Euronews is no longer accessible on Internet Explorer. This browser is not updated by Microsoft and does not support the last technical evolutions. We encourage you to use another browser, such as Edge, Safari, Google Chrome or Mozilla Firefox.

Son Dakika

Son Dakika

Yemen: Hudeyde'de ateşkes gece yarısı yürürlüğe giriyor, taraflar uyacak mı?

Yemen bayrağı
Yemen bayrağı -
Copyright
Reuters
Metin boyutu Aa Aa

Yemen'in Hudeyde kentini kapsayan ateşkesin yürürlüğe girmesine kısa süre kala Devlet Başkanı Abdurabbu Mansur Hadi hükümetine bağlı güçler ile Husiler arasındaki çatışmalar devam ediyor.

Hudeyde'deki çatışmaları sona erdirmek için yoğun çaba harcayan Birleşmiş Milletler, 18 Aralık Salı gecesi saat 00:00'da yürürlüğe girecek ateşkesin ardından kentte lider rolünü üstlenecek.

Öte yandan ateşkes, hükümet güçleri ile Husilerin masada verdikleri sözü sahada tutup tutmayacaklarını göstermesi açısından bir test niteliğinde olacak.

Önümüzdeki süreç, Birleşmiş Milletler'in ülke genelini kapsayacak geniş kapsamlı ateşkes için yol haritası çıkarması ve siyasi müzakereleri başlatması adına da kritik bir eşik.

Kent, yaklaşık dört yıldır devam eden ve on binlerce insanın hayatını kaybetmesine neden olan iç savaşın yol açtığı açlık krizinin pençesindeki milyonlarca Yemenliye insani yardım ulaştırılması açısından en önemli güzergah.

Bu arada ateşkes sürecinin test edeceği diğer odaklar, Suudi Arabistan ve İran olacak.

Zira Riyad, Mansur Hadi hükümetini desteklerken İran, başkent Sana, Hudeyde ve Taiz gibi büyük kentlerin kontrolünü elinde bulunduran Husilere destek sağlıyor.

Gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın Suudi Arabistanlı bir grup tarafından infaz edilmesinin ardından Riyad yönetimi, gerek cinayet gerekse Yemen'deki savaş nedeniyle eleştirilerin hedefi haline gelmişti.

Suudi Arabistan'a karşı Yemen'de vekalet savaşı yürütmekle suçlanan Tahran da uluslararası kamuoyunun baskısı altında.

Hudeyde neden önemli?

Kızıldeniz kıyısında yer alan liman kenti Hudeyde, yaklaşık 30 milyon nüfuslu ülkeye gelecek insani yardımların ana giriş kapısı konumunda.

Yine son bir yıldır hava bombardımanlarının ve kara savaşlarının taş üstünde taş bırakmadığı şehir, uluslararası kamuoyu tarafından yakından izleniyor.

Ülkeye deniz yoluyla girecek yardımlar için hayati öneme sahip liman çevresinde devam eden çatışmalardan ötürü aylardır hiçbir yardım gemisi yanaşamıyor.

Sağlık ve gıda maddeleri ulaşmadığı için milyonlarca insan açlığa mahkum edilmiş durumda.

Ticari gemiler de yine savaşlardan ötürü Hudeyde Limanı'na yanaşmaya cesaret edemiyor.

Kentin kontrolü İran destekli Şii Husi gruba bağlı savaşçıların elinde bulunuyor.

Suudi destekli hükümet güçleri ise kentin çevresini kuşatma altında tutuyor.

Limanı ele geçirmek isteyen hükümet güçleri, böylece Husilere gelecek silah yardımının da önüne geçmeyi hedefliyor.

Riyad ve Abu Dabi'nin öncülük ettiği Arap koalisyonu, Kızıldeniz kıyısındaki kentini ele geçirip dünyanın en önemli petrol nakil güzergahında kontrolü sağlamak istiyor.

Ancak uzmanlar, Arap koalisyonunun bölgede bir batağa saplandığı görüşünde.

Diğer yandan Arap koalisyonu destekli hükümet güçleri her ne kadar 2015'te batı yakasındaki Aden Limanı'nı almış olsa da Husilerin Sana ve Hudeyde'de kontrolü elinde bulundurmasından ötürü, koalisyon burayı istediği gibi kullanamadı.

Analistler BM'nin girişimiyle sağlanan ateşkese riayetin önemli olduğuna işaret ediyor. Zira olası ihlalin koalisyon güçlerine, Hudeyde saldırıları için bir fırsat vereceği görüşünde.

Bölgede son durum ne?

İsveç'teki görüşmelerde varılan anlaşma gereği salı gece yarısı yürürlüğe girmesi beklenen ateşkes öncesinde Hudeyde'nin güneyinde çatışmalar hız kazanmış durumda.

Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths, silahlı birliklerin birkaç gün içerisinde Hudeyde Limanı'ndan çekileceğini ve ardından da tüm kenti terk edeceğini duyurdu.

İsveç'te varılan anlaşma gereği tarafların 3 hafta, yani 21 gün içerisinde Hudeyde'den tamamen çekilmesi gerekiyor.

Bu zaman zarfında kente Birleşmiş Milletler gözetiminde uluslararası gözlemciler konuşlandırılacak.

Birleşik Arap Emirlikleri aralarında güneydeki isyancılar, eski Devlet Başkanı Ali Abdullah Salihin yeğeninin başında bulunduğu bir tabur ve yerel güçlerden oluşan binlerce silahlı kişiyi Hudeyde'nin dışında toplamış durumda.

Diğer yandan BM'nin başında bulunacağı bir komisyon, her iki tarafın da asker çekip çekmediğini denetleyecek.

Ancak İsveç'te üzerinde mutabakat sağlanan anlaşmada her iki tarafın da asker çekmesiyle kenti kimin idare edeceği belirtilmedi.

Uzmanlar, idare konusunda sıkıntı yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.

Halihazırda kentin kendilerinin kontrolüne geçeceği yönündeki karşılıklı söylemler, olası kanlı çatışmaların aniden başlayabileceği ihtimalini de gözler önüne seriyor.

BM Güvenlik Konseyi'ne çağrıda bulunan Griffiths, Hollandalı emekli Tümgeneral Patrick Cammaert başkanlığında bir izleme grubu oluşturulması için acilen bir karar almasını istedi.

Griffiths ayırca, Sana Havaalanının açılması ve merkez bankasının yeniden faaliyetlerine başlaması gibi güven arttırıcı adımlar üzerinde çalışmaya devam ediyor.

Söz konusu başlıklar İsveç'in Rimbo kentinde 6 - 13 Aralık tarihleri arasında düzenlenen Yemen istişare toplantıları sırasında görüşülse de sonuca bağlanamamıştı.

Barış için bir sonraki adım ne olacak?

Birleşmiş Milletler'in girişimiyle yürütülen görüşmelerin ikinci turu ocak ayında gerçekleştirilecek. Tarafların, müzakere ve geçiş hükümeti temelinde yeniden yüz yüze gelmesi öngörülüyor.

Güneyde ciddi bir tabanı bulunmayan Husiler, yeni kurulacak Yemen hükümetinde adil temsil hakkı ile kendi kaleleri konumunda bulunan kuzeydeki Saada kentinin yeniden inşasını istiyor.

Analistler ise Suudi Arabistan'ın silahsız oldukları sürece Husilerin hükümette rol üstlenmesine karşı çıkmayacağını salık veriyor.

Uzmanlar Riyad'ın, Lübnan'daki Hizbullah'a benzer şekilde kendi sınırında silahlı bir Şii oluşum istemediğini belirtiyor.

AB Komisyonu Dış İlişkiler Departmanından Adam Baron, "Kilit konumdaki gruplar şu ana kadar sürece dahil edilmedi." sözleriyle olası barışın önündeki en büyük engeli dile getirdi.

Uzmanlar, iç savaş öncesi Yemen'de çok sayıda silahlı grup ve parti olduğunu ancak 2015 yılından bu yana bu sayının çok daha fazlalaştığını ve her birinin kendi gündemi olduğunu kaydediyor.

Ülkedeki savaş, 1990'da birleşen Kuzey Yemen ile Güney Yemen arasındaki eski sorunları yeniden gündeme getirdi.

Güneydeki ayrılıkçılar, kuzeydeki kaynakların eşit şekilde paylaşılmadığını öne sürüyor.

Şii Zeydi mezhebinden kimileri, kendi bölgelerinin zayıflaması üzerine 1990'ların sonunda ordu ile savaşa girmiş ardından da İran'la yakınlaşarak silahlı Husi grubu kurmuştu.

Sünni cihatçılar ise El Kaide'nin bir kolunu oluşturdu.

Ülkede demokrasi talebiyle başlayan kitlesek gösterilerin ardından eski Devlet Başkanı Ali Abdullah Salih, görevi bırakmak zorunda kaldı.

Ordu bölündü ve Husiler 2014'te hükümete darbe yaparak yönetimi ele geçirdi.

Yemen'de iç savaşın patlak vermesinin ardından çok sayıda silahlı mahalli oluşum ortaya çıktı.

Analistler, Birleşmiş Milletler Yemen Temsilcisi Martin Griffiths'in büyük grupları barış masasına oturtmanın dışında diğer küçük silahlı grupları ikna etmesinin hayli zor olacağı görüşünde.