İzlanda’nın en güzel manzaraları ‘dünyanın en kötü fotoğrafçısıyla’ buluşursa ne olur? Icelandair, Blanche Mortemard’ı 10 günlük bir maceraya gönderdi; işte rotası.
Eski bir deyişe göre, bir resim bin kelimeye bedeldir. Işık, gölgeler, alan derinliği ve renk, bir mekân duygusunu yakalamak ve bir destinasyonun hikâyesini anlatmak için kullanılabilir. Icelandair ise bu teoriyi tersine çevirmeye karar verdi.
Genelde bir havayolu yeni bir fotoğrafçı aradığında, başvurunun parçası olarak tertemiz bir portfolyo beklenir. Bu Blanche Mortemard için geçerli değildi; Euronews Travel’a anlattığına göre onun elinde bambaşka bir şey vardı: “kötü fotoğraflarla dolu bir kamera rulosu”.
Fotoğrafçılık yeteneğinin –ya da yeteneksizliğinin– örneklerini paylaşarak “dünyanın en kötü fotoğrafçısı” seçilme umuduyla başvuran 127 bin 642 kişi arasından sıyrılan ise Mortemard’ın kareleriydi.
Havayolu, “Really Bad Photographer” kampanyası kapsamında, fotoğrafçılıktan hiç anlamayan birinin bile İzlanda adasını harika karelerle ölümsüzleştirebileceğini kanıtlamak istedi.
“Bu, ‘Real Unreal’ başlığımızın dördüncü bölümü” diyor Icelandair’ın küresel pazarlama direktörü Gísli S. Brynólfsson Euronews Travel’a. 2025’ten bu yana kampanya kapsamında, yapay zekâ ile üretilen görsellerin ve yanıltıcı seyahat bilgilerinin yükselişine karşı, ülkeyi gerçekliği ve sahiciliğiyle öne çıkan bir destinasyon olarak vurguladıklarını anlatıyor.
“İzlanda’yı fotoğraflarla anlatırken yapay zekâya hiç ihtiyaç yok.”
Real Unreal, Icelandair’ın sosyal medyada Reykjanes Yarımadası’ndaki volkanik patlamalara ve Kuzey Işıkları manzaralarına ait fotoğraflar paylaşmasıyla başladı.
“Bu paylaşımlar, fotoğrafların gerçek olup olmadığına dair tartışma başlattı ve insanların internette İzlanda ile ilgili gördükleri görsellere güvenmeyi bıraktığını fark ettik” diyor Brynólfsson.
Dolayısıyla yeni kampanyaya gelirken çıkış noktaları basitti: gerçek İzlanda etkileyici olmak için ne filtreye ne de usta bir fotoğrafçıya ihtiyaç duyuyor.
“İzlanda’nın o kadar gerçek ve o kadar güzel olduğuna inanıyoruz ki, en kötü fotoğrafçı bile orada güzel bir kare yakalayabilir” diye ekliyor.
Peki Mortemard’ın portfolyosunu öne çıkaran neydi? Tahmin edebileceğiniz gibi, başvuru yığını arasından tek bir kötü fotoğrafçı seçmek pek de kolay değildi.
Ancak Brynólfsson’a göre Mortemard söz konusu olduğunda, onun “yeteneksizliği taklit edilebilecek türden değildi”.
İzlanda’da on gün
Paris doğumlu olan ve yakın zamana kadar İzlanda’yı hiç görmemiş bulunan Mortemard, 10 gün boyunca adada yaklaşık 7 bin fotoğraf çekti.
“İnternette o kadar çok İzlanda fotoğrafı var ki, ülkenin nasıl göründüğünü bildiğimi sanıyordum” diyor Euronews Travel’a.
“Gitmeden önce manzaraları, buzulları, dağları, şelaleleri görmüştüm ama bu kadar kısa sürede etrafımı böylesine farklı manzaraların saracağını asla tahmin etmezdim.”
Yolculuğu, uçaktan iner inmez başkent Reykjavik’in yaklaşık 50 kilometre uzağındaki Reykjanes’te başladı; burada “kötü fotoğrafçı” olarak alışılmadık kariyerinin ilk adımlarını attı.
Güvendiği fotoğraf makinesi elinde yarımadanın lav tarlalarını, Mavi Lagün’ün jeotermal sularını gördü, yerlilerle tanıştı ve hatta bir turistle, kimin daha kötü fotoğraf çekeceğini görmek için “en kötü fotoğrafçı” kapışmasına girdi.
İştahı açıldıktan sonra, kendisine taze pişmiş çavdar ekmeği ikram edildi; bu ekmek ona Fransızların kırsal mayalı ekmeği “pain de campagne”i hatırlattı.
Fotoğraf yolculuğunun geri kalanında ise yol onu, kartpostallık Seljalandsfoss şelalesi, Jökulsárlón buzul lagünü ve Hverfjall yanardağı gibi İzlanda’nın gözde duraklarına götürdü.
Yol boyunca elinde, “ikonik bir selfie” çekmek, bir gayzer patlamasına tanık olmak, komik bir trafik levhasıyla fotoğraf çektirmek ve 20 şelale görmek gibi görevlerin yazılı olduğu bir bingo kartı da vardı.
Ülkenin olağanüstü manzaralarını keşfetmek ise “kötü fotoğrafçı” tacını en ufak şekilde bile sarsmadı.
“Dağları ve şelaleleri görüp ‘bunu ben bile berbat edemem’ dediğim çok an oldu ama hâlâ kötü fotoğrafçı olarak inandırıcılığımı koruyorum” diye anlatıyor.
Bu seyahat muhabiri, portfolyosundan kısa bir ön gösterime göz atarken, zaman zaman parmağının kadraja girdiğini de fark etti.
“Zaman geçtikçe kendimi geliştirdim” diyor. “Ne çekmek istediğimi ve parmaklarımın nerede olduğunu daha çok düşünmeye başladım; aslında fotoğraflarımın çoğunda parmaklarım vardı” diye ekliyor ve aralarında ödül alabilecek en az bir kare olması gerektiğini düşünüyor.
Çok arzulanan bir fotoğraf ödülü henüz cepte olmasa da, bu deneyimden kendi kişisel favori kareleriyle ayrılacağı kesin.
“Bence gezinin en iyi fotoğrafı Kerlingarfjöll’de çektiğimdi” diyor; dağ silsilesinin renklerinin ve yeni öğrendiği kadraj becerilerinin, makinesinde çok iyi göründüğünü anlatıyor.
“İkinciyi ise Vestrahorn’da çektim; sanırım benim için dönüm noktası orasıydı” diye devam ediyor.
“Atmosferi yakalamayı başardım: dağın tepesinde bulutlardan bir taç vardı ve kum yer boyunca süzülüyordu. İlk kez sadece deklanşöre basmakla kalmayıp açıyı seçtiğim ve fotoğrafımla insanlarla neyi paylaşmak istediğime karar verdiğim anlardan biriydi.”
Bu deneyimden yalnızca yeni fotoğrafçılık becerileriyle değil, farklı bir gezgin olarak ayrıldığını da söylüyor Mortemard.
İzlanda’yı karayoluyla dolaştıktan ve tek bir seyahatte pek çok farklı şey görüp deneyimledikten sonra, gelecekte de aynı şekilde seyahat etmeyi planlıyor: “Artık bir yerde uzun süre kalmak yerine, araba yolculuklarını daha çok düşüneceğim.”
Eğer bu seyahat muhabiri gibi siz de Mortemard’ın kendine özgü fotoğraf tarzının ortaya çıkardığı son hâli görmek ve kendisiyle tanışmak istiyorsanız, fotoğrafları 11-12 Eylül tarihleri arasında Londra’daki White Rabbit Stüdyoları (kaynak İngilizce)nın duvarlarını süsleyecek. Fotoğraflarını Avrupa ve Kuzey Amerika’daki diğer şehirlerde sergilemek için de planlar yapılıyor.
“Gerçekten kötü fotoğrafçı” ile İzlanda’yı keşfetmek
Blanche Mortemard nereye gitti?
- Reykjanes Yarımadası, İzlanda’nın güneybatısı
- Hjörleifshöfði’deki Gígjagjá mağarası (diğer adıyla “Yoda Mağarası”). Mortemard özellikle siyah kumlara hayran kaldı
- Jokuldalur Vadisi’ndeki Stuðlagil kanyonu
- Mývatn’daki Hverfjall; Mortemard burada yürüyüşe çıktı
- Batı Fiyortları’ndaki Önundarfjörður iskelesiİzlanda seyahatinde geçtiği tüm durakları gösteren haritanın tamamına buradan (kaynak İngilizce) ulaşabilirsiniz.
Sevdiği (ve belki o kadar da sevmediği) yeni tatlar
- Rúgbrauð: İzlanda’ya özgü çavdar ekmeği
- Kjötsúpa: İzlanda usulü doyurucu kuzu yahni; seyahatin Mortemard’a göre en lezzetli yemeği
- Hákarl: Fermente köpekbalığı yemeği; Mortemard’a göre “denemesi güzel… ama sadece bir kez”.
- Plokkfiskur: Beşamel soslu ve patatesli balık güveci
- Pönnukaka: İnce krepler