmiyor.
Dünya Sağlık Örgütü'nün 2024'te yayımladığı büyük küresel analiz, 110 binden fazla rahim ağzı kanseri vakası ile 2,5 milyondan fazla kanser olmayan kadını karşılaştırmıştı. Sonuçta HPV tiplerinin kanserojen güçlerinin birbirinden ciddi biçimde farklı olduğu ortaya çıkmıştı. HPV-16 ve HPV-18 tek başlarına dünya genelindeki serviks kanserlerinin yaklaşık dörtte üçünden sorumluydu. HPV-31, 33, 45, 52 ve 58 ise birlikte yaklaşık yüzde 15-20'lik ek yük oluşturuyordu.
Türkiye tahminleri de HPV-16 ve 18'e önemli bir pay atfediyor.
ICO/IARC HPV Bilgilendirme Merkezi'nin Türkiye bilgi notuna göre, Türkiye'deki invaziv rahim ağzı kanserlerinin yaklaşık yüzde 67,6'sı HPV-16 veya HPV-18'e atfediliyor.
Dünya genelinde güncel DSÖ tahmini ise yaklaşık yüzde 76. Oranlardaki bu farklılıklar nedeniyle Türkiye'de bir "profil farkından" söz etmek mümkün. Ancak kanserlerin üçte ikisinden fazlası hâlâ HPV-16 ve 18'e bağlı.
Aşı hala önemli
DSÖ'nün mevcut tavsiyesi oldukça açık: 9-14 yaş kız çocuklarının HPV'ye karşı aşılanması rahim ağzı kanserinin önlenmesinde temel stratejilerden biri. DSÖ ayrıca taramanın da 30 yaşından itibaren yapılmasını öneriyor.
DSÖ onaylı aşıların, dünya genelindeki rahim ağzı kanserlerinin yaklaşık yüzde 76'sından sorumlu HPV-16 ve HPV-18 tiplerine karşı koruma sağladığı belirtiliyor.
Türkiye'de HPV aşılarının ücretsiz olması tartışması ise 2022'ye uzanıyor.
Dönemin Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, belirlenen bir grupla HPV aşılamasına başlanacağını ve kapsamın daha sonra kademeli olarak genişletileceğini söylemişti.
Haziran 2025'te ise mevcut Sağlık Bakanı Memişoğlu, HPV aşısının 2025 sonundan itibaren ücretsiz uygulanacağını, özellikle 13 yaşındaki çocukların ve 15 yaş üzerindeki isteyenlerin aşılanacağını dile getirmişti.
Ancak aşılama programı halen başlatılmadı.
HPV aşısı olan yeni jenerasyonda rahim ağzı kanserinden ölümler 0'a indi
Yakın zamanda İngiltere'de yapılan kapsamlı bir araştırma, HPV aşısının yalnızca rahim ağzı kanseri vakalarını azaltmakla kalmadığını, aynı zamanda genç kadınlar arasında bu hastalıktan kaynaklanan ölümleri de çarpıcı biçimde düşürmüş olabileceğini ortaya koymuştu.
Araştırmacılar, ulusal aşılama programının uygulanmaya başlamasından sonraki dönemde 20-24 yaş grubunda rahim ağzı kanserine bağlı ölüm vakalarının tamamen ortadan kalktığını bildirdi.
Önde gelen tıp dergisi The Lancet'te yayınlanan çalışmada, İngiltere'de 2001-2024 yılları arasındaki ulusal ölüm kayıtlarını incelendi. Ülke, 2008 yılında 12-13 yaşındaki kız çocuklarına yönelik okul temelli HPV aşılama programını başlatmış, daha büyük yaş grupları için de telafi kampanyaları düzenlemişti.