İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün (HRW) yeni başkanı Euronews'e yaptığı açıklamada, Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşünün insan haklarına yönelik 'benzeri görülmemiş bir tehdit' oluşturduğunu belirtti.
İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün (Human Rights Watch - HRW) yayımladığı yıllık Dünya Raporu’na göre, Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşü, Rusya ve Çin’in baskısı altında zaten yaşanmakta olan insan haklarındaki “aşağı yönlü sarmalı” hızlandırdı.
Raporda, küresel insan hakları izleme örgütü son 20 yılda dünyanın bir “demokratik gerileme” içinde olduğunu ve demokrasinin Sovyetler Birliği’nin çöküşü öncesi 1985’ten bu yana görülmeyen tarihi düşük seviyelere indiğini belirtti.
Ancak dünyada demokratik sistemler üzerindeki baskı kademeli olarak artarken, HRW İcra Direktörü Philippe Bolopion Euronews’e verdiği röportajda "ABD demokratik sisteminin Trump yönetimi tarafından yalnızca bir yılda uğradığı bozulmanın hızının şaşırtıcı," olduğunu dile getirdi.
Bolopion, ABD’deki bu “çok hızlı demokratik gerilemenin” uluslararası sonuçları olduğunu belirterek Trump yönetiminin “insan hakları ekosisteminin tamamına karşı döndüğünü” ve bunun artık “benzeri görülmemiş bir tehdit” oluşturduğunu vurguladı.
Trump yönetimi “yargıçların, gazetecilerin, akademik kurumların, hukuk bürolarının ve büyük şirketlerin bağımsızlığını hedef aldı” ve “seçimlerin dokunulmazlığına duyulan güveni zayıflatmaya çalıştı.”
Bolopion, "Bu gerçekten de geçmişte ABD demokrasisini güçlü ve dayanıklı kılan tüm denge ve denetim mekanizmalarına karşı çok cepheli bir saldırı," diye ekledi.
Rapor, ABD şehirlerine Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanlarının konuşlandırılmasına da dikkat çekti ve bu güçlerin “yüzlerce gereksiz derecede şiddet içeren ve kötü muamele barındıran baskınlar” gerçekleştirdiğini belirtti.
Raporda, “Yönetimin ırksal ve etnik günah keçisi yaratma söylemi, yetkiyi genişletme bahanesiyle Ulusal Muhafızların ülke içinde kullanılması, siyasi rakip olarak görülen kişiler ve kendisini eleştiren eski yetkililere yönelik tekrar eden misillemeler ile yürütmenin zorlayıcı yetkilerini genişletme ve demokratik denge-denetim mekanizmalarını etkisizleştirme girişimleri ABD’de otoriterliğe doğru belirgin bir kaymaya işaret ediyor” denildi.
'Kurallara dayalı düzeni korumak için küresel koalisyon gerekli'
Bolopion’a göre, "ABD’de insan hakları ve demokrasideki gerileme dünyaya yanlış mesaj veriyor."
Buna Avrupa'nın da dahil olduğunu belirten direktör, "Zira benzer şekilde göçmenleri ve azınlıkları şeytanlaştıran ve LGBT bireyler ile kadınların haklarını hedef alan” girişimler görülüyor. Avrupa’daki insanlar şunu hatırlamalı: toplumun daha az tercih edilen ya da daha kırılgan kesimlerinin haklarını hedef aldığınızda, bu eninde sonunda herkesi etkiler," diye konuştu.
HRW, tehditle mücadele için ülkeleri Rusya ve Çin gibi “agresif süper güçlere” ve artık ABD’ye karşı da geri adım attırmaya çağırıyor.
Bolopion, "Avrupa Birliği, Kanada Başbakanı Mark Carney’nin Dünya Ekonomik Forumu’ndaki konuşmasında çağrısını yaptığı doğrultuda yeni bir ittifakın kurulmasında kilit rol oynayabilir," dedi.
Carney geçen ay Davos’ta yaptığı konuşmada “orta ölçekli güçleri” insan haklarına saygı, sürdürülebilir kalkınma, dayanışma, egemenlik ve devletlerin toprak bütünlüğü gibi değerleri içeren yeni bir düzen kurmaya çağırmıştı.
Bolopion, “Artık zulümlerin tolere edilmediği bir dünyaya dönmek istiyorsak, dünyanın dört bir yanındaki ülkeler sorumluluk almalı ve insan hakları, uluslararası adalet, hukukun üstünlüğü ile bu tür suçları önlemek için kurulan tüm küresel mimariyi savunmalı,” dedi.
İhlalleri belgelemek giderek daha tehlikeli
İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) de raporunda söz ettiği uluslararası kurumlara yönelik saldırılardan muaf kalmadı.
Bolopion, "Dünya daha otoriter hale geldikçe sivil alan daralıyor. Bu nedenle HRW'nin işi bazı durumlarda daha karmaşık, daha zor ve daha tehlikeli hale geliyor," ifadelerini kullandı.
Kurum içinde de son haftalarda bazı araştırmacıların istifalarıyla tartışmalar yaşandı.
Bu kişiler, İsrail’in Filistinli mültecilerin geri dönüş hakkını reddettiğine ilişkin bir raporun "siyasi tepki korkusu" nedeniyle rafa kaldırıldığını öne sürdü.
HRW'nin eski İsrail ve Filistin Direktörü Omar Shakir, Aralık başında yayımlanması planlanan raporun geri çekilmesi kararının ardından Şubat başında görevinden ayrıldığını duyurdu.
Shakir’in istifası sorulduğunda Bolopion, raporun geri çekilmesi için örgüte "herhangi bir siyasi baskı yapılmadığını", kararın içeriğin “nasıl ele alınacağına ilişkin kurum içi görüş ayrılığı” nedeniyle alındığını söyledi.
Bolopion, "İsrail ve Filistin konusundaki sicilimize bakarsanız, son iki yılda İsrail tarafından işlenen çok ciddi suçlar dahil olmak üzere hiçbir zaman geri durmadığımızı görürsünüz," dedi.
Aynı zamanda insan hakları ihlallerini belgelemek HRW için bile giderek zorlaşıyor.
Bolopion, "Bu bir kriz dönemi, her zamanki gibi devam edemeyiz. İnsan hakları örgütü olarak sahadaki diğer aktörlerle ve hâlâ insan hakları kurumlarını önemseyen hükümetlerle daha koordineli olmamız gerekiyor," dedi ve ekledi:
“En temel haklar, dünyanın her yerinde ABD’de de saldırı altında. Bunun yeni ve tehlikeli bir gerçeklik olduğunu kabul etmeliyiz. Ama bu umutsuzluk çağrısı değil, harekete geçme çağrısı olmalı.”