Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

'Özgür Eliza' Cannes’da: Toksik pozitifliğe karşı ironik bir masal

"Free Eliza (Notes on an Anatomical Imperfection)"
"Free Eliza (Notes on an Anatomical Imperfection)" ©  Αλεξάνδρα Ματθαίου
© Αλεξάνδρα Ματθαίου
By Yorgos Mitropoulos
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Yönetmen, Cannes Film Festivali'ne katılan üçüncü kısa filmi hakkında Euronews'e konuştu

Alexandra Matthaiou, kısa filmi "Özgür Eliza" (Notes on an Anatomical Imperfection) ile Cannes’a geliyor. Film, dünya prömiyerini uzun yıllardır bağımsız ve cesur sinema seslerini öne çıkaran Directors' Fortnight bölümünde yapacak.

REKLAM
REKLAM

Kıbrıs, Yunanistan ve Fransa ortak yapımı olan film, bu yılki programda yer alan 9 kısa filmden biri olarak seçildi.

Filmin merkezinde, lüks bir otelde çalışan Elisa yer alıyor. Anatomik bir farklılık nedeniyle gülümseyemeyen Elisa için, pozitifliğin ve sürekli mutluluk gösterisinin hüküm sürdüğü bir dünyada yaşamak ciddi bir sorun hâline geliyor. Elisa, ya farklılığını savunmak ya da çevresindekilerin beklentilerine uyum sağlamak zorunda kalacak.

Alexandra Matthaiou
Alexandra Matthaiou χ

Alexandra Matthaiou’nun üçüncü kısa filminin çekimleri yalnızca dört gün sürdü ve yönetmene ilham veren otelde gerçekleştirildi. Cannes Film Festivali’ne gitmesine günler kala buluştuğumuz Matthaiou, filmin çıkış noktasını şöyle anlattı:

“Bu filmin başlangıcı aslında oldukça ilginçti. Kıbrıs Kısa Film Festivali’nde jüri üyesiydim ve aynı otelde kalıyordum. Bir sabah kahvaltıda otelde çalışan genç bir kadın gördüm; hayatımda gördüğüm en hüzünlü bakışlardan birine sahipti. Bunun beni ne kadar etkilediğini unutmuyorum, hatta hemen bir not aldığımı hatırlıyorum. Çünkü bulunduğu ortamla tam bir tezat oluşturuyordu: palmiye ağaçları, havuzlar, mutlu turistler… Her şey parlak ve kusursuz görünüyordu.

Toksik pozitiflik meselesi beni gerçekten çok düşündürüyor çünkü bunu her yerde görüyorum. Özellikle de otel gibi ortamlarda… Çalışan biri olarak mutsuz görünmenize neredeyse izin verilmiyor. Bir otelde hiçbir şey kötü gidemez; çünkü siz orada konaklayan insanlarla ilgileniyorsunuz ve kendi gündelik sorunlarınızı kapının dışında bırakmanız bekleniyor. Ben de hikâyeyi tam olarak bu fikir üzerinden geliştirmeye başladım.”

Αλεξάνδρα Ματθαίου

Alexandra Matthaiou, karakterinin dünyasını kurarken seyircinin önyargılarıyla oynamak istediğini söylüyor:

“Benim için Elisa, seyircinin kendi önyargılarını ters yüz eden bir karakter. Çünkü onun bu fiziksel farklılığını gördüğünüz anda, mutsuz ya da depresif biri olduğunu düşünmek çok kolay. Sanki her şey onun eksikliğinden kaynaklanıyormuş gibi algılanıyor. Ancak film ilerledikçe bu düşünce yavaş yavaş parçalanıyor. Elisa’nın iç dünyasının ne kadar zengin olduğunu, çevresindeki her şeyi nasıl farklı bir gözle gördüğünü ve hayal kurmak için geliştirdiği kendine özgü yolu keşfediyoruz. Belki hayal ettiği her şeye ulaşamıyor ama tüm bunlar onu sonunda özür dilemeyen, güçlü birine dönüştürüyor.

Aslında filmle söylemek istediğim şey de buydu. İlk katmanda gülümsemeler, onların yokluğu ve bunun insanı çevresindekilerden nasıl farklılaştırdığı var. Ama daha derinde, Elisa aracılığıyla toplumsal olarak ‘normal’ kabul edilen kalıpların dışında kalan insanlara bakmak istedim.

Tabii bu süreç, Elisa’yı canlandıran Gregoria Methenitis ile yaptığımız çalışmayla çok iç içe geçti. Karaktere gerçek biçimini o verdi. Bu sadece senaryonun ya da yalnızca benim yarattığım bir karakter değil.”

Αλεξάνδρα Ματθαίου

Alexandra Matthaiou’ya göre Elisa, yalnızca sinematik bir karakter değil; gündelik hayatın içinde sıkça karşılaşabileceğimiz biri:

“Bence hepimiz buna benzer çok fazla hikâye gördük: kendilerini baskılayan, onları gerçekten mutlu etmeyen ortamlarda çalışan insanlar… Elisa bu anlamda çok farklı değil. Ama hikâyede gri bir alan var; çünkü o yaptığı işten belli ölçüde keyif de alıyor. Bu ona bir tür mutluluk veriyor.

Yine de onun için her şeyi zorlaştıran şey, çevresindeki insanların ona sürekli olduğundan başka biri olması gerektiğini hissettirmesi. Asıl ironik olan da şu: Muhtemelen Elisa, etrafındaki birçok insandan daha mutlu biri. Ama diğerleri, yüzlerindeki o yapay neşe ve sürekli gülümsemeler sayesinde kendilerini daha ‘normal’ sanıyor.”

Αλεξάνδρα Ματθαίου

Eliza'nın anatomik anomalisi, bugün etrafımızda yaygın olan yıpranmış mutluluk ve toksik pozitiflik ile toplumun çeşitliliğe nasıl tepki verdiğine dair ironik bir yorum:

"Bu filmi yapıyor olmam bana komik geliyor çünkü ben doğam gereği hayatım boyunca çok gülümseyen bir insanım. Büyürken insanlarla gülümseyerek iletişim kurabilmenin bir silah olduğunu anladım. Hemen daha az tehditkâr görünüyorsunuz. Hatta muhtemelen bu sosyal beceriden yoksun diğer insanlardan daha kolay bir şekilde bir şeyleri fethedebiliyorsunuz. Ancak mizaçları sosyal bir diyalogu gülümseyerek kurmalarına izin vermeyen insanlarla şefkatle ve özenle iletişim kurmanın değerli olduğunu düşünüyorum. Bunu hiçbir şekilde bir engellilik olarak görmüyorum."

Αλεξάνδρα Ματθαίου

Film boyunca Elisa, başka hayatların ve başka mesleklerin hayalini kuruyor. Peki yönetmene göre kahramanının “ideal işi” ne olurdu?

Alexandra Matthaiou bu soruya gülerek yanıt veriyor:

“Dürüst olmak gerekirse Lady Gaga olurdu… ya da büyük bir süperstar sanatçı. Yani spot ışıklarının altında olmaya, bütün dikkatleri üzerine çekmeye aç bir kız o.”

Bir önceki kısa filmi A Summer Place ile Drama Short Film Festival’nde Drama Queer Ödülü’nü kazanan ve oyuncu Mary Mina’ya Kadın Performansı Mansiyon Ödülü getiren Matthaiou; ayrıca AFI, Palm Springs, Tampere ve Uppsala gibi uluslararası festivallerden aldığı ödüllerle dikkat çekmişti. Yönetmen şimdi ise odağını bir kez daha benzeri olmayan bir kadın karaktere çeviriyor.

Özellikle kadın deneyimiyle ilgilendiğini söyleyen Matthaiou, kadın doğasının ve psikolojisinin henüz keşfedilmemiş bölgelerini görünür kılmak istediğini belirtiyor.

Αλεξάνδρα Ματθαίου

"Öncelikle en sevdiğim erkeklerden özür dilemek istiyorum, çünkü onları ne kadar sevsem de film ve edebiyattaki kadın kahramanları çok daha ilginç buluyorum. Ayrıca kadın yaratıcılara da büyük hayranlık duyuyorum. Olayları böyle görüyorum ve bu her zaman benim kuşağımla, milenyum kuşağıyla ilgili. Kadınlar olarak üzerimizde yapılan işlemler ve topluma getirdiklerimiz ve inşa etmeyi beklediklerimizle ilgili olarak, tüm bu düşüncenin yarattığı kırılmalar erkeklerden çok daha karmaşık.

Şimdiye kadar kadın stereotipi olarak kaydedilen şeye, kadının ne anlama geldiğine, arketip olarak kadına, arzu nesnesi olarak kadına, femme fatale olarak kadına çok karşıyım. Bu yüzden daha gerçek kadınlar üzerinde biraz daha fazla durmak istiyorum. Onlara daha gerçeküstü ve biraz daha paradoksal bir şeyler aşılıyorum, çünkü ben olayları böyle görüyorum."

Αλεξάνδρα Ματθαίου

Aynı zamanda yönetmen şu anda ilk uzun metrajlı filminin hazırlıklarını sürdürüyor. Cannes ve Directors' Fortnight'a katılım bu yapım için daha iyi bir dağıtımın, daha iyi bir geleceğin yolunu açıyor mu?

"Filmin prömiyerinin Cannes'da yapılmasından son derece mutluyum. Yani biz sinemacılar için çok kalbimizde olan bir festival. Hayalini kurarsınız. Katılabileceğinizi düşünmüyorsunuz çünkü çok değerli pek çok film var. Dolayısıyla bunun gerçekleşmiş olması bana muazzam bir sevinç veriyor. Aynı zamanda iyi bir zamanda gerçekleşti, çünkü uzun metrajlı filmim üzerinde çalışıyorum, bu yüzden her şey işimize yardımcı oluyor, sizi biraz daha zorluyor. Elbette işler zor olmaya devam ediyor ama en azından biraz daha kolay fark edilmenize yardımcı oluyor. Elisa için Directors' Fortnight'tan daha uygun bir bölüm hayal edemezdim ve bunun gerçekleşmesinden çok memnunum."

Αλεξάνδρα Ματθαίου

"Özgür Eliza" (Notes on an Anatomical Imperfection), This Is The Girl Films yapımcılığında; Kıbrıs Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı, Onassis Culture, Homemade Films, Everybodies ve La Cellule Productions ortaklığıyla hayata geçirildi.

Film, 21 ve 22 Mayıs tarihlerinde Quinzaine des Cineastes kapsamında gösterilecek. Cannes Film Festival ise bu yıl 12-23 Mayıs tarihleri arasında düzenleniyor.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Cannes Film Festivali 2026: Hayranlar açılış öncesi kırmızı halı yerlerini kapattı

Cannes’dan ikonik gönderme: Afiş, 'Thelma & Louise'e adandı

'Özgür Eliza' Cannes’da: Toksik pozitifliğe karşı ironik bir masal