Son Dakika

Son Dakika

#Milli Çöp Meselesi: "Gelin, bir günde Türkiye'yi tertemiz yapalım"

Okunan haber:

#Milli Çöp Meselesi: "Gelin, bir günde Türkiye'yi tertemiz yapalım"

çöp
Metin boyutu Aa Aa

15 Eylül Dünya Çöp Toplama Günü'nde Türkiye'nin dört bir yanında gönüllüler sokaklarda temizlik yapacak. Sosyal medyada #MilliÇöpMeselesi etkiletiyle yürütülen kampanya, beklentilerin üzerinde karşılık buldu. Prof. Dr. Selçuk Şirin, 26 Ağustos'ta kaleme aldığı köşe yazısında Slovenya örneğini göstererek bir ülkenin nasıl temizlendiğini yazmış ve Türkiye için temizlik çağrısı yapmıştı.

New York Üniversitesi Öğretim Üyesi Şirin, bu çağrısı üzerine yürütülen kampanya sürecini euronews Türkçe'ye değerlendirdi. “Türkiye’de çöp toplamak için New York’tan geleceğim” diyen Şirin, önümüzdeki yıl daha organize ve tüm ülkede gerçekleşecek bir temizliğin hedeflendiğini söyledi.

Euronews: Öncelikle #MilliCöpMeselesi etiketi ile Twitter’da paylaşılan, sizin başlattığınız bu girişim tam olarak nedir, nasıl başladı?

Prof. Dr. Selçuk Şirin: Yaklaşık 20 yıldır her yaz Türkiye'de çöplerin giderek arttığını gözlemledim. Yaklaşık 5 yıldır Hürriyet'te de yazdığım köşede de her yaz bu konuda bir yazı kaleme aldım. Birkaç tane de deney yaptım. Mesela bir kez bütün komşuları topladık, plajları yolları falan temizledik. Küçük çaplı denemeler. Bu yaz özellikle bayram tatilinde çöplerin hiçbir zaman olmadığı kadar çok olduğunu gözlemledim ve sosyal medyada, Twitter’da bir çağrıda bulundum. Gelin, bir günde Türkiye'yi tertemiz yapalım diye. Süreç öyle başladı.

Euronews: Farklı organizasyonlar, sivil toplum örgütleri vs. hemen her şehirde bu anlamda yeni bir etkinlik düzenliyor son günlerde. Bu kadar etkili olacağını bekliyor muydunuz çağrınızın? Siz aynı minvalde daha önce de epey yazı yazmış, sürekli bu konuyu dile getirmiştiniz fakat bugün ilk kez bu kadar karşılık buluyor.

Prof. Dr. Selçuk Şirin: Hiç beklemiyordum, çok şaşırdım, hâlâ şaşkınım. Sürpriz oldu. Sizin dediğiniz gibi 4 yıldır yazıyorum. Her yaz bir tane yazım var bu konuda. Diğerlerine de ilgi oldu ama bu kadar ilgi olmadı. Bu sene çok farklı, çok daha büyük destek var. Bunun bir nedeni de; Türkiye'de tüketim kalıpları hızlı değiştiği için muhtemelen çöpler de giderek artıyor. Bir diğer tarafta da Türkiye'de orta sınıf büyüdükçe yaşam kalitesi ile ilgili talepler de artıyor. Onun da bir sonucu olabilir. Belki sosyal medyada eskiye göre daha çok takipçi var, onun da bir etkisi olabilir. Bunların yani bir etkisi diyelim.

‘Eğitim şart değil’

Euronews: Çevre kirliliğinin temel sebepleri arasında siz eğitim meselesini öncelemiyorsunuz. Hatta bir yazınızda “Eğitim şart değil” diye bir bölüm var bu konuyla ilgili. Fakat mesela ilkokul yıllarından çevre temizliği bilincinin bir şekilde aşılanması önemli olmaz mı? Biraz da bilinç meselesi söz konusu değil mi?

Prof. Dr. Selçuk Şirin: Değil! Uzunca açıklayayım neden olmadığını. Bu konuda pek çok araştırma var. Biz bilgi aktararak, yani temizlik kolu kurduk, derslere koyduk, çocuklara 'çevre temizliği çok iyi' dedik, bu şekilde çocuklarımız üzerinden, eğitim üzerinden bu sorunu çözemeyiz. Çünkü şunu biliyoruz ki, bilinç sahibi olan insanlar, eğitimli insanlar da farklı bir çevre farklı bir ortamda bulundukları zaman onlar da bir süre sonra çöpü yere atıyorlar.

Bu işin çözümü toplumsal pek çok davranışta olduğu gibi sadece bireyde ya da birey üzerinde değil, o toplumsal çevrenin düzenlenmesinde de yatıyor. Bunun ile şunu kastediyorum, eğer çevrede sizin kolaylıkla ulaşabileceğiniz bir çöp tenekesi yoksa bir süre sonra siz uğraşıyorsunuz, didiniyorsunuz kendi başınıza belki bir süre direniyorsunuz ama bir süre sonra siz de grup davranışına dahil olmak zorunda kalıyorsunuz.

Daha güzel ilginç bir örnek, mesela; geri dönüşüm. Bir aile, bir birey ne kadar bilinçli olursa olsun, eğer yaşadığı ortamda geri dönüşüm ile ilgili bir alt yapı olmaz ise, insanların bu konuda bir genel kanaati, hatta ayıplaması, yapmayan için ayıplama, bir toplumsal o anlamda baskı, bir müeyyide olmaz ise insanlar bunu yapmıyor. Pek çok araştırma var bu konuda. Yani eğitimli insan Türkiye’de atıyor, Almanya'ya gidiyor atmıyor! Niye? Aynı insan! Yani o çevre baskısı, müeyyide çok önemli. Çünkü diyor ki bunu sokağa atarsan sen medeni bir insan değilsin. Bunu sokağa atarsan sen aynı zamanda bir ceza ödeyeceksin ve bu uygulanabilir bir ceza olacak. Dolayısı ile o çevresel faktörler çok önemli.

‘Çöp meselesi bir sistem meselesi, insanlar bu konuda yapısal dönüşümü talep etmeli’

Euronews: Geri dönüşüm demişken, bu konuda geniş kapsamlı yapısal dönüşümler gerekmiyor mu? Bireysel sorumluluk çok önemli tabi ki ama geri dönüşüm alt yapısı çok iyi olan bir ülke olduğumuz söylenemez. Japonya'da, birçok Avrupa ülkesinde görüyoruz. Özellikle plastik atıklar ile ilgili depozito sistemi uygulanıyor.

Prof. Dr. Selçuk Şirin: Kesinlikle! Yani çöp meselesi bir kere bir sistem meselesi, onu görmemiz lazım. Bu kampanya ile benim derdim biraz insanların, sizin sözünü ettiğiniz yapısal dönüşümü, çöp üzerindeki yapısal dönüşümü talep etmesini arttırmak istiyorum. O talebi yaratmaya çalışıyorum. Yani yapısal alt yapı olmadan bu iş olmaz. Herkes bugün çıksın sokakları temizlesin pırıl pırıl yapsın, eğer bunun alt yapısını biz hazırlamadıysak, yani o toplanan çöpler nereye gidecek değil mi! Evet bir yerde toplanıp başka bir yere aktarılıyorsa, yine doğaya karışıyor, yine geri dönüşüm yok, yine ekonomiye bir katkı yok. Onun bir faydası olmaz. Dolayısıyla bu süreçte beni en çok umutlandıran nokta şu; insanlar bu konuyu bir kere, sorun olarak görmeye başladılar. İkincisi bunun çözümünde kendilerini aktör olarak görmeye başladılar. Bunlar çok kıymetli gelişmeler.

Euronews: İsveç, 250 binin üzerinde evin elektrik ve ısınma ihtiyacını çöplerin yakıt olarak kullanılmasından sağlanıyor. Yine İsveç hükümeti, Norveç'ten yıllık 800 bin ton çöp satın alıyor, ithal ediyor. Almanya, Belçika, Hollanda da öyle. Dolayısıyla enerji anlamında da ciddi kazanımlar elde edilebilir bu rakamlara göre…

Prof. Dr. Selçuk Şirin: Kesinlikle! Türkiye şu an Avrupa'da kişi başına en az çöp üreten ülkelerden bir tanesi. Biz çöp üretmiyoruz. Bir Alman'ın ürettiği çöpün 1/3'ünü biz üretiyoruz, ortalama olarak söylüyorum. Fakat Almanya’nın o ürettiği çöpün yanılmıyorsam çok az bir kısmını, yani yüzde 1'i bile değil, doğaya katılıyor. Fakat Türkiye'de ne oluyor? Türkiye çok az ürettiği çöpün neredeyse tamamını doğaya bırakıyor. Şimdi doğaya bıraktığınız şey, yani Anadolu'ya gidiyor bu. Orada duruyor bu, coğrafyada duruyor ama bir şekilde bunun bedelini ya siz, ya çocuklarınız, ya cebinizdeki cüzdan bir şekilde ödüyor.

‘Akdeniz’i en çok Türkiye kirletiyor’

Aynı şekilde denize atılan atıklar konusunda da biz Avrupa'da biliyorsunuz şampiyonuz. Peki, Avrupa'da denizden en çok gelir elde eden ülkeler arasında neredeyiz, ilk sıralara doğru çıkmak için çaba harcıyoruz. Bizim temel gelirlerimizden, döviz gelirlerimizden bir tanesi turizm, şimdi biz Akdeniz'i bu kadar hızlı kirletirsek bunun geri dönüşü olmayacak mı bize, bir bedeli olmayacak mı? Elbette olacak.

Euronews: Yazınızda Slovenya örneğini veriyorsunuz. “Çok değil bundan 10 yıl evvel Slovenya pislik içinde bir memleketti. 24 Mart 2012 temizlik tarihi olarak belirleniyor. Ve o gün bir mucize gerçekleşiyor, ülkede yaşayan her 6 kişiden 1’i eldiveni, torbayı, süpürgeyi alıp sokağa çıkıyor. Bugün Slovenya dünyanın en temiz ülkelerinden biri.” diyorsunuz. Sizce önümüzdeki sene Türkiye’de de benzeri yaşanabilir mi bunun?

Prof. Dr. Selçuk Şirin: Bu sene yarın 15 Eylül’de herkes kendi bulunduğu bölgede pilot uygulamasını yapıyor. Bu pilot çalışmalardan herkes belli bir tecrübe ediniyor.

Seneye, asıl olması gereken şu, ideali şu; biz artık bilgisayar çağındayız, bir web sitesi düşünün, Google harita üzerinden çalışan bir site, bütün Türkiye'deki, 80 milyon içerisinden örneğin, o başka ülkelerde olduğu gibi 1/6 oranında bir katılma olduğunu düşünün bu kampanyaya, bu olduğu zaman ne oluyor, 80 milyonun altıda biri nereden baksanız 10 milyon - 15 milyonluk katılım. 10-15 milyon insanı aynı gün sokağa çıkıp, elinde torba ile, elinde çanta ile devlet kurumlarının koordinasyonu ile, belediyelerin koordinasyonu ile Türkiye'yi temizlediğini düşünün.

Bütün bu süreç içerisinde insanların bu güne hazırlık öncesinde, diyelim ki seneye 15 Mayıs'ta olacak bu, ondan önce gideceği yerin önceden internet üzerinden belli olduğu, çünkü herkes aynı parkı temizlerse bu iş olmaz değil mi, ayrı ayrı yerlere gidilmesi lazım. Bütün bunların alt yapısının çok iyi hazırlanmış olması lazım. İnsanların elinde eldiven mi olacak, çanta mı olacak vs. vs. Bütün bunların eğitiminin çok iyi yapılması lazım. Yani bu ciddi bir iş. O yüzden çok baskı oldu sosyal medyada, internette, Twitter’da. Hocam hadi bir tarih verin de başlayalım. Ben bir tarih vermedim dikkat ettiyseniz. Bunun iki nedeni var, ben bu projenin, bu kampanyanın yüzü olmak istemiyorum, çünkü New York'ta yaşıyorum, yani doğru olmaz. Bunun yüzünün bir kişi olmasına da gerek yok. Bu tür şeylere de inanmıyorum ben.

Bir de Türkiye'de bunun kurumlar arası koordinasyon kısmının çok iyi kotarılması lazım. Ön hazırlığının iyi yapılması lazım. Biraz da işte bu gerekçeler ile bu sene herkes bulunduğu yerde olabildiğince yapıyor ama asıl hedef gelecek sene. Gelecek sene bu işi hakkı ile yapmak. Bunun için de işte Çevre ve Şehircilik Bakanı yardımcısı ile görüştüm, sağ olsun aradı beni. Belediye başkanları aradı, Aydın Belediye Başkanı ile görüştüm, başka bir Belediye Başkanı aradı. Şu an tabi Türkiye'de olmadığım için kimse arayamıyor telefondan en azından. Ama pek çok marka bana ulaştı, sponsor olmak istedi, desteklemek istedi bu girişimi. Bütün bunları bir araya toparlamak için ben hem bakanlıkta, sayın bakan yardımcısı ile hem de TEMA Vakfı başkanı Deniz Hanım ile görüştüm. Dedim ki böyle bir talep var toplumda, herkes etrafını temizlemek istiyor, bunu devlet, belediyeler ve bireysel gönüllüleri bir araya toparlayacak bir yapı ile harekete geçirmek lazım. Henüz ön hazırlıklar devam ediyor. Sürecin aslında bu noktasında ben olmak istemiyorum, çünkü ben dediğim gibi New York'tayım. Ama ben gönüllü olarak bu gün belirlendiğinde elimde çanta ile orada olacağım, onun sözünü veriyorum. Atlayıp New York'tan geleceğim çöp toplamak için.

Euronews: Son olarak, buradan bir çağrınız, mesajınız var mı?

Prof. Dr. Selçuk Şirin: Çağrım şudur; bence yarın 15 Eylül’de bir deneme yapsın herkes, kimseden bir çağrı beklemesin, etrafına çağrıyı kendileri yapsın. Soruyorlar hocam nereye gidelim nasıl yapalım, bilmiyorum siz karar verin. Dolayısıyla bu anlamda inisiyatif alınması lazım. Yani bu bulunduğunuz köy olabilir, köyü temizleyin, köydeki gençleri toplayın, çocukları toplayın temizleyin. Bu bir site olabilir, sitede bütün yaşayanları toplayın. Bu bir mahalle olabilir, bir plaj olabilir. Bir okul olabilir, bir kampüs olabilir. Temizleyecek yer çok. Herkesin bulunduğu ortamda bu işi ciddiye alıyorsa yola çıkması lazım. Mevlana’nın o çok güzel sözü var hep tekrar ediyorum, 'Yola çıkın, yol görünür’ Bir yerden başlamak lazım…

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Türkiye ve Avrupa'da taşıyıcı annelik nasıl uygulanıyor?

Battı denen Yunanistan ekonomik krizi nasıl atlattı? Aleksis Çipras anlatıyor

Video - Burası Yemen, Müslümanlar yaprak yiyerek hayatta kalmaya çalışıyor