Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

İlker Çatak’ın 'Sarı Mektuplar'ı Altın Ayı'yı ne kadar hak etti?

Haftanın Filmi: Sarı Mektuplar
Haftanın filmi: Sarı Mektuplar ©  Berlinale - Alamode Film
© Berlinale - Alamode Film
By David Mouriquand
Yayınlanma Tarihi Son güncelleme
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Bu yılki Altın Ayı ödülünün sahibi, ilginç ve bir o kadar da rahatsız edici biçimde, 2026 Berlin Film Festivali’ni gölgeleyen siyasi gerilimleri yansıtıyor.

Oscar’a aday gösterilen “Öğretmenler Odası” filminin ardından Türk-Alman yönetmen İlker Çatak, bu yılki çalkantılı Berlin Film Festivali’nden “Sarı Mektuplar” ile Altın Ayı’yı kazandı.

REKLAM
REKLAM

Film, şehrin diline düşen Derya’yı (Özgü Namal) ve Aziz’i (Tansu Biçer) izliyor. Ankara’nın ünlü sanatçı çifti, avangart tiyatro sahnesinin yeni gözdesidir; Derya, kocasının yeni oyununda başrolü üstlenmektedir.

Gala gecesinde Derya, yanında adamlarıyla birlikte oyunu izlemeye gelen valiyi selamlamaz. Ertesi gün, üniversitede hoca olarak çalışan Aziz, öğrencilerine hükümet karşıtı barışçıl gösterilere katılmalarını tavsiye eder.

Bir gecede işine son verildiğini, oyunun (güya Derya’nın bu saygısızlığı yüzünden) iptal edildiğini ve polisin ev sahibini ve komşularını rahatsız ettiğini öğrenir. “Buranın vatan hainleriyle, teröristlerle dolu olduğunu söylüyorlarmış.”

Devlet sansürünün hedefi haline gelen ve Aziz’i dört yıla kadar hapse mahkum edebilecek ceza davalarıyla karşı karşıya kalan çift, ergenlik çağındaki kızları Ezgi (Leyla Smyrna Cabas) ile birlikte geçici olarak İstanbul’a taşınmaya karar verir; Aziz’in annesinin yanında kalacaklardır.

Ancak aile yeni yaşam koşullarına uyum sağlamaya ve geçim derdini çevirmeye çalışırken, baskının insanı taviz vermeye zorlayan bir güç olduğu ve bunun da insanın ilke ve değerlerini riske attığı giderek açığa çıkar. Ve bazen aşk yetmez...

Sarı Zarflar
Sarı Zarflar Berlinale - Alamode Film

En başından itibaren, “Sarı Mektuplar”ın senaryosunu Ayda Meryem Çatak ve Enis Köstepen’le birlikte kaleme alan Çatak, karakterlerin hayatlarının merkezindeki tiyatrosallığı yansıtan, dördüncü duvarı yıkan ilginç bir anlatım aracı kullanıyor. Türkiye’de geçtiği halde Almanya’da çekilen “Sarı Mektuplar”, jenerik ara yazılarıyla “Berlin Ankara olarak”, “Hamburg İstanbul olarak” ifadelerini göstererek hiç vakit kaybetmeden Brechtyen bir numaraya başvuruyor.

Kasıtlı olarak yapay tutulmuş bu mekân ikamelerinden, Çatak’ın izleyiciyi yalnızca Türkiye’de politik sanat üretmenin zorluklarına değil, aynı zamanda bu hikâyenin kurmaca olduğuna da uyardığı açıkça anlaşılıyor. Evet, baskıcı bir siyasal atmosferin gölgesinde geçen bir aile dramı izliyoruz; ancak yönetmen, otoriterliğin pençesi karşısında tek bir ülkenin dertlerine odaklanmakla yetinmiyor.

Üstelik filmin Almanya’da çekilmiş olması, bugüne dair rahatsız edici bir yankı daha ekliyor. Aziz’in işten atılmasına zemin hazırlayan protesto yürüyüşünde Filistin bayrakları görülüyor ve bu sahneler, Almanya’nın başkentinde Filistin yanlısı yürüyüşlerin polis şiddetiyle karşılanması gerçeğine göndermede bulunuyor; öyle ki Birleşmiş Milletler uzmanları Almanya’yı Filistin’le dayanışma aktivizmine yönelik kriminalizasyonu ve polis şiddetini sonlandırmaya çağırdı.

Ne yazık ki filmin geri kalanındaki icra, bu düşündürücü metinler üstü dokunuşa yakışmıyor.

Yellow Letters
Yellow Letters Sarı Zarflar - Alamode Film

O sürükleyici açılış ve ilk perde geride kaldıktan sonra “Sarı Mektuplar”, baştaki altüst edici tavrına kıyasla belirgin biçimde daha çekingen bir tona bürünüyor. Derya, Aziz ve Ezgi “Hamburg İstanbul olarak” yazısının belirdiği kente taşındıktan sonra tempo düşüyor; baskıcı denetim ve giderek yükselen milliyetçilik temaları yavaş yavaş etkisini yitiriyor.

Daha da sorunlu olan, alt metindeki güçlü mesajın giderek daha kaba ve doğrudan bir hale gelmesi; hem politik yorum hem de dramatik yapı adeta sönümleniyor. Özellikle arabada geçen bir karşılaşma ve karakolda patlamayla sonuçlanan, Ezgi’yi merkeze alan sonradan eklenmiş yan hikâye, üçüncü perdeyi aceleye getirilmiş ve tepe noktasız bir finale sürüklüyor; sahneler gerilimini büyük ölçüde kaybediyor.

Tüm bunlara rağmen Özgü Namal, Derya rolünde öne çıkıyor. Film dramatik risklerini geri çekip daha konvansiyonel bir anlatı ritmine yaslansa bile, performansıyla gerilimi ayakta tutmayı başarıyor.

Sonuç olarak “Sarı Mektuplar”, güçlü bir açılışa rağmen giderek etkisini yitiren, iyi niyetli ama dağınık bir aile dramına dönüşüyor. Niyeti güçlü olsa da etkisi sınırlı kalıyor. Hak edilmiş bir Altın Ayı mı? Tartışmalı. Film, festivalin politik gerilim hattını görünür kılan bir açılış yapıyor, ancak ilerledikçe cesaretini kaybedip daha temkinli bir çizgiye çekiliyor.

“Sarı Mektuplar” şu anda Avrupa’da seçili sinemalarda gösterimde. Film, ay boyunca vizyon yolculuğunu sürdürecek ve Haziran ayında Sidney Film Festivali’nde izleyiciyle buluşacak. ABD ve İngiltere'deki vizyon tarihleri ise henüz açıklanmadı.

Görüntü editörü • Amber Louise Bryce

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

World Press Photo 2026: Yangınlar, savaş ve göçün gölgesinde bir yıl

Haftanın filmi: 2026'nın en karanlık randevu filmi olan 'The Drama'

Euronews Culture haftanın filmi seçti: 'Project Hail Mary'