Fas güçlerinin göçmenleri Ceuta'ya geçmeye teşvik ettiğini öne süren bir rapor sızıntısı, İspanyol hükümetini hazırlıksız yakaladı. Kriz derinleşirken Madrid, uyarıları görmezden geldiği iddiasını reddediyor.
Sızdırılan bir polis raporu, Fas güçlerinin göçmenleri daha önce benzeri görülmemiş bir sınır ihlaliyle Ceuta’ya yönlendirmede rol oynadığını öne sürüyor. Raporun yayımlanmasının ardından çarşamba günü İspanya hükümeti de krize sürüklendi. İddialar Madrid yönetimini savunmaya geçmek zorunda bıraktı.
Birçok medya kuruluşu, söz konusu belgeye dayandırdıkları haberlerinde, Fas makamlarının göçmenlerin deniz yoluyla İspanya topraklarına geçmesine yardımcı olduğunu ve İspanya’nın Kuzey Afrika’daki toprağı Ceuta’ya yaklaşık 80 bin göçmenin kitlesel biçimde girişinin tesadüfi olmadığını öne sürdü.
İddialar siyasi tartışmaları alevlendirirken İspanya İçişleri Bakanlığı’nı da zor durumda bıraktı.
İspanya’nın yakın tarihindeki en ciddi ulusal güvenlik ihlalini yönetme biçimi nedeniyle eleştirilerin hedefindeki İçişleri Bakanı Fernando Grande-Marlaska, hükümetin bugüne kadarki anlatısıyla doğrudan çelişen iddialara ilişkin polisten açıklama istedi.
Üst düzey bir polis yetkilisi daha sonra Fas’ı doğrudan suçlayan herhangi bir raporun bulunmadığını söyledi. Ancak bu açıklama tansiyonu düşürmeye yetmedi. Sánchez hükümeti krizi kontrol altına almaya çalışırken binlerce göçmenin hâlâ kentte mahsur olmsı, yerel halkın tepkisini artırıyor.
Çarşamba günü İspanya genelinde Ceuta’ya destek gösterileri düzenlendi.
Karşılıklı sızıntılar, ülkenin siyasi açıdan en hassas kurumlarından biri olan İçişleri Bakanlığı’nın polis teşkilatının bir bölümü üzerindeki kontrolünü kaybetmiş olabileceğine de işaret ediyor. Polis içindeki bazı unsurların ya hükümeti zor durumda bırakmaya ya da yeni bilgileri kamuoyuna taşımaya çalıştığı düşünülüyor.
Öte yandan, İspanya’da hükümet ile muhalefetin, birbirlerini polisi veya hukuku siyasi mücadele aracı olarak kullanmakla suçlaması alışılmadık bir durum değil.
İspanya hükümetinin olaylardan önceki saatlerde ne kadar bilgi sahibi olduğu sorusu hükümetin siyasi geleceği açısından kritik önem taşıyor. Zira Sánchez, 2027 seçimleri öncesinde bugüne kadarki en ciddi siyasi kriziyle karşı karşıya.
Muhalefet lideri Alberto Núñez Feijóo, gazetecilere yaptığı açıklamada hükümetin yaşanacakları “bildiğini ve üzerini örttüğünü” öne sürdü.
Ciddi sonuçlar doğurabilir
İspanya, Ceuta’da 150’den fazla kişinin denizde hayatını kaybettiği çarpıcı olayları ülkenin toprak bütünlüğünün ihlali olarak nitelendirip Avrupalı komşularından dayanışma talep etmesine rağmen Fas’ı suçlamamıştı.
Madrid bunun yerine kitlesel göçün başlıca nedenleri olarak, sosyal medyada yayılan yanlış iddiaları ve insan kaçakçılarını göstermişti.
Avrupa Komisyonu da benzer bir tutum sergilemişti. Sınırdaki durum kontrolden çıkarken dahi Fas’ı düzensiz göçle mücadelede “güvenilir bir ortak” olarak tanımlamayı sürdürmüştü.
Avrupa Komisyonu sözcüsü, sızdırılan raporla ilgili yorum yapmayı reddederek konunun İspanya’nın iç meselesi olduğunu söyledi.
Sánchez ise bu hafta başında Rusya ve İsrail’in dezenformasyonun yayılmasında rol oynadığını savundu. İspanya ile İsrail arasında Gazze’deki savaş nedeniyle gerilim yaşanıyor.
Bununla birlikte, sınırda devriye gezen Fas makamlarının sınır çevresinde toplanan büyük göçmen gruplarını nasıl fark edemediği ve dağıtamadığı konusunda soru işaretleri devam ediyor.
Eski Sosyalist Adalet Bakanı ve Avrupa Parlamentosu üyesi Juan Fernando López Aguilar, bu hafta Euronews’e yaptığı açıklamada, “Bu oldukça açık; Fas makamları bir ölçüde görmezden gelmeseydi bunun gerçekleşmesi mümkün olmazdı,” dedi.
Euronews’ün Europe Today programında konuşan Aguilar, “Bu sağduyunun söylediği şey. Ancak hükümet gerçeklere ve kanıtlara dayanarak hareket etmek zorunda,” ifadelerini kullandı.
İspanyol bakanlar, olaylardan önceki günlerde neler bildikleri ve istihbarat kurumlarının kritik bilgileri hükümete iletip iletmediği konusunda birbiriyle çelişen açıklamalar yaptı.
Konu siyasi açıdan son derece hassas. Ulusal güvenlikle ilgili uyarılar alınmasına rağmen harekete geçilmemiş olması, ciddi bir ihmal anlamına gelebilir ve başbakan ile hükümet hakkında güvensizlik oylaması yapılması yönündeki çağrıları güçlendirebilir.
Ceuta 'kırılma noktasında'
Siyasi krizin ötesinde İspanya hükümeti Ceuta’da sahada da ciddi sorunlarla karşı karşıya. Yaklaşık yarısının reşit olmadığı tahmin edilen 5 bin civarında göçmen hâlâ kentte. Yerel yetkililer ise gerçek sayının 10 bine yakın olduğunu belirtiyor.
Ceuta Özerk Şehri Başkanı Juan Jesús Vivas, çarşamba günü kentin artık dayanma sınırına geldiğini belirterek Fas’ı doğrudan suçladı ve Rabat yönetimini baskı uygulamakla itham etti.
Vivas, Ceuta ve yine Kuzey Afrika’da bulunan diğer İspanyol toprağı Melilla’yı kastederek, “Fas’ın değişmeyen bir hedefi vardı ve hâlâ var: İki şehrimizi boğmak, baskı altına almak ve çökertmek,” dedi.
“Sanırım kimsenin yaşadığımız şeyin bir göç krizi olmadığından şüphesi yok. Yaşanan şey, İspanya’nın toprak bütünlüğünün ihlal edilmesidir.”
Vivas, Ceuta’da normal hayatın yeniden sağlanmasının tek yolunun bu olduğunu belirterek tüm göçmenlerin geri gönderilmesini talep etti. Ancak İspanyol makamları oldukça zorlu bir hukuki ve idari durumla karşı karşıya.
Çocukları koruyan katı yasalar, ülkeye yasa dışı yollarla girmiş olsalar bile reşit olmayan göçmenlerin derhal geri gönderilmesini engelliyor. Yerel makamların göçmenlerin kimlik tespit işlemleri için gerekli kamusal alanları henüz sağlayamamış olması da idari gecikmeleri artırıyor.
Avrupalı komşularının yakın takibi altındaki Madrid yönetimi ayrıca Ceuta’daki durumun, AB içinde kişilerin serbest dolaşımını sağlayan Schengen Bölgesi’ni etkilemeyeceği sözünü verdi. Ancak bu taahhüt, Ceuta üzerindeki baskıyı azaltmak amacıyla göçmenlerin İspanya anakarasına nakledilmesi konusunda hükümetin hareket alanını daraltıyor.
Karmaşık durum karşısında İspanyol makamları, Avrupa Birliği’nin dış sınırlarından sorumlu kurumu Frontex’ten yardım talep etti.
Fas makamları ise İspanya’nın bu yılın başlarında açıkladığı göçmenlere yasal statü kazandırma planının, onları sınırı geçmeye teşvik etmiş olabileceğini savundu.