Altı büyük film festivali, Filistin'e destek veren sinemacılar nedeniyle görevden alınmasından korktukları Berlinale direktörü Tricia Tuttle'a destek mektubu imzaladı.
Küresel film festivallerinin direktörleri, aralarında Cannes'ın Thierry Frémaux, Sundance'in Eugene Hernandez'i, Londra Film Festivali'nin Kristy Matheson'ı ve Toronto'nun Cameron Bailey'sinin de bulunduğu isimler, Berlinale direktörü Tricia Tuttle'a, görevden alınabileceğine dair haberler üzerine desteklerini bildiren bir açıklama yayımladı.
Beş yıllık görev süresinin ikinci yılındaki Tuttle, bu yılki Berlinale ödül töreninde yapılan Filistin yanlısı konuşmaların ardından siyasi bir tepki dalgasıyla karşı karşıya.
“Tricia Tuttle'ın Berlinale Festival Direktörü olarak görevine, tam güven ve kurumsal bağımsızlıkla devam etme isteğini destekliyoruz” ifadeleriyle başlayan mektup, dünyanın en prestijli film festivallerinin başındaki 32 yönetici tarafından imzalandı.
Mektup şöyle devam ediyor: “Kültürel mirasın emanetçileri olarak rolümüzün temel unsurlarından biri, sinemacılar, sanatçılar, sektör profesyonelleri ve seyircilerin bir araya gelebileceği alanlar yaratmak ve bu alanları korumaktır. Bu, yanlarında sadece sinemaya duyulan ortak bir sevgiyi değil, aynı zamanda çok farklı yaşam deneyimlerini ve bakış açılarını da getiren insanları kapsar.”
“Ayrıca ‘herkes’ tanımının, siyasi ve kişisel görüşleri her zaman birbirleriyle ya da toplumsal olarak kabul gören ya da siyasi olarak dayatılan pozisyonlarla örtüşmeyen insanları da içerebileceği gerçeğinde, dikkatle yol almamız gerekiyor.”
Mektubun tamamını aşağıda bulabilirsiniz.
İmzacılar arasında ayrıca Jung Hanseok (Busan International Film Festival), Ilda Santiago (Festival do Rio), Vanja Kaludjercic (International Film Festival Rotterdam), Karel Och (Karlovy Vary International Film Festival), Giona A. Nazzaro (Locarno Film Festival), Lucía Olaciregui (San Sebastian International Film Festival), Frances Wallace (Sydney Film Festival) ve Julie Huntsinger (Telluride Film Festival) de yer alıyor.
İlk etapta, jüri başkanı Wim Wenders'ın da aralarında bulunduğu önde gelen konukların siyaset hakkında konuşmayı reddetmesi üzerine Berlin Film Festivali, siyasi konuşmaları sansürlemekle suçlanmıştı.
Tartışma, bazı ödül sahiplerinin teşekkür konuşmalarını Filistin ve Gazze'ye desteklerini dile getirmek için kullanmalarıyla kapanış gecesinde alevlendi.
Alman Federal Çevre Bakanı Carsten Schneider, filmi Chronicles From The Siege Perspektifler bölümünde büyük ödülü kazanan Filistinli yönetmen Abdallah Al-Khatib'in, Almanya'nın “İsrail'in Gazze'de gerçekleştirdiği soykırımda ortak” olduğunu söylemesi üzerine salondan ayrıldı; Al-Khatib, bunu kısmen Almanya'nın, tarihsel suçluluk duygusunun ağırlığına dayanan katı İsrail yanlısı tutumuna atıfla dile getirdi.
Almanya'da açıkça İsrail yanlısı çizgisiyle bilinen muhafazakâr bulvar gazetesi Bild, Tuttle'ın görevden alınmak üzere olduğunu ileri sürdü. Sağcı gazeteci Gunnar Schupelius imzalı bir köşe yazısında, Tuttle'ın Al-Khatib ve Chronicles From The Siege ekibiyle filmin Berlinale'deki dünya prömiyerinde çektirdiği bir fotoğrafı dayanak göstererek Tuttle'ı “Gazze propagandası için poz vermekle” suçladı ve Berlinale'nin “antisemitik” aktivistler tarafından bir araç olarak kullanılmasına izin verdiğini iddia etti.
Bu suçlamalara, yalnızca Berlinale yönetimi değil, aynı zamanda Berlinale'nin gücünün “farklı bakış açılarını bünyesinde barındırabilme ve çok çeşitli seslere görünürlük kazandırabilme” kapasitesinde yattığını vurgulayan açık mektubu imzalayan 3 binden fazla sinema profesyoneli de karşı çıktı.
Alman basınına konuşan Tuttle, geçtiğimiz hafta festivalin denetim kurulunun toplantısında kendisiyle Almanya Kültür Bakanı Wolfram Weimer'in “karşılıklı olarak görevden ayrılmam olasılığını görüştüklerini” kabul etti ancak görevde kalma konusunda kararlı olduğunu söyledi.
“Ekibimle ve festivalle gurur duyuyorum ve başladığımız işi, tam bir özgüven ve kurumsal bağımsızlıkla sürdürmek istiyorum” diye konuştu Tuttle, Alman haber ajansı dpa'ya.
İşte festival yöneticilerinin kaleme aldığı destek mektubunun tamamı:
Film festivali direktörleri ve yöneticileri olarak, Tricia Tuttle'ın Berlinale Festival Direktörü olarak görevine tam güven ve kurumsal bağımsızlık içinde devam etme isteğini destekliyoruz.
2026 Berlinale'si ve önceki aylarda düzenlenen diğer kültürel ve sanatsal etkinlikler etrafında yaşanan tartışmalarda, sinemanın ve fikirlerin alışverişi için güvenli bir alanı korumaya çalışırken, her yerdeki film festivallerinin çalkantılı bir dönemde yolunu bulma konusunda artan baskılarla karşı karşıya kaldığını görüyoruz.
Kültürel mirasın emanetçileri olarak rolümüzün temel unsurlarından biri, sinemacılar, sanatçılar, sektör profesyonelleri ve seyircilerin bir araya gelebileceği alanlar yaratmak ve bu alanları korumaktır. Bu, yanlarında sadece sinemaya duyulan ortak sevgiyi değil, aynı zamanda çok farklı yaşam deneyimlerini ve bakış açılarını da getiren insanları kapsar. İşte bu çeşitlilik, film festivallerimize yaşamsal enerjisini, güncelliğini ve değerini verir ve festival “ruhunu” oluşturan da budur.
Aynı zamanda “herkes” tanımının, siyasi ve kişisel görüşleri her zaman birbirleriyle ya da toplumsal olarak kabul gören veya siyasi olarak dayatılan pozisyonlarla örtüşmeyen insanları da içerebileceği gerçeğiyle – dikkatle – başa çıkmamız gerekiyor. Uzun ömürlü ve yoğun ilgi gören film festivalleri yıkılmaz buluşma noktaları gibi görünse de, bu alanlar çoğu zaman kırılgan, büyük mücadelelerle kazanılmış ve korunması zor yapılardır.
Bildigimiz ve ihtiyaç duyduğumuz haliyle film festivallerini, nüanslara verilen değerin çöktüğü bir iklimde ayakta tutmak giderek zorlaşıyor. Kusurlu ya da popüler olmayan görüşleri dile getirme özgürlüğü de dahil olmak üzere gerçek ifade özgürlüğünü desteklemek hiç bu kadar önemli olmamıştı. Rahatsızlığın kucaklandığı, tartışmaların genişleyebildiği, yeni fikirlerin filizlenebildiği ve beklenmedik – hatta kimi zaman birbiriyle çelişen – bakış açılarının görünür kılındığı alanları korumamız gerekiyor.
Tüm paydaşlarımızın – seyirciler, yaratıcılar, festival ekipleri, kamu ve özel sektör ortakları, sektör, medya, diğer kurumlar – film sevgisiyle birbirine bağlanan topluluklar ve ağlar olarak birbirlerine hoşgörü, saygı ve dayanışma göstermelerine ihtiyacımız var; aksi halde bu alanları bütünüyle kaybetme riskiyle karşı karşıya kalırız. Yıkmak, inşa etmekten çok daha kolaydır.