Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Film ve dizilerle üne kavuşan ikonik oteller

The White Lotus’un ilk sezonu, Wailea’daki Four Seasons Resort Maui’de çekildi.
The White Lotus'un ilk sezonu, Wailea'daki Four Seasons Resort Maui'de çekildi. ©  Four Seasons / Christian Horan
© Four Seasons / Christian Horan
By Dianne Apen-Sadler
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

The White Lotus’taki dikkat çeken sahne mekânlarından David Lynch’in Twin Peaks’inde karşımıza çıkan beklenmedik cevhere kadar, bu oteller sinemaseverler için kesinlikle görülmeye değer.

Bir kitap okumanın en güzel yanı, sizi hiç gitmediğiniz ve yalnızca hayal gücünüzde var olan bir yere götürebilmesidir. Film ve dizi izlemenin en güzel yanı ise, sizi gerçekten ziyaret edebileceğiniz bir yere taşımasıdır.

REKLAM
REKLAM

Set-jetting, yani bir film izlerken gördüğünüz mekânları ziyaret etmek, 2026'da hâlâ büyük bir trend ve yavaşlayacağına dair hiçbir işaret göstermiyor.

Çoğu insan, bir yeri ekranda gördükten sonra oraya seyahat etmeyi tercih ederken, bazıları işi bir adım daha ileri götürüp en sevdikleri karakterlerin izini sürüyor.

Pek çok film ve dizi, otelleri mekân olarak kullandı ve Tokyo'daki “Lost in Translation oteli”nin yeniden açılmasıyla, en ikonik örneklerden bazılarına göz atmanın zamanı geldiğini düşündük.

Sophia Coppola'nın Lost in Translation filmi, havuz da dâhil olmak üzere Park Hyatt Tokyo'nun dört bir yanındaki alanlarda çekildi
Sophia Coppola'nın Lost in Translation filmi, havuz da dâhil olmak üzere Park Hyatt Tokyo'nun dört bir yanındaki alanlarda çekildi Park Hyatt Tokyo

Lost in Translation: Park Hyatt Tokyo, Japonya

Sofia Coppola'nın 2003 yapımı Lost in Translation filmi, Park Hyatt Tokyo'yu dünyanın en ünlü adreslerinden biri haline getirdi.

Senaryosu ile Bill Murray ve Scarlett Johansson’ın performansları filme Oscar dâhil sayısız ödül kazandırmış olsa da, Japon başkentinin üzerine yükselen gökdelen otelin yarattığı atmosfer ve sunduğu manzaralar olmasa, film aynı etkiyi bırakmazdı.

Otel, 19 ay süren yenilemenin ardından Aralık 2025'te yeniden kapılarını açtı; ancak tamamen yeni bir tasarım yerine, iç mekânlar yer yer modernleştirilip yumuşatılmış olsa da büyük ölçüde özgün hâline sadık kalıyor.

The Night Manager: Es Saadi Palace, Marakeş

John Le Carré'nin The Night Manager romanının 2016 tarihli TV uyarlaması, artık Kahire'de bir otelin adıyla anılan gece müdürü olarak çalışan eski Britanyalı asker Jonathan Pine'ın uluslararası bir silah kaçakçısını çökertmek üzere görevlendirilmesine odaklanıyor.

Bununla birlikte ekranda gördüğümüz hayali Nefertiti Otel, gerçekte Marakeş'in Es Saadi Palace'ı.

80 bin metrekareyi bulan bahçeleriyle tanınan tatil kompleksi, 3 bin metrekarelik bir spa, gece kulübü ve kumarhaneyi de barındırıyor. Palace, tamamı süitlerden oluşan bir otel ve restoranları, yemekler ile kokteyllerde tesiste yetiştirilen ürün ve otları kullanıyor.

İngiliz oyuncu Tom Hiddleston, 1952'de açıldığından bu yana bu koridorlardan geçen tek ünlü isim değil; yıllar içinde Pierre Balmain, Josephine Baker ve Leonardo DiCaprio gibi konukları da ağırladı.

Felekten Bir Gece, 15 günlük bir sürede Ceasars Palace'ta çekildi
Felekten Bir Gece, 15 günlük bir sürede Ceasars Palace'ta çekildi Ceasars Palace

The Hangover: Ceasars Palace, Nevada, ABD

Las Vegas'taki Caesars Palace, The Hangover'ın 2009'da burada çekilmesinden çok önce de ünlüydü (ve hayır, gerçek Sezar burada yaşadığı için değil).

1966'da Strip'te kapılarını açan otel ve kumarhane, sayısız boks maçı ve spor etkinliğine (1980'lerin başındaki iki Formula 1 yarışını da kapsayacak şekilde) ev sahipliği yaptı; ayrıca Frank Sinatra, Cher, Dolly Parton ve Adele'in de aralarında bulunduğu pek çok sanatçının konserlerine sahne oldu.

Ayrıca uzun süredir bir çekim mekânı; Ocean's Eleven, Rain Man ve Rocky III gibi filmler de burada çekildi.

Ne yazık ki filmdeki gerçek The Hangover süitinde kalamıyorsunuz; çünkü o oda Warner Bros. Burbank stüdyolarındaki bir platoda inşa edilmişti.

Buna karşın otelin 3 bin 960 oda ve süitinden birinde konaklayabilir, aralarında ünlülerin favorisi Nobu'nun da bulunduğu çok sayıdaki restorandan birinde yemek yiyebilir, spor barında bahis oynayabilir, 1.324 slot makinesinden birinde şansınızı deneyebilir ya da altı yüzme havuzundan birinde dinlenebilirsiniz.

The White Lotus'un ikinci sezonu Sicilya'daki Four Seasons San Domenico Hotel'de çekildi
The White Lotus'un ikinci sezonu Sicilya'daki Four Seasons San Domenico Hotel'de çekildi Four Seasons

The White Lotus: Çeşitli Four Seasons otelleri

Az sayıda dizi, The White Lotus kadar bizde seyahat isteği uyandırdı ve bunun sebebi sadece Covid pandemisi sırasında eve kapanmış olmamız değildi.

Her sezon için seçilen destinasyonlar – Hawaii, Sicilya ve Tayland (yakında Fransa'nın güneyi de eklenecek) – başlı başına etkileyici; ancak her seferinde seçilen Four Seasons oteli işi bambaşka bir seviyeye taşıyor.

Hawaii'deki Four Seasons Resort Maui at Wailea'nın muhteşem bir plajı, Instagram'lık birkaç havuzu, üç (evet, üç) golf sahası ve aralarında efsane şef Wolfgang Puck'ınkilerin de bulunduğu dünya standartlarında birçok restoranı var.

Sicilya'ya gelince; Four Seasons San Domenico Hotel, Taormina'da bir kayalık üzerine kurulmuş ve İyon Denizi'ne bakıyor.

Restoranlardan sonsuzluk havuzuna kadar, adeta film için yaratılmış kadar kusursuz görünen manzaralardan kaçmak mümkün değil (küçük bir not: gerçekten de beyaz perdeye çıktı; otel, Francis Ford Coppola'nın Baba filminde yer alan yakın kasabalara düzenlenen çekim yeri turları sunuyor).

The White Lotus'un üçüncü sezonu için başlıca çekim üssü, havuzlu villalarıyla Ko Samui'deki Four Seasons Resort oldu; ancak kurgusal oteli yaratmak için kullanılan diğer tesisler arasında Rosewood Phuket, Anantara Mai Khao Phuket ve Anantara Bophut Koh Samui de yer alıyor.

Beverly Wilshire, A Four Seasons Hotel'de “Pretty Woman deneyimi” bile rezervasyonu yapabilirsiniz
Beverly Wilshire, A Four Seasons Hotel'de “Pretty Woman deneyimi” bile rezervasyonu yapabilirsiniz Four Seasons/Don Riddle

Pretty Woman: Beverly Wilshire, A Four Seasons Hotel

Gümüş perdeye çıkmadan çok önce ünlü olan bir diğer otel Beverly Hills'teki Beverly Wilshire; Elvis Presley, Warren Beatty ve John Lennon gibi pek çok yıldız bir dönem burayı evi olarak benimsedi.

Ancak en ünlü “sakinleri” kurmaca karakterler; zira otel, Pretty Woman filminin başlıca mekânı olarak kamera karşısına çıktı.

Otel, 90'ların klasiğiyle olan bağını değerlendirmekten de hiç çekinmiyor; Penthouse süitte konakladığınız, Beverly Hills Spa'da masaj ve ardından odanızda bir banyoyla rahatladığınız, yemek görgü kuralları dersine katıldığınız ve yakınlardaki bir parkta piknik yaptığınız “Pretty Woman deneyimi” paketini rezerve edebiliyorsunuz.

Daha standart misafirler içinse Wolfgang Puck'ın CUT'u da dâhil olmak üzere beş restoran ve bar, 395 oda ve süit ile harika bir açık havuz bulunuyor.

Twin Peaks: Salish Lodge & Spa, Washington, ABD

David Lynch'in bir cinayet soruşturmasını konu alan kült dizisinin pek çok yolcuya ilham vereceğini tahmin etmeyebilirsiniz; ancak Washington eyaletindeki mekân gerçekten büyüleyici (her ne kadar biraz ürkütücü bir havası olsa da).

Dizide Twin Peaks'teki Great Northern Hotel olarak bildiğimiz yer, aslında Snoqualmie'deki Salish Lodge & Spa.

Sadece 86 odası bulunan otelde 315 numaralı bir oda yok; ancak otelin hediyelik eşya dükkânından, üzerinde Ajan Cooper'ın oda numarasının yazılı olduğu bir anahtarlık ve başka temalı hatıra eşyaları satın alabilirsiniz.

Gerçek hayattaki misafirler Snoqualmie Şelalesi'ni seyredebilir, ziyaretçi merkezinde Snoqualmie Kabilesi hakkında daha fazla bilgi edinebilir, spa bakımı için rezervasyon yaptırabilir veya saunada dinlenebilir.

Carrie Bradshaw sonunda altıncı sezonda Paris'e gittiğinde Hotel Plaza Athénée'de kaldı
Carrie Bradshaw sonunda altıncı sezonda Paris'e gittiğinde Hotel Plaza Athénée'de kaldı Dorchester Collection

Sex and the City: Hotel Plaza Athénée

Sex and the City'nin ikinci sezonunda Mr Big'in Paris'e taşınması, Carrie Bradshaw'ın bir açılıp bir kapanan ilişkisinde büyük bir engel yaratır; ancak sevseniz de sevmeseniz de dizinin baş kahramanı ancak altıncı sezonda aşk şehrine doğru yola çıkar.

Bu yolculukta yanında Big değil Aleksandr vardır ve Carrie, Hotel Plaza Athénée'ye giriş yapar; Eiffel Kulesi'ne bakarken çiçeklerle çevrili balkonda duran Vogue köşe yazarının kadrajı, siz de otele giriş yaparsanız birebir yeniden canlandırabileceğiniz bir sahne.

Dorchester Collection'ın bir parçası olan otelin her ayrıntısı, Dior Spa'dan Michelin yıldızlı restoranlarına kadar lüksü adeta haykırıyor (evet, lastik firmasının müfettişleri tarafından onaylanmış iki ayrı restoranları var).

Carrie Paris'te sadece iki bölüm geçirmiş olsa da, sezon finali olduğu düşünülürse, bizde fazlasıyla iz bıraktı.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Venedik'te lüks otel atağı: 2026'da konaklama anlayışı değişti

Film ve dizilerle üne kavuşan ikonik oteller

Avrupa spor tatil köyleri tatilleri fitness kampına dönüştürdü