Son Dakika

Son Dakika

Özel | Juan Guaido: Venezuela'da bir iç savaş olmayacak çünkü kimse Maduro için risk almayacak

Özel | Juan Guaido: Venezuela'da bir iç savaş olmayacak çünkü kimse Maduro için risk almayacak
Metin boyutu Aa Aa

Venezuela'da 'ulusal kahraman'a dönüşen Juan Guaido'nun adını bir ay önceye kadar çok az insan biliyordu. Genç politikacı kendini Venezuela'nın geçici başkanı ilan ederek ülkesinde ve uluslararası arenada tüm dikkatleri üzerinde topladı. Bu açıklamanın ardından ise hem ülkesi hem de dünya Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve kendisi arasında ikiye bölündü. euronews ülkedeki kriz ortamında Juan Guaido ile görüştü:

euronews, Anelise Borges: Sayın Başkan, burada euronews stüdyosunda bizimle görüştüğünüz için çok teşekkürler. Nicolas Maduro bana, sizin siyasi kampanyanızın, siyasi hareketinizin, o bunu kendisine karşı bir darbe olarak tanımlıyor, sona erdiğini, başarısız olduğunu söyledi. Bunun için ne söylemek istersiniz?

Venezuela geçici başkanı Juan Guaido: Venezuela yıllarını bir çoğunluk, birlik inşa etmek için bir hareket oluşturmaya harcadı. Bugün ülkenin yüzde 90'ı bu krizden sıyrılmak istiyor. Bugün devlet yönetimini zorla ele geçirmiş birinin yarattığı krizden. Emsali olmadan oluşturulan insani bir krizden. 3 milyon 300 bin Venezuelalı, nüfusun yüzde 15'i göç etmeye zorlandı. Venezuela'nın Gayri Safi Yurt İçi Hasılası 53 puan azaldı, geçen yılın enflasyonu yüzde 2 milyon. Sivil bir lider için darbe yapmak zor. Bu, ordunun yapacağı bir şey. Eğer bu bir darbeyse neden hala dışarıdayım? Röportajlar vererek, halkı seferber ederek, insani yardım girişine izin vererek, dünyada büyükelçilikler tarafından tanınarak. Bilmiyorum.

Öyle görülüyor ki bugün Miraflores'te bulunan ve yetkileri ele geçirenler tamamen gerçeklikten kopuk. Venezuela'da 12 Şubat'ta, ulusal toprakların 60 yerinde, benzeri görülmemiş büyük seferberlikleri gördüğümüzde; ve bir grup gönüllünün barışçıl insani yardım girişi için örgütlendiğini gördüğümüzde... Bilmiyorum. Bugün görünen, üstelik endişe verici şekilde görünen şu ki, çünkü sonuçları ödeyen vatandaşlardır, Maduro gerçeklikten tamamen kopmuş durumda.

"Hareketimizin başarısı garanti altında"

euronews: Bu krizin, Venezuela'da iki başkanın bulunduğu bu durumun siyasi direnci çoğu gözlemcinin beklediğinden daha uzun sürdü. Hareketinizin destek kaybedebileceğinden, ivme kaybedebileceğinden endişelendiniz mi?

J. Guaido: Venezuela'nın görevde meşru bir başkanı var. Maalesef 2018 yılında Venezuela'da bizi bu yol ayrımına getiren bir seçim oldu. Anayasamızın 233. maddesi Venezuela'da geçici başkanlık görevi yapmamı ve tamamen özgür bir seçim yapmamızı sağlıyor. Git gide çekilen, yalnızlaşan ve mobilize olmak için hiçbir şansı olmayan Maduro'yu gördüğümüzde... Onun sağlam görünen desteği azalıyor. Mesela Chavez tarafından atanan bir savcı olan Luisa Ortega Diaz şu an sürgünde; Miguel Rodriguez Torres'i hapiste tutuyor. Her gün Chavismo'nun resimleri yıkılıyor.

Dolayısıyla bizim hareketimizin başarısı garanti altına alınmıştır. Desteğimiz uluslararası yardımlarla, kabul görerek, meşruiyet içinde, harekete her gün daha çok katılımla büyüyor: sendika grupları, sendika merkezleri, birlikler, genç insanlar, öğrenciler, gönüllülerle... Böylelikle Venezuela'nın geleceği garanti altına alındı. İnsanların açlıktan öldüğü, insanların rejim altında insani acil durum yardımından mahrum kaldığı, en azından bu yarım kürede benzeri görülmemiş bu zor durumla başa çıkmak zorundayız. İyi haber, Venezuela'nın geleceği bugün garanti altında ve Maduro günden güne daha da yalnızlaşıyor.

euronews: Giderek daha çok destek toplayan gittikçe büyüyen bir hareketten bahsediyorsunuz. Ancak eğer silahlı güçler sizin tarafınızda olmasa bu destek hiçbir anlama gelmezdi. Şu an Venezuela ordusuyla pazarlık yapıyor musunuz?

J. Guaido: Daha iyi bir Venezuela'ya doğru adım atmak için 3 temel amaçta birleşmek isteyen kamu çalışanları, siviller ve askerlerle görüşüyoruz: El koymanın sona ermesi, geçici hükümet ve özgür seçimler. Sürece dahil olmak isteyen kamu çalışanları da af ve teminatlara tabi olacak, bu mevcut durum da silahlı kuvvetlerin hissettiği korkunun bir parçası. Tabii ki her seviyeden kamu çalışanından bahsediyoruz. Siviller ve sivil olmayanlar denildiği hususunda ısrar ediyorum.

"Venezuela'da iki tane başkan yok, zalim çok zalim bir diktatör var"

euronews: Ordu size ne söylüyor?

J. Guaido: Bunu gördünüz. 27 astsubay 3 hafta önce Cotiza'da memnuniyetsizliğini dile getirdi. Bugün askere karşı casusluk merkezinde işkence görüyorlar. Hava kuvvetlerinden bir general, başkanlık için görev almamızda desteğini bildirdi. Her gün mesajlar ve çağrılar alıyoruz, ancak özellikle zulüm gören, işkenceye maruz kalan bir kesim var, bu silahlı kuvvetler. Bugün Venezuela'da 350 siyasi mahkum, 160 asker mahkum aileleriyle birlikte işkence görmekteler, zulüm altındalar. Venezuela bugün hala diktatörlükle yönetiliyor. Bu yüzden size söylüyorum, Venezuela'da iki tane başkan yok, zalim çok zalim bir diktatör var, biz sahip olduğum anayasal vekaletle gerçekten özgür seçimlerin yapılması için görev alıyoruz. Şu an bütün dünyanın bildiği en önemli şey de bu. Venezuelalıların istediği barışçıl geçiş için silahlı kuvvetlerle görüşmek kilit rol oynuyor.

euronews: Kısa vadeli planınız nedir? Bir sonraki hareket ne olacak?

J. Guaido: Önceliğimiz insani yardımın 23 Şubat'ta ülkeye girişine izin vermek. Bu acil durumu sağlamamıza da yardımcı olacaktır. Bununla silahlı kuvvetleri de hangi tarafta olduklarına dair test etmemiz de mümkün olacak: Anayasanın ve yurttaşların yanındalar mı, yoksa bugün yetkileri ele geçiren ve silahlı kuvvetlerin profesyonel birliklerin bile orta düzey yöneticilerini açlığa mahkum eden birinin mi. Şu anki maaşlarıyla yaşayamazlar.

Bugün Venezuela'da asgari ücret aylık 6 dolar. Dolayısıyla kimse ayda 6 dolarla yaşayamaz, zar zor hayatta kalabilir. Ben, bir askerin, sivilin, hemşirenin ya da ulaştırma birliğine ait birinin bu durumdan hoşlandığını düşünmüyorum. Bu yüzden Venezuela'daki durum çok gergin, çünkü küçük bir grup Cumhuriyet'in silahlarına, devletin, bürokrasisinin bir kısmına el koymuş durumda ve her geçen gün yeniden yapılanmayı, petrol endüstrisinin yeniden yapılanmasını daha pahalı hale getiriyor, -kısa vadede gerçekten özgür bir seçim için ifade özgürlüğü yasasını yeniden birleştirme sürecini zorlaştırıyor. Ancak konuşmamda söylediğim gibi, savaş alanı baskıcılar tarafından seçildi ve biz bu çoğunluğun, seçmen çoğunluğunun, sokaklardaki çoğunluğun oluşması için yıllar süren kavgada çok şey feda ettik ve biz bu diktatörlüğü def etmek için mümkün olan her şeyi yapıyoruz.

"2 bin bolivarla 1 dolar bile alamıyorsunuz"

euronews: Az önce Venezuela'da asgari ücret hakkında konuştunuz. Söylemlerinizde krizi çok fazla kullanıyorsunuz, krizi anladığınızı ve yaşadığınızı söylüyorsunuz. Çok sayıda insan Venezuela'da yetkili makamların etkilenmediğini söylüyor. Bu yüzden Nicolas Maduro'ya 2 bin bolivarın ne alabileceğini düşündüğünü sordum. Fakat o bana bir cevap veremedi ya da vermek istemedi. Peki siz 2 bin bolivarla ne alınabileceğini biliyor musunuz?

J. Guaido: Sütlü bir kahve alamazsınız mesela. Venezuela'da 1 kilo peynir alamazsınız, alamazsınız... Demek istediğim eğer bulabilirseniz. Çünkü bazen bunları bulamıyorsunuz bile. Bir kutu antibiyotik alamazsınız. Bir dolar alamazsınız. 2 bin bolivarla bir dolar bile alamıyorsunuz. Dolayısıyla düşünün İspanya ya da Fransa'da ne alabilirsiniz. Burada daha da beter, çünkü ekonomi dolar endeksli. Yüzde 2 milyona ulaşan enflasyonla insanlar maaşlarını korumaya çalışıyor ve tüccarlarla şirket sahipleri maliyetleri dolarla eşleştirmeye başladı. Yani, 2 bin bolivarla Venezuela'da alabileceğim... bir sütlü kahve bile alamam. Venezuela kültürünün bir parçası olan, her sabah erken saatlerde içilen ya da biriyle paylaşılan küçük bir sütlü kahve. Bunu bugün Venezuela'da yapamazsınız.

"Venezuela'da bir iç savaş olmayacak çünkü kimse Maduro için risk almayacak"

euronews: Durum çok zor. Bazıları bunun hiç bu kadar kötü olmadığını söylüyor. Ancak bazı müttefikleriniz sizi her durumda ve masadaki her seçenekte desteklediklerini söylediler, askeri bir müdahalede bile. Bu bir katliama, kan dökülmesine yol açabilirdi. Bunu hala destekliyor musunuz?

J. Guaido: Bugün Venezuela'da zaten kan dökülüyor. Şu an bu görüşmeyi yaptığımız Karakas dünyanın en fazla şiddet yaşanan başkenti. İkinci en şiddet görülen şehir Valencia, buradan 2 saat uzaklıkta, beşincisiyse Puerto Ordaz, buraya 5 saat uzaklıkta. Biz zaten bir kan banyosu içindeyiz. Bugün Venezuela'da zaten bir kan banyosu var çünkü dünyanın en şiddet görülen ülkesi.

Silahlı kuvvetlerin ve polisin özel birliği olan FAES, soğukkanlı bir biçimde suikast düzenler, protestocuları evlerinde arar ve öldürür, 70 kişiyi sadece bir haftada öldürür. 150 kişi 2017'deki protestolarda öldürüldü. Bu yüzden bunun hakkında konuşmak tartışma yaratır. Bunu neden söylediklerini anlıyorum, çünkü bu bir sivil savaşa yol açabilirdi. Fakat Venezuela'da bir iç savaş olmayacak çünkü kimse Maduro için risk almayacak. Kimse siyasi geleceği olmayan, dünyanın tanımadığı, kendi emrindekilerin bile saygı durmadığı birisi için risk almaz. Kendisiyle uyuşmayan bir konum için seçilmediğinde güç zincirini kıran birisi. Dolayısıyla askeri müdahale seçeneği Maduro'yu korkutuyor, bu yüzden askeri tatbikat yapmaya ve birliklerle görüşmeye devam ediyor. Biz gönüllülerle, barışçıl bir şekilde, beyazları çekerek bir araya gelirken...

Yani, Venezuela'da iç savaş gibi bir seçenek yok çünkü zaten birini yaşıyoruz ve kimse hiçbir ideolojik prensibi olmayan, yurttaşlarını değil kendini kurtarmaya çalışan biri için hiçbir risk almaz.

Venezuela'ya müdahale edip tüm kaynaklarının üzerine konmak isteyen bir ülkeden bahsettiklerinde, ki bu ABD oluyor, bunu tamamen cahillik olarak adlandırıyorum. Amerika bizim tarihsel olarak da öncelikli müşterimizdir. Chavez ve Maduro bile bizim baş müşterimiz, Amerika'ya satış yapıyordu. İkincisi ise Hindistan'dır. Zaten Amerika'ya satıyorduk. Maduro yapıyor bunu.

euronews: Sizin baş müşteriniz ve aynı zamanda şu anki baş müttefikiniz ABD başkanı Donald Trump. Sizi aradı. Ne söyledi?

J. Guaido: Başkan Trump, aynı zamanda Kolombiya devlet başkanı Duque, birkaç dakika öncesinde de Sebastian Pinera beni aradı. Fransa başkanıyla da konuştum. Onların hepsiyle konuştuk. Trump ile konuşmalarımızın bir kısmı demokrasiye destek, anayasamıza destek, Venezuelalılara onurlu ve egemence yol gösterdiğimiz bu zamanla ilgiliydi.

Benim bu işi yaptığım 3 haftada zaten Venezuela gibi bir ülkeye, ekonomimizi yakın zamanda toparlamak için fırsatlar, kaynaklar ve kapasiteler veren 60 ülkeden destek aldık.

euronews: Uluslararası destek sizin için ne kadar önemliydi?

J. Guaido: Esas önemli olan buydu. Tıpkı bizim halkımızın seferber olması kadar önemli. Küresel bir dünyada yaşıyoruz. Bizim öncelikli petrol müşterimiz Amerika Birleşik Devletleri, sonra Hindistan, sonra Rusya ve Çin, ki onlarla çeşitli anlaşmalarımız var. Yani bu ilişkiler benim ülkemin geleceği, herhangi bir ülkenin geleceği için oldukça önemli.

Topladığımız destek ve kazandığımız güven için... Birkaç gün önce Venezuela için 30 ülkeden 110 milyon dolar değerinde insani yardım aldık. Bu rejimin yapmaktan acil olduğu bir şeydi çünkü herhangi bir toplumdaki en elzem şeyden mahrumdular: Bu güvendir.

euronews: Nicolas Maduro'nın hala bazı önemli yabancı arkadaşları var. Rusya ve Çin'den bahsediyorum. Onlara ulaştınız mı? Size ne söylediler?

J. Guaido: Biz herkesle görüşmek istiyoruz. Rusya ve Çin Venezuela petrol endüstrisi için önemli yaptırımlar yaptılar ve aynı zamanda Çin hükümetinin kalkınma bankaları aracılığıyla yürüttüğü bazı inşa planları var. Bu inşaat planlarının neredeyse yüzde 90'ı felç oldu: trenler, fabrikalar, şeker fabrikaları... Milyarların hiç olmasından bahsediyoruz. Venezuela günde 3,5 milyon varil petrol üretiminden günde bir milyona geriledi. Yani pragmatik, mantıklı, ekonomik, finansal olarak... Rusya gibi bir ülke için 3 milyondan 1 milyon varile gerileyen bir iş ortağı iyi midir? Cevabın açık olduğuna inanıyorum. Venezuela'daki yatırım projelerinden yüzde 90'ı engelli Çin için iyi midir? Bence cevap çok açık. Tıpkı Venezuelalılar için Maduro ile kimsenin yemek yiyemeyeceği, demokrasinin olmayacağı, güvenin olmayacağı, ekonomiyi yeniden canlandırmak için kredilerin olmayacağı kadar açık.

euronews: Liderler telefonu açtı mı? Maduro hakkındaki görüşlerini değiştirmeleri konusunda biriyle konuşmayı başarabildiniz mi?

GUAIDO: Mesajı aldıklarından eminiz.

"Çocuklar yetersiz beslenmeden ölüyor, bugün hastanelerimizde antibiyotik yok"

euronews: Nicolas Maduro daha önce rastlanmamış, çok ciddi bir uluslararası baskı altında. Fakat aynı zamanda sizin yerinizde olmanın da en azından yeterince zor olduğunu söylemek mümkün görünüyor. Venezuela Yüksek Mahkemesi size seyahat yasağı getirdi aynı zamanda banka hesaplarınızı da bloke ettiler. Ailenizin de ciddi baskılar altında olduğunu ve tehdit edildiğini söylüyorsunuz. Sizin ya da ailenizin başına gelebilecek tehlikeler hususunda endişeli misiniz?

J. Guaido: Venezuela'da siyaset yapmak ya da muhalefet olmak canınıza mâl olabilir. Sebin (Venezuela Milli İstihbarat Teşkilatı) tarafından suikaste uğrayan Fernando Alban'ın başına bu geldi. Karakaslı bir politikacıydı. Bu sizin özgürlüğünüze de kast edebilir, tıpkı 5 yıldır cezaevinde olan Leppoldo Lopez gibi ya da Juan Requessen, kaçırılan politikacı gibi. Carlos Vecchio, Jose Manuel Olivares, Gabi Arrellano ve diğerleri gibi sürgüne gönderilmenize de neden olabilir. Freddy Guevara gibi ilticaya da mâl olabilir. Tabii ki Venezuela'da siyasetçiyseniz çok fazla risk alıyorsun. Bana karşı yaptıkları yargı zulmü sendikaların da başına geliyor. Venezuela temel endüstrilerin baş ticaret sendikacısı, Ruben Gonzalez, hapiste. Bu çok komik çünkü solcu bir rejimimiz ya da hükümetimiz olduğunu düşünüyoruz ama onlar sendika liderini hapsediyorlar. Bu rejimin oldukça derin bir çelişkisi.

Bunun benim hayatıma ya da özgürlüğüme mâl olacağından korkmuyorum. Hayatımı milletime hizmet etmek için adadığımı söylüyorsam... Aldığımız riskin farkındayız. En büyük korkumuz Venezuela'nın başına gelenlerin normalleşmesi. Çocuklarımızın yetersiz beslenmeden ve susuzluktan öldüğü hastanelere gitmek. Antibiyotik bulamadığın hastanelere gitmek... Bugün hastanelerimizde antibiyotik yok.

Daha ciddi meseleler var. Mesela kalçasına kurşun isabet eden aktivistimizin başına gelenler gibi. Bacağını kaybetti çünkü hastanede alkol yoktu. Endişemiz çocuklarımızın ülkelerini terk etmeyi ve göç etmeyi hayal ederek büyümeleri çünkü doğdukları ülkede fırsatlar bulamıyorlar.

Hapishaneyle ilgili bir şey yok ve bu yüzden tehdit edilsek de asla durmadık.

"ABD bizim baş petrol müşterimiz"

euronews: Sizinle petrol hakkında konuşmak istiyorum. Neredeyse Venezuela'da para dolaşımı için tek kaynak. Az önce PDVSA ve GITGO'nun kurulları için yeni yöneticileri seçtiniz. Bu tam olarak nasıl işleyecek? Çünkü bu şirketlerin zaten yöneticileri var. Bu duyurunun yasal ve finansal sonuçları olacak.

J. Guaido: Her şeyden önce yasal sonuçları. Başlangıçta CITGO Holding'in sahibi olan, geçici bir PDVSA kurulu seçtik. Varlıkların kontrolünü yapabilmek için bu yönetim kurullarını görevlendirdik. Kendimizi geçici başkan olarak tanıdığımızda görevimizin gerektirdiği gibi davranmak zorundayız. Venezuela ve Amerikan yargı yetkisine sahip bir halde, kurulun kontrolünü ele geçirme sürecindeyiz. CITGO Venezuela'nın sahip olduğu ekstra ağır petrolü rafine eden Amerika'da bir rafineridir. Bu yüzden ülkemiz için yıllardır stratejik bir iş anlaşmasıydı. Ve bu yüzden Amerika diğerlerinin yanında bizim ana petrol müşterimiz. Ekstra ağır petrol rafinerilere satılmalı ki sonunda hazır bir ürün ortaya çıksın. Bu temel olarak Amerika Birleşik Devletleri'nde, Çin'de ve Hindistan'da gerçekleşiyor. Birkaç gün içinde CITGO'yu kontrol etmeye başlayacağız ve normal işleyişine devam edecek. Venezuela'da günde 3,5 milyon varilden 1 milyon varile inen petrol üretiminin düşüşü nedeniyle, rafinerinin işleyeceği 700 bin varil yerine sadece 100 bin varil gönderebiliyoruz. Çok sessiz bir geçiş olacak. Venezuela'da yıkılmış vaziyette olan PDVSA'yı kontrol ettiğimizde de aynı şeyi yapacağız. PDVSA dünyanın en büyük üçüncü petrol endüstrisi olmuştu. Bugün çok kötü yönetildiği için borçlu, bozulmuş ve dağılmış durumda.

euronews: Seçim çağrısında bulunuyorsunuz ve bu ülkede özgürce yapılacak seçimlerin öneminden sürekli bahsediyorsunuz. Seçimlerde aday olacak mısınız? Venezuela'nın geçici başkanlığından, başkanlığa geçmeyi umuyor musunuz?

J. Guaido: Benim şu anki rolüm bütün sektörleri koordine etmek, çok karmaşık ve beklenmedik şekilde gelişen sürece liderlik etmek ve onu koordine etmek. Bir diktatörlükle karşı karşıyayız, zulümle, siyasi bir suikast girişimiyle, dramatik bir sosyal krizle karşı karşıyayız. Dolayısıyla bizim adayımızın kim olacağı sürecini, çünkü tüm bölümlerimizde tek bir adayımız olacak, bütün sektörleri bir araya getirdiğimiz ve bu iktidarı gasp eyleminin son bulduğu zamana bırakacağız. Şu anda bir adaydan bahsetmek bizi bölebilir ve herhangi bir Venezuelalının şu an istediği şey bu değil.

euronews: Venezuela için sırada ne var?

J. Guaido: Mutluluk, umut, endüstrilerimizi kurtarmak var, böylece iş imkanı yaratabilir ve her zaman olduğumuz ülke haline yeniden gelebiliriz, dünyaya kollarını açan bir ülke. Dünyanın en büyük 2. İtalyan topluluğuna sahip ülkeyiz. Bizim bu ülkede yaşayan İspanyollarımız, Kolombiyalılarımız var. Biz her zaman sahip olduğu fırsatlar sayesinde çok sayıda insana kapılarımızı açan bir ülke olduk. Çünkü bizim ayrıcalıklı bir iklimimiz, maden rezervlerimiz, temel endüstrimiz var.

Yani geleceğimiz nasıl mı olacak? Hukukun üstünlüğünü yeniden sağladığımızda gelecek bolca fırsatın, yargı güvencesinin olduğu bir gelecek ve böylelikle Venezuela'ya dünyanın her yerinden yatırım çekebileceğiz- özgür bir ülke olarak.

WhatsApp'ta ücretsiz bültenimize abone olun, Türkiye ve dünya gündeminden seçtiğimiz haberler her gün telefonunuza gelsin! Abone olmak için tıklayın