Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Avrupalı sinemacılardan görevden alınma tehdidi altındaki Berlinale direktörüne destek

Berlinale direktörü Tricia Tuttle’a destek kampanyası büyüyor
Berlinale direktörü Tricia Tuttle’a destek için başlatılan imza kampanyası büyüyor ©  AP Photo
© AP Photo
By David Mouriquand
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Almanya hükümeti, Berlin Film Festivali'nin geleceğine ilişkin bugün olağanüstü toplanacak. Ödül törenindeki Filistin yanlısı konuşmalar tepkilere yol açarken, festival direktörü Tricia Tuttle'ın görevden alınabileceği bildirildi.

Önde gelen Avrupalı ve uluslararası sektör temsilcileri, bu yılki ödül töreninde yapılan Filistin yanlısı konuşmaların ardından yaşanan siyasi tepkinin, kendisinin Berlinale direktörlüğünden alınmasına yol açacağı yönündeki haberlerin gölgesinde, Berlin Film Festivali direktörü Tricia Tuttle'a desteklerini açıkladı.

REKLAM
REKLAM

Alman Film Akademisi, açık bir mektupta şöyle yazdı: “Almanya'da ve dışında çalışan sinemacılar olarak, Berlinale etrafındaki mevcut tartışmaları ve Tricia Tuttle'ın görevden alınması yönündeki girişimi derin bir endişeyle takip ediyoruz.”

“Son dönemdeki eleştiriler, sahnede yapılan açıklamalara odaklandı. Bu ifadelerin hiçbirini bizzat festival yönetimi değil, davetli sinemacılar dile getirdi. Uluslararası bir film festivali diplomatik bir araç değildir; korunmaya değer, demokratik bir kültürel alandır. Gücü, farklı bakış açılarını bir arada tutabilmesinden ve çoklu seslere görünürlük kazandırabilmesinden gelir.”

Aşağı kaydırarak mektubun tamamını okuyabilirsiniz. Mektup, Sean Baker, Tilda Swinton, Nancy Spielberg, Kleber Mendonça Filho, Maria Schrader, Maren Ade, Tom Tykwer ve Todd Haynes'in de aralarında bulunduğu, uluslararası film endüstrisinden yaklaşık 700 profesyonel tarafından imzalandı.

Euronews Culture'ın dün bildirdiği üzere, Alman muhafazakâr bulvar gazetesi Bild, herhangi bir kaynak göstermeden, kültür bakanlığının Tuttle'ı görevden almayı planladığını ve bunu görüşmek üzere bugün bir toplantı yapılacağını iddia etti. Tuttle şu anda beş yıllık görev süresinin ikinci yılını sürdürüyor.

İsrail yanlısı çizgisini açıkça ortaya koyan Bild, cumartesi günkü ödül töreninin ardından Berlinale'ye karşı başlatılan tepki dalgasının ön saflarında yer alıyor. Törende, En İyi Kısa Film ödülünü kazanan Marie-Rose Osta, En İyi Senaryo ödülünü alan Geneviève Dulude-de Celles ve Gümüş Ayı Büyük Jüri Ödülü sahibi Emin Alper'in de aralarında bulunduğu birçok sinemacı sahnede Filistin yanlısı açıklamalar yaptı.

Almanya Federal Çevre Bakanı Carsten Schneider, Filistinli yönetmen Abdallah Al-Khatib'in, filmi Chronicles From The Siege Perspektifler bölümünde büyük ödülü kazanırken yaptığı konuşmada Almanya'yı, tarihsel suçluluk duygusunun ağırlığına dayanan kararlı İsrail yanlısı tutumuna atıfla, İsrail'in Gazze'de işlediği “soykırımın ortağı” olmakla suçlamasının ardından töreni terk etti.

Salı günü Bild, sağcı gazeteci Gunnar Schupelius imzalı bir köşe yazısı yayımladı. Schupelius yazıda, Tuttle'ın Al-Khatib ve Chronicles From The Siege ekibiyle filmin Berlinale'deki dünya prömiyerinde çekilmiş bir fotoğrafını gerekçe göstererek, Tuttle'ı “Gazze propagandası için poz vermekle” suçladı. Tuttle'ı ayrıca Berlinale'nin “antisemitik” aktivistler tarafından bir araç olarak kullanılmasına izin vermekle itham etti.

Alman Film Akademisi, mektubunda bu iddiaları reddetti.

“Uluslararası konuklarla fotoğraf çektirmek, böyle bir festivalin olağan uygulamasının parçasıdır. Farklı kimliklerin görünür olması bir onay anlamına gelmez; açık ve demokratik bir kamusal alanın ifadesidir,” denilen mektupta şöyle devam edildi: “Kişisel açıklamalardan ya da sembolik yorumlardan yola çıkılarak kadro değişikliklerine gidildiğinde, kaygı verici bir mesaj verilmiş olur: kültürel kurumlar siyasi baskı altına girer.”

Akademi, Tuttle'ın festival konuklarının yaptığı açıklamalar nedeniyle görevden alınmasının gündeme getirilmesinin, Berlinale'nin “sanatsal özgürlüğünü” ve “kurumsal bağımsızlığını” tehdit edeceği uyarısında bulundu. Kurumsal bağımsızlığın yalnızca sanatsal özgürlüğü değil, demokratik tartışma ortamının canlılığını da güvence altına aldığını savunan akademi, “Her tartışmanın kurumsal yaptırımlarla sonuçlandığı bir ortamda, tartışma yerini denetime bırakır. Biz, çeşitliliğin görünür kaldığı, dolayısıyla demokrasinin canlı kaldığı bir karşılaşma kültüründen yanayız, yıldırmadan değil,” ifadelerini kullandı.

Berlinale, bugün yapılacak Alman Kültür Bakanlığı toplantısını doğruladı ancak daha fazla yorum yapmadı.

Bir bakıma ironik olan ise, söz konusu toplantının, bu yılki festival sırasında yaşanan tartışmaların ardından düzenleniyor olması. Filistin yanlısı aktivistler, Tuttle'ı ve bu yılki festival jürisi başkanı Wim Wenders'ı Filistinlilerle kamuoyu önünde yeterince dayanışma göstermemekle, hatta Filistin yanlısı görüşlerini ifade etmek isteyen sinemacıları “sansürlemekle” suçlamıştı.

İşte mektubun tam metni:

“Almanya'da ve dünyanın başka yerlerinde çalışan sinemacılar olarak, Berlinale etrafındaki güncel tartışmaları ve Tricia Tuttle'ın görevden alınması yönündeki girişimi derin bir endişeyle izliyoruz. Berlinale'yi, özünde ne ise onun için savunuyoruz: bir karşılaşma mekânı olarak.

Berlinale, kırmızı halıdan ya da manşetlerden ibaret değildir. Farklı perspektiflerin kesiştiği, anlatıların sorgulandığı ve toplumsal gerilimlerin görünür kılındığı bir alandır. Tartışma tam da burada, sinemanın kalbinde gelişir.

Son dönemdeki eleştiriler, sahnede yapılan açıklamalara odaklandı. Bu ifadelerin hiçbirini bizzat festival yönetimi değil, davetli sinemacılar dile getirdi. Uluslararası bir film festivali diplomatik bir araç değildir; korunmaya değer, demokratik bir kültürel alandır. Gücü, farklı bakış açılarını bir arada tutabilmesinden ve çoklu seslere görünürlük kazandırabilmesinden gelir.

Festival yönetiminin, bir Filistin bayrağının da göründüğü bir fotoğrafı da benzer şekilde eleştiri konusu yapıldı. Uluslararası konuklarla fotoğraf çektirmek, böyle bir festivalin olağan pratiğinin parçasıdır. Farklı kimliklerin görünür olması bir onay anlamına gelmez; açık ve demokratik bir kamusal alanın ifadesidir.

Kişisel açıklamalardan ya da sembolik yorumlardan yola çıkılarak kadro değişikliklerine gidildiğinde, kaygı verici bir mesaj verilmiş olur: kültürel kurumlar siyasi baskı altına girer.

Festival yönetiminin geleceğine karar vermek için olağanüstü bir toplantı düzenleniyorsa, söz konusu olan yalnızca tek bir atama değildir. Asıl tartışılan, sanatsal özgürlük ile kurumsal bağımsızlık arasındaki ilişkidir.

Berlinale her zaman politik olmuştur; ancak parti siyasetinin değil, toplumsal angajmanın parçası olarak. Sinema, çatışmaları görünür kılar, yeni bakış açıları açar ve adaletsizlik ile şiddet deneyimlerini somutlaştırır. Sinema, ahlaki sorular ortaya koyar ve bizden belirsizliğe katlanmamızı, onu aceleyle çözmeye kalkmamamızı ister. İktidar yapılarını görünür kılar, baskı deneyimlerine görünürlük verir; bunu da basit cevaplar sunmak için değil, anlamlı bir kamusal tartışma zemini yaratmak için yapar. Onun demokratik değeri tam da burada yatar.

Özellikle küresel kriz zamanlarında, görüş ayrılıklarını taşıyabilecek mekânlara ihtiyacımız var. Kültürel kurumların bağımsızlığı yalnızca sanatsal özgürlüğü değil, demokratik tartışma ortamının canlılığını da güvence altına alır.

Her tartışmanın kurumsal yaptırımlarla sonuçlandığı bir ortamda, tartışma yerini denetime bırakır.

Biz, yıldırmaya değil, karşılıklı alışverişe dayanan bir kültürden yanayız. Çeşitliliğin görünür kaldığı yerde demokrasi de canlı kalır.”

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Berlinale'de tartışma: Siyasete mesafeli festival tepki çekiyor

Berlin Film Festivali direktörü Tricia Tuttle, Almanya'nın İsrail tutumunun festival için tehdit oluşturduğunu söyledi

İran'da 6 bin 500 yıllık gizem: Bebek mezarlarındaki farkın nedeni ne?