AB liderleri, sanayiyi canlandırmayı hedefleyen öneriyi görüşmeye hazırlanırken, birçok sektör temsilcisi Euronews’e yaptığı değerlendirmelerde planın ciddi ekonomik sonuçlar doğurabileceğini belirtti.
Avrupa Birliği’nin üretimi kıta içine çekmeyi amaçlayan 'Made in Europe-Avrupa'da üretildi' planı, sanayi çevrelerinde tartışma yarattı. Sektör temsilcileri, üretimin Avrupa’ya taşınmasının mevcut tedarik zincirlerini bozabileceği ve şirketleri yeni üretim hatları kurmaya zorlayabileceği uyarısında bulundu.
AB liderleri, Avrupa Komisyonu’nun sanayiyi canlandırmayı hedefleyen ve tartışmalı bulunan önerisini görüşmeye hazırlanırken, birçok sektör temsilcisi Euronews’e yaptığı değerlendirmelerde planın ciddi ekonomik sonuçlar doğurabileceğini belirtti.
Amaç: Avrupa üretimini öne çıkarmak
AB Sanayi Komiseri Stephane Sejourne tarafından önerilen Avrupa üretimine öncelik planı, kamu ihalelerinde AB’de üretilen ürün ve hizmetlere öncelik verilmesini ve tedarik zincirlerinde Avrupa üretimini teşvik eden kriterler getirilmesini öngörüyor.
Planın, uzun süredir ertelenen ve 25 Şubat’ta açıklanması beklenen 'Sanayi Hızlandırma Yasası' kapsamında sunulması planlanıyor.
Bu girişim, AB’nin küresel rekabette özellikle ABD ve Çin karşısında sanayisini güçlendirme stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. Aynı zamanda temiz teknolojiler, bataryalar, çelik ve enerji yoğun ürünlerde dışa bağımlılığın azaltılması hedefleniyor.
Analistler maliyet artışı uyarısı yapıyor
Uzmanlara göre 'Avrupa’da üretim' politikası, sanayi egemenliğini güçlendirmeyi amaçlasa da otomotiv ve inşaat gibi sektörlerde maliyetleri önemli ölçüde artırma riski taşıyor.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, AB liderlerine gönderdiği mektupta Avrupa'da üretim tercihini 'yerel ekonomik değer yaratmak için gerekli bir araç' olarak tanımladı. Von der Leyen, politikanın stratejik sektörlerde yeni pazarlar yaratabileceğini ve Avrupa üretim kapasitesinin büyümesine katkı sağlayabileceğini savundu.
Ancak Komisyon Başkanı, planın güçlü ekonomik analizlere dayanması ve AB’nin güvenilir ticaret ortaklarıyla ilişkileri zedelememesi gerektiğini de vurguladı.
Otomotiv sektörü: Koruyuculuk ters tepebilir
Almanya Otomotiv Endüstrisi Birliği (VDA), yerel üretim zorunluluklarına eleştirel yaklaşıyor. Birlik, otomotiv tedarik zincirlerinin küresel ölçekte birbirine bağlı olduğunu ve korumacı politikaların diğer ülkelerden misillemelere yol açabileceğini belirtiyor.
Sektör temsilcilerine göre otomotiv sektöründeki istihdamın yaklaşık yüzde 70’i ihracata bağlı. Bu nedenle yerel üretim kotaları maliyetleri artırabilir ve Avrupa sanayisinin rekabet gücünü zayıflatabilir.
Avrupa otomotiv tedarikçilerini temsil eden CLEPA ise Avrupa üretim oranının yüzde 70-75 seviyesinde belirlenmesini öneriyor. Kuruluşa göre bir bileşen, son büyük üretim aşaması AB sınırları içinde gerçekleştiğinde 'Avrupa menşeli' kabul edilebilir.
Havacılık: Küresel zincirler kırılabilir
Havacılık ve savunma sanayisi temsilcileri de planın belirsizlikler içerdiğini belirtiyor. Avrupa havacılık ve savunma sektörünü temsil eden ASD Europe, sektörün küresel tedarik zincirlerine yüksek düzeyde bağımlı olduğunu ve Avrupa tercihi kriterlerinin bu yapıyı etkileyebileceğini ifade etti.
Sektör yetkilileri, Avrupa havacılık sanayisinin küresel pazarın yaklaşık yüzde 40’ını oluşturduğunu hatırlatarak, rekabet gücünün korunmasının kritik olduğunu vurguladı.
Temiz teknoloji sektörü destekliyor ama temkinli
Temiz teknoloji sektörü ise Avrupa üretiminin teşvik edilmesini genel olarak destekliyor. Cleantech for Europe yetkilileri, kamu harcamalarının Avrupa’da üretilen stratejik teknolojilere talep yaratması gerektiğini savunuyor.
Buna karşın sektör temsilcileri, AB’nin küresel tedarik zincirlerinden tamamen kopmaması gerektiğini ve batarya, otomotiv parçaları ve elektrolizör üretimi gibi alanlarda uluslararası işbirliklerinin sürmesinin önemli olduğunu belirtiyor.
Çelik sektörü daha kapsamlı kurallar istiyor
Avrupa çelik üreticileri, küresel rakiplerine kıyasla daha yüksek enerji maliyetleri ve daha sıkı iklim kurallarıyla karşı karşıya. Buna rağmen sektör, Avrupa üretimini teşvik eden kriterleri destekliyor.
Avrupa Çelik Birliği Eurofer, Avrupa’da üretim kurallarının yalnızca montaj süreçlerini değil, üretimin tüm değer zincirini kapsaması gerektiğini savunuyor. Birlik, nihai ürünlerde kullanılan çeliğin de AB içinde üretilmesi gerektiğini belirtiyor.
Kimya sektörü esneklik talep ediyor
Avrupa Kimya Endüstrisi Konseyi (Cefic), planın yalnızca nihai ürün üretimini teşvik etmek yerine tüm tedarik zincirine yönelik teşvikler içermesi gerektiğini vurguladı.
Sektör temsilcileri, üretim süreçlerinin bazı aşamalarının AB dışında gerçekleşmesine izin verecek esnek düzenlemelerin gerekli olacağını belirtiyor. Ayrıca AB dışındaki bazı ticaret ortaklarının kamu ihalelerine katılabilmesinin uluslararası işbirliklerini güçlendirebileceği ifade ediliyor.
Hidrojen sektörü planı 'önemli adım' olarak görüyor
Hydrogen Europe temsilcileri ise planı Avrupa’da sanayi değer zincirlerinin korunması açısından olumlu değerlendiriyor. Kuruluş, özellikle elektrolizör üretimi ve temiz hidrojen teknolojileri için kamu alımlarının talep yaratmada kritik rol oynayabileceğini savunuyor.