Son Dakika

Son Dakika

Türkiye demokrasisinin 'kara lekesi' 38 yaşında

Okunan haber:

Türkiye demokrasisinin 'kara lekesi' 38 yaşında

Türkiye demokrasisinin 'kara lekesi' 38 yaşında
Metin boyutu Aa Aa

12 Eylül 1980 darbesinin üzerinden 38 yıl geçti. Türkiye demokrasisinde 'kara leke' olarak anılan darbe sonrası 650 bin kişi gözaltına alındı, 52 bin kişi de tutuklandı.

Sıkıyönetim döneminde, 14 kişi cezaevlerindeki açlık grevlerinde, 171 kişi sorguda ve uğradığı işkencelerde, 49 kişi de idam edilerek hayatını kaybetti.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Leyla Şahin Usta, 12 Eylül'ün 38. yıl dönümü sebebiyle bir yazılı açıklama yayınladı.

Usta açıklamasında, "Birilerinin 'Bizim çocuklar başardı' sözleriyle kim tarafından, hangi amaçla yapıldığı belli olan 12 Eylül darbesiyle binlerce insan işkence gördü, yüzlerce kişi idam edildi, haksız yere birçok insan hapishaneye atıldı, vatandaşların birçok hakkına el konuldu. Her darbe, yalnızca yönetimin el değiştirmesi demek değildir. Yüzlerce, binlerce acı demektir. İşkence demektir. İrade gaspı demektir. Millete saygısızlık demektir." ifadelerini kullandı.

Usta, 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrasındaki süreçte yürürlüğe giren Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi ile "vesayet odaklarının bir daha bu topraklar üzerinde hayat bulamayacağı yeni bir dönem açıldığını" dile getirdi.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül: Artık darbecilerden hesap soruluyor

12 Eylül darbesinin 38. yılı vesilesiyle Adalet Bakanı Abdulhamit Gül de görüşlerini dile getirdi. Gül, "Artık darbeye selam duran bir yargı, demokrasi ve adalet anlayışı geride kaldı. Türkiye'nin demokrasisi güçlendi. Bugün darbecilerden hesap sorulmaktadır." dedi.

'Tüm darbeler dış desteklidir'

Üsküdar Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan da 12 Eylül darbesini değerlendirdi. Arıboğan, Türkiye'de ya da dünyanın herhangi bir yerinde görülen tüm darbelerde, dışarıdan, başka ülkelerin etkisinin de görüldüğünün altını çizdi.

Siyaset Bilimci Arıboğan, "Bütün askeri darbeler dış desteklidir. Hiçbiri, sadece iç dinamiklerle hareket etmez. Dünyadaki bütün askeri darbeler için aynı şeyi söyleyebilirim. Türkiye'de olmuş ve olabilecek bütün askeri darbeler dış desteklidir." şeklinde konuştu.

Arıboğan: Darbe sonrası kapitalizmle bütünleşildi

Arıboğan, ülkede yaşanan ekonomik ve siyasi sıkıntıların, ABD'nin, Kıbrıs müdahalesi sonrası Türkiye'ye uyguladığı ekonomik ambargonun, darbe sürecini hızlandırdığını söyledi. Arıboğan bu olayın ardından Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) Türkiye'nin Sovyetler Birliği'ne yakın bir politika uygulayabileceğinden endişe ettiğini öne sürdü.

Profesör Arıboğan, askeri darbenin sonrasında, Türkiye'nin, Batı kapitalist sistemiyle bütünleşmesinin söz konusu olduğunu ifade etti.

'Darbe öncesi sokaklar yaşanabilir gibi değildi'

Anadolu Ajansı'nın 12 Eylül ile ilgili sorularını yanıtlayan akademisyen o dönemde Türkiye'deki toplumsal hayatın darbeye zemin sağlayacak bir noktaya bilerek ve istenerek itildiğini söyledi.

Arıboğan, "Halkın askeri darbenin ertesi günü çok derin ve ciddi bir ferahlama duygusuyla uyandığını kabul edelim. Çünkü o dönemlerde insanlar, çocuklarının ölümünden endişe ediyorlardı. Büyük bir güvenlik problemi vardı ve 5 bin civarında insan hayatını kaybetmişti. Sokaklar yaşanabilir gibi değildi." diyerek 38 yıl önceki Türkiye'nin atmosferini tarif etti.

12 Eylül'de neler yaşandı?

Darbe sonrası başkanlığına Kenan Evren'in getirildiği Milli Güvenlik Konseyi (MGK) 1983 yılındaki seçimlere kadar Türkiye'yi yönetti.

Askeri müdahale ile birlikte 6. Süleyman Demirel hükümeti ve Türkiye Büyük Millet Meclisi feshedildi. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, ana muhalefetteki CHP'nin Genel Başkanı Bülent Ecevit ve hükümeti dışarıdan destekleyen Milliyetçi Selamet Partisi lideri Necmettin Erbakan'a ile MHP lideri Alparslan Türkeş'e Genelkurmay Başkanı Evren tarafından birer tebliğ gönderildi. Tebliğlerde, "Parlamento üyeliğiniz düşmüştür. Talimatı getiren subayın ikazlarına uyunuz" ifadesi yer aldı. Liderlere götürülecekleri adresler belirtildi.

12 Eylül'ün hemen ardından birçok siyasi parti, sendika ve dernek kapatıldı. Ülkede sıkı yönetim ilan edildi.

7 Kasım 1982 yılında yapılan halk oylamasıyla '12 Eylül Anayasası' yüzde 92.7 evet oyuna karşılık, yüzde 8.6 hayır oyuyla kabul edildi. Referandum öncesi askeri yönetimin belirlediği Danışma Meclisi tarafından hazırlanan Anayasa aleyhinde konuşmak ve propaganda yapmak yasaktı. Aynı oylama ile Kenan Evren Cumhurbaşkanı seçildi.

Darbeden yaklaşık üç yıl sonra, 6 Kasım 1983 genel seçimler yapıldı.

Bu haberler de ilginizi çekebilir:

Euro, göç, milliyetçilik, Brexit...11 maddede Juncker'in konuşması

Avrupa Konseyi: İslam dinine mali kaynak sağlanması engellensin

Kasırga, tayfun ve siklon arasındaki fark nedir?