1989 yılında Norveç Denizi'ne gömülen Sovyet nükleer taarruz denizaltısı Komsomolets, bünyesindeki nükleer reaktör ve iki nükleer başlıkla birlikte yaklaşık 35 yıldır okyanus tabanında yatıyor.
Norveç Denizi'nin derinliklerinde yatan 'Komsomolets' nükleer denizaltısına dair yürütülen kapsamlı araştırma, bilim dünyasında yankı uyandırdı.
1989 yılında Norveç Denizi'ne gömülen Sovyetler Birliği (SSCB) nükleer taarruz denizaltısı Komsomolets, bünyesindeki nükleer reaktör ve iki nükleer başlıkla birlikte yaklaşık 35 yıldır okyanus tabanında yatıyor
Titanyum gövdesi sayesinde döneminin en derinlerine inebilen bu devasa araç, son yıllarda radyoaktif sızıntı endişeleriyle bilim insanlarının yakın markajındaydı.
Hakemli bilimsel dergi PNAS'ta yayımlanan yeni bir çalışma, yıllar önce uzaktan kumandalı bir su altı aracı ile yapılan incelemelerin sonuçlarını gün yüzüne çıkardı. Norveçli araştırmacılar; denizaltının kondisyonunu, nükleer başlıkların durumunu ve çevreye yayılan radyasyon miktarını belirlemek için dört ayrı dalış gerçekleştirmişti.
Sızıntı görüntülendi
Araştırmanın en çarpıcı bulgusu, nükleer reaktördeki sızıntının video kayıtlarına yansıyacak kadar belirgin olmasıydı. Havalandırma borusundan yükselen radyoaktif bulutlar üzerine yapılan analizler şu sonuçları verdi:
- Görünür bir sızıntı anında alınan örneklerde, Sezyum-137 izotop konsantrasyonunun normal seviyelerin 1000 katına çıktığı görüldü. Bu yapay izotop, nükleer enerji üretimi, nükleer silah denemeleri ve nükleer yakıtların yeniden işlenmesi gibi süreçlerde ortaya çıkan, doğada kendiliğinden bulunmayan bir atık ürün.
- Denizaltının belirli noktalarındaki Stronsiyum-90 ve Sezyum-137 seviyeleri, Norveç Denizi'ndeki normal değerlerden sırasıyla 400 bin ve 800 bin kat daha yüksek ölçüldü.
- Plütonyum ve uranyum konsantrasyonlarındaki artış, reaktör yakıtının su altında yavaş yavaş korozyona uğradığını da kanıtlıyor.
Nükleer başlıklar sağlam
Araştırmanın teselli verici kısmı ise denizaltıda bulunan iki nükleer başlığın hala bütünlüğünü koruyor olması. 1994 yılında Rus ekiplerin sızıntıyı azaltmak için yaptığı mühürleme çalışmalarının da hala yerinde ve işlevsel olduğu teyit edildi.
Bilim insanları, denizaltının çok yakınında ölçülen yüksek radyasyonun, çevre sulara karıştığında hızla seyreldiğini belirtiyor.
Denizaltı çevresinden alınan tortu ve canlı örneklerinde, radyoaktif maddelerin birikiminin minimum düzeyde olduğu saptandı.
Norveç ulusal izleme programı, Norveç Denizi ve komşu Barents Denizi'nde insan yapımı olağan dışı bir radyasyon artışına rastlamadı.
Şimdilik ekosistem için tehdit değil
Mevcut sızıntılar şimdilik geniş deniz ekosistemi için bir tehdit oluşturmuyor. Ancak araştırmacılar, reaktördeki korozyon sürecinin ve nükleer başlıkların gelecekteki akıbetinin titizlikle takip edilmesi gerektiği konusunda uyarıyor.