Son Dakika

Son Dakika

Tren kazalarının sorumluları yargılanıyor mu?

Tren kazalarının sorumluları yargılanıyor mu?
Metin boyutu Aa Aa

Anayasa Mahkemesi 2004 yılında 41 kişinin hayatını kaybettiği Pamukova tren kazası için geçen hafta “yaşam hakkı ihlali” kararı verdi. AYM 15 senede bitmeyen davanın bu denli uzamasını eleştirirken Devlet Demiryolları (TCDD) yetkilileri hakkındaki soruşturmanın sonucunu ise tespit edemediğini açıkladı.

Ankara-Konya seferini yapan Yüksek Hızlı Tren'in önündeki kılavuz trene çarpması sonucu en az 9 kişi hayatını kaybederken 3’ü ağır 47 kişi de yaralandı. Kaza; Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) 2004 yılında 41 kişinin öldüğü Pamukova tren kazası için “yaşam hakkı ihlali” kararı vermesinden tam bir hafta sonra meydana geldi. Bu acı tesadüf tren ve benzeri kazalarda sorumluların hakkıyla yargılanıp yargılanmadığı sorusunu bir kez daha gündeme getirdi.

AYM’nin “yaşam hakkı ihlali” diyerek tazminata hükmettiği kazanın gerekçeli kararı aslında Türkiye’de kazalara ilişkin soruşturmalara da büyük bir ışık tutuyor. Gerekçeli karar, kazanın üzerinden tam 15 sene geçmesine rağmen hukuki sürecin nasıl bir yılan hikayesine döndüğünü veya dönüştürüldüğünü tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. AYM makinistler hakkındaki temyiz sürecinin hala devam ettiğini belirtiyor. Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) Genel Müdürlüğü yetkilileri hakkında yürütülen soruşturmanın sonucunu ise AYM bile tespit edemedi. Mahkeme TCDD hakkındaki soruşturma için gayet açık şekilde “Bu soruşturmanın sonucu tespit edilememiştir.” dedi. AYM makinistler hakkındaki davayla ilgili ise “Soruşturmadaki hiçbir unsur yargılamanın bu denli uzamasını ve henüz sonuçlandırılamamasını haklı kılmamaktadır.” yorumunda bulundu.

TCDD hakkındaki soruşturmanın akıbeti meçhul

Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı kazadan sonra “makinistlere yardım olacak otomatik ya da yarı otomatik kontrol sistemlerinin kurulması gerekmesine rağmen kurulmadığı ve üst yapıda eksikliklerin kazanın meydana gelmesinde rol oynadığı iddiası ile ”Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) Genel Müdürlüğü yetkilileri hakkında yürüttüğü soruşturmada yetkisizlik kararı verdi ve soruşturma evrakını Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi. Ancak bu soruşturmanın sonucu tespit edilemedi. Dönemin TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman AK Parti Erzican Milletvekili olarak görev yapıyor.

Bilirkişi heyeti "kazaya karışan trendeki vagonların seyir emniyeti bakımından yeterli olduğu, trenin kazanın meydana geldiği yerdeki hızının yaklaşık saatte 130 km olduğu ve tren tarife kitapçığına göre olay yerinden geçen trenlerin hızlarının saatte 80 km hızla geçilmesi gerektiğini" bildirmişti.

Devlet etkili soruşturmakla yükümlü

AYM’nin gerekçeli kararında şöyle deniliyor: “Devlet, yaşam hakkının etkili soruşturma yükümlülüğüne ilişkin usul boyutu kapsamında, doğal olmayan her ölüm olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî bir soruşturmayı, makul bir özen ve süratle yürütmek durumundadır. Kamu makamlarının, tehlikeli bir faaliyet nedeniyle oluşan riskleri bertaraf etmek için gerekli ve yeterli önlemleri almadığı durumlarda -ilgililer diğer hukuk yollarına başvurmuş olsalar dahi- kişilerin hayatının tehlikeye girmesine neden olanlar hakkında bir ceza soruşturması yürütülmesi gerekir.”

Bu denli gecikmenin mazereti olamaz

Kazanın 2004 yılında meydana gelmiş olup bu olay hakkındaki soruşturma iki aydan daha kısa bir sürede tamamlandığına dikkat çeken AYM şy tespitte bulundu: “Meydana gelen olayda ölen ve yaralananların fazlalığı nedeniyle ölenlerin yakınları ile yaralıların ifadelerinin tespitinin uzun zaman alması anlaşılabilir bir durum olmakla birlikte, soruşturmadaki hiçbir unsur yargılamanın bu denli uzamasını ve henüz sonuçlandırılamamasını haklı kılmamaktadır. Bu sebeple başvurucu yakınlarının ölümüyle ilgili soruşturmanın makul süratle yürütüldüğü söylenemez.”

İşte 15 yılda bitmeyen yargılamanın hikayesi

Kazadan sonra Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından birinci makinist F.K, ikinci makinist R.S. ve tren şefi K.C. hakkında Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldı. Yargılamada K.C'nin beraatine hükmedilirken, F.K. 2 yıl 6 ay hapis ve bin lira adli para cezası, R.S. ise 1 yıl 3 ay hapis ile 733 lira adli para cezasına çarptırıldı.

İlk derece mahkemesinin kararının temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 12 Temmuz 2010'da K.C. hakkındaki davayı zaman aşımı süresinin dolması nedeniyle düşürdü, diğer sanıklar hakkında verilen mahkumiyet kararlarını ise bozdu.

Bozma sonrası yargılamada ilk derece mahkemesi, dava zaman aşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle sanıklar hakkında açılan davaların düşürülmesine karar verdi. Bu karar da bir kısım katılan vekili tarafından temyiz edildi. Gerekçeli kararın bazı katılanların vekiline tebliğ edilmediğini belirleyen ve bahse konu eksikliğin giderilmesi için dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine hükmeden Yargıtay 12. Ceza Dairesi, sanıklar hakkındaki hükmün bozulmasına karar verdi.

Bozma sonrası yargılamada mahkeme, sanıklardan R.S'nin 1 yıl 15 gün hapis ve 50 lira adli para cezası, F.K'nin ise 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 152 lira adli para cezasına çarptırılmasını kararlaştırdı. Mahkeme, sanık R.S. hakkında verilen cezaları erteledi. Bu karar da temyiz edildi, temyiz incelemesi ise henüz sonuçlanmadı.