Euronews artık Internet Explorer üzerinden erişilebilir değil. Bu tarayıcı artık Microsoft tarafından güncellenmiyor ve en son teknik yenilikleri desteklemiyor. Sizi; Esge, Safari, Google Chrome veya Mozilla Firefox gibi başka tarayıcıları kullanmaya davet ediyoruz.
Son Dakika

İç savaş mağduru Suriyeli çocuklar 'Mutluluk Merkezi'nde buluşuyor

İç savaş mağduru Suriyeli çocuklar 'Mutluluk Merkezi'nde buluşuyor
Euronews logo
Metin boyutu Aa Aa

Mutluluk kavramı tarih boyunca edebiyattan felsefeye birçok alandaki çalışmaların odağına yerleşti ve bireyler mutluluğun resmini kendi yaşam öyküleri, mücadeleleri, hayattan beklentileri çerçevesinde çizdiler.

Albert Camus’nün dediği gibi, “mutluluk, bizi zorlayan kadere karşı kazanılan zaferlerin en büyüğüdür” ve Al Farah (Mutluluğum) Çocuk ve Aile Destek Merkezleri, bu sözün günümüzde en canlı örneklerinden birini oluşturuyor.

Al Farah merkezi, Suriye’de sekizinci yılına girmiş olan iç savaştan kaçarak komşu ülke Türkiye’ye sığınan savaş mağduru çocuk ve ailelere sosyal ve psikolojik destek sunuyor; hakları ve hizmetlere erişimi konusunda sığınmacılara yol gösteriyor.

Merkezin “isim babası” Suriyeli çocuklar

Merkezin ismi, Suriyeli çocuklar arasında yapılan bir anket çalışması sırasında ortaya çıkmış; yani kendi mutluluklarının resimlerine kendileri isim vermişler.

Merkezde, savaş travmasının ve üstüne eklenen göç ve entegrasyonla bağlantılı zorlukların üstesinden gelmeleri için çocuk ve gençlere yönelik müzik, origami, ritim ve resim atölyeleri düzenleniyor; Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ile yapılan protokol çerçevesinde Halk Eğitim Merkezleri ile birlikte İngilizce ve Türkçe kurslar veriliyor.

Euronews Türkçe’ye konuşan Al Farah merkez sorumlusu Emine Engür, “Savaştan dolayı pek çok yakınını kaybetmiş olan çocukların annelerinin vermiş oldukları geri dönüşlere göre çocukların gözlerinde ilk kez mutluluk görüyorlar,” dedi.

“Savaştan sonra kurmaya çalıştıkları yeni dünyada kendilerini güvende hissetmeleri, çevreleriyle daha sağlıklı bir iletişim kurmaları ve psiko-sosyal açıdan iyilik hallerinin arttırılması, merkezde çalışan uzmanlar tarafından takip edilmesi ve sürdürülebilir kılınması bizim için çok önemli,” diye ekliyor Engür.

Çocukların yeniden çocuk olmaları için etkinlikler

Merkez bünyesindeki 6-18 yaş aralığındaki çocuklar için ebru sanatı, resim, müzik, ve çok çeşitli atölye çocukların kendilerini ifade edebilmelerine ve çatışmaların yaratığı baskıyı unutmalarına yardımcı oluyor. Bir anlamda çocukların yeniden çocuk olmalarına destek olunuyor.

Merkezde ayrıca insan hakları, geri dönüşüm, çocuk işçiler ile birlikte sosyal uyum ve güçlendirme, çocuk yaşta evliliğin önlenmesi ve akran zorbalığı gibi farklı alanlarda bilgilendirici günlük aktiviteler yapılıyor.

Her sabah katılımcı çocuklarla sabah jimnastiği de yapılan merkez, birçok çocuğun dilinde “Süt Merkezi” olarak anılıyor; zira etkinliklerin ardından çocuklara her gün süt ve yanında kurabiye ikram ediliyor.

Ayrıca psikologlar tarafından ihtiyaç duyanlara yönelik grup terapileri ve bireysel görüşmeler gerçekleştiriliyor.

Al Farah merkezi ayrıca iki senedir Mülteci Korosu’na sahip. Her haftasonu yaşları 8-18 arasında değişen 30 kadar çocuk toplanarak piyano, keman, ritim, gitar gibi alanlarda eğitim görüyorlar.

Sertab Erener’le konser vermişler

Koro, geçtiğimiz yıl 23 Nisan Çocuk Bayramı vesilesiyle Sertab Erener’le, ardından da Aralık ayında İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 70. yılı vesilesiyle TBMM’de gerçekleşen bir sempozyum açılışında iki konser verdi.

Avrupa Birliği’nin finanse ettiği, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ile Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği’nin (SGDD-ASAM) ortaklaşa yürüttüğü proje çerçevesinde, 2016 yılından bu yana Ankara, İstanbul, İzmir, Adana ve Gaziantep’te merkezler açıldı. Ayrıca, Bursa, Mersin, Kayseri’de de temsilcilikler bulunuyor.

Merkezin ekibi; çocuk koruma sorumluları, tercümanlar, çocuk-gençlik çalışanları, psikologlar, aile danışmanları, sağlık eğitmenleri, engelli uzmanları, beslenme uzmanları, mobil saha elemanları ve gönüllülerden oluşuyor.

Savaştan önce Halep’te tekstille uğraşan Ömer ve Hadduc’un 6 çocuğundan ikisi engelli. Merkez, bu çocuklara evde bakım hizmeti ve düzenli sağlık kontrolü imkanlarını seferber etmiş. Doğuştan zihinsel ve fiziksel engeli olan kızları Fatma için mutluluk, engelinden dolayı zamanının çoğunu evde geçirdiği için Arapça altyazılı Hint filmleri izlemekle eşdeğer. Babası, “evin bereketi” diye adlandırıyor Fatma’yı.

Diğer çocukları Abdullah’ın ise Türkiye’ye geldiğinden bu yana yaşamakta olduğu kas ve iskelet sistemindeki gerileme, yürümesine artık engel oluyor. Abdullah için ise en büyük mutluluk, Al Farah’a gelmenin yanı sıra, pizza yemek.

Şu anda ilkokula gitmekte olan 8,5 yaşındaki Abdullah, okulda herhangi bir akran zorbalığıyla karşılaşmamış. Bilakis çok seviliyor ve çok zeki olarak değerlendiriliyor. Öyle ki gittiği devlet okulunun müdürü, sırf Abdullah sınıfına kolay erişsin diye dersliğin yerini her zaman zemin katta tutacak bir düzenleme yapmış.

Nefret döngüsünü çocuklar kıracak

Sosyal hizmet uzmanı Ayşe Tek’e göre; sosyalleşme ve entegrasyon için çocukların okula devam etmesi kritik önemde.

Euronews Türkçe’ye konuşan Tek, “Nefret algısının ve yabancı düşmanlığının yıkılması, çocuklar aracılığıyla daha hızlı bir şekilde gerçekleşiyor. Onlar da sonraki aşamada toplumun genelini etkileyecek bir aracı oluyor,” diyor.

Anneleri Hadduc, anavatanına dönüp çocuklarının şifa bulacağı günlerle denk tutuyor mutluluğu. Henüz 37 yaşında olan Hadduc’un omuzlarına binen yılların mücadelesi ve hastalıkların yükü derhal göze çarpıyor.

Merkezin faaliyetleri çerçevesinde şu ana kadar Türkiye çapında 436.000 kişiye ulaşılmış durumda. Bunların 217.000’i kadın ve kız çocukları, 226.000’i çocuklardan oluşuyor. Her gün merkeze yaklaşık 250 kişi başvuruyor.

Bugün yaklaşık yarısı 18 yaş altında olan 3 milyon 600 bin kadar Suriyeli sığınmacıya ev sahipliği yapan Türkiye’de şu ana kadar yaklaşık 380.000 Suriyeli çocuğun doğduğu düşünüldüğünde bu rakamlar oldukça önemli.

Suriyeli çocuk işçiler sorunu

Nasır ve Nisa’nın oğullarından 11 yaşındaki Amir için okula gitmek ve oynamak, mutluluğun formülü. İbrahim, imam hatip okulunun başarılı öğrencilerinden. Babası ortopedik engelli olduğu için ilk başlarda aileyi geçindirme sorumluluğu Amir’in ufacık omuzları üzerindeymiş. Ankara’nın mobilyacılık merkezi Siteler’de çocuk işçi olarak çalışmasının ardından Al Farah merkezinin desteğiyle okul kaydı yapılmış; ayrıca ayni ve nakdi yardımdan da yararlanmışlar.

Kardeşi Yusuf ise, doğuştan duyma engelli, ancak Halep’te yaşadığı 5 yıl boyunca maruz kaldığı yoğun bombardıman sesleri yüzünden işitme yetisini tamamen kaybetmiş.

Al Farah Merkezi’nin yardımı ve kolaylaştırıcı rolüyle kendisine bir kulaklık temin edilmiş. “Çocuğumu bana geri kazandırdılar,” diye ifade ediyor mutluluğunu baba Nasır.

Anne Nisa, Suriye’de savaş sonrası yaşadığı derin travmayı atlatmak üzere Al Farah merkezinden psikolojik danışmanlık desteği almış.

Eğitim Reformu Girişimi’nin 15 Ocak günü açıkladığı yeni raporuna göre; Türkiye’deki okul çağında bulunan Suriyeli sığınmacı çocukların yaklaşık yarısı okula gidebiliyor. Kalanı ise ya çocuk işçi olarak çalıştırılıyor, ya da erken yaşta evlendiriliyor.