Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor
Bisiklete binmek, mevsiminde sebze-meyve tüketmek ve elektronik eşyaları prizden çekmek gibi basit şeylerle küresel ısınmanın önüne geçebiliriz.
Bisiklete binmek, mevsiminde sebze-meyve tüketmek ve elektronik eşyaları prizden çekmek gibi basit şeylerle küresel ısınmanın önüne geçebiliriz.   -   ©  AP Photo

10 maddede 'küresel ısınmayı' azaltmak için günlük hayatımızda yapmamız gerekenler

İklim değişikliği ve küresel ısınmanın etkileri denince akla ilk gelen buzulların erimesi ve dünyanın sular altında kalması senaryosuydu. Ancak şu anda iklim değişikliğinin insanlar ve gezegenimiz üzerindeki etkisinin bundan çok daha fazla olduğu görülüyor.

Karbon salımının artmasıyla birlikte kanser, kalp krizi ve solunum yolları gibi hava kirliliği kaynaklı hastalıklar ve ölümlerde büyük bir artış görüldü.

Yine karbon salımı ve atmosferdeki su buharı oranının değişmesi gibi nedenlerle artık sel, kasırga, orman yangınları gibi doğal afetleri daha sık yaşıyoruz.

Peki ama küresel ısınmaya karşı bizler ne yapabiliriz? Üstelik pandemi sebebiyle neredeyse son bir yılda vaktimizin çoğunluğunu evlerimizde geçirirken.

Dünya ortalamasına bakıldığında insanların evlerinde harcadığı elektrik, doğal gaz ve diğer yakıtlar, dünyadaki karbon salımının yüzde 15'ine sebep oluyor.

Evlerimizde sebep olduğumuz gereksiz sera gazlarını aslında basit yöntemler uygulayarak azaltabilir, bazı tedbirlerle kimyasal maddelerin suya ve toprağa karışmasını önleyebiliriz.

Flickr/ Karen Cropper
Evlerde kullanmadığımız elektronik eşyaları prizden çekerek yüzde 25 oranındaelektrik faturasından tasarruf sağlayabiliriz.Flickr/ Karen Cropper

1- Elektronik eşyaları stand-by konumda bırakmayın ya da fişlerini prizden çekin

Energy Saving Trust verilerine göre evlerde prizlere takılan elektronik eşyalar ve bunların stand-by (çalışır durumda) bırakılması evdeki elektrik faturalarımızın yaklaşık yüzde 25'ine neden oluyor.

Avrupa'da bir aile, elektronik eşyaları açık bırakması ya da prizden çekmemesi nedeniyle ev başına senelik ortalama 100 euro fazla elektrik faturası ödüyor.

Elektronik eşyaları tuşuna basarak kapatmak ve mümkünse bu aygıtların fişlerini prizden çekmek bütçeye katkısı yanında küresel ısınmanın da etkisini azaltacak basit bir uygulama. Bizler evlerimizde görmesek de dünyadaki elektriğin yüzde 71'i termik santrallerde çoğunluğu kömür olmak üzere fosil yakıtlarla elde ediliyor.

Yani aslında elektrikli arabalar doğa dostu gibi görünse de kullandıkları elektriğin yüzde 71'i fosil yakıtlardan elde ediliyor ve dünyada karbon salımına neden olan en büyük etken de bu termik santraller.

Bu sebeple bizim evlerde yapabileceğimiz şey, mümkün olduğu kadar az elektrik tüketmek. Bu sebeple bilgisayarınızı, televizyonunuzu, ütüyü ya da saç kurutma makinenizi kullanmadığınız zaman fişten çekin. Cep telefonlarınızın şarj aletini de yine işiniz bittikten sonra prizden çekmelisiniz.

Flickr/elminium
LED ampuller çok az elektrik kullanır ve ısınma sorunları yoktur.Flickr/elminium

2- LED ampuller ve enerji dostu elektronik eşyalar

Bu vereceğimiz tavsiye size kısa vadede para harcatabilir ancak uzun vadede karlı çıkacaksınız. Önceden sıklıkla kullandığımız armut şeklindeki ampuller, elektrik enerjisini yüzde 90'lara varan oranlarda ısıya çevirir. Bu ampuller elektriğin sadece yüzde 10'uyla aydınlatma sağlar.

Ancak LED lambalarda durum oldukça farklı. LED İngilizce "light emitting diode" yani Türkçesiyle "ışık üreten diyot" anlamına geliyor. LED ampuller neredeyse hiç ısı yaymıyor ve elektrik tüketimi klasik ampullere göre yüzde 90'lara varan oranlarda daha düşük. Bu sebeple evlerinizdeki tüm eski sarı lamba ve florasanları kaldırıp yerine LED ampuller takabilirsiniz. Bu sayede büyük oranda tasarruf sağlamak ve doğayı korumak mümkün.

Bunun yanında eğer uzun yıllardır kullanıyorsanız su ısıtıcı (kettle), ütü, fırın, buzdolabı ve televizyonlarınız eski teknolojiye sahip olabilir ve daha fazla elektrik yakıyor olabilir. Elektronik eşya alırken üzerlerinde "A+, A++, B" gibi işaretler olacaktır. Bu, o aygıtın ne kadar elektrik yaktığını gösterir. Yeni elektronik eşya alırken bu gibi özelliklere dikkat ederseniz, elektrik kullanımını azaltabilirsiniz.

Flickr/architecturegirl96
Saç kurutma makineleri çok fazla elektrik tüketir, ayrıca rasyon yaydıkları için sağlığa zararlıdır ve bebeklerde kullanılmamalıdır.Flickr/architecturegirl96

3- Ütü, saç kurutma makinesi, fırın gibi malzemeleri çok sık kullanmayın

Evde sıklıkla kullandığımız bazı elektronik aygıtlar var ki, bunlar normal bir bilgisayar ekranının 10 katından bile fazla elektrik tüketiyor. Bu aygıtlar genelde elektrik enerjisini ısı enerjisine çeviren elektronik eşyalar.

Bu sebeple ütü, fırın, mini fırın, saç kurutma makinesi, mikrodalga fırın, elektrik süpürgesi ve elektrikli ısıtıcılar gibi elektronik eşyaları daha az kullanırsak, ya da kullanırken daha dikkatli olursak elektrik tüketimini ciddi derecede azaltabiliriz.

Ütü yaparken 15 dakikayı geçmeyin. Son birkaç elbisenizi ütüyü prizden çektikten sonra ütüleyebilirsiniz. Böylece enerji tasarrufu sağlamış olursunuz. Elektrikli fırınları çok kullanmak yerine aynı yemeklerin tencere ya da tavada yapılan versiyonları varsa, onları tercih edin. Eğer evden dışarı çıkmayacaksanız saç kurutma makinesi kullanmak yerine saçınıza havlu sarın. Elektrik süpürgenizi dikkatli kullanın.

Bunun yanında çamaşır makineleri sıkma ve kurutma yaptığında çok yüksek miktarda elektrik yakar. Bu sebeple çamaşırları az biraz biriktirip toplu yıkamakta fayda var.

AP Photo
Deterjanlar yüzde 8 ila 12 oranında elbiselerimizde kalıyor ve birçok cilt hastalıklarına sebep olabiliyor.AP Photo

4- Çamaşır deterjanı, yumuşatıcı, şampuan, çamaşır suyu kullanmaktan kaçının

Bu maddenin elektrik kullanımıyla ilgisi olmasa da doğayı koruma yönüyle önemi oldukça büyük. Hepimiz evlerimizde sıklıkla deterjan, şampuan, çamaşır suyu katkılı temizlik jelleri kullanıyoruz. Ancak tüm bu malzemeler ağır kimyasallar içeriyor ve mutfağımızdaki, banyomuzdaki ve tuvaletimizdeki musluk ve lavabolar yoluyla içme sularına, toprağa, akarsu, göl, deniz ve okyanuslara karışıyor.

Bu olumsuz durum haliyle bize geri dönüyor. Zira toprağın, havanın ve suyun kirlenmesi demek, insanların yedikleri, içtikleri gıda ürünlerinin de zehirlenmesi anlamına geliyor.

Ancak biz her şeyden önce bu maddeleri kullanarak evlerimizde kendi kendimizi zehirliyoruz. Kullandığımız çamaşır suyu ve deterjanlar, yüzde 8-12 arasında çamaşırların içerisinde kalıyor. Bu da biz farkında olmasak da birçok cilt hastalığına sebep oluyor. Bazı uzmanlar bu kimyasalların deri yoluyla vücuda girme ihtimali olduğunu ve kanser gibi hastalıklara sebebiyet verebileceğini belirtiyor.

Aynı şey şampuanlar, ev parfümleri ve bulaşık deterjanları için de geçerli. Hatta kullandığımız parfümler ve deodorantlar bile... Tüm bu saydığımız ürünler kimyasallar içeriyor ve kullandığımız zaman bir şekilde vücutlarımıza girerek hastalıklara sebep oluyor.

Özellikle çamaşır suyu ve temizlik jellerinin banyo, tuvalet ve mutfaklarda bıraktığı o güzel koku, aslında çok ağır sentetik kimyasallar içeriyor. Biz evimiz güzel koksun derken kendimizi zehirliyoruz. Şampuanlar ve parfümler de durum hemen hemen aynı. Hatta diş macunlarında bile vücuda zararlı kimyasal maddeler bulunuyor.

Bu sebeple bahsi geçen bu ürünleri tüketmeyi azaltmalı, kişisel bakım ve ev temizliğinde doğal ve organik bazlı ürünler kullanmalıyız.

5- Evdeki ısı yalıtımını artırın, kışın ev içinde dahi kalın giyinin

Kışın evlerimizi sıcak tutmak için onu ne kadar ısıttığımızdan ziyade, içerideki ısıyı nasıl koruduğumuz aslında daha önemli.

Bu sebeple özellikle kapı ve pencerelerden gelen soğuğu önlemek için ısı yalıtımı iyi olan, çift camlı, kenarları süngerli ve vakumlu ürünler almakta fayda var. Evlerin ve apartmanların dış cephe ve çatı yalıtımı biraz maliyetli olabilir ancak sizi uzun vadede kara geçirecektir. Bu sayede daha az elektrik ve doğal gaz yakacak ve karbon salımını azaltmış olacaksınız.

Bunun yanında birçok doktor kışın evi hamam gibi ısıtmanın sağlık açısından doğru olmadığını, evin ısısının ortalama 20 derecede tutulması gerektiğini belirtiyor. Bu sebeple kışın evde tişörtle ya da şortla dolaşmak pek de doğru bir şey değil. Ayrıca evlerimizin içerisindeki hava dışarıya nazaran oldukça pis. Evi aşırı derecede ısıtıp kapı ve pencereleri de kapadığınız zaman soluduğunuz hava çok da sağlıklı değil.

Bu sebeple mevsimine göre yaşamalı, yazın nasıl tişört ve şortla geziyorsak, kışın evde de kışlık kıyafetlerimizi giymeliyiz.

Bunun yanında klimalar, evde ve iş yerlerinde soluduğumuz havayı oldukça kirletiyor ve çok elektrik yakıyor. Bu sebeple yazın klimalardan ziyade vantilatör kullanımı daha sağlıklı ve daha az enerji tüketimine neden oluyor.

5- Isıtma sistemleri doğal gaz ve petrol bazlı değil, elektrikli olmalı

Dünyadaki nüfusun artık büyük bir kısmı şehirlerde yaşıyor. Şehirlerde yaşayan bir ailenin evde sebep olduğu karbondioksit (CO2) miktarı 2.7 ton civarında. Ve bu miktar sadece ısınma için geçerli. Evlerde kullandığımız elektriğin yüzde 71'nin fosil yakıtlardan elde edildiği gerçeğini de hesaba katarsak, bir hane yılda ortalama 4-5 ton CO2 açığa çıkarıyor.

Bu sebeple evi ısıtırken kullanılan yakıt oldukça önemli. Avrupa'da 2023'ten sonra yeni yapılan evlerde ısıtma sistemleri doğal gazlı değil, elektrik enerjili sistemler olacak.

Elektrikli sistemlerin özellikle de elektrikli kombilerin verim oranı yüzde 99 civarında. Bu sebeple evi ısıtan kombi gibi sistemlerde elektrik kullanılması oldukça önemli. Avrupa'da özellikle de kırsal kesimde mazotla çalışan kalorifer sistemleri oldukça yaygın. Ancak yeni yapılan evlerde bu sistemler artık kullanılmayacak.

Elbette evlerde kullandığımız elektrik de çok masum değil. Ancak doğal gaz ve mazota göre çok daha verimli ve çevre dostu olduğunu söylemek mümkün. Bu sebeple mümkünse evlerde elektrikli sistemlerle çalışan kombi, kalorifer, şofben tercih etmekte fayda var.

Stephan Savoia/Copyright 2017 The Associated Press. All rights reserved.
ABD'nin Massachusetts eyaletinde çatışında güneş paneli kurulu bir ev.Stephan Savoia/Copyright 2017 The Associated Press. All rights reserved.

6- Evde güneş panelleri, elektrikli ve hidrojenli araçlar

Belki apartmanda yaşayanlar için çok uygulanabilir olmasa da eğer bahçeli müstakil bir evde yaşıyorsanız, güneş panelleri ve elektrikli araçlara geçmeniz karbon salımını azaltmada büyük oranda yardımcı olacaktır.

Artık dünyada bir çok ülkede güneş panelleri sistemleri ucuzladı ve teknolojisi ilerledi. Artık bir kalemden bile daha ince ev tipi güneş panelleri satın alabiliyorsunuz.

Güneş panelleri müstakil bir evde elektrik faturasını yüzde 80-90 oranda azaltabiliyor. Eğer çatınıza ya da bahçenize evinizin ihtiyacından daha büyük bir güneş paneli sistemi kurarsanız, ürettiğiniz elektriğin kullandığınızdan fazlasını enerji şirketlerine satıp para dahi kazanabiliyorsunuz. Bu sebeple imkanınız varsa evinize güneş paneli kurabilir ya da güneş enerjili su ısıtıcıları satın alabilirsiniz.

Chuck Burton/2011 AP
Elektrikli araçlar evlere kurulan güneş panelleri sayesinde yavaş da olsa 0 emisyonla şarj edilebiliyor.Chuck Burton/2011 AP

Evlerimizde mazot ya da benzin gibi fosil yakıtları üretemeyiz. Ancak elektrikli bir arabanız varsa, güneş panellerinden elde ettiğiniz sürdürülebilir enerjiyi aracınıza yükleyebilir ve sıfır emisyonlu bir hayat yaşayabilirsiniz.

Bunun yanında artık bildiğimiz musluk suyundan sıvı hidrojen elde eden ev tipi bazı elektroliz aletleri piyasaya çıkıyor. Bu aletler de genel olarak güncel panellerine bağlı. Eğer hidrojenli bir aracınız varsa, yüzde 100 oranda evinizde bu sistemlerle sıvı hidrojen (yeşil hidrojen) elde edebilir ve aracınızın karbon salımını 0'a indirebilirsiniz. Sıvı hidrojen elde eden bu elektroliz aletleri aynı zamanda ev ısıtmada da kullanılıyor.

Belki şu anda bu yeni sistemler çok yaygın değil ya da oldukça verimli çalışmıyor olabilir. Ancak bu sistemlere ilgi arttıkça şirketlerin yatırımı da artacak, ve çok daha ucuza ve gelişmiş teknolojilerle bu sistemlerden yararlanabileceğiz.

Alastair Grant/Copyright 2021 The Associated Press. All rights reserved
İskoçya'nın Glasgow şehrinde düzenlenen COP26 Zirvesi'nde bisiklet kullanmanın önemine dikkat çeken bir aktivist.Alastair Grant/Copyright 2021 The Associated Press. All rights reserved

7- İşinize toplu taşıma ya da bisikletle gidin

Son yıllarda internet üzerinde bisikletle alakalı birbirine benzer bazı söylemler dolaşıyor; "Kapitalizm bisikleti sevmez" diye ancak bu nispeten doğru. En azından karbon salımı açısından.

Bisiklet dünyada en çok kullanılan mobil araç konumunda. Özellikle Hollanda, Belçika, İsveç, Danimarka gibi gelişmiş ülkelerde ve Çin, Vietnam, Hindistan gibi kalabalık ülkelerde de oldukça yaygın.

Son yıllarda sağlıkla alakalı birçok sorunla yüzleştiğimizi de göz önüne alırsak, eğer mümkünse ve evimiz iş yerine çok uzak değilse arabalarımızı bir kenara bırakarak bisiklet kullanmamızda fayda var. Diyelim ki iş yerine bisikletle yarım saatte gidebiliyorsunuz. Bu günde bir saat kardiyo egzersizi (kalp ritmini artırma ve kilo verme antrenmanı) yapmanız anlamına gelir. Ayrıca hiçbir şekilde karbon salımı da yapmazsınız.

İşinize bisikletle gidip gelirseniz, haftalık yapmanız gereken sporu da hayatınıza yedirmiş olursunuz. Hem spor salonu masrafından da kurtulursunuz hem de spora harcadığınız vakitten.

Bunun yanında otobüs, metro, tramvay gibi toplu taşımaları tercih ederseniz şahsi araçlarınızdan yüzlerce ve hatta binlerce kat daha az karbon salımına neden olursunuz. Üstelik toplu taşıma duraklarına yürümeniz ve hareket etmenizin de sağlığınıza faydası var.

8. Mevsiminde sebze meyve yiyin, yerel ürünler tüketmeye çalışın

Dünyanın küreselleşmesiyle birlikte ülkeler arası meyve-sebze ithalat ve ihracatı arttı. Soğutma sistemlerinin gelişmesi, dondurulmuş gıdalar, tarım ve seracılık alanında hızla ilerleyen bir dünyada artık yaz meyveleri olan çilek, karpuz ya da şeftali gibi meyveleri 4 mevsim sofralarda görmek mümkün.

Peki ama bunun küresel ısınmayla alakası nedir?

Mevsiminde sebze ve meyve tüketmediğimiz zaman, yaz ve kış meyvelerinin farklı mevsimlerde üretilebilmesi için büyük bir enerji sarfiyatı yapılıyor. Örneğin kışın çilek üretimi için devasa seralar ısıtılıyor, güneşi taklit eden lambalar kullanılıyor. Kısacası yaz mevsimini taklit edebilmek için teknolojinin bütün imkanları kullanılıyor. Oysa çilek mevsiminde yendiği zaman sadece sulama yapmak suretiyle tarlalarda üretilebiliyor.

Bunun yanında artık her market ve manavda görmeye alıştığımız kivi, muz, ananas, mango, tutku meyvesi, ejder meyvesi ya da papaya gibi meyveler sadece belirli ülkelerde üretilebiliyor. Bu meyvelerin ülkeler arası sevkiyatı için gemiler, kamyonlar, uçaklar ve diğer araçlar büyük bir enerji tüketimine sebep oluyor.

Aynı şey ülke içi üretim için de geçerli. Örneğin siz yerel üreticilerden alışveriş yapmayıp, aynı ülkenin başka bölgelerinden gelen ürünleri tercih ederseniz, bu da yine büyük bir enerji ve zaman kaybına sebep oluyor. Elbette çay, kahve, kakao gibi dünyada sıklıkla tüketilen ürünleri hepimiz severek tüketiyoruz ve bu ürünler sadece belli ülkelerde üretiliyor. Ancak mümkün olduğu kadar mevsiminde ve yerel üreticilerin yetiştirdiği sebze, meyve ve diğer gıda ürünlerini tüketirsek küresel ısınmayı da azaltmış oluruz.

AP Photo
Dünyada her sene 300 milyon tok plastik okyanuslara karışıyor.AP Photo

9- Paketli gıdaları azaltın, tek kullanımlık plastikler kullanmayın

Hepimiz marketlerden paketlenmiş gıdalar alıyoruz. Susadığımız zaman elbette bir bakkala gidip su alacağız. Ancak bu durumun doğaya olan etkisini hiç düşündük mü?

Gıdalar genel olarak ucuz olması sebebiyle plastik ya da alüminyum bazlı maddelerle paketleniyor. Bu da gıda sektörünün aslında her sene milyonlarca ton "tek kullanımlık kimyasal maddeler" üretmesi anlamına geliyor. Paketleme endüstrisinin ürettiği kimyasal plastiklerin üretimi büyü bir enerji tüketimine sebep olurken, bu plastik maddelerin geriye düşmesi ayrı bir dert, doğaya karışması ayrı bir dert.

Her yönüyle küresel ısınmaya ve çevre kirliliğine sebep olan bu sektörün gezegenimize zararını şöyle özetleyebiliriz.

Her sene deniz ve okyanuslara 300 milyon ton plastik madde karışıyor. Bu plastiklerin miktarı o kadar büyük ki, Türkiye'nin yüzölçümünden daha büyük bir alanı kapladığı belirtiliyor. Bazı çevreciler bu plastiklere "dünyanın 6'ıncı kıtası" yakıştırması yapmış. Bu plastikleri de toplamak, temizlemek yine zaman ve enerji sarfiyatına sebep oluyor.

Geri dönüştürüldüğü iddia edilen çoğu plastik aslında sadece birkaç kez geri dönüştürülebiliyor ve sonra ya doğaya salınıyor ya da yakılarak yok ediliyor ve karbon salımına sebebiyet veriyor.

Bu sebeple hayatımızdaki paketli gıdaları azaltmalı, tek kullanımlık plastik poşet, pet şişe, plastik, bardak, tabak, çatal kaşık gibi ürünleri hiçbir şekilde kullanmamalıyız. Bu sebeple su içmek istiyorsanız yanınızda her zaman cam bir şişede su taşıyabilir ya da bir termos kullanabilirsiniz.

10- Evinizde bitki, çiçek, sebze ve meyve yetiştirin

Son olarak evinizde eğer imkanınız varsa her türlü bitki ve yeşillik yetiştirin. Örneğin bahçeniz varsa kendi sebze ve meyvenizi yetiştirebilirsiniz. Ya da balkonunuz varsa hiçbir suni gübre ve hormona ihtiyaç duymadan küçük biberler, domatesler, nane, kekik, fesleğen gibi yemeklerinizde sıklıkla kullandığınız ürünleri kendiniz yetiştirebilirsiniz.

Bu durum, çevrenizdeki ekosistemin gelişmesine de yardımcı olacaktır. Bahçeniz ya da balkonunuzdaki çiçeklerden arılar polen toplayarak bal yapar. Ayrıca evinizin içerisinde olsun ya da olmasın her türlü yeşil bitki ve çiçek fotosentez yapar ve doğadaki karbondioksit gazını emer.

Örneğin aloe vera gibi bitkiler geceleri oksijen üretir ve havayı temizlemeye yardımcı olur. Odanızda, mutfağınızda ya da salonunuzda gönül rahatlığıyla yetiştirebilirsiniz.

Küresel ısınma gerçek ve etkileri büyük. Bu sebeple günlük hayatımızda yapacağımız küçük değişiklikler bile doğaya ve sağlığınıza büyük katkılar yapabilir