Emily'nin göz kamaştıran maceralarının bir sonraki bölümde nerede geçeceğine dair öngörülerimizi derledik.
Netflix’in popüler dizisi Emily in Paris artık altıncı sezonunda. İlk olarak Fransız başkentinde geçen, Amerikalı bir pazarlama yöneticisinin hikâyesi, o zamandan beri Saint-Tropez, Megève, Roma ve Venedik’e uzanan kısa kaçamaklara sahne oldu.
Beşinci sezon, bir ayrılıp bir barıştığı aşkı ve şef Gabriel’in, başkahraman Emily’ye Yunanistan’da kendisine katılmasını isteyen bir kartpostal göndermesiyle sona ermişti; Gabriel burada, bir milyarderin özel yatında yemek pişiriyordu.
Yapımcılar, Avrupa’yı dolaşan bu maceranın devamında çekimlerin, Monaco’yla birlikte, burada yapılacağını doğruladı.
Emily’nin göz kamaştıran maceralarının bundan sonra nerede yaşanacağına dair tahminlerimiz şöyle.
Mykonos mu, Santorini mi?
Yunanistan’ın Ege’deki en gözde iki adası Mykonos ve Santorini, altıncı sezonun olası çekim mekânları arasında güçlü adaylar gibi görünüyor.
Mykonos, efsaneleşmiş plaj kulüplerine ev sahipliği yapıyor. Deniz kenarındaki Scorpios, bohem-şık, yalın lüks havasıyla ve neredeyse ruhani bir atmosfere bürünen gün batımı ritüelleriyle şehrin en havalı müdavimlerini kendine çekiyor.
Jackie O’, şık drag gösterileri ve havuz partileriyle tanınan bir LGBTQ+ buluşma noktası. Nammos ise şampanya yağmurları, masaların üzerinde dans ve kendini ‘patlayıcı partiler’le tanımlayan yüksek tempolu atmosferiyle öne çıkan bir plaj kulübü.
Bunların herhangi biri, Emily’nin yaz kaçamağına ya da en yakın arkadaşı ve şarkıcı Mindy’nin sürpriz bir performansına kusursuz bir arka plan sağlayabilir.
Öte yandan, Santorini’nin dingin kaldera manzaraları, göz kamaştıran gün batımları ve ağır akan Akdeniz yaşam tarzı, Emily’nin sonunda Gabriel’le aşk kaderini bulmasını yansıtabilir.
Michelin yıldızlı şef, onu adanın mutfağını volkanik manzara içinde güçlükle bulunan nadir malzemelerle yeniden yorumlayan Selene gibi restoranlara ya da seçkin Elements restoranına ev sahipliği yapan lüks Canaves Epitome tesisine unutulmaz gurme akşam yemeklerine götürebilir.
Hem Mykonos hem de Santorini, 2026 için yeni otellere kavuşuyor. Four Seasons Resort Mykonos, Kalo Livadi Körfezi’ne tepeden bakacak ve sonsuzluk havuzları, spa ve doğrudan plaj erişimi sunacak.
Sandblu Santorini ise sakin Ege manzaraları, iç ve dış mekânlar arasındaki akışkan geçişler ve yoga bahçesiyle konuklarını tam bir huzur ortamına çekmeyi amaçlıyor.
Rotayı Paros’a kırmak
Yapımcılar bunun yerine biraz daha gösterişsiz bir seçeneğe de yönelebilir.
Paros adası, sofistike ama sakin havasıyla biliniyor; Emily ve Gabriel burada sessiz, kayalık kıyılarda dolaşabilir, ‘keşfedilmemiş’ tavernalara rastlayabilir ve sevimli, bembeyaz şapellerde dünyaevine girmeyi düşleyebilir.
Pazarlama yöneticisi, New Golden Beach gibi gözde noktalarda rüzgâr sörfüne bile heves edebilir; gerçi yeni sporlardaki (örneğin kayak) performansının pek parlak olmadığı da biliniyor.
Bu yaz adada iki yeni lüks tatil köyü de açılıyor. Hyatt imzalı Parian Chronicle, toprak tonları ve doğal malzemeleriyle öne çıkacak; özel havuzlu ve teraslı odalar sunacak.
Luura Cliff ise adanın batı kıyısındaki Agia Irini koyunun üzerinde, adından da anlaşılacağı gibi bir kayalığın üstüne konumlanacak ve minimalist, heykelsi bir tasarıma sahip olacak. Yalnızca yetişkinlere yönelik bu kaçış noktası, deniz manzaralı wellness uygulamaları ve yoga imkânı sunacak.