ABD Başkanı Donald Trump'ın Kongre’nin ortak oturumuna hitap ettiği 'Birliğin Durumu' konuşması 1 saat 48 dakika sürdü. Böylece Trump, eski Başkan Bill Clinton’ın 2000 yılındaki konuşmasını geride bıraktı.
ABD Başkanı Donald Trump, Kongre’ye yaptığı ve şimdiye kadarki en uzun "State of the Union" (Birliğin Durumu) konuşmasında, yönetiminin giderek popülerliğini yitiren politikalarını savundu.
1 saat 48 dakika süren konuşma, eski Başkan Bill Clinton’ın 2000 yılındaki Birliğin Durumu konuşmasını geride bırakarak tarihe geçti.
Trump, konuşmasına iyimser bir tablo çizerek başladı.
Amerika’nın “her zamankinden daha büyük, daha iyi, daha zengin ve daha güçlü” olduğunu ilan eden Trump, "Bu akşam, sadece bir yılın ardından, daha önce kimsenin görmediği bir dönüşümü ve çağlara damga vuracak bir toparlanmayı başardığımızı onur ve gururla söyleyebilirim," dedi.
Trump, görevdeki ilk yılının ardından tüm büyük televizyon kanallarında canlı yayınlanan konuşmasının, politikalarını seçmenlere benimsetmesine yardımcı olmasını umuyor.
Anketlerde geride olan Trump, Cumhuriyetçi Parti’nin kasım ayındaki ara seçimlerde Kongre üzerindeki kontrolünü kaybetmesinden endişe ediyor. Bu durum ikinci döneminin geri kalanını felce uğratabilir ve kendisini olası üçüncü bir azil süreciyle karşı karşıya bırakabilir.
Trump konuşmasının bazı bölümlerinde iki partili vatansever duygulara hitap etmeye çalıştı.
Sürpriz konuklar arasında ABD’li gaziler; yönetiminin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu devirmesinin ardından serbest bırakılan eski bir siyasi tutuklu; ve Olimpiyat altın madalyalı ABD erkek buz hokeyi takımı yer aldı.
Trump daha sonra takımın kalecisine ülkenin en yüksek sivil nişanı olan Başkanlık Özgürlük Madalyası’nı vereceğini açıkladı.
Ayrıca, Maduro’yu devirmeye yönelik ocak ayındaki saldırıda yaralanan bir helikopter pilotuna ve 100 yaşındaki bir Kore Savaşı gazisine, en yüksek askeri nişan olan Onur Madalyası’nı takdim etti.
Trump politikalarını savunurken protestolarla karşılaştı
Trump, göçmenlere yönelik sert önlemlerini ve Yüksek Mahkeme’nin kısa süre önce iptal ettiği kapsamlı gümrük tarifelerini sürdürme ısrarını savundu.
Yüksek Mahkeme’nin politikalarını bozmasını "talihsiz bir karar" olarak nitelendirirken, karar öncesinde "her şeyin yolunda gittiğini" savundu. Bu bölümde alkışların yalnızca Demokratlardan geldiği görüldü.
Başkan, geri adım atmayacağını belirterek ithalata yönelik vergileri "alternatif" yasalar üzerinden uygulamaya devam edeceğini söyledi ve milletvekillerine "Kongre’nin bir adım atmasına gerek olmayacak," dedi.
Ayrıca bir gün gümrük tarifelerinin modern gelir vergisi sisteminin yerini “önemli ölçüde alacağını” iddia etti.
Maliyetlerin Amerikalı tüketiciler ve şirketler tarafından karşılandığına dair bulgulara rağmen, tarifelerin yabancı ülkeler tarafından ödendiğini savunan Trump, "Bu, ülkemizi kurtarıyor," diye ekledi.
Konuşmanın ilerleyen bölümünde daha sert bir üslup benimseyen Trump, sık sık sözlü tepkilerle karşılaştı.
Muhaliflerine “Kendinizden utanmalısınız” derken, daha sonra Demokratları hedef alarak "Bu insanlar çılgın" ve "Demokratlar ülkemizi mahvediyor" ifadelerini kullandı.
Demokrat Temsilciler Meclisi üyesi Al Green, “Siyahlar maymun değildir!” yazılı bir pankart açmasının ardından salondan çıkarıldı.
Söz konusu pankartın, Trump’ın daha önce paylaştığı ve eski Başkan Barack Obama ile eski First Lady Michelle Obama’yı bir ormanda primat olarak tasvir eden ırkçı bir videoya gönderme yaptığı değerlendirildi.
Green, geçen yılki konuşmada da Trump’ın hitabı sırasında salondan çıkarılmıştı.
İran’a uyarı
Trump, İran’ın ABD’ye ulaşabilecek füzeler geliştirmeye çalıştığını öne sürerek, ülkenin asla nükleer silah üretmesine izin verilmeyeceği yönündeki ısrarını yineledi.
İranlıların “şu anda yeniden karanlık nükleer emellerinin peşinde olduğunu” söyledi.
Trump, “Benim tercihim bu sorunu diplomasi yoluyla çözmek. Ancak bir şey kesin: Dünyanın açık ara bir numaralı terör sponsoru olan bir ülkenin nükleer silaha sahip olmasına asla izin vermeyeceğim," dedi.
Başkan ayrıca geçen yaz Tahran’ın nükleer kapasitesini hedef alan ABD hava saldırılarını hatırlattı ve Venezuela’da Maduro’nun devrilmesine yol açan operasyonu övdü.
Bunun yanı sıra yönetiminin İsrail’in Gazze’de Hamas ile yürüttüğü savaşta ateşkes sağlanmasına aracılık ettiğini dile getirdi.
Buna karşılık, Trump’ın Danimarka’dan Grönland’ı alma yönündeki çıkışları ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e Ukrayna’daki savaşı sona erdirme konusunda daha sert bir tutum almaması nedeniyle NATO ile ABD arasındaki askeri ittifak ilişkilerini zorladığı konusu ise daha az gündeme getirildi.