Euronews artık Internet Explorer üzerinden erişilebilir değil. Bu tarayıcı artık Microsoft tarafından güncellenmiyor ve en son teknik yenilikleri desteklemiyor. Sizi; Esge, Safari, Google Chrome veya Mozilla Firefox gibi başka tarayıcıları kullanmaya davet ediyoruz.
Son Dakika

Türkiye'de 0-2 yaş aralığındaki çocuklar kreşe niçin az gönderiliyor?

Türkiye'de 0-2 yaş aralığındaki çocuklar kreşe niçin az gönderiliyor?
Telif hakkı
Anadolu Ajansı
Euronews logo
Metin boyutu Aa Aa

Türkiye, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün (OECD) gerçekleştirdiği bir araştırmaya göre, 0-2 yaş aralığında kreş ve benzeri kurumlara kayıt oranında en alt sırada yer alıyor. Belçika ve Danimarka’da yüzde 60’ların üzerinde olan bu oran, Türkiye’de yüzde 0,9.

Türkiye'de kreş çağındaki çocuk sayısı, TÜİK'in 2018 sonu verilerine göre 9 milyon 361 bin düzeyinde. Öte yandan, TÜİK’in hazırlamış olduğu Aile Yapısı Araştırması, 1 milyon 230 bin kadının çocuklarına baktıkları için iş gücü piyasasına hiç girmediklerini tespit ederken, 1 milyon 112 bin kadın ise çocuk bakımı nedeniyle işten ayrılmış.

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer’in soru önergesine cevaben Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’un açıkladığı rakamlara göre, sadece 2 bin 762 çocuk bakanlık desteğiyle ücretsiz olarak kreş, gündüz bakım evi ve çocuk kulübünden yararlanabilirken, devlete ait bu kurumlarda sadece 100 çocuktan birine yer var.

Özel kreş ücretleri yüksek

Özel kreşlere asgari ücretle çalışan kadınlar çocuklarını gönderemezken, bir işverenin kreş açması için ise 100 kadın personelinin olması gerekiyor. Ekonomik krizle birlikte hanelerin alım gücünün azalması ise, kreş ödemelerinin aile bütçesiyle orantılı olarak yapıldığı Avrupa ülkelerinin aksine, kreş maliyetini karşılama güçlüğü sebebiyle kadınları evde çocuk bakmaya yöneltiyor.

Kreşlerde yaşanan çocuk kazaları ve özellikle servis araçlarında güvenlik önlemlerinin standartlaştırılmaması da aileler için endişe kaynağı oluşturuyor.

Kadınların işgücüne katılım oranının TÜİK’in son verilerine göre yüzde 28 düzeyinde kaldığı düşünüldüğünde, Türkiye’de 100 çocuktan sadece 1’inin 0-2 yaş aralığında kreşe gönderilmesi, bunun ardındaki sebeplere dair soru işaretlerini gündeme getiriyor.

Euronews Türkçe konunun taraflarına ulaşarak, söz konusu yaş aralığında çocukların kreşe gönderilme oranlarının düşüklüğünün ardındaki sebepleri ve belirleyici dinamikleri araştırdı.

"Annenin iş hayatından kopmaması için kreş şart"

Aynı zamanda Marmara Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan Emel Parlar Dal, 2008 yılında doktora tezini hazırlarken oğlu Berkin’i 1 yaşında İstanbul Teknik Üniversitesi’nin kreşine veren bir anne.

“O dönemde bütçemize uygun olarak çok düşük ücretli bir kreş bulmuştuk. Eve bakıcı almak çok daha maliyetli olacaktı ve emzirme döneminde olduğum için doktora tez yazımına konsantre olmamı engelleyecekti. Bakıcıya da güvenemiyordum,” diyen Parlar Dal, temiz, profesyonel ve evine yakın bir kreş bularak iş hayatından kopmamayı başarmış.

“Erken çağda kreşe gitmek, çocuğun motor kapasitesi ve sosyal gelişimi için gerekli. Yarım gün şeklinde haftada 3 gün kreş modellerinin de yaygınlaşması lazım. Ben diğer çocuğumu da 2,5 yaşında haftada 3 gün verdim,” diye ekliyor.

Uzun süredir işsiz olan Deniz Eralp ise kızı 14 aylık olduğunda kreş arayışına başlayan bir anne. Ancak, evine yakın yerlerdeki kreşler çok pahalı olduğu için, ancak haftada bir gün 2 saatlik bağlanma atölyesine iki ay katılacak kadar bir bütçe ayırabilmiş.

“Yürümeye başladıklarında bir eğitmen eşliğinde önce anneyle haftada birkaç saat, sonra yarım gün gitmelerinin hem lohusa dönemindeki anneye hem de bebeğin sosyalleşmesi açısından faydalı olacağını düşünüyorum,” diyor Eralp.

Aile büyüklerinin bakımı tercih sebebi

Ankara’da yaşayan Muharrem Uyanık ise, çocuğunu kreşe göndermeyi reddetmiş bir baba; zira 0-2 yaş aralığında aile büyüklerinden yardım istemeyi daha doğru bulmuş. Eşi de bu esnada çalışma hayatındaki yerini korumuş.

“Eşim başlangıçta kreş taraftarıydı, ancak hiçbir sevginin aile sevgisinin önüne geçemeyeceğine inandığımız için kreşe ancak 4 yaşından sonra gönderdik,” diyor.

Hilal Mutlusoy Öktem, Ankara’nın Çankaya ilçesinde orta ve orta-üstü gelir düzeyine sahip ailelerin tercih ettikleri Binbir Çiçek Anaokulu’nun kurucusu ve müdürü. 2009 yılında kuruluşundan beri 0-2 yaş aralığındaki çocukların tüm çocuklara oranı yüzde 8 ila 10’u kadar olmuş.

“Bu yaş aralığındaki çocukların kreşe verilme oranının görece daha düşük olmasının sebebi, sosyolojik olarak Türk aile yapımızdan kaynaklanıyor. İnsanlar çocuklarını korunmaya muhtaç görüyorlar ve en eğitimli insanlarda bile evde bakılamayan çocuk kreşe gidermiş gibi yaygın bir algı yaratılıyor. Onun yerine çocuklarını profesyonel olmayan kişilere emanet ediyorlar,” diyor Öktem.

Merdiven-altı kreşler risk doğuruyor

Öte yandan, sektörde 0-2 yaş aralığına yönelik hizmet veren kreşlerin mutlaka Aile, Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı olması gerektiğine dikkat çeken Öktem, “merdiven-altı” kreşlerin doğurduğu güvenlik riskine ve buna dair çıkan haberler sebebiyle kreşlere gönderme konusunda halkın güveninin sarsıldığına değiniyor.

“Çocuğun bilişsel gelişimi açısından en önemli yaş aralığı olan 0-2 yaş aralığında çocuğa pedagojik yaklaşılmaması, ileride çok büyük sorunlara yol açabiliyor. Yatılı bakıcı ile aynı evde yaşayan çocuğun zihninde evin içinde iki kadın figürü yerleşiyor; aile büyüklerine emanet edilen çocuklar çok erken yaşta televizyonda kadın programları izleyerek yemek yemeğe alıştırılıyor.”

MEF Üniversitesi Psikoloji bölümünden Melis Yavuz Müren, gerek aile büyüklerinin bakması, gerekse bir bakıcıya emanet edilmesi durumlarında ailelerin çocuklarının tek bir kişiden bakım almasının, bir kişinin pek çok çocukla ilgilenmesinden daha olumlu olacağını düşündüğünü belirtiyor.

“Kreşlerde, bakımevlerinde bir bakıcının ilgilenmesi gereken çocuk sayısı bazen fazla olabiliyor. Bu da ailelerin çocuklarının ihtiyacı olduğunda bu ihtiyacı hızlı ve güzel şekilde, sevecenlikle karşılayabilecek birinin olamayacağına inancını pekiştiriyor,” diyor Yavuz Müren.

Yavuz Müren’e göre, bağlanma teorisi bakış açısı ile çocukların 8 ay ile 1,5 yaş arasındaki dönemleri bakım verenleri ile güvenli bir bağlanma ilişkisi kurmaları için önemli bir dönem ve bu dönemde çocukların bir bakım veren -genellikle anne- ile güvenli bir bağ oluşturması, sıkıntı yaşadığında bu bakım verenin yanında olacağını bilmesi, olumsuz durumlarda yardım alabileceği bir kişinin olması ve çocuğun bu kişiye güveniyor olması ileriki sosyal, psikolojik, bilişsel ve fiziksel gelişimi için çok önemli.

“Bu ilişkinin olumlu bir şekilde gelişmesi için ise tutarlı/sabit bir bakım verenin çocuk ile ilgilenmesi, çocuğa kendini güvende hissettirebilmesi, çocuğun kaygı, stres gibi olumsuz duygularının regulasyonunda çocuğa yardım edebilmesi ve bu duygular veya olumsuz durumlarda çocuğun yanında olması, hızlı ve etkin şekilde çocuğa cevap verebiliyor olması gerekir,” diyen Yavuz Müren ekliyor:

“Tüm bunlar çocuğun bu kişi ile azımsanmayacak bir vakit geçirmesini ve bakım veren kişinin sabit olmasını gerektirir. Dolayısıyla kreş sisteminde çocuk ile ilgilenen kişilerin değişkenlik gösterebilmesi ve çocuğa zamanında cevap verememe riskinin yüksek olması, çocuğun bir bakım veren ile bu tip bir güvenli bağlanma ilişkisi geliştirmesini engeller.”

Kreşler 3-6 yaş aralığı için daha cazip olabiliyor

Yavuz Müren’e göre, kreşlerde çocukların çeşitli aktiviteler yapıp yaşıtları ile zaman geçirmeleri, sosyal kuralları öğrenmelerinin avantajları ise daha çok 1,5 - 2 yaş aralığındaki çocuklara hitap ediyor, dolayısıyla 0-2 yaş çocuk sahibi anneler kreşin gerekli olmayabileceğini düşünebiliyor.

“Öte yandan, kreşler, belli prensipler ve kurallara göre işliyor; yemek saati, uyku saati, oyun saati daha net ve düzenli. Bazı aileler çocukların bu düzen için 3 yaşından önce çok hazır olmayacaklarını düşünebiliyor ve bu nedenle çocuklarını ilk yaşlarda kreşe göndermek istemiyorlar. Bazı çocuklar gerçekten hazır olmayabiliyor da. Hazır olmadıklarında ise, sonrasında okul reddi gibi sorunlar yaşanabiliyor,” diye ekliyor Yavuz Müren.

"Çocuklar deneyimleyerek ve keşfederek öğrenebiliyorlar; beyin gelişimleri de en çok 0-5 yaş aralığında oluyor.Bu yaş aralığında çocukların farklı ortamlara girmesi, farklı deneyimler yaşayabilmeleri beyin gelişimleri için çok olumlu iken, bu deneyimleri edinirken kendilerini güvende hissetmeleri, ihtiyaçlarına duyarlı cevap verebilecek sabit bir kişinin varlığı da önemli. Özellikle 0-2 yaş aralığında kreşin ve kreşte bakım veren kişilerin çocuğun bu ihtiyaçlarına cevap verebilecek yetkinlikte olmasına dikkat etmek gerekiyor."