Karadağ, AB'ye katılım yarışında öne çıkarken, yetkililer Euronews'e, Sırbistan'ın Belgrad'ın bölgesel nüfuzunu korumak ve kendi üyelik sürecindeki ilerlemeye ilişkin rahatsız edici sorulardan kaçınmak amacıyla Karadağ'ın sürecini sekteye uğratmaya çalışabileceğini söyledi.
Karadağ, Avrupa Birliği'ne katılmaya en yakın aday ülke konumunda. Ancak yetkililer, diplomatlar ve uzmanlar, Belgrad'ın bu süreci engellemek için elinden geleni yapmasından endişe ediyor. Bu durum, Brüksel'i iki aday ülke arasında zor bir pozisyonda bırakıyor.
Karadağ üyelik sürecinde son aşamaya yaklaşırken, Sırbistan'ın AB'ye katılım hedefi ise çıkmaza girmiş görünüyor. Belgrad, AB ile müzakerelerde henüz tüm müzakere fasıllarını açabilmiş değil. Ayrıca sekiz AB üyesi ülke, geçen ay Sırbistan'ın son girişimini engelledi.
Hırvatistanlı Avrupa Parlamentosu Milletvekili Tonino Picula (S&D), aday ülkelerin yıllık ilerleme raporunun temmuz ayında yapılacak genel kurul oylaması öncesinde gazetecilere yaptığı açıklamada, "Sırbistan hükümeti ve muhalefet partilerinin, Karadağ'daki iç durumu karmaşıklaştıran bazı girişimlerini görüyoruz" dedi.
Avrupa Komisyonu ve AB üyesi ülkelerin hükümetleri için çalışan üç yetkili de Sırbistan'ın Karadağ'ın içişlerine müdahale girişimlerinden haberdar olduklarını kabul etti. Bu durum, AB açısından alışılmadık bir sorun oluşturuyor.
Bölünme girişimleri
Eski Karadağ Başbakan Yardımcısı Jovana Marović, Euronews'e yaptığı açıklamada, "Sırbistan, Karadağ'ı içeriden şekillendirmek, nasıl bir ülke olduğumuzu etkilemek için elinden gelen her şeyi yapıyor," dedi.
Marović, "Bu çabalar Karadağ AB'ye katıldıktan sonra da devam edecek, ancak belirli hedeflere ulaşmak çok daha zor olacak," diye konuştu.
Marović, Belgrad'ın Karadağ'ın AB üyelik sürecini sekteye uğratmak amacıyla yürüttüğünü düşündüğü çeşitli girişimlere dikkat çekti. Bunlardan birinin, Sırpçanın Karadağcanın yanında resmi dil olarak tanınması ve bunun anayasal güvence altına alınması girişimi olduğunu belirtti.
Bir başka tartışma ise kısa süre önce Podgorica'daki Ulusal Kütüphane'nin adının değiştirilmesine yönelik girişim etrafında yaşandı. Kültür Bakanlığı tarafından durdurulan girişimde, kütüphanenin adının, önde gelen bir anti-faşist isim olan Radosav Ljumović'den, Karadağ-Sırp tarih geleneğiyle yakından bağlantılı asker ve yazar Marko Miljanov'un adına çevrilmesi planlanıyordu.
Marović, Miljanov'un tarihsel mirasını sorgulamadığını belirterek, buna karşın tekrarlanan bir eğilime dikkat çekti: Kimlik siyasetinin ön plana çıkarılması uğruna anti-faşist mirasın hedef alınması.
Marović, "Sırbistan sistematik biçimde etnik bölünmeler yaratmaya çalışıyor" dedi. Eski başbakan yardımcısı, Sırp yanlısı siyasi güçlerin belediyeler düzeyinde Karadağ'ın Kosova'yı tanıma kararını "iptal etmeye" yönelik girişimlerde bulunduğunu söyledi.
Bununla birlikte Marović, söz konusu girişimlerin şimdiye kadar üyelik sürecini rayından çıkarmayı başaramadığını vurguladı.
Karadağ'daki siyasi elitin birlik içinde kaldığına dikkat çeken Marović, bunun son göstergesinin temmuz ayında anayasa reformu sürecinin başlatılması yönünde kullanılan geniş kapsamlı oy desteği olduğunu belirtti. Parlamentoda 77 milletvekilinden 74'ü reform sürecinin başlatılması lehinde oy kullanırken, yalnızca sert çizgideki Sırp yanlısı parti karşı çıktı.
Bu uzlaşma, anayasa değişikliklerinin ağustos ayı sonunda üçte iki çoğunlukla, 68 oyla kabul edilmesiyle de teyit edildi.
Tarihsel gerilimler
Batı Balkanlar'da sıklıkla görüldüğü üzere, Karadağ ile Sırbistan uzun ve çalkantılı bir ortak geçmişe sahip.
Karadağ, 1878'de Berlin Kongresi'nde egemen bir devlet olarak tanındı. Ancak daha sonra bağımsızlığını Sırbistan'a kaptırdı ve 2006'da yeniden bağımsızlığını ilan etti.
Karadağ'ın bağımsızlığının 20. yıl dönümünün mayıs ayında kutlanması sırasında Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić, etkinliği "benim Sırbistan'ımdan ayrılmanın görkemli bir kutlaması" olarak nitelendirdi. Vučić, törene katılmanın Sırplar için "yüze atılmış bir tükürük" anlamına geleceğini söyledi.
Vučić, takip eden ay Karadağ'ın Tivat kentinde düzenlenen AB-Batı Balkanlar Zirvesi'ne katıldı. Burada Sırp istihbaratının kendisini, Karadağlı suç örgütlerinin olası bir suikast planına ilişkin yüksek güvenlik riski konusunda uyardığını açıkladı.
Avrupa'da Balkanlar Politikası Danışma Grubu koordinatörü Florian Bieber, Euronews'e yaptığı değerlendirmede, "Sırbistan ile Karadağ arasındaki ilişkiler son aylarda geriledi. Sırbistan, Karadağ'ın AB'ye katılım sürecini baltalamaya çalışabilir" dedi.
Bieber, "Karadağ'ın AB'ye katılması Sırbistan açısından rahatsız edici soruları beraberinde getiriyor," diye konuştu.
Polonya Doğu Araştırmaları Merkezi'ne göre Belgrad, Karadağ'ın AB üyeliğini engellemek amacıyla ülkede istikrarsızlık yaratmaya çalışabilir. Zira Karadağ'ın AB üyeliği, Sırbistan'ın bölgedeki liderlik rolünü zayıflatırken Podgorica üzerindeki nüfuzunu da azaltabilir.
Karadağ vatandaşlarının yaklaşık üçte biri etnik Sırp ve Belgrad, uyumlu siyasi aktörler, medya kuruluşları ve Sırp Ortodoks Kilisesi aracılığıyla komşusu üzerinde hatırı sayılır bir etki sürdürdü.
Sırbistan'ın AB nezdindeki büyükelçisi Danijel Apostolović, Euronews'e, "Sırbistan'ın, Karadağ'ın AB'ye katılım sürecine müdahale etmek gibi bir çıkarı yok," dedi.
"Odak noktamız kendi reform sürecimiz ve ekonomik büyümemiz. Aynı zamanda, bazı AB üyesi ülkelerin Sırbistan'a ilişkin stratejik bir karar alamamasından üzüntü duyuyorum. Avrupa Komisyonu, 3. Kümenin açılmasını beş kez tavsiye etti, fakat hâlâ açabilmiş değiliz," diye konuştu.
AB genişlemesinde engeller
Brüksel için Sırbistan ile Karadağ arasındaki bozulan ilişkiler özgün bir meydan okuma teşkil ediyor: Podgorica, Birliğe katılmaya en yakın aday ülke konumunda, Sırbistan ise Batı Balkanlar'ın en önemli ülkesi olarak görülüyor.
Komisyon'un Sırbistan'ın üyeliğini yeniden gündeme getirme yönündeki son girişimi, Belgrad'ı bölgede geri bırakılmayacak kadar önemli ve etkili gören üye devletlerin baskısıyla doğrudan bağlantılıydı.
Benzer biçimde, aday ülkeler arasındaki coğrafi dengeyi koruma gereği bazı üye devletleri Ukrayna'nın üyelik başvurusunu Sırbistan'ın genişleme sürecinde ilerleme kaydedilmesiyle ilişkilendirmeye yöneltebilir.
Belgrad'a göre üyelik süreci liyakate dayalı değil, büyük ölçüde jeopolitik saiklerle yürütülüyor. Karadağ'da bölgenin en güçlü suç çetelerinden bazılarının bulunmasını, oradaki hukuk devletinin AB standartlarının gerisinde kaldığının kanıtı olarak gösteriyor.
2023 nüfus sayımına göre Sırplar Karadağ'ın en büyük etnik azınlığını oluşturmasına rağmen, Belgrad Karadağ'ın Sırpçayı resmî dil olarak tanımadığını, buna karşılık Sırbistan'ın bölgesel ve yerel düzeyde bir dizi azınlık dilini tanıdığını vurguluyor.
Buna karşılık Podgorica, Karadağ'ın AB'ye katılmak için gerekli reformlardaki ilerlemesini, tüm etnik grupları karar alma süreçlerine dahil eden kapsayıcı yaklaşımına bağlıyor; bu yaklaşım ülkeyi Batı Balkanlar'da istisnai bir örnek hâline getiriyor.
Ancak bazı Sırp yanlısı partiler reform sürecine katılırken, diğerleri "yabancı bir ülkenin ajanı" gibi davrandı; konunun hassasiyeti nedeniyle isminin açıklanmamasını isteyen bir diplomat, Euronews'e konuştu.
Diplomat, "Sırbistan, AB'ye üyelik yolunu tehdit edebilir," diye uyardı. "Karadağ, siyasi istikrarı ve tüm çıkarları gözetmeye yönelik günlük çabası sayesinde komşularından ayrışıyor. Diğer ülkelerin siyasi elitleri farklı tercihlerde bulundu."
Batı Balkan toplumlarında etnik bölünmeler derinlere işlemiş durumda ve bunların yeniden su yüzüne çıkması, Karadağ'ın tam AB üyeliğine giden son aşamada gerekli reformları hayata geçirme kararlılığını son derece zorlaştıracaktır.
Buna göre, mevcut birliktelik gelecekteki baskılar karşısında korunup korunamayacağı, Podgorica'nın AB üyeliğine giden yolunu belirleyecek. Bu sırada Brüksel, gelişmeleri rahatsız bir şekilde izlemekle yetinecek.