Euronews Türkçe'ye konuşan Nöroloji Uzmanı Dr. Melek Özarslan, sersemlik (dizziness) gibi sıradan baş dönmeleri ve vertigo arasındaki ince ama kritik ayrımın, tanı ve tedavi planında neden hayati önem taşıdığını anlattı. İşte belirtilerdeki 'gizli' farklar, teşhis süreci ve tedavi yöntemleri.
Baş dönmesi denince akla gelen iki farklı tablo var: biri sersemlik olarak da tabir ettiğimiz dizziness, diğeri ise vertigo. Nöroloji Uzmanı Dr. Melek Özarslan, bu iki kavramın sıklıkla birbirine karıştırıldığını ancak aralarındaki farkın hem tanı hem tedavi açısından kritik önem taşıdığını vurguluyor.
Özarslan'a göre dizziness, "sersemlik," "sarhoşluk hissi" veya "başta boşluk" olarak tarif edilen genel bir dengesizlik hali. Uzman bu durumu, "yerin ayağınızın altından kayıyormuş gibi hissettirmesi" şeklinde tanımlıyor.
Dizziness çoğunlukla vücudun genel dengesini etkileyen sistemik sorunlardan kaynaklanıyor. Uzman Özarslan, dehidrasyon, ani ayağa kalkışlarda yaşanan tansiyon düşüşü, kalp kapak hastalıkları, anemi (kansızlık), düşük kan şekeri (hipoglisemi), kalp ritim bozuklukları, damar tıkanıklıkları, görme problemleri, belirli ilaçlar ve anksiyete ile panik atakların bu tablonun en yaygın tetikleyicileri arasında yer aldığını belirtiyor.
"'Başım döndü ama etraf dönmüyor' diye özetlenebilecek bu his genellikle kısa süreli ve geçici," diyen Dr. Özarslan, bu durumda su içip dinlenmenin çoğu zaman yeterli olduğunu belirtiyor. "Benzer şekilde anksiyete atakları sırasında aşırı nefes alıp vermeyle kandaki karbondioksit seviyesi düşer, bu da baş dönmesi ve karıncalanma hissi yaratabilir. Bu durum da 'dizziness' olarak tanımlanabilir ve yine gerçek anlamda bir 'dönme' mevcut değildir."
Semptomlar süreklilik arz ediyorsa, altta yatan sistemik bir sorunu dışlamak için uzman kontrolünün şart olduğunu vurgulayan Özarslan, "Psikolojik açıdan bakıldığında, panik atak veya yoğun kaygı dönemlerinde kişiler başlarının döndüğünü, sanki dünya üzerlerine çöküyormuş gibi bir hisse kapıldıklarını ifade edebilir," diye ekledi.
Öte yandan, vertigo çok daha spesifik ve sarsıcı bir deneyim. Kişinin kendisinin veya çevresinin gerçek anlamda döndüğünü, sallandığını ya da titrediğini hissettiği bir "hareket illüzyonu."
Vertigo neden olur?
Vertigonun kökeni çok daha spesifik olmakla birlikte büyük ölçüde iç kulakta ya da merkezi sinir sisteminde aranır. Özarslan, en yaygın nedenin BPPV — Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo — olduğunu söylüyor. Bu tabloda iç kulaktaki küçük kalsiyum kristalleri (otolitler) bulunması gerektiği yerden ayrılarak kanalların içinde serbestçe dolaşır. Olması gereken yerdeyken yerçekimini algılamaya yardım eden ve başın pozisyon değişikliklerinde kontrollü şekilde hareket eden bu kristaller kanalların içine girdiğinde, yani yanlış pozisyondayken, başın belirli bir açıya çevrilmesi ile sıvının akışını bozar. Bu şekilde beyne yanlış "dönme" sinyalleri gönderilir. Kişi aslında hareketsiz duruyor olsa bile çevresinin hızla döndüğünü hisseder.
İç kulakta sıvı birikimi ve basınç artışıyla seyreden Meniere hastalığında ise vertigo ataklarına çoğunlukla kulak çınlaması ve işitme kaybının eşlik ettiğini hatırlatan Özarslan, "Vestibüler nörit ve labirentitte sağlam kulak normal sinyal gönderirken, iltihaplı taraf anormal sinyal iletiyor ve beynin bu çelişkiyi 'dönme' olarak yorumluyor. Özellikle ani başlangıçlı ve şiddetli vertigo ataklarında bulantı ve kusma sıklıkla eşlik eder çünkü vücudunuz adeta tam bir 'duyusal kaos' yaşar," dedi.
"Vertigo, adeta bir 'sanal gerçeklik gözlüğü' takıyormuşsunuz gibi, çevrenizde gerçek olmayan hareketler algılamanıza neden olabilir," diye ekledi.
Vertigonun “yanlış hareket hissi” oluşturmasının bir başka boyutunun da göz hareketleriyle ilgili olduğunu belirten uzman, "Beyin, vestibüler sistemden gelen bilgilerle göz kaslarını koordine eder, böylece siz kafanızı çevirirken görüntünün net kalması sağlanır. Ancak bu koordinasyon bozulduğunda nistagmus adı verilen istemsiz göz hareketleri ortaya çıkabilir. Bu göz titremesi, 'dönme' hissini daha da belirgin hale getirir," diye açıkladı.
"Kısacası vertigodaki 'sahte dönme hissi,' büyük ölçüde vestibüler sistemin yanlış veya tutarsız verilerinden kaynaklanır."
Teşhis nasıl konulur?
Özarslan'a göre, bir hasta "başım dönüyor" şikâyetiyle geldiğinde doktorun ilk sorusu şu oluyor: "Etraf mı dönüyor, yoksa sadece bir boşluk hissi mi var?"
"Doktor genellikle şu soruları sorar: Baş dönmesi ne zaman başladı, ne kadar sürüyor, hangi durumlarda artıyor? Beraberinde kulak çınlaması, bulantı, kusma, terleme veya işitme kaybı var mı?” diyen Özarslan bu soruların dizziness ve vertigo ayrımının ilk basamağı olduğunu söyledi.
Bu soruları fizik muayene takip ediyor.
"Fizik muayenede postural ve serebellar testler uygulanır; gerekirse işitme testleri, EKG ve kan testleri yapılır. Nörolojik bulgular eşlik ediyorsa Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRI) gibi ileri tekniklerle beyin sapı ve beyincik de değerlendirilebilir," diyen uzman, bazı inme türleri ve beyin tümörlerinin vertigo benzeri belirtilerle ortaya çıkabildiğini hatırlattı.
Özarslan ayrıca, şiddetli ve ani başlangıçlı tablolarda vakit kaybetmeden doktora başvurulması gerektiğini vurguladı.
Yaşam tarzı ve tedavi
Nöroloji Uzmanı Özarslan, her iki tablo için de günlük hayatta alınabilecek önlemlerin atakların sıklığını ve şiddetini azaltmaya yardımcı olacağına dikkat çekiyor.
Yeterli su tüketimi, Meniere hastalarında tuz kısıtlaması, düzenli beslenme, yeterli uyku ve stres yönetiminin atak sıklığını azaltmada etkili olduğunu belirtirken; BPPV'de ani baş hareketlerinden kaçınmak ve yataktan kalkarken yavaş hareket etmek gerektiğini de sözlerine ekledi.
"Özellikle sıcak havalarda veya egzersiz sırasında terlemeyle kaybedilen sıvıyı yerine koymak, kan hacmini koruyarak baş dönmesi hissini azaltabilir. Düzenli, dengeli beslenme ve ara öğünlerin ihmal edilmemesi kan şekeri düzeylerini stabil tutmaya yardımcı olur," diyen uzman sözlerini şöyle sürdürdü: "Hem bedensel hem de zihinsel olarak yeterince dinlenmek, sinir sisteminin daha stabil çalışmasını sağlar. Uyku yoksunluğu, migren gibi ataklara eğilimi artırarak vertigo riskini yükseltebilir. Stres, bedeni ve zihni yorduğunda ataklar daha sık ve şiddetli gelebilir. Yoga, meditasyon, derin nefes egzersizleri veya hobi edinme gibi rahatlama yöntemleriyle stres seviyesini düşürmek, vertigo ve dizziness ataklarını kontrol altına almada etkili olabilir."
"Yürüyüş, hafif koşu, yüzme gibi kardiyovasküler egzersizler vücudun genel dengesini ve dayanıklılığını artırabilir. Ek olarak özellikle vertigo için tasarlanmış vestibüler rehabilitasyon egzersizleri, beynin dengesizlik sinyallerine adaptasyonunu hızlandırır. Göz ve baş hareketlerini senkronize etmeye yönelik bu egzersizler, vertigo ataklarının şiddetini azaltmada etkilidir," diye ekledi.
Alkol ve kafeinin vücuttaki sıvı dengesini bozabileceğini veya sinir sistemini aşırı uyararak vertigoyu tetikleyebileceğini belirten Özarslan, bu nedenle özellikle sık atak geçiren kişilerin bu maddeleri sınırlı tüketmesi gerektiğini ifade etti.
Tedavinin tamamen altta yatan nedene göre şekillendiğini vurgulayan Özarslan, BPPV'de uygulanan Epley manevrası gibi pozisyon tedavilerinin çoğu zaman çok etkili olduğunu söyledi. Vertigodan muzdarip hastaların hem nöroloji hem de kulak burun boğaz uzmanı tarafından değerlendirilmesi ve tedavinin en az 6 ay sürdürülmesi gerektiğini de hatırlattı.
"Akupunktur veya boyun omurlarını hedef alan bazı manuel terapi teknikleri, bazı hastalarda yarar sağlayabilir. Yine de bu uygulamaların bilimsel kanıt düzeyi değişken olup, her hastada aynı etkiyi göstermeyebilir," diyen Özarslan şunu da sözlerine ekledi: "Dizziness ve vertigoyu karıştırmamak, önleyici stratejileri de doğru uygulamayı kolaylaştırır."