Euronews artık Internet Explorer üzerinden erişilebilir değil. Bu tarayıcı artık Microsoft tarafından güncellenmiyor ve en son teknik yenilikleri desteklemiyor. Sizi; Esge, Safari, Google Chrome veya Mozilla Firefox gibi başka tarayıcıları kullanmaya davet ediyoruz.
Son Dakika

25 yıllık 'Bir Kazı Hikâyesi: Çatalhöyük' Londra'da sergileniyor

25 yıllık 'Bir Kazı Hikâyesi: Çatalhöyük' Londra'da sergileniyor
Telif hakkı
AA/Abdullah Çoşkun
Euronews logo
Metin boyutu Aa Aa

Tarihi milattan önce 9 binli yıllara dayanan ve insanlığın en eski yerleşim yerlerinden biri olan Çatalhöyük'ün hikayesi İngiltere'ye taşındı.

Başkent Londra'daki, Londra Üniversitesi'ne bağlı SOAS'ın ev sahipliğini yaptığı “Bir Kazı Hikâyesi: Çatalhöyük” adlı sergi, arkeolojik alanda 25 yıldır sürdürülen kazı çalışmalarını anlatıyor.

UNESCO Dünya Kültür Miras Listesi'nde yer alan Çatalhöyük'teki kazılarda uygulanan teknikler ve bulguların nasıl incelendiği, çok daha basit bir deyişle arkeologların ne yaptığını bu sergide daha iyi anlamak mümkün.

25 yıllık araştırma projesi bayrağı devrediyor

Neolitik (Yeni taş çağı) yerleşim yerinin ortaya çıkarıldığı Çatalhöyük'te arkeologların keşifleri binlerce yıl önceki hayatlara, mimari ve toplumsal yapıya ışık tutuyor.

İngiliz arkeolog Ian Hodder önderliğinde 1993'ten bu yana yürütülen Çatalhöyük Araştırma Projesi görevini tamamladı. Projeyi devralacak yeni ekip, farklı sorulara yanıt aramak için Çatalhöyük'te kazı çalışmalarına devam edecek.

14 yıl boyunca projeye dahil olan Koç Üniversitesi'nden Seramik Uzmanı Duygu Tarkan, Çatalhöyük hikayesinin henüz başında olduğumuzu söylüyor:

"25 yılda yerleşmenin sadece yüzde 7'sini kazabildik. Bütün bulgular yüzde 7'sinden geliyor. Bu seneden itibaren başka ekiplere devredeceğiz . Onlar da başka araştırma sorularıyla gelip devam ettirecekler buradaki çalışmaları."

"3 bin 500 ila 8 bin kişinin yaşayıp, çalışıp öldüğünü biliyoruz"

Sergide konuştuğumuz Duygu Tarkan, Çatalhöyük'ün günümüze olan yolculuğunu şöyle anlatıyor:

"(O dönemin halkı) evlerini terk ederken, duvarları yarısından kırıp içeriye doğru kapatmışlar ve temel oluşturup üstüne yeni bir ev daha inşa etmişler. Böylece 18 yapı katı oluşmuş. Bunlar hem duvar hem toprak tarafından binlerce yıl korunmuş. Biz kazdığımız zaman bu toprak tarafından korunmuş aletlere, onların arkalarında bıraktığı kalıntılara, kendi kalıntılarına ulaşıyoruz. Çünkü ölülerini evlerinin tabanlarına gömmüşler. İskeletler hem ev hem de toprak tarafından korunmuş, biz de bu bulgulardan yola çıkarak gündelik yaşamlarını, hastalıklarını, ölüm nedenlerini, sosyal organizasyonlarını tanımlamaya çalışıyoruz."

Projenin internet sitesinde de dünyanın en eski toplumlarından Çatalhöyük'teki yaşam şöyle anlatılıyor:

"Sürekli değişim geçiren bir sosyal toplum olan Çatalhöyük'te MÖ 6500'te radikal değişimler gözlemlemekteyiz. Daha iyi bir verimle çalışan pişirme kaplarının geliştirilmesi başka aktiviteler için zaman yaratmıştı. Evcil büyükbaş hayvan ve süt, hayatın bir parçası olmuş ve ev sayısında ve nüfusta bir artış gözlenmişti. Gömütler ve ritüelsel davranışların daha kapsamlı hale gelmişti. Tam olarak bu döneme ait yapılarda Çatalhöyük'ün ününe ün katan figüratif objeler ve duvar resimleri gibi dekoratif unsurları görmeye başlıyoruz. Burada, en kalabalık dönemde 3 bin 500 ila 8 bin kişinin yaşayıp, çalışıp öldüğünü biliyoruz."

Çatalhöyük yerleşmesi ziyarete açık

Tarkan, müze değeri taşıyan eserlerin seçilip Konya Arkeoloji Müzesi'nde sergilendiğini ve daha önce James Mellaart tarafından bulunmuş olan eserlerin de Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde sergilendiğini, ayrıca Çatalhöyük kazı alanının ziyaretçilere açık olduğunu hatırlatıyor.

Londra'da 12 Ekim'de başlayan 'Bir Kazı Hikayesi: Çatalhöyük' sergisinin kapıları 15 Aralık'a kadar açık kalacak.