Avrupa Birliği ve önde gelen basın özgürlüğü kuruluşları, Belarus’un Euronews’ü “aşırıcı” ilan etmesini kınayarak, bu hamleyi bağımsız medyaya yönelik daha geniş bir baskının parçası olarak nitelendirdi.
Avrupa Birliği (AB), Belarus’un Euronews’ü “aşırılıkçı” bir medya kuruluşu olarak tanımlama kararını kınadı ve bunun “bağımsız medyayı hedef alan daha geniş bir baskı politikasının” parçası olduğunu söyledi.
AB’nin Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Sözcüsü Anitta Hipper, “Bu, basın özgürlüğünü kısıtlamaya yönelik süregelen bir çabanın parçası,” dedi ve ekledi:
“AB, Euronews ile dayanışma içindedir.”
Açıklamalar, Minsk yönetiminin geçen hafta aldığı kararın ardından Euronews’a Avrupa genelinden gelen destek mesajlarının devamında geldi. Belaruslu muhalefet lideri Sviatlana Tsikhanouskaya da kararı basın özgürlüğünü kısıtlamaya yönelik “utanç verici” bir girişim olarak nitelendirmişti.
Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola ise sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, Avrupa’nın Belarus halkının yanında durmaya devam ettiğini ve özgürlüğün, basın özgürlüğünün ve halkın iradesinin üstün geldiği bir Belarus için mücadeleyi sürdüreceğini belirtti.
“İnsanların yeni bir gelecek için ayağa kalkmasının üzerinden altı yıl geçti ancak sesleri susturulamadı,” diyen Metsola sözlerini şöyle sürdürdü:
“Belarus özgür olacak.”
Belarus merkezli medya kuruluşlarına göre, Belarus Enformasyon Bakanlığı geçen hafta Euronews’ün internet sitesini “Cumhuriyetçi Aşırılıkçı Materyaller Listesi”ne ekledi. Kararın Belarus medeni usul kuralları uyarınca derhal uygulanması gerekiyor.
Karar, denize kıyısı olmayan Doğu Avrupa ülkesinde Euronews’ün internet sitesine erişimin kısıtlanacağı anlamına geliyor. Okurlar ise Euronews içeriklerini saklamaları veya dağıtmaları halinde idari yaptırımlarla karşı karşıya kalabilir.
Euronews, söz konusu tanımlamanın yalnızca olgulara dayalı haberciliğe erişimi sınırlamakla kalmadığını, aynı zamanda izleyici ve okuyucularını da suçlu konumuna düşürme riski taşıdığını belirtti.
‘Onur nişanı’
Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ) Başkanı Maja Sever pazartesi günü yaptığı açıklamada, “aşırılıkçı” tanımlamasının bağımsız medyayı itibarsızlaştırma ve sindirme girişimi olduğunu, Belarus’un bu konuda Kremlin’in izinden gittiğini söyledi.
“Bu temelsiz suçlama bir onur nişanı olarak görülmeli: Sözde ‘aşırılıkçı’ medya kuruluşları, gerçekte Belarus halkının özgür, çoğulcu ve bağımsız bilgiye erişim hakkını savunan kuruluşlardır.”
Rusya’da “aşırılıkçılık” tanımının yoruma açık olması, yetkililerin bu kavramı azınlıkları ve siyasi muhalefeti hedef almak ya da ifade ve toplanma özgürlüğünü bastırmak için kullanabilmesine imkan tanıyor.
Sınır Tanımayan Gazeteciler’in (RSF) kriz masasından Martin Roux da Belarus’un gazeteciliği suç haline getirmek için terörle mücadele yasalarını kullanarak Rusya’nın izinden gittiğini söyledi.
“Bu karalayıcı etiket, Euronews ve daha önce Polonya Basın Ajansı dahil olmak üzere yabancı medya kuruluşlarını hedef alıyor. Bu kuruluşlar, resmî anlatıyla çelişen her türlü bilgi kaynağına kapatılmış bir ülke hakkında haber yaptıkları için rejimi endişelendiriyor.”
RSF, 2020’den bu yana 60’tan fazla medya kuruluşunun “aşırılıkçı” olarak tanımlandığını tespit etti. Rusya’da bunlar arasında Euronews, France 24 ve BBC de var.
RSF’ye göre Rusya’da 48 kadar gazeteci ve medya çalışanı cezaevinde. Belarus Gazeteciler Derneği’ne (BAJ) göre ise Belarus’ta halen 21 kadar medya çalışanı cezaevinde tutulurken, çok daha fazlası sürgünde yaşıyor.
‘Tüm muhalif seslere karşı acımasız bir kampanya’
Açıklamalar, Belarus’ta 2020'de gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçimlerinin altıncı yıldönümünün hemen ardından geldi.
Seçimler AB, birçok Batılı hükümet, muhalefet temsilcileri ve vatandaşlar tarafından yaygın ölçüde "hileli" diye değerlendirildi. Resmî sonuçların Aliaksandr Lukaşenko’ya bir dönem daha iktidar vermesinin ardından protestocular seçim sonuçlarına itiraz etmek için sokaklara çıktı.
Gösteriler geniş çaplı bir baskıyla karşılandı. Şiddet içeren gözaltılar gerçekleştirildi ve binlerce kişi tutuklandı.
Uluslararası Af Örgütü, Lukaşenko’nun tartışmalı seçim zaferinin “tam bir korku ve baskı” ortamında gerçekleştiğini ve bu ortamın o tarihten bu yana daha da ağırlaştığını belirtiyor.
Uluslararası Af Örgütü Doğu Avrupa ve Orta Asya Direktörü Marie Struthers, “2020 cumhurbaşkanlığı seçimlerinden bu yana Belarus’ta zaten ağır olan insan hakları krizi daha da derinleşti,” dedi.
“Yetkililer, her türlü muhalif sese karşı yürüttükleri acımasız kampanyayla boğucu bir korku ortamı yarattı ve hükümete meydan okuyan herkesi ve her şeyi susturdu.”
Geçen yıl içinde bazı siyasi tutuklular serbest bırakılmış olsa da AB’nin dış politika birimi Avrupa Dış Eylem Servisi (EEAS), yaklaşık 800 kişinin halen keyfî biçimde gözaltında tutulduğunu tahmin ediyor.
Bu kişilerin birçoğunun kötü muamele ve işkenceye maruz kaldığı, ayrıca temel sağlık hizmetlerine erişimlerinin bulunmadığı belirtiliyor.
Belaruslu insan hakları örgütü Viasna ise siyasi tutuklu olarak tanıdığı kişilerin yer aldığı listenin her hafta büyüdüğünü bildiriyor.