Ödüller, yapay zekâ, çatışmalar ve iklim değişikliği. 83. Venedik Film Festivali’nin açılışında gündem çoğunlukla jeopolitik, propaganda ve sinemanın geleceğiydi.
George Clooney, 83. kez düzenlenen Venedik Film Festivali açılırken tartışmasız şekilde gösterinin yıldızı.
Lido’ya ilk kez Out of Sight ile adım atmasından bu yana geçen neredeyse 30 yılda, festivali adeta kendisinin değişmez adresine dönüştürdü. Hayatında birçok önemli ana tanıklık eden bir şehir Venedik; Aman Venice’deki düğününden, ona en iyi yönetmen dalında ilk Oscar adaylığını kazandıran Good Night, and Good Luck filminin prömiyerine kadar.
Şimdi oyuncu, yönetmen ve yapımcı olarak bir yaşam boyu başarı ödülü almaya hazırlanıyor; ancak basının karşısına geçtiğinde, onu dünyanın en eski sinema şöleninin tam merkezine taşıyan yolculuğunu anlatmaya pek hevesli görünmedi.
Çarşamba günkü ödül töreni öncesinde, 65 yaşındaki Clooney, kameranın önündeki ya da arkasındaki hayatı dışında hemen her şeyi konuşmak ister gibiydi.
Yapay zekâdan iklim değişikliğine, Hollywood’daki ve ötesindeki güç odaklarından bugünkü gazeteciliğin durumuna kadar pek çok konuda söyleyecek fazlasıyla sözü vardı.
“Harika bir kelime var, ‘kakistokrasi’; en niteliksiz insanların yönettiği ülke anlamına geliyor,” dedi. “Sanırım şu anda bir kakistokraside yaşıyor olabiliriz. Ama bunun da üstesinden geleceğiz.”
Yapay zekâya dair Clooney, sektörünün ayakta kalmanın yollarını bulmak zorunda olacağını söyleyerek, “Öldükten 20 yıl sonra bir tampon reklamında oynamaktan kaçınmak isterim,” diye espri yaptı.
Dünyanın en zengin birkaç erkeğinin The Washington Post’a ve X’e sahip olmasını da eleştirdi ve Paramount ile Warner Bros. arasındaki planlanan birleşme için “Bu karmaşık bir mesele, çünkü nasıl sonuçlanacağını bilmiyorum, nasıl onaylanacağını da bilmiyorum,” yorumunu yaptı.
İçinde bulunduğumuz durum
Clooney, gidişata dair rahatsızlığını dile getiren tek isim değildi. Jüri başkanı Maggie Gyllenhaal da cinsiyetçilikten siyasete ve çatışmalara kadar çeşitli konularda düşüncelerini açıkça ortaya koydu.
“Şöyle de diyebiliriz: Dünya olağanüstü bir hâl içindeyken biz burada nasıl oluyor da film konuşuyoruz?” dedi Gyllenhaal. “Bana kalırsa bunun cevabı empatiyle ilgili.”
Ayrıca yarışma seçkisinde kadın yönetmenlerin yok denecek kadar az olmasına da değindi; listede yalnızca bir kadın yönetmenin imzasını taşıyan film bulunuyor. Belki de eleştirilere yanıt olarak, geçen hafta Gazze’yi konu alan ve bir kadının eş yönetmenliğini üstlendiği NAZA adlı belgesel programa eklendi.
“Sanırım nihayet şu netleşti: Erkekler, kadınlardan daha iyi film yapıyor,” diye espri yapan Gyllenhaal, ardından kadın yönetmenlerin karşı karşıya olduğu sistemik sorunlardan, örneğin finansman sıkıntıları ve ‘yüksek sanat’ denildiğinde akla gelen kalıplaşmış fikirlerden söz etti.
11 gün boyunca kırmızı halıda Hollywood’dan ve ötesinden çok sayıda yıldız ve ünlünün boy göstermesi bekleniyor; Robert Pattinson’dan, Oasis’ten Noel ve Liam Gallagher’a kadar.
Geniş programda ayrıca Elon Musk’ı odağına alan Musk, Ukrayna’daki savaşı izleyen bağımsız Rus gazetecileri konu alan My Undesirable Friends — Part II: Exile gibi belgesellerin yanı sıra Filistin filmleri ve Minneapolis’teki ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza birimini konu alan bir kısa film de yer alıyor.
Festival, Guy Pearce’in medya baronu Rupert Murdoch’u, Jack O’Connell’ın ise bulvar gazetesi editörü Larry Lamb’i canlandırdığı, yarışma filmi Danny Boyle imzalı Ink ile açılacak. Film, Murdoch’un 1969’da The Sun gazetesini satın almasını ve Lamb’in kötü gidişata sahip yayını dönüştürerek Britanya’nın en çok satan günlük gazetesi hâline getirmesini dramatize ediyor.
Venedik Film Festivali 12 Eylül Cumartesi gününe kadar sürecek.