Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Euronews özel: Brüksel'in 'UFO'ları gizlice izlediği ortaya çıktı

ABD Savunma Bakanlığı tarafından 2017'de yayımlanan, sözde "tic tac" adlı cisme ait görüntüler.
ABD Savunma Bakanlığı’nın 2017’de yayımladığı, sözde “tic tac” adlı cisme ait görüntü. ©  US Defence Department
© US Defence Department
By Marta Pacheco
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin
Paylaş Close Button

Euronews’ün gördüğü belgelere göre Brüksel, tanımlanamayan anormal olayları (UAP) izlediğini ve bu alandaki kapasitesini artırmayı düşündüğünü ima ediyor.

Avrupa Komisyonu’nun savunma birimine ait olan ve Euronews’ün gördüğü bir belgeye göre, Komisyon, en az 2023’ten bu yana Malezya’daki gökyüzü ve uzay gözlemleri kapsamında "tanımlanamayan anormal fenomenleri" (UAP) kamuoyuna fazla yansıtmadan takip ediyor.

REKLAM
REKLAM

Belgede, “Teknolojik kapasitemiz geliştikçe bunları (UAP’leri) görme ve tanımlama konusunda daha iyi hale geliyoruz, ancak daha da iyi olmamız gerekiyor,” ifadeleri yer aldı. Bu açıklama, AB yürütme organının fenomeni resmi açıklamalarından daha yakından takip ettiğine ve konuyu araştırmaya istekli olduğuna işaret ediyor.

Daha önce “tanımlanamayan uçan nesneler” (UFO) olarak bilinen fenomenler için UAP terimi, ABD Savunma Bakanlığı Pentagon tarafından Ağustos 2020’de kullanılmaya başlandı. Washington o dönemde, kısıtlı hava sahalarında meydana gelen açıklanamayan olayları araştırmak üzere UAP Görev Gücü’nü kurdu.

Konu, New York Times’ın 2017’de yayımladığı bir haberin ardından daha ciddi biçimde ele alınmaya başladı. Haberde, ABD Savunma Bakanlığı’nın dosyalarında, ABD Donanması tarafından yayımlanan askeri uçuşlar sırasında kaydedilmiş UAP görüntülerinin bulunduğu ortaya konmuştu.

Euronews ayrıca, 2020 yılında Ay’ın yüzeyi ve Ay’daki faaliyetlerle ilgili keşifleri sayesinde uzay ajansları tarafından uluslararası düzeyde tanınan amatör astronom Malezyalı bir baba ile oğlunun, Ekim 2022’de Avrupa Komisyonu’na ulaştığını tespit etti. İkilinin gönderdiği mektubun başlığı, “UV kızılötesi teleskobumuzu kullanarak hava sahasında ve derin uzayda UAP görüntüleri”ydi.

Baba-oğul, aralarında UAP olduğu öne sürülen görüntülerin de bulunduğu 37 gökyüzü ve uzay fotoğrafını Komisyon’a göndererek Başkan Ursula von der Leyen’e bunların kökenini sormuştu.

İkili, hükümetlerin bu UAP’lerle ilgili kendilerine soru yöneltildiğinde “hiçbir görüş bildirmediğini” belirterek, nesnelerin “uçakların ve askeri tesisler ile nükleer tesisler gibi önemli hedeflerin çok yakınında” uçuyor gibi göründüğünü söyledi.

Malezyalı ikili, “Yerel ağların Wi-Fi frekansı üzerinden yukarıdan gelen çeşitli sinyaller de tespit ettik,” diye yazdı.

UAP’lerin Malezya üzerinde görülmesi nedeniyle Avrupa Komisyonu, konuyu araştırma yetkisine sahip olmadığını bildirdi.

Bununla birlikte Komisyon, 27 AB üyesi ülkeye “Dünya çevresindeki uzay ortamında bulunan nesneleri tespit etme kapasitesinin artırılmasını” önereceğini açıkladı.

Komisyon, “Bunun amaçlarından biri, gördüğünüz UAP’leri ve uzayın birçok farklı amaçla kullanımını tehlikeye atan çok sayıdaki uzay enkazını daha iyi tanımlamamıza yardımcı olmak,” dedi.

Açıklamada ayrıca, “Bunun gelecekte sizin bildirdiğiniz vakaların tamamını çözeceğini iddia etmiyoruz, ancak belki bazılarını açıklayabilir,” ifadeleri kullanıldı.

Malezyalı amatör astronomlar ayrıca NASA, Malezya Nükleer Ajansı Genel Müdürü Abdul Rahim Harun, Malezya Bilim, Teknoloji ve İnovasyon Bakanlığı ve Kanada Savunma Bakanlığı ile de iletişime geçti. Ancak bu kurumların tamamı başvuruyu nazik bir şekilde geri çevirdi.

Malezyalıların bireysel olarak iletişime geçtiği eski Kanadalı milletvekili Larry Maguire ise ikiliyi çalışmalarını sürdürmeye teşvik etti.

Maguire, Euronews’un gördüğü Haziran 2022 tarihli bir e-postasında, “Önümüzdeki yıl dünyanın dört bir yanında giderek daha fazla insanın dikkatini gökyüzüne çevireceğini ve çok daha fazla veri ile kayıt toplayacağını tahmin ediyorum,” diye yazdı.

“Sonuçta gökyüzü gizli bilgi kapsamına alınmış değil ve daha fazla bilgi toplandıkça bu konudaki kamuoyu farkındalığı da artacaktır.”

ABD Kongresi’nde dönüm noktası niteliğinde UAP oturumu

ABD Temsilciler Meclisi Denetim Komitesi’nin Ulusal Güvenlik Alt Komitesi tarafından düzenlenen ve dönüm noktası olarak nitelendirilen UAP oturumu, 26 Temmuz 2023’te gerçekleştirilmişti. Oturumda UAP’lerin ulusal güvenlik açısından doğurabileceği sonuçların yanı sıra, ABD hükümetine göre UAP’leri ele geçirip tersine mühendislik yoluyla inceleyen gizli hükümet programlarının bulunduğuna ilişkin çarpıcı iddialar ele alınmıştı.

UFO’dan UAP kavramına geçişteki amaç ise onlarca yıldır UFO’larla ve daha sıra dışı teorilerle ilişkilendirilen "komplo" damgalamasını azaltmak ve incelenen fenomenlerin kapsamını genişletmekti.

AB’de ise konuyla ilgili tartışmalar hâlâ sınırlı ve UAP meselesi üzerindeki damgalama devam ediyor. Bu durum, son yıllarda konuyla ilgili çeşitli gizli belgeleri kamuoyuyla paylaşan ABD gibi ülkelerle belirgin bir tezat oluşturuyor. ABD, son olarak Harvard Üniversitesi’nde astrofizik ve kozmoloji alanlarında uzmanlaşmış teorik fizikçi Avi Loeb başkanlığında bir UAP Bilim Konseyi kurdu.

Diğer yandan Fransa, AB ülkeleri arasında UAP’leri izlemek ve araştırmak üzere özel olarak kurulmuş, devlet tarafından finanse edilen bir merkeze sahip tek ülke: Tanımlanamayan Havacılık ve Uzay Olaylarını İnceleme ve Bilgilendirme Grubu, daha yaygın bilinen adıyla GEIPAN.

GEIPAN, 1977’de kurulmasından bu yana 3 bin 300’den fazla UAP vakasını analiz etti. Bunlardan tam 106’sı, kapsamlı incelemelerin ardından açıklanamayan vakalar olarak sınıflandırıldı. Diğer 1.014 vaka ise sağlıklı bir soruşturma yürütmek için yeterli veri bulunmaması nedeniyle çözüme kavuşturulamadı.

Fransa Parlamentosu, 29 Haziran’da UAP’ler konusunda kapsamlı bir görüşme gerçekleştirdi. Tartışmalar UAP araştırmaları, GEIPAN ile Fransız Hava ve Uzay Kuvvetleri’nin UAP’ler üzerine yürüttüğü çalışmalar ve “kamu makamlarından yanıtlar” alabilmek amacıyla ABD ile olası işbirliği üzerinde yoğunlaşıyor.

Havacılık ve uzay bilimleri alanında geçmişi bulunan Fransız milletvekili Arnaud Saint-Martin, Le Parisien’e yaptığı açıklamada, “Sansasyon ve fantezilerin ötesine geçmek, bunun yerine büyük ilgi uyandıran bu meseleyi ciddi ve akılcı bir biçimde ele almak istiyoruz,” dedi.

Uçuş güvenliği endişeleri

Geçtiğimiz onlarca yıl boyunca bazı AB milletvekilleri bu fenomenlerle ilgili Avrupa Komisyonu’na sorular yöneltti. Son dönemde ise pilotların UAP gördüklerine ilişkin bildirimlerin artmasıyla birlikte uçuş güvenliği konusundaki endişeler daha fazla gündeme getirilmeye başlandı.

Bu güvenlik endişeleri, ABD Kongresi’nde düzenlenen çeşitli oturumlarda askeri pilotların fizik yasalarına meydan okuyor gibi görünen “açıklanamayan” uçuş davranışlarına ilişkin ifadeler vermesinin ardından daha da güçlendi.

Avrupa Parlamentosu üyesi Fabio De Masi (Almanya/Bağımsız), 2025 ve 2026 yıllarında Avrupa Komisyonu’ndan birkaç kez AB’nin havacılık raporlama sistemlerini gözden geçirip güncellemesini ve UAP olayları için özel bir raporlama kategorisi oluşturmasını istedi. Böyle bir sistemin AB ülkeleri genelinde tutarlılığı ve veri bütünlüğünü sağlamasının yanı sıra uçuş güvenliği standartlarını yükseltmesi hedefleniyor.

Benzer bir çağrı pilotlar tarafından da dile getiriliyor. Pilotlar, UAP karşılaşmalarının bildirilmesine yönelik standart protokollerin bulunmamasının veri toplanmasını ve risklerin azaltılmasını zorlaştırdığını savunuyor.

Pilotlar, UAP’lerin aniden ortaya çıkmasının durumsal farkındalığın kaybedilmesine veya acil durum manevralarına yol açabileceğini savunuyor. Ayrıca bu fenomenlerin uçak sensörlerinde ve iletişim sistemlerinde geçici arızalara neden olabileceğinden endişe ediyorlar.

Hollandalı bir hava yolu şirketinde ticari pilot olarak çalışan Rob Akkermans, son 35 yılda yaşadığı deneyimleri Euronews’a anlattı. İlk olay 1990’ların başında, son iki olay ise 2023 ve 2024 yıllarında yaşandı.

Akkermans, “İki pilot ve dört kabin görevlisinden oluşan ekibimizle 2023 yılında Orta Doğu’dan Hollanda’ya uçuyorduk. UTC ile yaklaşık 19.30’dan itibaren iki saatten uzun süre boyunca bu garip fenomene tanık olduk ve gördüklerimizi gerçekten olağanüstü bulduk,” dedi. Akkermans, altı mürettebat üyesinin tamamının olayı kokpitten izlediğini belirtti.

Hollandalı pilot, “Kıbrıs’ın güneyindeyken başladı. Tam olarak 300 derecelik bir istikamette, yaklaşık 25 ila 30 derecelik bir yükseliş açısında ve çok yüksek bir irtifada, bir ışığın aniden çok güçlü biçimde parladığını ve ardından yavaşça sönmeye başladığını gördük. Daha sonra bu durum daha sık yaşanmaya başladı ve çoğu zaman aynı şekilde parlayıp sönen bir veya iki başka ışık da buna eşlik ediyordu,” diye anlattı.

“En tuhaf olanı, üç ışıktan birinin zaman zaman diğerlerinin çevresinde manevra yapmasıydı. Bu durum bir kovalamacayı, hava kuvvetlerinin ‘it dalaşı’ (dogfight) dediği şeyi andırıyordu. Ardından ışıklardan ikisi veya üçü birden yeniden sönüyordu,” dedi.

Akkermans, “Başlangıçta bunun Balkanlar üzerinde yürütülen bir görev olabileceğini düşündük. Ancak Balkanlar’a ulaştığımızda aynı manzaraya tanık olmaya devam ettik; hâlâ aynı istikamette, aynı açıda ve çok yüksek bir irtifadaydı. UTC ile yaklaşık 21.30’dan sonra ışıklar inanılmaz bir hızla aniden ortadan kayboldu ve onları bir daha görmedik,” diye ekledi.

Akkermans, ertesi gün meslektaşlarından birinin Hollanda’daki evinin arka bahçesinden aynı olaya tanık olduğunu söyledi.

Hollandalı pilot, yaşadıklarının ardından “gördüğüm şey tamamen açıklanamaz olduğu için hayret ve şaşkınlığın bir karışımını” hissettiğini belirterek, böyle bir deneyimin “insanın peşini hiçbir zaman gerçekten bırakmadığını” söyledi.

Ancak bu heyecan, uçuş sırasında kısa sürede dikkat dağıtıcı bir unsura dönüştü.

Akkermans, “Duygusal açıdan başa çıkılması gereken en kaygı verici şey, damgalanma nedeniyle yaşanan hayal kırıklığı ve endişeydi. Bu deneyimi sessizce taşımak zorunda kalıyorsunuz; az önce tanık olduğunuz gerçek güvenlik riskinden çok, bu tabunun mesleki sonuçları konusunda endişeleniyorsunuz,” dedi.

43 yaşındaki, 20 yılı aşkın ticari uçuş deneyimine sahip Boeing 747 kaptanı Christiaan van Heijst, 2005 ile 2010 yılları arasında yaşadığı dört deneyimi Euronews’a anlattı. Bunlardan ikisi özellikle dikkat çekiciydi.

Van Heijst’ın ikinci gözlemi 2005 yılında Yunanistan’da, muhtemelen Mikonos Adası’nda, gece geç saatlerde gerçekleşti.

Hollandalı pilot Euronews’e, “Gece iniş yaptıktan sonra pist üzerinde 180 derecelik bir dönüş yaptık. Dönüş sırasında gökyüzünde, son derece yüksek bir irtifada parlak bir ışığın belirdiğini gördük. Işık aniden hareket etti, kayboldu, tekrar ortaya çıktı, yaklaşık aynı mesafe kadar hareket etti ve yeniden kayboldu. Bu yaklaşık üç kez tekrarlandı,” dedi.

“Ardından öncekinin yaklaşık iki katı kadar uzakta yeniden belirdi ve hiçbir hızlanma göstermeden, aniden ve inanılmaz bir hızla fırlayıp gitti. Doğrudan olağanüstü bir hıza ulaştı ve gözden kayboldu.”

Van Heijst, o gece USS Theodore Roosevelt uçak gemisinin de içinde bulunduğu ABD 2. Uçak Gemisi Taarruz Grubu’nun, İkinci Körfez Savaşı kapsamında Basra Körfezi’ne giderken Akdeniz’den geçtiğine dikkat çekti.

Van Heijst, “Bu durum hava sahası kapatma bildirimlerinde (NOTAM) de belirtilmişti (...) Bu olayların birbiriyle bağlantılı olup olmadığı bilinmiyor,” dedi.

Van Heijst’ın dördüncü gözlemi ise 23 Ocak 2010 günü öğleden sonra geç saatlerde, Boeing 737 ile Amsterdam’dan Málaga’ya gerçekleştirdiği bir uçuş sırasında yaşandı.

UAP Koalisyonu Hollanda / Christiaan van Heijst
UAP Koalisyonu Hollanda / Christiaan van Heijst UAP Koalisyonu Hollanda / Christiaan van Heijst

Van Heijst, “Uzakta, önümüzde, sanki bir yoğunlaşma izinin arka tarafından bakıyormuşuz gibi yuvarlatılmış dikdörtgen biçiminde görünen bir nesne fark ettik. Ancak 41 bin feet (yaklaşık 12 bin 500 metre) irtifada uçuyorduk ve bu yüksekliklerde üzerimizde neredeyse hiç ticari ve/veya askeri hava trafiği olmaz,” dedi.

“Henüz İspanya’nın kuzeyi üzerinde uçarken Madrid Hava Trafik Kontrolü’ne önümüzde ve üzerimizde bilinen herhangi bir hava trafiği olup olmadığını sorduk. Bize hiçbir hava trafiğinin bulunmadığını söylediler ve bunu neden sorduğumuzu merak ettiler. Biz de çok ileride, oldukça büyük bir nesne gördüğümüzü söyledik.”

Hollandalı pilot, “Sadece ne olduğunu merak ediyorduk. Kontrolör hemen askeri hava trafik kontrol frekansıyla bağlantıya geçmemizi ve gördüklerimizi onlara anlatmamızı istedi. Askeri hava trafik kontrolü hızlı yanıt verdi, konuyla ilgilendi ve gördüğümüz her şeyi ciddi biçimde kayda aldı,” diye devam etti.

“Askeri hava trafik kontrolü, Fas’a kadar uzanan güzergâhın tamamında başka hiçbir hava trafiği olmadığını doğruladı: Ne askeri faaliyet ne ticari hava trafiği ne meteoroloji balonu, hiçbir şey vardı. En az bir saat boyunca sabit duran bu nesneyi sürekli gördük. İber Yarımadası’nın oldukça güneyindeki Málaga üzerinde bulutların içine alçalana kadar nesne görüş alanımızdaydı.”

Van Heijst, bu gözlemlerin hiçbirine karşı “duygusal bir tepki” vermediğini söylese de hava sahasında bir şey bulunuyor ve yetkililer bunu tanımlayamıyorsa bunun “her şeyden önce bir güvenlik meselesi olduğunu, bilimkurgu olmadığını” vurguladı.

Raporlama açığı mı var?

UAP bildirimleri için standartlaştırılmış özel bir kategori oluşturulması yönünde çok sayıda çağrı yapılmasına rağmen Avrupa Birliği Havacılık Emniyeti Ajansı (EASA), UAP’ler de dahil olmak üzere “havacılık emniyetini etkileyebilecek her türlü olayın” raporlanmasına olanak sağlayan bir çerçevenin zaten mevcut olduğunu belirtti.

EASA, Euronews’e yaptığı açıklamada, “Pilotlar ve diğer havacılık personeli, niteliği ne olursa olsun potansiyel bir güvenlik riski oluşturduğunu düşündükleri her şeyi bildirmeye teşvik ediliyor,” dedi. Ajans, UAP olaylarının “diğer/çeşitli olaylar” kategorisi yerine kendilerine özgü ayrı bir kategori altında bildirilmesi yönündeki pilot taleplerini ise kabul etmedi.

Ajans, EASA’nın olayları mevcut kanıtlar ve havacılık emniyeti üzerindeki potansiyel etkileri temelinde değerlendirdiğini belirtti.

EASA, “Şu ana kadar UAP bildirimlerinin ek önlemler alınmasını gerektirecek sistemik bir havacılık emniyeti sorunu oluşturduğuna işaret eden herhangi bir kanıt tespit etmedi,” açıklamasında bulundu.

Ancak bazı güvenlik savunucuları, EASA’nın yeterli kanıt bulamamasının olayların yaşanmamasından değil, raporlamadaki eksikliklerden kaynaklanabileceğini öne sürüyor.

Hollanda Güvenlik Kurulu, uçuş ekiplerinin UAP bildirimlerini genel bir kategori altında kabul etmeye başladı. Almanya Federal Havacılık Dairesi de konuyla ilgili bilimsel araştırmalara dahil oldu.

Savunuculara göre standartlaştırılmış merkezi bir veri tabanının bulunmaması, ülkeler düzeyinde elde edilen bu bilgilerin parçalı kalmasına neden oluyor. Bu da Avrupa’daki ilgili kurumların hava sahasında yaşanan anomalilere ilişkin eksik bir tabloya sahip olması sonucunu doğuruyor.

Nükleer santraller

UAP’lerin nükleer tesislerin yakınlarında yaygın biçimde görüldüğüne ilişkin bildirimler ise konuyu daha da karmaşık hale getiriyor.

Fransa’da 2015 yılında yapılan bir araştırma, ülkedeki açıklanamayan fenomen gözlemleri ile nükleer tesislere yakınlık arasında bir ilişki bulunduğunu ortaya koymuştu. Bu tesislerden biri, yeniden işleme öncesinde ve sonrasında büyük miktarlarda yüksek derecede radyoaktif maddenin depolandığı La Hague nükleer yakıt yeniden işleme tesisi.

Benzer şekilde İngiltere’de de 1993 yılında Hartlepool Nükleer Santrali üzerinde yapılan gözlemler ve RAF Bentwaters’taki nükleer silah depolama sığınaklarının yakınlarında meydana gelen, kamuoyunda geniş yankı uyandıran 1980 Rendlesham Ormanı olayı gibi vakalar uzun yıllardır kamuoyundaki spekülasyonları besliyor.

UAP gözlemleri, 1940’lı yıllardan bu yana ABD’deki nükleer tesislerle ilişkilendiriliyor. Askeri personel, nükleer füze siloları, silah depolama tesisleri ve nükleer santrallerin yakınlarında açıklanamayan nesneler görüldüğünü bildirdi.

En çok bilinen vakalardan biri 1967 yılında Montana’daki Malmstrom Hava Kuvvetleri Üssü’nde yaşandı. Eski ABD Hava Kuvvetleri subayları, birkaç nükleer füzenin geçici olarak devre dışı kalmasından hemen önce füze silolarının yakınında bir UAP gözlemlendiğini öne sürdü.

Benzer olayların Minot Hava Kuvvetleri Üssü ve ABD’nin güneybatısındaki bazı askeri tesisler de dahil olmak üzere başka noktalarda da yaşandığı bildirildi.

Çok sayıda tanık bu olayları önemli bulsa da söz konusu nesnelerin kökenini veya niteliğini ortaya koyan kesin bir kanıta ulaşılamadı. ABD hükümeti halihazırda UAP bildirimlerini araştırıyor ancak bu olayların nedenleri hâlâ açıklığa kavuşturulmuş değil.

Savunma kapasitesini artırma paradoksu

AB, Avrupa’nın on yılın sonuna kadar savunmaya hazır hale gelmesini sağlamak amacıyla, üye ülkelerden savunma harcamalarını artırmalarını, daha yakın işbirliği yapmalarını ve bloğun bağlayıcı sanayi ve askeri hedefleri doğrultusunda Avrupa’nın savunma kapasitesine ortak yatırımlar gerçekleştirmelerini istiyor.

Ancak konu UAP’lere geldiğinde Brüksel, bunların ulusal düzeyde izlenmesi gerektiğini savunuyor.

Euronews, Avrupa Komisyonu’na UAP’ler konusunda ABD ile AB arasında herhangi bir bilgi paylaşım mekanizması oluşturulmasının değerlendirilip değerlendirilmediğini sordu. Ayrıca Komisyon’a, uçuş güvenliği üzerindeki olası etkileri de göz önünde bulundurarak UAP’leri izlemek ve değerlendirmek üzere kendi başına harekete geçmeyi planlayıp planlamadığı sorusu yöneltildi.

Avrupa Komisyonu sözcüsü, “UAP’ler, bunları kendi ulusal güvenlik ve savunma öncelikleri doğrultusunda ele alan AB üyesi ülkelerin sorumluluğundadır,” yanıtını verdi.

Akkermans ise AB’ye UAP’leri bir tabu olarak değil, havacılık güvenliğinin somut bir meselesi olarak ele alma çağrısında bulundu.

Hollandalı pilot, “EASA, Avrupa Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu’nun havacılık güvenliği çerçevelerimizi resmen güncellemesi ve standartlaştırılmış bir UAP raporlama kategorisi oluşturması gerekiyor. Böylece verilerin görmezden gelinmesi veya yanlış sınıflandırılması politikasına son verilebilir. Şu anda sistem bizi sessiz kalmaya zorluyor,” dedi.

Van Heijst’a göre ise UAP konusu etrafındaki “damgalamadan kurtulmak” büyük önem taşıyor çünkü “uçuş güvenliği açısından gerçek bir endişe söz konusu.”

Van Heijst, “Geçen yıl Avrupa hava sahasını kitlesel biçimde ihlal eden (muhtemelen Rus ordusuna ait) İHA sürüleri de bunu açıkça ortaya koydu. Bu tür olayları görmezden gelmek, AB’nin havacılık güvenliği konusundaki yüksek standartlarıyla tamamen çelişiyor,” dedi.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Hindistan'da Hindu tapınağında izdiham: En az 7 kişi öldü

İsrail güçleri Lübnan'daki Beaufort Kalesi'ne bayrak dikti

Pentagon'un gizliliği kaldırılan UFO görüntülerinde açıklanamayan hava olayları görüldü