Sıraya kaynamadan koltuk işgaline kadar, yeni bir küresel anket, yolcuları en çok sinirlendiren havaalanı alışkanlıklarını, gerçekte ne kadar erken geldiğimizi ve hangi biniş tipine uyduğumuzu ortaya koyuyor.
Havalimanları, yolculuğun seyahatseverlerin en sevdiği kısmı olmaktan genellikle çok uzaktır; üstelik sanki sadece bu merkezlere özgüymüş gibi görünen türlü kötü ve akıl almaz alışkanlığı da açığa çıkarır.
Şimdi yapılan yeni bir anket, sıraya kaynamaktan koltuk kapmaya ve genel bir havalimanı görgü eksikliğine kadar, insanları en çok hangi davranışların sinirlendirdiğini ortaya koyuyor.
Online seyahat acentesi Opodo (kaynak İngilizce), dünyanın dört bir yanından 9 bin kişiye havalimanı rutinlerini sordu ve en çok nelerden rahatsız olduklarını ortaya çıkardı.
İşte sonuçlardan öne çıkanlar…
Check-in alışkanlıkları
Opodo, ankete katılanlara havalimanına fazlasıyla erken mi geldiklerini, yoksa işi son dakikaya mı bıraktıklarını sordu.
Ankete göre katılımcıların yüzde 59’u, gerekenden erken gelmenin kendilerini çok daha rahat hissettirdiğini, bu durum beklemek zorunda kalmak anlamına gelse bile bunu tercih ettiklerini söyledi.
Yüzde 36 civarında bir kesim ise genelde havayolunun tavsiye ettiği zamanda, yani uçuştan iki ila üç saat önce – yolculuğun mesafesine bağlı olarak – havalimanında oluyor.
Cesur sayılabilecek yüzde 4’lük bir kesim ise, çoğu zaman pahalı ve ilham vermeyen havalimanlarında vakit kaybetmek yerine, kalkıştan hemen önce varıp işi son ana bırakmayı seviyor.
İlginçtir ki Birleşik Krallık’ta erkeklerin yüzde 6’sı son dakikaya kadar beklemeyi tercih ederken, kadınlarda bu oran yalnızca yüzde 3.
Uçağa biniş öncesi ritüeller
Anket, katılımcılara uçağa biniş öncesi sürece nasıl yaklaştıklarını; kapı açılır açılmaz mı yoksa kendi grupları çağrılana kadar mı beklemeyi tercih ettiklerini de sordu.
Bu tipler daha sonra dört kategoriye ayrıldı: ‘oturup bekleyenler’, ‘sırada dolananlar’, ‘erken sıracılar’ ve ‘anti-sıracılar’.
Araştırmaya göre en yaygın tip, ‘oturup bekleyenler’; dünya genelinde katılımcıların yüzde 48’i, gruplarının adı açıkça anons edilene kadar yerlerinde oturduklarını, bu sırada oluşan kalabalığı izleyip başkalarını sessizce yargıladıklarını söylüyor.
Bu grubun oranı ülkelere göre değişiyor: Portekizlilerin yüzde 66’sı, Britanyalıların yüzde 51’i ve İtalyanların yüzde 36’sı, kendilerine ayrılan süre gelene kadar yerinde oturmayı tercih ediyor.
‘Sırada dolananlar’ söz konusu olduğunda ise katılımcıların yüzde 23’ü, uygun an gelince sıraya katılmak üzere mevcut kuyruğun hemen yakınında ayakta beklediğini itiraf etti.
Anket katılımcılarının yüzde 12’si olan ‘erken sıracılar’ da iyi bir yer kapmak için kendi grupları için gayriresmi bir sıraya girmeye eğilimli. Bu grup da ülkelere göre değişiyor: Almanların ve İtalyanların yüzde 15’i bu alt kategoriye girerken, Britanyalılarda oran yalnızca yüzde 9.
Son olarak ‘anti-sıracılar’, katılımcıların yüzde 11’ini oluşturuyor. Bu grup, nasıl olsa uçağa bindiklerinde koltuklarının onları beklediğini bildikleri için, uçağa en son binmeyi tercih ettiklerini söylüyor.
Veriler, İtalyanların (yüzde 18) ve Fransızların (yüzde 17) erken biniş konusunda en “rahat” uluslar olduğunu gösteriyor. İspanyol yolcuların yüzde 14’ü ve Britanyalıların yalnızca yüzde 12’si uçağa mümkün olan en son anda binmeyi göze alıyor.
Yolcuları en çok ne sinirlendiriyor?
Opodo, ayrıca havalimanlarında yolcuların sinirlerini en çok nelerin bozduğunu sordu; yanıtlar hem çeşitli hem de hayli fazla.
Listenin zirvesinde, havalimanlarının en sinir bozucu özelliği olarak, güvenlikte ya da uçağa binişte sıraya kaynayanlar yer alıyor. Dünya genelinde katılımcıların yüzde 48’i bunu en büyük rahatsızlık kaynağı olarak gösterirken, ankete katılan Britanyalıların ve Fransızların yüzde 51’i aynı görüşü paylaştı.
İkinci sırada ise, kendileri oturmazken eşyalarını koltuğa yayıp böylece koltuğu bloke eden yolculara duyulan tepki var. Dünyada katılımcıların yüzde 45’i bu davranıştan nefret ediyor; Britanyalıların yüzde 52’si, Portekizlilerin yüzde 50’si ve dikkat çekici biçimde İtalyanların yalnızca yüzde 35’i bunu sinir bozucu buluyor.
Sonrasında, kapılarda ya da uçak koltuklarında çöp bırakıp giden yolcular geliyor. Fransızlar bu durumu özellikle rahatsız edici buluyor; yüzde 49’u bundan nefret ettiğini söylerken, oran Almanlarda yüzde 47, İspanyollarda yüzde 46 ve dünya genelinde yüzde 42. Şaşırtıcı biçimde Britanyalıların yalnızca yüzde 35’i bunun kötü bir davranış olduğu görüşünde.
Britanyalılar, telefonda yüksek sesle konuşan ya da hoparlörü açan kişilerden rahatsız olma konusunda da dünya ortalamasının altında. Küresel ölçekte katılımcıların yüzde 40’ı bu durumu sinir bozucu bulurken, Britanyalılarda oran yüzde 37.
Bagaj bandına “öpüşecek kadar” yaklaşan yolcular söz konusu olduğunda ise Opodo, Britanyalıların ve Almanların yüzde 25’inin bunu özellikle sinir bozucu bulduğunu, Fransızlarda oranının yalnızca yüzde 12, dünya genelinde ise yüzde 19 olduğunu tespit etti.
Son olarak, en az kişi, gıcırdayan ya da başkalarına çarpan tekerlekli valizleri rahatsız edici buluyor. Britanyalıların yüzde 13’ü ve İspanyolların yüzde 10’u bundan rahatsız olduğunu söylerken, dünya genelinde bu oran yüzde 9’da kalıyor.
Bir dahaki sefere kapıda beklerken hangi gruba girdiğinizi düşünmeye değer; listedeki alışkanlıklar arasında kendinizi görürseniz de şaşırmayın!