Adalar açıklarında saat 17.33'te 2.3, 17.43'te ise 3.2 büyüklüğünde iki sarsıntı kaydedildi. 15.05'te yine Adalar açıklarında 1,5 büyüklüğünde bir sarsıntı daha kaydedildi. Salı günü de aynı bölgede sabah saatlerinde 1,1 ila 1,7 büyüklüğünde depremler meydana gelmişti.
Marmara Denizi'nde son haftalarda dikkatleri çeken "mikro deprem" hareketliliği devam ediyor. Çarşamba günü İstanbul-Adalar açıklarında mikro depremler meydana geldi.
Kandilli Rasathanesi'nin verilerine göre, saat 17.33'te 2.3, 17.43'te ise 3.2 büyüklüğünde iki sarsıntı kaydedildi. Ayrıca AFAD'a göre, 15.05'te yine Adalar açıklarında 1,5 büyüklüğünde bir sarsıntı daha kaydedildi. Salı günü de aynı bölgede sabah saatlerinde 1,1 ila 1,7 büyüklüğünde depremler meydana geldiği bildirildi.
Balıkesir Sındırgı'da da haftalardır süren aktivite ve mikrodepremler devam ediyor.
Uzmanların bu küçük sarsıntılara dair yorumları ise karışık.
Osman Bektaş: 'Enerji boşalması'
Karadeniz Teknik Üniversitesi'nden (KATÜ) Prof. Dr. Osman Bektaş, "Bugün saat 16.00 civarında Adalar Fayı üzerinde, yaklaşık 10 km derinlikte M2,2 deprem meydana geldi. Bu derinlikte yoğunlaşan mikrodeprem aktivitesi, fayın derin kesimlerinde yavaş sürünme (creep) ve buna bağlı enerji boşalması olasılığını gündeme getiriyor," dedi.
Bektaş, X hesabından yaptığı açıklamada, Adalar Fayı üstte kilitli, derinde yoğun mikro depremler ile sürünüyor olabilir mi? San Andreas'taki derin creep davranışıyla benzerlik burada özellikle araştırılmalı. 1963 M6,3 Adalar depremi bu olasılığı güçlü kılıyor," ifadelerini kullandı.
Bektaş, bir diğer paylaşımında ise şöyle dedi:
"Adalar Fayı 10-13 km derinlikte mikrodeprem üretmeye devam ediyor. Halkın paniğe kapılmasına gerek yok. Bence bu aktivite, derinde creep yapan fayın deprem enerjisinin bir bölümünü küçük kırılmalarla harcıyor olabileceğini düşündürüyor."
'Creep' hareketi nedir?
Yavaş sürünme (creep), bir fayın iki tarafındaki kayaçların, büyük ve ani bir depremle kırılmak yerine çok yavaş ve sürekli ya da aralıklı biçimde birbirine göre kayması anlamına geliyor. Fayın özellikle derin ve daha sıcak kesimlerinde kayaçlar daha sünek davranabildiği için, biriken tektonik gerilimin bir bölümü günler, aylar hatta yıllar boyunca milimetreler ve santimetreler ölçeğinde hareketle boşalabiliyor. Bu hareket çoğunlukla insanların hissedebileceği sarsıntı üretmiyor.
Ancak creep, fayın kesinkes enerjisini boşalttığı, dolayısıyla büyük deprem riskini azaltığı anlamına da gelmiyor. Fayın derindeki bir bölümü sürünürken daha sığdaki kilitli bölüm hareket etmeyebilir ve burada gerilim birikmeye devam edebilir. Hatta derindeki yavaş kayma, komşu kilitli kesimlere gerilim aktararak küçük deprem kümelerini tetikleyebilir.
Bu nedenle bilim insanları creep hareketlerini GPS, InSAR ve hassas sismik ölçümlerle takip ederek fayın hangi bölümlerinin kilitli, hangilerinin yavaşça kaydığını anlamaya çalışıyor.
Okan Tüysüz: 'Tehlike sürüyor'
Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Okan Tüysüz ise Haber7'den Nursena Akbaba'ya yaptığı açıklamada, "Bu mikro deprem etkinliği olsa olsa Adalar önünden geçen fayın aktif olduğunu gösteren bir işaret olarak algılanabilir," dedi.
Araştırmalara dikkatle bakıldığında Marmara'da bir deprem tehlikesi olduğu gerçeğinin ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Tüysüz, "Özellikle Adalar Fayı ve onun biraz devamı olan Bakırköy, Avcılar civarına kadar olan kısımda bir deprem beklentisi var," diye konuştu.
"Depremin zamanını bilmek mümkün değil ama olası bir depremin buradan kaynaklanacağı, yani Adalar ve Avcılar bölümünden kaynaklanacağını söylemek mümkün. Dolayısıyla hazırlıklarımızı buna göre yapmamız gerekiyor. Öte yandan özellikle son yaşadığımız Venezuela depremi ve bizim 6 Şubat'ta yaşadığımız depremler, bazen beklemediğimiz şekilde fayların bir arada, çok parçanın bir arada kırıldığını gösteriyor. Böyle bir durumda da Marmara'da daha büyük bir depremin ortaya çıkması söz konusu olabilir. Bu bakımdan hazırlıkların en kötüsü olacakmış gibi yapılması en doğru yaklaşım olacaktır."
Naci Görür: 'Tüm sarsıntılar tek faya bağlanamaz'
Yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür ise Marmara Denizi'nde meydana gelen her sarsıntının doğrudan fay hareketleriyle açıklanamayacağını vurgulayarak, özellikle Batı Marmara'da gözlemlenen bazı küçük ölçekli depremlerin gaz çıkışlarından kaynaklandığını söyledi.
Marmara Denizi'nin Trakya Havzası'nı kesmesi sebebiyle gaz kapanlarının da kesintiye uğradığını ve açığa çıkan bu gazların küçük sarsıntılara yol açtığını söyleyen Görür, "Marmara Denizi, Trakya Havzası'nın bir kısmını kesmektedir. Dolayısıyla gaz kapanları da kesilmiştir ve bu çıkışlar küçük depremlere neden olmaktadır. Dikkatli olunmalıdır. Bütün depremleri tek faya bağlamak doğru değildir," dedi.
'Büyük bir deprem olacak ve binlerce insan ölecek'
Prof. Dr. Görür, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin 27'nci yıl dönümünde de ciddi uyarılarda bulunmuştu.
Bilim insanı, "Arkadaşlar kendimizi aldatmayalım. Bir deprem ülkesinde yaşıyoruz. Er veya geç, orada veya burada büyük bir deprem olacak ve binlerce insan ölecektir," ifadelerini kullanmıştı.
Depremlerde can kayıplarını azaltmanın yolunun yalnızca fayların ve olası depremlerin yerinin tartışılmasından geçmediğini ifade eden Görür, Türkiye'nin "deprem dirençli" hale getirilmesi gerektiğini söylüyor.