Trump, Katoliklerin ruhani lideri Papa Leo’nun İran savaşına karşı çıkmasına tepki göstererek, Papa’yı 'suça karşı zayıf kalmakla' ve Katolik Kilisesi’ne zarar vermekle suçladığı eşi benzeri görülmemiş bir saldırı başlattı.
ABD Başkanı Donald Trump, pazar gecesi Papa Leo’ya yönelik olağanüstü bir eleştiri yağmuru başlatarak, Papa’nın "çok iyi bir iş çıkardığını düşünmediğini," "çok liberal biri olduğunu" söyledi. Papa’nın "radikal sola hizmet etmeyi bırakması gerektiğini" de sözlerine ekledi.
Florida’dan Washington’a dönerken sosyal medya üzerinden Papa’yı sert bir dille eleştiren Trump, uçaktan indikten sonra pistteki gazetecilere de benzer açıklamalarda bulundu. Trump, "Papa Leo’nun hayranı değilim," dedi.
Trump’ın açıklamaları, Papa Leo’nun hafta sonu yaptığı ve İran savaşını "her şeye kadirlik sanrısının" körüklediğini ima eden açıklamalarının ardından geldi. Papalar ve başkanların farklı görüşlerde olması alışılmadık bir durum olmasa da, bir papanın bir ABD liderini doğrudan eleştirmesi son derece nadir görülen bir durum. Trump’ın bu sert yanıtı da aynı şekilde alışılagelmişin dışında zira dünya çapında yaklaşık 1,4 milyar inananı bulunan Katolik Kilisesi’nin lideriyle ilişkiler genellikle nazik bir çerçevede yürütülüyor.
Trump'ın Başkan Yardımcısı JD Vance de bir Katolik ve yakın zamanda inanç değiştirme süreci üzerine bir kitap yayınladı. Vance aynı zamanda, geçen yıl Paskalya Pazarı'nda kısa bir süre görüştüğü Papa Francis'i ölmeden önce canlı gören son kişilerden biriydi. Papa Francis, o görüşmenin ertesi sabahı hayatını kaybetmişti.
Trump paylaşımında, "Papa Leo suça karşı zayıf ve dış politikada berbat," diyerek, "İran’ın nükleer silaha sahip olmasını normal karşılayan bir papa istemiyorum," ifadelerini kullandı.
Bu görüşünü gazetecilere de yineleyen Trump, "Nükleer silaha sahip olmanın sorun olmadığını söyleyen bir papayı sevmiyoruz" dedi.
Daha sonra Trump, İsa'ya benzer aziz benzeri güçlere sahip olduğunu öne süren bir resim de paylaştı. Resimde, incil tarzı bir cübbe giyen Trump, parmaklarından ışık yayılırken yatalak bir adamın üzerine ellerini koyarken görülüyor. Bir asker, bir hemşire, dua eden bir kadın ve beyzbol şapkalı sakallı bir adam da hayranlıkla ona bakıyor.
Gökyüzü ise kartallar, bir ABD bayrağı ve buğulu imgelerle dolu.
Katolik ve genel Hristiyan dogmasına göre, kişinin kendisini İsa olarak resmetmesi genellikle "küfür" (blasphemy) olarak kabul ediliyor. Papanın yapıcı şekilde eleştirilmesine izin verilse de, ona yönelik ağır saldırılar veya sahte tasvirler de ciddi günahlar arasında sayılıyor.
Tüm bu gerilim, ABD ve İran'ın Pakistan'da kırılgan bir ateşkes sırasında yüz yüze müzakerelere başladığı cumartesi günü, Papa Leo’nun Aziz Petrus Bazilikası’ndaki akşam duasına liderlik etmesinin ardından yaşandı. Papa, ABD'nin veya Trump'ın adını doğrudan anmasa da üslubu ve mesajı, askeri üstünlükleriyle övünen ve savaşı dini terimlerle haklı çıkaran Trump ve ABD’li yetkililere yönelik görünüyordu.
Pazartesi günü Afrika'ya 11 günlük bir geziye çıkacak olan Papa Leo, daha önce Tanrı’nın "savaş çıkaranların dualarını dinlemediğini, aksine onları reddettiğini" söylemişti. Papa ayrıca, Eski Ahit'ten (Yeşaya kitabı) bir bölüme atıfta bulunarak: "Ne kadar çok dua ederseniz edin dinlemeyeceğim, elleriniz kanla dolu," demişti.
Ateşkes öncesinde Trump, İran'daki güç santrallerine ve altyapıya yönelik kitlesel saldırılar düzenleyeceği uyarısında bulunup "bu gece bütün bir medeniyet ölecek" dediğinde, Papa bu ifadeleri "gerçekten kabul edilemez" olarak nitelendirmişti.
'Sanırım suçu seviyor'
Trump, pazar gecesi yaptığı paylaşımda, eleştirilerini İran savaşının çok ötesine taşıdı. Başkan, "Amerika'nın, ABD'ye muazzam miktarda uyuşturucu gönderen Venezüella'ya saldırmasını korkunç bulan bir papa istemiyorum," diye yazdı. Bu, ocak ayında Karakas’ta düzenlenen sürpriz bir askeri operasyonla Nicolas Maduro’nun yakalanmasına bir atıftı.
Trump ayrıca, "Büyük bir zaferle seçildiğim görevi tam olarak yerine getirdiği için ABD Başkanı'nı eleştiren bir papa istemiyorum," dedi. Trump, Papa Leo’nun bu makama sadece "bir Amerikalı olduğu ve bunun Başkan Donald J. Trump ile başa çıkmanın en iyi yolu olacağını düşündükleri için" getirildiğini iddia etti.
"Ben Beyaz Saray'da olmasaydım, 14. Leo Vatikan'da olmazdı," diyen Trump, sözlerini şöyle sürdürdü: "Leo, Papa olarak kendine çeki düzen vermeli, sağduyulu davranmalı, radikal sola hizmet etmeyi bırakmalı ve bir siyasetçi değil, büyük bir papa olmaya odaklanmalıdır. Bu ona çok zarar veriyor ve daha da önemlisi Katolik Kilisesi'ne zarar veriyor."
Trump daha sonra gazetecilere yaptığı açıklamalarda da eleştirilerini sürdürerek Papa Leo için "Bence işini çok iyi yapmıyor. Sanırım suçu seviyor," dedi.
"Çok liberal biri," diye ekledi.
ABD Katolik Piskoposlar Konferansı Başkanı Başpiskopos Paul S. Coakley, Trump'ın yorumlarından dolayı "derin bir üzüntü" (yeis) duyduğunu belirten bir bildiri yayınladı.
Coakley yaptığı açıklamada, "Papa 14. Leo onun bir rakibi değil, Papa bir siyasetçi de değil. O, İncil’in hakikatinden yola çıkarak konuşan ve ruhların selameti için çalışan, Mesih’in yeryüzündeki vekilidir," ifadelerini kullandı.
Geniş kapsamlı bir seçmen anketi olan AP VoteCast verilerine göre Trump, 2024 seçimlerinde Katolik seçmenlerin yüzde 55’inin desteğini aldı. Ancak Trump yönetimi aynı zamanda muhafazakâr evanjelik Protestan liderlerle de yakın ilişkilere sahip ve İran savaşı için "ilahi bir onay" aldığını iddia ediyor.
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Amerikalıları "İsa Mesih adına" zafer için dua etmeye çağırdı. Tanrı’nın savaşı onaylayıp onaylamadığı sorulduğunda ise Trump, "Onayladığını düşünüyorum çünkü Tanrı iyidir. Tanrı iyidir ve insanların gözetilmesini ister," ifadelerini kullandı.
Barışın Papası
Geçtiğimiz hafta Washington, Vatikan’ın ABD Temsilcisi’nin davet edildiği özel bir görüşmenin gergin geçtiğine dair haberlerin ardından Vatikan’a baskı yapmakla suçlandı.
Haberlere göre ABD’li yetkililer, Papa’yı "Avignon Papalığı" ile tehdit etti. Avignon Papalığı, Avrupa tarihinde Fransız Krallığı’nın Katolik Kilisesi üzerinde kontrol ve nüfuz sahibi olmak amacıyla Kilise’nin merkezini şiddet kullanarak Fransa’ya taşıdığı karanlık bir dönemi ifade ediyor. Ancak hem Washington hem de ABD ve Vatikan temsilcileri, söz konusu haberlerin asılsız olduğunu belirterek iddiaları reddetti.
Chicago doğumlu Papa Leo, Papa Francis'in ölümünün ardından Nisan 2025'te seçildi.
Konklav, iki gün süren dört tur oylamanın ardından yeni papayı seçti. Bu, 2013'te beşinci turda seçilen Papa Francesco’nun oylamasından bile kısa sürerek modern tarihin en hızlı papalık seçimlerinden biri olarak kayda geçti.
Papa, görevi süresinde Vatikan diplomasisinin temel direkleri olarak barış, adalet ve hakikatin altını çizdi.
Ocak ayında yaptığı bir konuşmada Papa, "güce dayalı diplomasi" olarak adlandırdığı yaklaşımı kınamış; Paskalya kutsamasında ise "savaşları başlatma gücüne sahip olanları barışı seçmeye" çağırmıştı. Katolik Kilisesi kayıtlarına göre, bir papanın açıkça savaş çağrısı yaptığı ve onay verdiği son olay, 1095 yılında Papa 2. Urbanus’un Birinci Haçlı Seferi’ni başlatmasıydı.