Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Araştırma: Tüp bebek tedavilerinde pahalı ek uygulamalar fayda sağlamıyor

Araştırma, sık kullanılan on ek tedaviden yedisinin doğurganlık sonuçlarını iyileştirmediğini ya da yalnızca sınırlı, düşük kaliteli kanıtla desteklendiğini gösterdi.
Araştırma, yaygın kullanılan 10 ek uygulamadan 7’sinin ya doğurganlık sonuçlarını iyileştirmediğini ya da yalnızca zayıf kanıtlarla desteklendiğini gösterdi. ©  Copyright 2024 The Associated Press. All rights reserved.
© Copyright 2024 The Associated Press. All rights reserved.
By Giedre Peseckyte
Yayınlanma Tarihi Son güncelleme
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin
Paylaş Close Button

Yeni bir çalışmaya göre, tüp bebekte başarıyı artırdığı iddiasıyla sunulan ek tedavilerin çoğu, işe yaradıklarına dair ikna edici kanıttan yoksun.

Bilimsel dergi The Lancet’te yayımlanan yeni bir çalışmaya göre, tüp bebek (IVF) tedavisinde başarı şansını artırdığı iddiasıyla sunulan çok sayıda ek uygulamanın etkinliğine dair ikna edici bilimsel kanıt bulunmuyor.

REKLAM
REKLAM

Araştırmada, standart doğurganlık tedavilerine ek olarak hastalara sunulan ve genellikle yüksek maliyetlere yol açan IVF “ek uygulamalarını” değerlendiren 85 klinik çalışma incelendi. Araştırmacılar, bu uygulamaların büyük bölümünün kanıtlanmış bir fayda sağlamadığını, buna rağmen özel klinikler tarafından yaygın şekilde tanıtıldığını belirtti.

Çalışmanın yazarlarından ve Melbourne Üniversitesi araştırmacısı Sarah Lensen, “IVF ek uygulamaları konusunda yaygın bir yanlış bilgilendirme söz konusu. Hastalar için başlıca bilgi kaynakları olan özel kliniklerin internet siteleri ile sosyal medya platformlarındaki hasta forumları, çoğu zaman bu uygulamaların faydalarını abartırken maliyet ve risklerinden bahsetmiyor,” dedi.

Araştırmanın sonuçlarına göre, yaygın olarak kullanılan 10 ek uygulamadan yedisi ya doğurganlık sonuçları üzerinde ölçülebilir bir etki göstermedi ya da yalnızca sınırlı ve düşük kaliteli bilimsel kanıtlarla desteklendi.

Bunlar arasında akupunktur, iltihabı azaltmaya yönelik ilaçlar, gen ekspresyon modellerini değerlendirmek amacıyla rahim iç tabakasından biyopsi alınması, damar yoluyla uygulanan soya yağı ve yumurta sarısı karışımları ile yumurtalıklara veya rahme uygulanan trombositten zengin plazma (PRP) tedavileri yer aldı.

Araştırmacılar ayrıca, embriyoların transfer öncesinde kromozomal anormallikler açısından incelenmesini sağlayan preimplantasyon genetik anöploidi testi (PGT-A) kullanımını destekleyecek yeterli kanıt bulunmadığını da tespit etti.

İncelenen uygulamalar arasında yalnızca üçü potansiyel fayda işareti gösterdi ancak bu alanlarda da bilimsel kanıtların zayıf olduğu vurgulandı.

Bunlardan biri, embriyonun rahme tutunmasını kolaylaştırmak amacıyla geliştirilen ve hyalüronik asit içeren bir transfer ortamı olan EmbryoGlue oldu. Araştırmacılar, bu yöntemin gebelik ve canlı doğum olasılığını artırabileceğini ancak canlı doğum oranlarına ilişkin bulguların güçlü olmadığını belirtti.

Rahim iç tabakasının embriyo transferinden önce kontrollü şekilde tahriş edilmesini içeren “endometrial scratching” uygulamasının da gebelik ve canlı doğum oranlarında olası bir artışla ilişkili olduğu görüldü.

Öte yandan, daha olgun sperm hücrelerini seçmeyi amaçlayan fizyolojik intrasitoplazmik sperm enjeksiyonu (PICSI) yönteminin düşük riskini azaltabileceğine dair zayıf düzeyde kanıt bulundu.

Lensen, “Kanıtlanmamış ek uygulamalar, hastaların zaten son derece zorlu bir süreçten geçtiği bir dönemde yanlış umutlara, daha fazla mali yükümlülüğe ve gereksiz tıbbi işlemlere yol açabiliyor” ifadelerini kullandı.

Lensen ayrıca, “IVF klinikleri ve uzmanları, etkinliği kanıtlanmamış uygulamaları sunmanın uygun olup olmadığını dikkatle değerlendirmeli. Çünkü bu uygulamaların sunuluyor olması, hastalar tarafından çoğu zaman fayda sağladıklarının dolaylı bir onayı olarak algılanıyor” dedi.

Araştırmacılara göre, bu tedavilerin çoğunu destekleyen güçlü kanıtlar bulunmamasına rağmen kullanım oranları yüksek seviyelerde kalmayı sürdürüyor. Avustralya, Yeni Zelanda ve Birleşik Krallık’taki IVF hastalarının yüzde 70’inden fazlası, tedavi sürecinde en az bir ek uygulamadan yararlandığını bildiriyor.

Çalışma ayrıca, çevrimiçi bilgilerin hasta kararları üzerindeki etkisine de dikkat çekiyor. Avustralya’da ankete katılan IVF hastalarının neredeyse tamamı doğurganlık kliniklerinin internet sitelerine yoğun şekilde başvurduğunu belirtirken, yüzde 60’tan fazlası tedavi tercihlerini belirlerken Facebook ve Reddit gibi sosyal medya platformlarından yararlandığını ifade etti.

Araştırmacılar, güvenilir bilgi eksikliğini gidermek amacıyla IVF ek uygulamalarına ilişkin bağımsız ve bilimsel kanıtlara dayalı bilgiler sunan “Evidence-Based IVF” adlı internet sitesini hayata geçirdi.

Lensen, söz konusu internet sitesinin hastaların tedavi seçeneklerini daha iyi anlamalarına yardımcı olduğunu ve mevcut bilgilere yönelik memnuniyet düzeylerini artırdığını söyledi.

“Her ne kadar Avustralya’da geliştirilmiş olsa da, burada sunulan bilimsel kanıtlar dünya genelindeki IVF hastaları için geçerlidir” diyen Lensen, “Bu kaynağın dünya çapında doğurganlık uzmanları, klinikler ve hastalar tarafından benimsenmesini ve kullanılmasını umuyoruz” ifadelerini kullandı.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Portekiz son 5 yılda 725 ultra zengini çekti: Kimler ve neden geldiler?

Greenpeace: AB ülkeleri enerji krizine yanıt verirken fosil yakıtlara yöneliyor

Çalışan anneler, tarım işçileri ve faturalar: Sıcak havanın maliyetinden en çok kim etkileniyor?