Son Dakika

Son Dakika

Suudi Arabistan ve İran arasında Yemen'de bilek güreşi

Okunan haber:

Suudi Arabistan ve İran arasında Yemen'de bilek güreşi

Suudi Arabistan ve İran arasında Yemen'de bilek güreşi
Metin boyutu Aa Aa

Birleşmiş Milletler’e göre, Yemen’deki savaş üç yılda en az 10 bin kişinin hayatını kaybetmesine yol açtı. Savaş, ülkeyi büyük bir çöküşün eşiğine getirdi.

Suudi Arabistan öncülüğünde Arap ülkeleri tarafından oluşturulan koalisyon, İran destekli Şii Husi militanlara karşı operasyon başlattı. Koalisyon güçleri havadan bombalarken, Husi milislerinin karadan saldırıları aralıksız sürdü.

Suudi Arabistan’ın sınırda uyguladığı abluka, savaşta iki grup arasında kalan halkın daha fazla yoksulluk çekmesine yol açtı. Sonuç olarak milyonlarca kişi açlık ve sefaletin pençesine düştü.

General Ahmet Hasan Muhammed Asiri, geçen temmuz ayına kadar Yemen’de savaşan Arap koalisyon güçlerinin sözcülüğünü yapıyordu.

Euronews, Asiri ile Riyad’ın askeri stratejisi ve bölgenin geleceğiyle ilgili hedefleri konusunda Paris’te görüştü.

Euronews: “General Asiri, bu röportaj talebimizi kabul ettiğiniz için size teşekkür ederim.”
Birleşmiş Milletler’in dünyada son yıllardaki en büyük insani kriz olarak tanımladığı
Yemen’deki savaşla, sorularıma başlamak istiyorum. Suudi Arabistan’ın öncülüğündeki askeri operasyon sırasında koalisyonun sözcüsü olarak siz hep ön saflardaydınız. Binlerce insanın ölümünden ve yine milyonlarca insanın evlerinden edilmesinden kendinizi sorumlu tutuyor musunuz ? Bu dünyanın en büyük insani krizinden Suudi Arabistan mı sorumlu?”

Asiri:“Bu soruya yanıt verebilmek için fotoğrafa daha geniş açıdan bakmak gerekiyor. Yemen’de ne oluyor ? ‘Arap Baharı’ diye tanımladığımız olaylar sırasında istikrarsızlığa uğrayan ülkelerden birisi Yemen. 2011 yılında insanlar Ali Abdullah Saleh hükümetinin devrilmesi için sokaklara döküldü.

Euronews: “Değişiklik ve reform talebi için …”

Asiri: “Ülkenin çöküşünü önlemek için Suudi Arabistan ve Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri harekete geçti. Hedef, ülkenin parçalanmasının önüne geçebilmek ve iki açıdan insanlara umut verebilmekti. Birincisi seçimle geçiş dönemi hükümetinin kurulması, ikinci olarak Yemen’de Husi azınlığın da içinde olmak üzere herkesin haklarını garanti altına alabilecek bir anayasa hazırlamak, ardından da özgür bir seçime gidip, yeni hükümetin ve devlet başkanının seçilmesini sağlamaktı. Bu süreç, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği ve Körfez ülkeleri tarafından da denetlendi. Ardından darbe geldi. Neden darbe oldu ? Husiler azınlık.. Eğer seçime gidilse hükümeti yönetemeyeceklerdi. Şimdi gördüğümüz, ülkenin karanlık bir yola saptığı ve çöküşe doğru ilerlediği.”

Euronews: “Hava saldırıları ve ablukanın şu anda Yemen’e verdiği zarar ortadaki bir gerçek, ülke adeta diz çökmüş durumda sizce bu krizde Suudi Arabistan’ın hiç rolü yok mu?”

Asiri: “Eğer bana izin verirseniz size hikayenin tamamını anlatayım. Yemen’i tek bir parça olarak göremeyiz. Durumla ilgili farklı farklı değerlendirmeler var, yine mevcut durumun farklı açılarını da iyi görmek gerekiyor. Yemen’de sorunlar olduğuna şüphe yok. İnsani bir kriz var, ancak Suudi Arabistan ve müttefikleri neden ve sonuçlara göre hareket ediyor, bu konuda yorum yapanların çoğu maalesef sonuçlar üzerinden değerlendirme yapıyor, sorunun nedenlerini gözardı ediyor. Neden ise gayet basit, milislerin ülkeyi kontrol etme isteği. Lübnan’daki duruma bir bakın. Lübnan’da hükümet yok. Etkili bir yönetim yok, göstermelik bir hükümet var, orada milisler ülkeye yönetiyor, biz ise burada da aynısı olmasın diye mücadele ediyoruz.”

Euronews: “Yine başlangıç olarak Yemen’e odaklanmak istiyorum. Bölgenin diğer bölümlerine daha sonra yine bakarız, Sizin son 3 yıldır çalıştığınız Arap koalisyonu evleri, pazarları bombalamakla suçlanıyor. Neden bu savaşta sivillerin korunması için bir şey yapılmıyor? Bilerek sivillerin öldürülmesi ve sivillerin mallarına zarar verilmesi de savaş suçları arasında…”

Asiri: “Ben bunun doğru olmadığını düşünüyorum. Orada bir soruşturma heyeti de bulunuyor.”

Euronews: “Arap koalisyonunun evleri ve alışveriş yerlerini hedef aldığı doğru değil mi?”

Asiri: “Hayır çünkü bu bizim amacımız değil. Bizim hedefimiz sivil halkı yok etmek değil, korumak.
Müdahale nedenine geri dönersek: Bu yemen hükümetinin talebi üzerine gerçekleşti, bu yasal bir süreçti, Yemen hükümeti, Arap Birliği aracılığıyla Arap savunma anlaşmasının uygulanmasını istedi, dolayısıyla yapılanlar tamamen yasal. Burada hedef, sivil halka saldırmak değil, neden sivil halkı hedef alalım, onları öldürelim ? Hayır bunlar gerçek değil. Biz Yemen’de uluslararası camia adına hareket ediyoruz. Biz askerlerimizi , kaynaklarımızı, zamanımızı, itibarımızı tehlikeye atıyoruz… Neden? Çünkü biz, Yemen’e barış ve istikrarı geri getirmek istiyoruz. Yemen’e başka bir ülke yardımcı olmak istiyorsa, lütfen gelsin buyursun yapsın. Biz işte bu yüzden Yemen’deyiz, biz bu ülkenin Somali, Libya veya Lübnan gibi olmasını istemiyoruz. Size üç örnek verdim, üç ülkeye de uluslararası topluluk gitti ve daha sonra geri çekildi. Bizim burada geri çekilme lüksümüz yok, çünkü biz komşu ülkeyiz, Yemen’e barış ve istikrarın gelmesi bizim de önemli çıkarımıza.”

Euronews: “Ben yine de en azından 10 bin kişinin hayatını kaybettiği gerçeğinde ısrarlıyım. Bu rakamlar 2016 yılına ait. şu anda ölü sayısının bundan çok daha fazla olması gerekiyor… Bundan sonra Yemen’de ne olacak ? Bu çatışmadaki bir sonraki adım ne?”

Asiri: “Ben rakamları burada tartışmayacağım. Ama bu rakamlar doğru değil, gerçeği yansıtmıyor.”

Euronews: “ Daha mı fazla ?”

Asiri : “Hayır daha az, ortam yüzünden… Milisler nasıl çalışıyor düşünsenize ?”

Euronews: “Ama bu rakamlar, Birleşmiş Milletler’in verdiği rakamlar. “

Asiri: “Bu rakamların Birleşmiş Milletler tarafından doğrulanmadığını düşünüyorum, çünkü alanda Birleşmiş Milletler temsilcileri yok. Maalesef bu da sorunlardan birisi, alanda Birleşmiş Milletler gözlemcisi yok. Bunlar doğru olmayan, Yemen’deki durumun hep kötü olmasını isteyenlerin verdiği rakamlar. Yemen’in iflas etmesi bazıların çıkarına geliyor.”

Euronews: “Yemen’in bu durumda kalması kimin çıkarına?”

Asiri: “Milisleri destekleyenler tabi, Yemen’de devletin iflas etmesinin İran’ın çıkarına olduğunu
açıkça görüyorum, onlar bunu milisler aracılığıyla yapıyor. Bu insanların görmek istemediği bir gerçek. İnsanlar internete girip, bu yanlış rakamları görüp sürekli tekrarlıyorlar, alandaki durumla ilgili Birleşmiş Milletler’den tek bir rapor gelmedi. Siz, biliyorsanız bana söyleyin, alanda hiç gözlemci var mı?”

Euronews: “Alanda aktivistler var…”

Asiri: “Onlar bize muğlak bir görüntü veriyor. Çünkü onların da kendilerine göre gerekçeleri var, uluslararası camia tarafından tanınan bir hükümet var ve insanlar bu hükümetle temasa geçebilir. Hükümetin, alanda kendi temsilcileri var, ülkesi için çalışan Yemen halkı da buna şahitlik edebilir.
Biz bu yüzden rakamları tartışmıyoruz, evet Yemen’de bir kriz olduğunu kabul ediyoruz, onlara yardım etmek için çalışıyoruz, 1,5 milyar dolar mali yardım sağladık, başka bir ülkenin bu tür bir yardım yaptığını düşünmüyorum. Biz, koalisyonu eleştirmek yerine insanların bize destek vermesini istiyoruz, medyada insanları eleştireceklerine, halkın acısını gidermek için bu yola başvursalar daha iyi olur.”

Euronews: “Bu krizi nasıl çözeceksiniz ? Çatışmaları nasıl sonlandıracaksınız ?”

Asiri: “Biz üç hat üzerinde girişimlerimizi sürdürüyoruz, ilk olarak BM’nin siyasi çözüm için çabalarını destekliyoruz. Soruna Yemen halkı tartışarak, müzakere ederek çözüm bulup, barış ve istikrarın gelmesini sağlayacak. Biz bu girişimleri ve özel temsilcinin çalışmalarını destekliyor, ona görevinde başarılar diliyoruz. Ayrıca halkın çektiği eziyet ve ıstırabı en aza indirgemek için çalışıyoruz.”

Euronews: “Bu nasıl yapıyorsunuz? “

Asiri: “Alanda olarak ve halkla birlikte çalışarak.”

Euronews: “Ama aynı anda Suudi jetleri havada uçuyor ve insanları bombalıyor…”

Asiri: “Bakın benim lafımı kesiyorsunuz, biz hükümet tarafından güvenlik altına alınan bölgede çalışıyoruz ve insanların normal günlük yaşama dönmesi için onlara gıda, ilaç ve diğer hizmetleri sunarak, yardımcı oluyoruz. Onlar için bizim 1,5 milyar dolarlık kapsamlı bir planımız var.
Biz ayrıca sivil toplum örgütleriyle çalışıyoruz, uluslararası topluluğun çeşitli kuruluşlarına alandaki işlerini kolaylaştırmak için yine yardımcı oluyoruz.”

Euronews: “Siz siyasi bir çözüm istediğiniz söylediniz. Siz Yemenli siyasi partilerin bir masaya gelip müzakere etmesini istiyorsunuz. Ama havada uçaklar halkı bombalıyor, bu şartlarda nasıl müzakere masasına gelirler? Önce çatışmaların bitmesi gerekmiyor mu ?”

Asiri: “Sizin benim açıklamamı, kaçırdığınızı düşünüyorum, havada uçan ve halkı bombalayan uçaklar artık yok. Askeri mücadele,misillere karşı, biz uluslararası hukuka saygı gösteriyoruz. Röportaj sırasında hep aynı şeyi tekrarlıyorsunuz. hiç Yemen’e gelmediniz, Yemen’i görmediniz, bazı yanlış bilgileri yaymaya çalışıyorsunuz. Ben de siz ve dinleyicileriniz için bunu düzeltmeye çalışıyorum.
Bizim Yemen’de yaptığımız milislerle mücadele etmek, uluslararası koalisyonun Musul ve Rakka’da IŞİD ile yaptığı mücadeledeki standartlar uygulanıyor. IŞİD ile mücadele eden koalisyon güçleri uçakları ile bizim uçaklarımız birlikte çalışıyor. Aynı standartlar uygulanıyor. Neden oradaki normal oluyor da buradaki halkı bombalamak oluyor? Ayrıca, size bir şey söylememe izin verin, milislerin nasıl çalıştığını görüyorsunuz, onlar hastanelerde, okullarda ve yerleşim birimlerinde kalarak, işlerimizi zorlaştırıyor, ancak biz bu çatışma ortamından Yemen halkını kurtarabilmek için mücadele etmek zorundayız. Biz vazgeçemeyiz, eğer vazgeçersek, Hizbullah Yemen’e yerleşir.”

Euronews: Çatışmaların 3. yıl dönümü, Suudi Arabistan’ın veliaht prensi Muhammed bin Salman’ın Amerika Birleşik Devletleri’ne yaptığı ilk ziyarete denk geldi. Siz orada Bahreyn’e, bölgeye de istikrar gelmesini konuştunuz. Bunun için planınız ne?”

Asiri: “Biz planlamıyor, bunu artık uyguluyoruz, bölgede üç aşamalı çalışmamız var.
İlk olarak, terörle mücadeleye destek vermeleri için istikrarlı ülkelerin bütçelerine destek veriyoruz. Bahreyn, Mısır, Sudan gibi ülkelere yönelik istikrarsızlaştırma faaliyetlerinin önüne geçmeyi planlıyoruz. Bu bölgedeki ülkelere istikrarın gelmesi için onların ekonomilerine ve bütçelerine katkılarda bulunuyoruz. Son olarak, Yemen’de olduğu gibi, darbeye hedef olup, büyük çatışma yaşayan ülkeye barış ve istikrarın gelmesi için çalışıyoruz.”

Euronews: “Ortadoğu’da barış ve istikrar İran olmadan başarılabilir mi?”

Asiri: “Bakın bir ülke Birleşmiş Milletler’e üye olursa, uluslararası hukuka saygı göstermek ve uluslararası hukukun gereklerini uygulamak zorundadır. Eğer bir ülke hem BM’ye üye olup hem de uluslararası hukuka, uluslararası anlaşmalara saygı göstermeyi reddedip, başka ülkelerin egemenliklerini hiçe sayıyorsa, ortada bir sorun var demektir. Orta Doğu’da bir ülke var ki, onların anayasasında, devrimlerini başka ülkelere ihraç edilmesi gerektiği yazıyor. Fransa, İran rejiminin kurbanlarından birisi, ardından büyükelçilikleri saldırıya uğrayan İngiltere var. Onlar daha sonra Berlin’de bir gece kulübüne saldırdılar. İran rejiminden sadece bölge ülkeleri zarar görmedi.
Alanda, bu tür faaliyetlere girenler maalesef şu anda bakanlık görevinde bulunup, diğer ülkelerle müzakerelerde bulunuyor. İşte bu yüzden, ilk olarak İran ile nükleer anlaşmayı yeniden gözden geçirmemiz gerekiyor, çünkü bunun içinde yanlışlıklar yapıldı. İkinci olarak, bu anlaşmanın imzalanması, bölge ülkelerini istikrarsızlaştırma özgürlüğü vermiyor, biz dostlarımıza, cephenin önünde ilk ülke olduğumuzu ancak daha sonra onlara da sıra geleceğini söylüyoruz. Ya bu rejimin istikrarsızlaştırma çabalarını engellemek için birlikte çalışacağız, ya da bunun sonuçlarına hep birlikte katlanacağız. Bunların sonuçlarını, Irak, Suriye, Yemen ve Lübnan’da görüyoruz.”

Euronews: “Suudi Arabistan’da önemli reformlar gerçekleşiyor. Veliaht prens Bin Salman, yolsuzlukla mücadele için önemli tedbirler alıyor ve ekonomiyi değiştiriyor ve bölgede önemli roller üstleniyor, Çok önemli gelişmeler olmuyor mu? Hepsi bir anda olabilir mi?”

Asiri: “Biz söylediğim gibi birisi iç, birisi dış olmak üzere iki plan üzerine çalışıyoruz, diğer ülkeleri desteklemeye çalışıyoruz. Biz zengin bir ekonomiye sahip olursak, diğerlerine de yardımcı olabiliriz, aksi takdirde bunu yapamayız. Biz ayrıca, bölgedeki müttefiklerimizin güvenliği için de çalışıyoruz, Mısır ve Bayreyn’de istikrarsızlığın önüne geçilmesi konusunda başarılı olduğumuzu düşünüyorum,
bunun için çalışmaları sürdürürken, 2030 hedefinde başarılı olmanın da planlarınını yapıyoruz.”

Euronews: “Sizin 2030 hedefiniz, kadınlara verilecek haklar, Suudi Arabistan’ın İslam ile ilişkisi de olmak üzere çeşitli reformları kapsıyor. Ama sosyal haklar nasıl olacak ? Kadınların araba kullanması önemli tabi, düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü ne olacak ? Eğer birisi hükümet ile aynı fikirde değilse, bunu söyleyebilecek mi? 2030’da bunlar gerçekleşecek mi?”

Asiri: “Sizin söylediğiniz gibi yapılacak çok şey var, her şeyi aynı anda yapamayız, toplumun reformu ve modernleştirmek kademeli yapılmalı, hızlı değişiklikler, hızlı bir biçimde olumsuzluklara da yol açabilir, sizin bahsettiğiniz konularda reforma gideceğiz, sonra dini referansların ve toplumun bu değişikliklere yönelik tepkilerine bakacağız. Bahsettikleriniz ufak işler, ancak Veliaht prens ve kral yönetimin kademeli olarak hedefe ulaşma konusundaki niyetlerini gösteriyor. Sizi şuna temin ederim ki, insanları tatmin etmek için değişiklik yapmıyoruz, biz rüyalarımızı yaşamak için bunları yapıyoruz, artık rüyalarımızın peşinde koşmak değil, rüyalarımızı yaşamanın ihtiyacını duyuyoruz.”

Euronews: “ABD’den sonra Prens bin Salman Avrupa’ya geliyor, o yeni ittifaklar mı peşinde ? Ve hangi alanlarda bunu istiyor?”

Asiri: “Eğer Suudi Arabistan haritasını bakarsanız, en çok müttefiki olan ülkeler içinde bizim ilk 5 içinde olduğumuzu görürsünüz. Bütün ülkelerin dostuyuz, bizim bir sorunumuz olursa bunu diyalog ve uluslararası hukuk yoluyla çözmeyi isteriz. Bütün ülkeler bizim dostumuz, ilişkilerimizi güçlendirmek için bütün ülkelere ziyaretlerde bulunuruz. Fransa, İngiltere, ABD, bizim ülkemizin kuruluşundan bu yana müttefik olduğu ülkeler arasında, bu yüzden bu ülkelerle görüşmek ve fikir alış verişinde bulunma ihtiyacımız var. Eğer birlikte görüş alış verişinde bulunup, tartışırsak, işbirliğimizi artırırsak, hep birlikte başarı oluruz, Prens bin Salman’ın, ABD, İngiltere ve Fransa’yı ziyaretinin amacı, işte bu yüzden diyaloğu güçlendirme hedefi.”

Euronews: “General Asiri, bu röportaj için çok teşekkür ederiz”

Asiri: “Ben de size teşekkür ederim.”