Euronews artık Internet Explorer üzerinden erişilebilir değil. Bu tarayıcı artık Microsoft tarafından güncellenmiyor ve en son teknik yenilikleri desteklemiyor. Sizi; Esge, Safari, Google Chrome veya Mozilla Firefox gibi başka tarayıcıları kullanmaya davet ediyoruz.
Son Dakika

Suriyelilerin 'sınır dışılarında iki hafta': Açlık, ölüm, zorla belge imzalatma ve alıkonulma

Birlikte Yaşamak İstiyoruz İnisiyatifi, “Sınır Dışıların İki Haftası” adlı raporunu paylaştı
Birlikte Yaşamak İstiyoruz İnisiyatifi, “Sınır Dışıların İki Haftası” adlı raporunu paylaştı
Euronews logo
Metin boyutu Aa Aa

Birlikte Yaşamak İstiyoruz İnisiyatifi, kayıt dışı Suriyeli mültecilerin sınır dışı edilmesine ilişkin hazırladığı “Sınır Dışıların İki Haftası” adlı raporunu kamuoyuna duyurdu. Rapora göre, sınır dışı edilmeler sırasında ölümle de sonuçlanan çok sayıda hak ihlali yaşandı.

Birlikte Yaşamak İstiyoruz İnsiyatifi tarafından İnsan Hakları Derneği'nde (İHD) düzenlenen basın toplantısına IHD Genel Başkanı Gülseren Yoleri, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ahmet Şık da katıldı.

Toplantıda ilk konuşmayı yapan Gülseren Yoleri, İstanbul Valiliği tarafından 20 Ağustos 2019 tarihine kadar İstanbul'da bulunan ama kaydı başka şehirlerde olan veya kaydı olmayan Suriyelilerin kenti terk etmeleri açıklamasıyla birlikte derneklerine çok sayıda başvuru gelmeye başladığını belirtti. Yetkililerin sınır dışı edilmenin olmadığına yönelik açıklamalarının gerçeği yansıtmadığı söyleyen Yoleri; “Kaydı olmayanlar değil, kaydı olanlar dahi sınır dışı edilmiş durumda. Tuzla Geri Gönderme Merkezi'ndeki bir görevli, yakınını soran birine; ‘Bize hiç sormayın. Bize otobüsle insanları getiriyorlar ve biz de olduğu gibi sınır dışı ediyoruz' dediklerini aktardı" diye konuştu.

Vurulma ve Nusra'ya teslim edilme iddiaları

Ardından Birlikte Yaşamak İstiyoruz İnsiyatifi adına söz alan Eyüp Özer, raporda yer verdikleri hak ihlallerini aktardı. Istanbul’dan sınır dışı edilen ve tekrar Türkiye'ye girmeye çalışırken vurularak ölen Hisam Mustafa dışındaki tüm isimleri güvenlikleri nedeniyle değiştirdiklerini belirterek şöyle devam etti:

“Hisam, kimlik kontrolü sırasında alınıp, sınır dışı edilmiş. Daha sonra babasının bize aktardığına göre, eşi ve çocukları burada kaldığı için iki gün önce (5 Ağustos 2019) yeniden sınırdan geçmeye çalışırken jandarma tarafından vurulmuş. Bir diğeri ise Mejd. Bir trans birey. Bir arkadaşı rahatsızlığı üzerine hastaneye gidince İstanbul'da geçici koruma kimliği olmasına rağmen alınmış. Avukatının müdahale etmesine izin verilmeden sınır dışı edildi. Şu anda Nusra tarafından sadece var olduğu için cezaevinde ve belki de ölümünü bekliyor ya da belki de bu ölüm cezası infaz edildi. Şu anki durumu nedir bilmiyoruz.”

Suriyelilerin sınır dışı edilmeleri sürecinde Geri Gönderme Merkezleri’nde kötü muamele ve şiddete dair tanıklıkların bulunduğunu belirten Özer, “Hiç nedensiz yere hamile kadınlar, küçük çocuklar, bebekler burada tutuluyor. Hiç kimseye suçlu muamelesi yapamazsınız. Diyelim ki suçlular, suçluya dahi kötü muamele yapamazsınız.” diye konuştu.

Suriyelilerin, elleri kelepçeli bir şekilde, kötü muameleye maruz bırakılarak sıklıkla şiddet uygulanarak otobüslere bindirilerek sınır dışı edildikleri vurgulanan raporda göçmenlere ilişkin talepler ise şöyle sıralanıyor: "Kolluk kuvvetlerinin göçmenlere yönelik ev baskınları, kimlik kontrolü, alıkoyma, zorla 'Gönüllü Geri Dönüş Belgesi' imzalatma uygulamaları ve kötü muamele sonlandırılmalıdır. Göçmenleri ötekileştirici söylemlere son verilmelidir. Göçmenlere seçtikleri şehirlerde kayıt yaptırma ve seyahat özgürlüğü sağlanmalıdır. Türkiye, Cenevre Mülteci Sözleşmesi'ne koyduğu sınırlamayı kaldırmalı ve AB-Türkiye arasındaki geri kabul anlaşması iptal edilmelidir."

Ahmet Şık ve Sezgin Tanrıkulu: Kuzey Suriye'de barış sağlanmalı

HDP milletvekili Ahmet Şık

Toplantıda söz alan Ahmet Şık ve Sezgin Tanrıkulu ise, Türkiye'nin Suriye politikasını eleştirdi. Suriyelilere yönelik sınır dışı uygulamasına ilişkin Şık; “Meclis partilerinin çoğunluğu arasında Suriyeli sığınmacılara bakış konusunda bir mutabakat var maalesef. Suriyeli sığınmacılara ilişkin herhangi bir eleştiri beyan edecek herkesin önce şu soruyu sorması gerekir; Suriyeli sığınmacılar neden burada? Devletin ve AKP hükümetinin bu insanların burada ya da dünyanın herhangi bir yerinde olmasının nedenleri konusundaki suç ortaklığı nedir?” diye konuşurken Tanrıkulu; “Hükümete de buradan sesleniyorum. Özellikle 31 Mart’tan sonra Suriyeliler meselesini bu şekilde insani olmayan, insan haklarına aykırı bir tutumla ele almalarını kınıyorum. Bu tutumdan vazgeçmelerini ve sivil toplumla, muhalefetle ortaklaşarak bir politika üretmeleri gerektiğini bir kez daha ifade ediyorum. Valiye de sesleniyorum, büyük insani dramlara, bedellere yol açan bu tutumunuzu bir kez daha gözden geçirin. Ortaklaşarak bir yerel politika üretme yoluna gidin!” şeklinde eleştirilerini dile getirdi. CHP Milletvekili Tanrıkulu, sözlerini, “Biz parti olarak Suriye'de barışın inşası için bir toplantı hazırlığı yapıyoruz. Suriye'de mutlaka barış sağlanmalıdır.” diyerek bitirdi.

CHP, Eylül'de Suriye'de çözüm konferansı düzenleyecek

Toplantının ardından euronews Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Ahmet Şık ve Sezgin Tanrıkulu, Kuzey Suriye'deki gelişmelere dikkat çekti.

Türkiye ile Amerika arasında yapılan güvenli bölge anlaşmasını ve ardından Şam yönetiminin “Suriye'nin toprak bütünlüğüne bariz bir saldırı olarak görüyoruz" açıklamasını değerlendiren Ahmet Şık, “Tampon bölge sorunu çözmez. Türkiye'de bugün Suriyeli sayısı yaklaşık 4 milyon. Sadece Türkiye'de doğmuş bebek sayısı 650 bin. Siz kimseyi bir yere gönderemezsiniz! Kendi toprağına dönmek isteyeceklere kimse bir şey demeyecektir. Bizim doğru bir entegrasyon politikası yürütmemiz lazım. Buradaki esas sorun devletin ve hükümetin kendisidir. Esas güç onlar. Medyanın da yüzde 96’sının iktidar kontrolünde olduğunu düşünürseniz geri kalanın bakışı çok sıkıntılı değil. Siz bu güçle burada Suriyeli kardeşlerimizle nasıl yaşanması gerektiğini öğretebilirsiniz. Suriye iktidarı açısından baktığınız zaman Şam doğru söylüyor.Bir başka ülkenin toprak bütünlüğünü siz ortada kaldırıyorsunuz ve oraya dair projeler yapıyorsunuz ve bunun içinde Suriye hükümeti yok ya da PYD'yi katmayacağız deniyor. Suriye'nin geleceğine Suriyeliler karar verecek, bu net. Suriye'nin bu hale gelmesinde sorumluluğu bulunan ülkeler de sorumluluğun hesabını verip, Suriyelilerin oldukları yerde güvenli yaşamasını sağlanması lazım. ABD ve Türkiye'nin tek başına anlaşması hiçbir şey ifade etmez. Bölgede çok fazla denklem var. Yapmayı deneyeceklerdir ama dediğim gibi gerçekçi deģildir." şeklinde konuştu.

Sezgin Tanrıkulu ise “Ben hep Suriye'de Suriye halklarının iradesine uygun demokratik bir anayasa yapılmalı ve barış odaklı bir siyaset olmalı. Bunun aksi yönde yapılacak hiç bir çözüm, çözüm olmaz.” dedi. Şam yönetiminin ülke bütünlüklerine yönelik saldırı değerlendirmesiyle ilgili; “Genel Başkanımız da önceki gün ifade etti; sonuçta şu anda Suriye'de Birleşmiş Milletler'in tanıdığı bir rejim var. Esad rejimi Şam'da halen iktidar. Dolayısıyla onların da iradesine uygun, Suriye halkının iradesine uygun demokratik bir Suriye'nin inşası için çalışmak lazım. Olası sonuçlarını zaten tüm Türkiye ödüyor. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin savaş odaklı siyaseti nedeniyle bedel ödedik, ödemeye de devam ediyoruz.” diye konuştu.

Toplantı sırasında Kuzey Suriye'de çözüm için bir toplantı hazırlığında olduklarına ilişkin açıklamasını hatırlatarak, kapsamı ve içeriğini sorduğumuz Tanrıkulu, “Eylül ayında bir konferans planlandı. Hem Suriyeli mültecilerin Türkiye'deki durumu hem de Suriye'de barış odaklı bir siyaset nasıl inşa edilir üzerine bir çalışma yapılıyor.” dedi. PYD’den bir temsilcinin katılımının söz konusu olup olmadığına ilişkin sorumuza ise CHP Genel Merkezi'ni işaret ederek, “Genel merkez bu hazırlıkları yapıyor. Dolayısıyla benim bir bilgim yok” cevabını verdi.