Space Shuttle, Uluslararası Uzay İstasyonu ve Hubble Teleskobu gibi prestijli programlarda görev almış olan NASA mühendisi Buhler, yeni keşfinin uzay yolculuklarını şekillendirecek bir kırılma noktası olduğunu düşünüyor.
NASA'nın kıdemli mühendislerinden ve Exodus Propulsion Technologies'in kurucu ortağı Dr. Charles Buhler, fizik yasalarına meydan okuyan, yakıtsız bir itki sistemi geliştirdiklerini açıkladı.
Yapılan testlerde, sistemin Dünya yerçekimine karşı koyabilecek kadar itki ürettiği belirtildi.
Space Shuttle, Uluslararası Uzay İstasyonu (UUİ) ve Hubble Teleskobu gibi prestijli programlarda görev almış olan Dr. Buhler, bu keşfin önümüzdeki bin yılın uzay yolculuklarını şekillendirecek tarihi bir kırılma noktası olduğuna inanıyor.
Yakıt gerektirmeyen itki: 'Yeni Bir Kuvvet'
Geleneksel roketlerin aksine, bu sistem dışarı herhangi bir kütle (yakıt) atmadan hareket edebiliyor.
Dr. Buhler, The Debrief’e yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Halka iletilmesi gereken en önemli mesaj, büyük bir keşfin yapıldığıdır. Bu 'yeni kuvvet' keşfi temel bir nitelik taşıyor; sadece elektrik alanları kullanılarak bir nesne üzerinde sürdürülebilir bir kuvvet oluşturulabiliyor ve nesnenin kütle merkezi, dışarıya madde atmadan hareket ettirilebiliyor."
Buhler, bu kuvvetin insanoğlunun daha önce deneyimlediği hiçbir şeye benzemediğini ve enerji korunumu yasalarına dikkat edilerek doğru uygulandığında uzay taşımacılığını tamamen değiştireceğini savunuyor.
Bilim insanı ayrıca, bu çalışmanın NASA veya ABD hükümetiyle bir bağlantısı olmadığını vurguluyor. İlginç bir şekilde, ekip 25 yıl boyunca farklı yollar denedikten sonra cevabın aslında Buhler’in uzmanlık alanı olan elektrostatik (durgun elektrik) olduğunu fark etmiş.
2023'te 1G eşiği geçildi
Ekibin çalışmalarındaki gelişim süreci oldukça çarpıcı. Buna göe, 2016- 2020 aralığında üretilen itki, yerçekiminin yüz binde biri kadardı. 2021'de vakum ortamında (derin uzay simülasyonu ortamı) yapılan 146 testte itki varlığı doğrulandı.
2023 sonunda sistem, 1 tam yerçekimi (1G) kuvvetine ulaştı. Bu, 30-40 gram ağırlığındaki bir cihazın, Dünya yerçekimine karşı kendi ağırlığını kaldırabilecek kadar itki üretmesi anlamına geliyordu.
Keşfin en kafa karıştırıcı yanlarından biri, cihazın bazen sürekli bir elektrik beslemesi olmadan da itki üretmeye devam etmesi. Dr. Buhler, cihazın içinde yük kaldığı sürece terazide itki üretmeye devam ettiğini, bunun mevcut enerji yasalarıyla açıklanmasının zor olduğunu öne sürüyor.
Sistemin temel çalışma prensibi, elektrostatik basınçtaki asimetri veya elektrostatik ıraksak alanlar kullanılarak nesnenin kütle merkezine net bir kuvvet uygulanmasına dayanıyor.
Normalde bir şeyi hareket ettirmek için (roketler gibi) arkadan bir şey fırlatmanız gerekir ki buna "etki-tepki prensibi" deniyor. Ancak Dr. Buhler’in iddiası, hiçbir şey fırlatmadan, sadece elektriksel alanların şeklini değiştirerek bir itme kuvveti oluşturmak üzerine.
Bunu bir nesneyi her yönden iten görünmez eller gibi düşünmek mümkün. Simetrik (dengeli) durumda eller nesnenin her tarafına eşit güçle bastırırsa, nesne yerinden kımıldamaz. Güçler birbirini sıfırlar. Asimetrik durumda ise eğer bir taraftan daha sert itmenin bir yolunu bulursanız, nesne istenen yöne doğru kaymaya başlar.
Buhler'in çalışmasında basitçe, cihazın bir tarafındaki elektriksel baskıyı diğer tarafından farklı hale getirerek nesneyi "itekliyorlar".
Sırada ne var?
Exodus ekibi şimdi bu teknolojiyi uzayda test etmek için fon arayışında.
Dr. Buhler, uzayda yapılacak başarılı bir gösterimin sadece teknolojinin uygulanabilir olduğunu kanıtlamakla kalmayacağını, aynı zamanda bilim dünyasını "karanlık enerji" veya "uzay-zamanın doğası" gibi en zor soruları araştırmaya iteceğini düşünüyor.