Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Belçika’dan AB’ye çağrı: Göçmen geri kabulü için yardım ve vizeler ülkelere baskı aracı olsun

Göçmenler, Makedonya'nın güneyindeki Gevgelija kasabası yakınlarında Yunanistan'dan Makedonya'ya giriş yaptıktan sonra bir kayıt ve transit kampına doğru yürüyor, 6 Mart 2016.
Göçmenler, Makedonya'nın güneyindeki Gevgelija kasabası yakınlarında Yunanistan'dan Makedonya'ya giriş yaptıktan sonra bir kayıt ve transit kampına doğru yürüyor, 6 Mart 2016. ©  Amel Emric/AP
© Amel Emric/AP
By Mared Gwyn Jones & Lauren Walker
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Belçika’nın Göç Bakanı Anneleen Van Bossuyt, Euronews’e verdiği demeçte, kalkınma yardımları ve vize politikalarının, ülkelerin geri gönderilen göçmenleri kabul etmesine bağlanmasını öngören planları desteklediklerini söyledi.

Euronews’ün 12 Minutes With programında konuşan Van Bossuyt, Avrupa Birliği’nin (AB) göç politikalarına uyum sağlanması için kalkınma yardımları ve vize uygulamalarını bir baskı aracı olarak kullanması gerektiğini savundu.

Belçika’nın bu “misillemeye dayalı” yaklaşımı halihazırda uyguladığını belirten Van Bossuyt, üçüncü ülkelerle kurulacak gelecekteki ortaklıklarda, yardımların ve desteğin göçmenlerin geri kabulüne ilişkin iş birliğine bağlandığını söyledi.

“Bütüncül bir hükümet yaklaşımı benimsedik,” diyen Van Bossuyt, “Bununla kastettiğimiz şey, kalkınma yardımlarını, menşe ülkelerin kendi vatandaşlarını geri alma konusundaki tutumlarıyla ilişkilendirmek,” ifadelerini kullandı.

Geçen yıl şubat ayında göreve başlayan ve Başbakan Bart De Wever’in “Belçika tarihinin en sıkı göç politikası” olarak tanımladığı çizgiyi hayata geçirmekle görevlendirilen Van Bossuyt, vize politikalarının da göç konusunda iş birliğine bağlanabileceğini söyledi.

Bu yaklaşım, vizelere ilişkin ücretler, işlem süreleri ve erişim koşulları gibi unsurların, ülkeleri AB’den geri gönderilen vatandaşlarını kabul etmeye zorlamak için kullanılabileceği anlamına geliyor.

Belçika, daha sert geri dönüş politikalarını, iltica başvurusu reddedilen birçok kişinin ülkeyi terk etme talimatlarını görmezden gelmesiyle gerekçelendiriyor. Vrije Universiteit Brussel’in araştırmasına göre ülkede, oturma izni olmadan yaşayan 110 binden fazla kişi bulunuyor.

“Bu yalnızca Belçika’nın değil, Avrupa’nın da sorunu,” diyen Van Bossuyt, “Çünkü Avrupa genelinde, ülkesine dönmesi gereken her beş kişiden yalnızca biri gerçekten geri dönüyor,” dedi.

Belçika’dan AB’ye baskı çağrısı

Van Bossuyt, bu yaklaşımın AB düzeyinde uygulanması halinde çok daha etkili olacağına inandığını vurgulayarak, “Bunu Avrupa düzeyinde yaparsak, menşe ülkeler üzerinde kullanabileceğimiz çok daha güçlü bir etki alanımız olur,” dedi. “Bu nedenle Avrupa iş birliğine gerçekten ihtiyacımız var.”

Avrupalı mevkidaşları arasında bu yönde siyasi bir irade oluştuğunu da söyleyen Van Bossuyt, “Avrupa düzeyinde de havanın değiştiğini görüyoruz,” ifadelerini kullandı.

Avrupa Komisyonu, Temmuz 2025’te 2028-2034 dönemini kapsayan uzun vadeli bütçe taslağında, kalkınma harcamalarını Birliğin iç önceliklerine daha doğrudan bağlamayı öngören planlarını açıklamıştı. Bu kapsamda, “göçle ilgili hususların sistematik biçimde entegre edilmesi” hedefleniyor.

Çok Yıllı Mali Çerçeve (MFF) olarak bilinen bu bütçe hâlen müzakere aşamasında. Taslakta, insani yardım dışında kalan tüm mali desteğin, göçmen geri dönüşlerinde iş birliği yapmayan AB dışı ülkelere kesilebilmesine imkân tanıyan bir madde yer alması bekleniyor.

Komisyon sözcüsünün Euronews’e verdiği bilgiye göre, MFF teklifi şu anda Avrupa Parlamentosu ve Konsey’in önünde bulunuyor ve önümüzdeki aylarda müzakerelerin merkezinde olacak.

Kalkınma hedefleri zedelenir mi?

Bu öneri, Brüksel’de birkaç yıldır tartışılan siyasi bir yaklaşımın yansıması olarak görülüyor ve kalkınma yardımlarına yönelik mevcut “şartsız” anlayıştan ciddi bir sapmaya işaret ediyor.

Ancak eleştirmenler, bu yaklaşımın kalkınma hedeflerini ve AB’nin güvenilir bir ortak olarak itibarını zedeleyebileceği uyarısında bulunuyor.

Uluslararası Af Örgütü’nün AB Göç ve İltica Savunucusu Olivia Sundberg, Euronews’e yaptığı açıklamada, “Bu kısa vadeli politika, AB’nin her ne pahasına olursa olsun geri dönüşleri artırma takıntısını yansıtıyor ve AB’nin kalkınma hedeflerinin etkinliğini baltalayacak,” dedi.

Sundberg, kalkınma fonlarının göç yönetimine bağlanmasının, “AB’nin uluslararası dayanışma ve sorumluluk paylaşımına olan bağlılığının zayıf olduğunu gösterdiğini” savundu ve bunun Avrupa dışındaki ülkeler tarafından da fark edileceğini belirtti. Ona göre, Avrupa’nın tam da bu dönemde ortaklıklar inşa etmesi gerekiyor.

İtalya’nın Libya ile ilişkilerini örnek gösteren Sundberg, “Bu, iş birliği ve kalkınmanın, baskıcı ve tehlikeli bir göç kontrol politikasını ilerletmek için nasıl araçsallaştırılabildiğini gösteriyor,” dedi.

Daha genel olarak ise, kalkınma yardımlarının kısıtlanması fikri, Van Bossuyt’un koalisyon ortağı ve Belçika Dışişleri Bakanı Maxime Prevot tarafından da eleştiriliyor.

Prevot, yılın başında verdiği bir röportajda, “İnsanların menşe ülkelerindeki yaşam koşullarını iyileştiren tam da bu tür fonlardır, dolayısıyla göçü azaltır. Kalkınma yardımının katma değerini inkâr ediyorlar,” ifadelerini kullandı.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

AB-Ürdün arasında ilk zirve: Beklentiler neler?

İspanya Ekonomi Bakanı Euronews'e konuştu: Göç, Avrupa için bir fırsat

Mercosur anlaşması: Macron'un Brüksel'deki nüfuzu nasıl azaldı?