İspanya ve Latin Amerika’daki beş ortak ülke, ortak açıklamada Venezuela’nın doğal ve stratejik kaynaklarının sömürülmesine ilişkin endişelerini de dile getirdi.
İspanya, Brezilya, Şili, Kolombiya, Meksika ve Uruguay liderleri, pazar günü yayımladıkları ortak açıklamayla, ABD’nin Nicolás Maduro’yu kaçırdığı askeri operasyonunu reddetti. Açıklamada, Washington’un Venezuela’yı geçici olarak yöneteceğini açıklamasının ardından ülkenin geniş doğal kaynaklarının 'sahiplenilmesi' riskine karşı da uyarıda bulunuldu.
İspanya Başbakanı Pedro Sánchez ile Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva’nın da aralarında bulunduğu altı lider, ABD operasyonunun “uluslararası hukukun temel ilkelerini, özellikle Birleşmiş Milletler Şartı’nda yer alan güç kullanma yasağını ve toprak bütünlüğüne saygıyı” ihlal ettiğini belirtti.
Ortak açıklamada, “Bu eylemler barış ve bölgesel güvenlik açısından tehlikeli bir emsal oluşturmakta ve sivil nüfus için risk teşkil etmektedir,” dendi. “Venezuela’daki durum, dış müdahale olmaksızın, diyalog yoluyla ve Venezuelalıların iradesine uygun biçimde, uluslararası hukuka bağlı kalınarak çözülmelidir,” ifadesi kullanıldı.
Cumartesi günü ABD Delta Force birlikleri, Caracas’taki korunaklı yerleşkeye düzenlenen operasyonla Maduro ve eşi Cilia Flores’i kaçırmıştı. Maduro, şu anda New York’taki bir cezaevinde tutuluyor; 'uyuşturucu kaçakçılığı, narkoterörizm, ABD’ye uyuşturucu sokma komplosu ve makineli silah bulundurma' suçlamalarıyla yargılanıyor.
ABD Başkanı Donald Trump, operasyonu “mükemmel” olarak nitelendirmiş ve ayrıntı vermeden, “güvenli, uygun ve sağduyulu” bir geçiş sağlanana kadar ABD’nin Venezuela’yı “yöneteceğini” söylemişti. Eleştirmenler, operasyonun uluslararası hukuka aykırı olduğunu savunuyor.
Diyalog çağrısı ve 'kaynakların sahiplenilmesi' endişesi
İspanya ve Latin Amerika’daki beş ortak ülke, ortak açıklamada Venezuela’nın doğal ve stratejik kaynaklarının sömürülmesine ilişkin endişelerini de dile getirdi. Bunun uluslararası hukuk ve egemenlik ilkeleriyle bağdaşmadığı vurgulandı.
“Venezuela’nın doğal ve stratejik kaynaklarının, idari ya da hükümet araçlarıyla kontrol edilmesine veya dışarıdan sahiplenilmesine yönelik her türlü girişimden endişe duyuyoruz. Bu tür adımlar uluslararası hukuka aykırıdır ve bölgenin ekonomik, siyasi ve toplumsal istikrarı için tehdit oluşturmaktadır,” dendi.
Trump, düzenlediği basın toplantısında, ABD’nin Venezuela’yı geçici olarak yöneteceğini yineledi; takvim ya da sahadaki uygulamalara dair ayrıntı vermedi. Konuşmasında Venezuela’nın petrol potansiyeline defalarca atıf yaptı.
Venezuela, dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip ülkesi konumunda. ABD’li enerji şirketi Chevron, Venezuela’da özel bir lisansla faaliyet gösteriyor.
Avrupa temkinli çizgide
Bu arada Avrupa Birliği, itidal çağrısı yaparak BM Şartı’na saygı vurgusunda bulunurken, operasyonu ya da Trump’ın yaklaşımını açıkça eleştirmekten kaçındı.
Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, cumartesi günü yaptığı açıklamada, “ABD müdahalesinin hukuki değerlendirmesi karmaşıktır ve dikkatli bir inceleme gerektirir,” dedi. Odağın Venezuela’da demokratik geçişin güçlendirilmesine verilmesi gerektiğini savundu.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise operasyonun ayrıntılarına girmeden, Maduro’nun “diktatörlüğünün” devrilmesinin ardından Venezuelalıların “yalnızca sevinç duyabileceğini” söyledi. Macron, 2024 seçimlerinde Maduro’ya karşı aday olan ve sürgüne gitmek zorunda kalan Edmundo González’in geçiş sürecinde hızlı bir rol üstlenmesi gerektiğine işaret etti.
İspanya Başbakanı Sánchez ise Brezilya ve Meksika gibi Latin Amerika’daki sol eğilimli hükümetlerle aynı çizgide durarak, “Madrid, uluslararası hukuku ihlal eden bir müdahaleyi, Maduro rejimini tanımadığımız gibi tanıyamaz,” dedi.
İspanya’nın Latin Amerika ile derin tarihsel bağları ve önemli ticari çıkarları bulunuyor.
AB, uluslararası gözlemcilerin Maduro’nun talimatıyla büyük çaplı seçim hilesi yapıldığını söylediği Temmuz 2024 seçimlerinin sonuçlarını tanımamıştı. Rakibi Edmundo González seçim sonrası Venezuela’dan kaçmak zorunda kalmış, adaylığı engellenen ana muhalefet lideri María Corina Machado ise saklanmaya zorlanmıştı. Machado, 2025 yılında Nobel Barış Ödülü’ne layık görülmüştü.