Loader
Bize Ulaşın
Reklam

6 soruda IMAX tartışması: Seyirciler, The Odyssey'i gerçekten göremeyecek mi?

The Odyssey filminin çekimlerinde Christopher Nolan.
The Odyssey filminin çekimlerinde Christopher Nolan. ©  AP Photo
© AP Photo
By Cagla Uren
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin
Paylaş Close Button

The Odyssey'i Nolan'ın arzu ettiği şekilde izlemek isteyenlerin "70 milimetre IMAX" destekleyen sinema salonlarına gitmesi gerekecek. Ancak dünya genelinde bu teknolojiyi destekleyen sadece 41 salon var.

Ünlü yönetmen Christopher Nolan'ın merakla beklenen epik destanı "The Odyssey", 17 Temmuz itibarıyla sinemalarda gösterime girdi.

REKLAM
REKLAM

Homeros'un kayda geçirdiği ünlü destandan uyarlanan film, İthaka kralı Odysseus'un (Matt Damon) Truva Savaşı'ndan sonra adamlarını eve götürme çabasını konu alıyor. 2 saat 52 dakika süren film, doğaüstü okyanus mücadelesi, tuhaf mitolojik canavarlar ve acımasız savaşlardan oluşuyor.

Filmi yönetmenin arzu ettiği şekilde izlemek isteyenlerin "70 milimetre IMAX" destekleyen sinema salonlarına gitmesi gerekecek. Ancak dünya genelinde bu teknolojiyi destekleyen sadece 41 salon var ve buralardaki The Odyssey biletleri günler öncesinden karaborsada fahiş fiyatlara satılmaya başladı.

Business Insider'ın analizine göre, 10 Temmuz'a kadar eBay'de satılan biletlerin ortalama fiyatı 165 dolardı ve Los Angeles'taki bir açılış gecesi bileti 600 dolara satıldı.

Öte yandan, bazı hayranlar hem fahiş fiyatları hem de sinema salonuna ulaşmak için kat etmeleri gereken kilometrelerce yolu göze almış durumda.

Türkiye'de ise, diğer birçok ülkede olduğu gibi, IMAX 70 mm film projeksiyonu yapan salon yok. Türkiye'deki IMAX salonları dijital veya lazer projeksiyonlu IMAX (IMAX with Laser) sistemlerini kullanıyor.

Peki tüm bunlar ne anlama geliyor?

1. The Odyssey'i ender kılan ne?

Tüm bu bilet ve salon arayışı çılgınlığının arkasında, filmin format açısından bir ilk olması yatıyor. The Odyssey, tamamen IMAX 1570 kameralarla -en yüksek çözünürlüklü analog film formatıyla- çekilen ilk uzun metrajlı film.

Nolan bu formatı uzun zamandır seviyordu ve Oppenheimer, Tenet, Dunkirk, Interstellar, The Dark Knight ve The Dark Knight Rises filmlerinde bu devasa kameralarla sahneler çekmişti. Ancak yeni film tamamen 1570'lerle çekildi.

IMAX 1570 kameralar, 270 kilograma kadar ağırlığa sahip devasa makineler. Mashable'ın aktarımına göre, bunların sette tekerlekli platformlara yerleştirilmeleri için bile en az beş kişiye ihtiyaç duyuluyor ve sürekli değiştirilmeleri gerekiyor. Guardian'a göre de filmin makaraları sette her üç dakikada bir yeniden yüklenmek zorunda kaldı.

Tüm bu süreç epey gürültülü olduğu için oyuncuların diyaloglarını yakından çekmeyi zorlaştırdı. Bu yüzden yapım ekibi IMAX'e kamera ses yalıtım muhafazasıyla donatılmış özel bir 65 milimetre kamera geliştirme görevi verdi.

Nolan, Associated Press'e verdiği bir röportajda IMAX tutkusunu şöyle açıklamıştı:

"Görüntünün keskinliği, netliği ve derinliği emsalsiz. Benim için en önemli nokta, IMAX 70 mm filmle çekim yaparak ekranın gerçekten ortadan kaybolmasını sağlamak. Gözlük olmadan 3D hissi veriyor. Dev bir ekranınız var ve izleyicinin çevresel görüş alanını dolduruyorsunuz. Onları filmin dünyasına tamamen kaptırıyorsunuz."

2. Nedir bu IMAX?

IMAX (Image Maximum), standart sinema salonlarına göre çok daha büyük perde, daha gelişmiş görüntü ve ses sistemi sunan bir sinema teknolojisi. İlk olarak 1967'de Kanada'da geliştirildi ve bugün birçok ülkede kullanılıyor.

Ancak "IMAX" tek bir teknoloji değil. Aynı marka altında farklı sistemler var. Özellikleri ise şu şekilde:

Daha büyük perde: IMAX salonlarının en belirgin özelliği dev perdeleri. "Gerçek" IMAX perdeleri yaklaşık 20-30 metre yüksekliğe kadar ulaşabiliyor ve izleyicinin görüş alanının çok büyük bir bölümünü kaplıyor.

Daha yüksek görüntü kalitesi: IMAX salonlarında kullanılan projeksiyon sistemleri standart dijital sinemalara göre daha yüksek parlaklık, kontrast ve çözünürlük sunuyor. Bu teknolojide bugün üç temel sistem var: IMAX Digital (çift dijital projektör), IMAX Lazer (en yeni lazer projektör sistemi) ve IMAX 70 mm film (çok az sayıda salonda bulunan analog film sistemi).

Bir IMAX filminin çözünürlüğü 35 mm'lik bir projektöre göre neredeyse 10 kat fazla ve her karede yaklaşık 18 bin piksel çözünürlük var; oysa evdeki HD ekranın çözünürlüğü 1920 piksel.

Özel ses sistemi: IMAX salonlarında daha güçlü hoparlörler, daha hassas ses kalibrasyonu ve daha yüksek dinamik aralık sunuluyor. Türkiye'deki IMAX salonları dijital veya lazer tabanlı IMAX sistemlerini kullanıyor.

Bu formatlara uyum sağlaması için bazı yönetmenler filmlerini doğrudan IMAX kameralarıyla da çekiyor. Nolan'ın yanı sıra Denis Villeneuve ve Ryan Coogler da bu yönetmenler arasında.

Tüm bu teknolojileri üreten IMAX ise aslında bir şirket. IMAX Corporation, hem IMAX marka sinema teknolojilerini geliştiriyor hem de bu markayı dünya genelindeki sinema işletmecilerine lisanslıyor. Yani aslında yönetmenler bu firmayla işbirliği yapıyor.

Bir filmin IMAX'te gösterilmesi içinse iki farklı yol var. İlkinde Nolan'ın yaptığı gibi, film doğrudan IMAX kameralarıyla çekiliyor. İkincisinde ise normal kameralarla çekilip sonradan IMAX'e uyarlanıyor. Bu işlem sırasında görüntü ve ses, IMAX'in özel "remastering" sürecinden geçiriliyor.

Filmi IMAX kameralarıyla doğrudan çekmek görüntü kalitesi açısından önemli avantajlar sunuyor, ancak yüksek maliyet, ekipmanın ağırlığı ve çekim zorluğu nedeniyle bu, her yapım için uygun olmuyor.

Bu avantajlar arasında ise çok daha fazla görüntü ayrıntısı ve daha büyük görüntü alanı sunması var. IMAX 70 mm kameraları, standart 35 mm filmden veya çoğu dijital kameradan çok daha büyük bir görüntü alanı kaydediyor. IMAX kameralarıyla çekilen sahneler, "gerçek" IMAX salonlarında 1.43:1 en-boy oranında gösterilebiliyor.

3. 'Gerçek' IMAX nedir, diğerleri sahte mi?

Özellikle The Odyssey ile birlikte sıklıkla kullanılan bir niteleme var: "Gerçek IMAX"

Öte yandan, aslında "gerçek IMAX" diye resmi bir IMAX sınıflandırması yok. Bu ifade daha çok sinema meraklılarının kullandığı gayriresmî bir terim. Yani IMAX Corporation açısından hepsi IMAX ama sinema tutkunları bazı IMAX salonlarını "gerçek IMAX", bazılarını ise esprili biçimde "LieMAX" (sahte IMAX) olarak adlandırıyor.

"Gerçek IMAX" nitelemesi, genellikle şu özellikleri taşıyan salonlar için kullanılıyor:

- Yaklaşık 20-30 metre yüksekliğinde dev perde

- 1.43:1 kare format görüntü oranını gösterebilme

- IMAX 70 mm film projektörü veya çift lazerli (Dual Laser) sistem

- Yönetmenin çektiği IMAX görüntüsünün tamamını gösterebilme

2008'den sonra IMAX firması, çok daha fazla şehirde salon açabilmek için daha küçük salonlara uygun dijital sistemler geliştirdi. Bu salonlarda perde daha küçük ve görüntü oranı çoğu zaman yatay 1.90:1 çerçevesinde. Buralarda eski dev IMAX salonları kadar büyük bir deneyim sunulmuyor. İşte bu yüzden sinemaseverler buna "sahte" diye lakap taktı.

Türkiye'deki IMAX salonları da resmi olarak IMAX lisanslı. Ancak buralarda 70 mm IMAX projektörü ve 1.43:1 dev perdeye sahip salon yok.

4. 'Gerçek' IMAX'te izlemeyenler filmi göremeyecek mi?

IMAX 70mm'nin görüntü oranı 1.43:1 olduğu için, üst ve alt kısımlarda siyah şeritler olmadan, yerden tavana uzanan ekranları dolduracak şekilde tasarlandı. Dijital IMAX ise genellikle 1.9:1 ile sınırlı; bu da görüntünün daha az dikey bilgi gösterdiği anlamına geliyor.

1.43:1'lik en büyük gösterimlerde, yani devasa kare ekran formatında, ekran izleyici için neredeyse görünmez hale geliyor. 35 mm, dijital ve CinemaScope gibi diğer formatlarda ise üst ve alt kısımlardaki tüm bilgiyi görmek mümkün değil.

Bazı izleyiciler, iki gösterim türü arasındaki farkı açıklamak için X'te çarpıcı görseller paylaştı. Sosyal medyada hızla yayılan bir tweet'te, filmin IMAX ekranındaki görüntüsü ile aynı sahnenin geleneksel sinema ekranındaki temsili bir görüntüsü karşılaştırıldı:

Bu görseller arasındaki çarpıcı fark, eleştiri dalgasını da beraberinde getirdi. Bazı kullanıcılar, bunu adaletsiz diye nitelendirerek Nolan'a tepki gösterdi ve yönetmeni "yüksek bir zümre için film çekmekle" suçladı.

Özellikle de temsili görüntüde Agamemnon'un miğferinin kesilmesi, filmde miğferin görünmeyeceği yönünde spekülasyonlara neden oldu. Ancak aynı sahneden paylaşılan gerçek karelerde miğfer göründü.

Nolan'a göre ise, standart boyutlarda da film "harika görünecek". Yapım ekibi, her ekranda en iyi deneyimi sağlamak için orijinal film öğelerini diğer formatlara uyarladı ve bunun için aylarca çalıştı.

Nolan, "IMAX filmi çekmenin heyecan verici yanı şu: Dijital format için tarama yaptığınızda, elde edebileceğiniz en iyi görüntüyle çalışıyorsunuz ve bu da birçok IMAX salonunda, lazer projektörler gibi yeni projektör formatlarına mükemmel bir şekilde yansıyor; bu salonlarda harika, yüksek kontrastlı lazer projektörler var," dedi.

2026 itibarıyla Türkiye'de de ilk kez lazer projeksiyonlu IMAX kullanılmaya başlandı. İstanbul, Ankara ve İzmir'deki bazı sinema salonları bu teknolojiyi destekliyor.

Nolan ayrıca, "Çok dikkatli planlama yapmalıydık çünkü IMAX filmi çekerek çok fazla bilgi yakalarsınız. Filminiz tüm formatlara çok iyi uyarlanacak çünkü en üst düzeyde görsel bilgi elde ediyorsunuz. Ancak ekranın farklı şekilleri var; biz bunlara en boy oranları diyoruz. Planlamanız gereken şey de görüntülerinizi farklı sinemalarda eşit başarıyla sunulabilecek şekilde nasıl çerçeveleyeceğiniz," dedi.

5. Standart sinema salonlarında kare format gösterilemez mi?

Tüm bu tartışmalar nedeniyle bazı izleyiciler, 1.90:1'lik sinema perdelerinde kare format olan 1.43:1'lik gösterimin yapılıp yapılamayacağını sorgulamaya başladı. Bazı kullanıcılar bu sayede perdenin alt ve üst kısımlarındaki bilginin tamamını ekranda görebileceklerini düşünüyor.

1.43:1 oranlı bir IMAX görüntüsü bu perdelerde gösterilirse görüntünün tamamını korumak için sağ ve solda siyah boşluklar bırakılabilir. Buna “pillarbox” gösterim deniyor.

Ancak bu genellikle tercih edilmiyor çünkü bu şekilde izleyiciye sağlıklı bir IMAX deneyimi sunulamayabilir. "Pillarbox" tekniği uygulandığında görüntü perdenin tüm genişliğini kullanamaz ve fiziksel büyüklük, gerçek IMAX perdesinden çok daha küçük kalır.

Ayrıca standart projektörün parlaklığı ve kontrastı farklı olabilir. IMAX’in özel ses sistemi ve salon geometrisi de kullanılamaz. Sinema salonundaki projektörün çözünürlüğü, 70 mm film baskısındaki ayrıntıyı bütünüyle aktaramayabilir.

Nolan, "IMAX'in benim için cazibesi her zaman selüloit filmin ulaştığı en iyi kalite olmasıydı. Yüksek kalitesinin asıl nedeni, devasa bir film negatifinden oluşması. Projektörden saatte yüzlerce km hızla geçen devasa bir film rulosu var," diyor.

Nolan burada, IMAX 70 mm'nin dijital bir teknoloji değil, çok büyük bir analog fotoğraf filmi kullanmasına dikkat çekiyor. Ona göre IMAX'in büyüsü yalnızca büyük perde değil, ışığın gerçekten devasa bir analog film negatifinin içinden geçerek perdeye yansıması. Bu yüzden IMAX 70 mm'yi "analog sinema teknolojisinin zirvesi" olarak görüyor.

6. Neden daha fazla salon yok?

Bu noktada akıllara şu soru geliyor: IMAX 70 mm bu kadar iyiyse neden daha fazla salon yok?

IMAX CEO'su Richard Gelfond, sorunun talep değil, donanım olduğunu söylüyor. Gelfond daha önce yaptığı bir açıklamada, "Bazı sinemalarda beşinci haftaya girmiş olmamıza rağmen biletler tükendi bile. Ancak sorun şu ki yaklaşık 50 yıldır yeni IMAX film projektörleri üretilmedi," demişti.

IMAX firması, her sinema salonunun talebine göre yeni projektörler üretmiyor.. Bunun yerine, şirket eski üniteleri bulmak, yeniden inşa etmek, modernize etmek ve yeterli parçanın kurtarılabileceğini ummak zorunda. Gelfond, IMAX'in her gün yeni projektörler ürettiğini, ancak bu format için film projektörleri üretmediğini söylüyor ve nedenini şöyle açıklıyor: "Pratik değil."

Ayrıca bu projektörleri üretmek için gereken özel parçaların çoğu artık mevcut değil. Orijinal tasarım dosyaları yaklaşık yarım yüzyıl öncesine dayanıyor ve düzgün bir şekilde muhafaza edilmediği için şirket, eksiksiz bir üretim planından yoksun kaldı.

Ayrıca sinema salonlarının boyutu da bu formata uygun olmayabiliyor. Devasa salonlar günümüz sinemaları için büyük bir zorluk. Bu tür alanların inşası ve bakımı pahalı olduğundan, birçok işletmeci bunun yerine dijital IMAX veya lazer yükseltmelerine odaklanıyor.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin

Bu haberler de ilginizi çekebilir

'Odysseus' etkisi: Nolan'ın filmi antik rotalara ilgiyi artırıyor

Nolan'ın 'Odysseus' filmi vizyonda: Yunanistan'da destan hâlâ sınıflarda yaşıyor

Nolan'ın 'Odysseus'una yapay zeka rakibi: 'The Fall' tartışma yarattı