Son Dakika

Jean-Claude Juncker: Çok fazla kriz ile karşı karşıya kaldım

Jean-Claude Juncker: Çok fazla kriz ile karşı karşıya kaldım
Euronews logo
Metin boyutu Aa Aa

Avrupa siyasetinin en önemli isimlerden biri olan Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker ile görevini devretmesine haftalar kala, Avrupa’nın geleceğini konuşmak için Avrupa Komisyonu’nun Brüksel’deki merkezinde buluştuk.

Avrupa Komisyonu başkanlığı süresince karşılaştığı krizler hakkında sorularımızı cevaplayan Juncker, bu sürede birden fazla krizle başa çıkmaya çalışıldığını hatırlatarak ekliyor "Göç vardı, Yunanistan’ın ekonomik krizi vardı, Paris’te ve başka yerlerde terör saldırıları yaşandı. Katalonya krizini yaşadık, Amerika başkanının uluslararası sahneye girişine şahit olduk. Anlatılması güç ama her şeyin kontrolünü elinizde tutamazsınız. Çok fazla kriz ile karşı karşıya kaldık."

Avrupa'nın göç krizi ile birlikte mücadele etme kararının çok akıllıca olduğunu söyleyen Juncker, bu kararın bazı noktalarda işe yaradığını ancak genel anlamda bakılırsa aynı durumun söz konusu olmadığının altını çiziyor. Juncker'e göre Avrupa Birliği'ne üye ülkeler arasında mülteci yükünün paylaşımı dışında başka bir seçenek yok.

İngilizlerin 40 yıldan uzun bir süredir Avrupa Birliği’nin içinde oldukları söyleniyor, ancak onlar hiçbir zaman ortak karar verilen tüm politikaları paylaşmak istemedi. İngilizler başından bu yana yarı zamanlı Avrupalıydı. Bizim istediğimiz şey ise tam zamanlı Avrupalı olmak.
Jean-Claude Juncker
Avrupa Komisyonu Başkanı

Jean-Claude Juncker: Avrupalı yaşam tarzını koruma fikri göçün karşısına almıyor

euronews: Yoğun bir hafta oldu, Avrupa Komisyonu'nun yeni seçilen başkanı Ursula von der Leyen kendisine eşlik edecek komisyon üyelerine ilişkin taslak listeyi açıkladı. Bu konuda ne düşünüyorsunuz ve geçmişe, ilk başkanlık günlerinize baktığınızda ne hissediyorsunuz?

Jean-Claude Juncker: "Ayrıldığım için hem mutlu, hem de üzgün olduğumu söyleyebilirim. Başkanın sunduğu isimlerin harika bir ekip olacağını düşünüyorum. Zira listedeki 6-7 komiser zaten benim dönemimde de görev yapan isimler. Leyen iyi şeyler yaptı."

euronews: En büyük yardımcılarınızdan Margaritis Schinas kıdemli başkan yardımcılığına terfi etti. Ancak yeni makamlar ve bu makamlara verilen isimler, özellikle de Schinas'a verilen ‘Avrupalı yaşam tarzını koruma’ portföyü tartışmalara neden oluyor. Bu ifadeye katılıyor musunuz?

Jean-Claude Juncker: "Hayır."

euronews: Sizce bu "Avrupalı yaşam tarzını koruma" nedir?

Jean-Claude Juncker: "‘Avrupalı yaşam tarzı’ başlıca yeteneklerimizi, enerjimizi birleştirmek, bunu yaparken de diğer insanların renkleri, geldikleri ülke gibi özelliklerini yargılamamak, onlara saygı duymak anlamına geliyor. Margaritis ile her gün görüştüğümüz için onu çok iyi tanıyorum ve bu unvan onun değerleriyle çelişiyor. Bunun değişmek zorunda kalacağını düşünüyorum."

euronews: Yeni başkan bunun göç ile alakalı olduğunu söyledi, siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Jean-Claude Juncker: "Hayır, Avrupalı yaşam tarzının göçe karşı olması fikrine katılmıyorum. Hayır. Aksine uzaklardan Avrupa’ya gelenleri kabul etmenin Avrupalı yaşam tarzının bir parçası olduğunu düşünüyorum. Bunu netleştirmek gerek."

Juncker: Üye devletler göç konusunda kontrolü kaybetti

euronews: Göç konusuna değinmişken, bu mesele görev yaptığınız dönemde epey vaktinizi aldı ve bugün de gündemde kalmaya devam ediyor. Hiç kontrolü kaybettiğinizi düşündünüz mü?

Jean-Claude Juncker: "Şahsi olarak hayır. Ancak üye devletler kontrolü kaybetti. 2014 yılında kampanyam sırasında göç meselesine dikkat çekmeye çalıştım, çünkü bir şeylerin olacağı öngörülebilirdi. 2015 yılında komisyon, yerleştirme konusunda önerilerde bulundu."

"Bu, İçişleri Bakanları Konseyi tarafından alınan bir karardı, ancak 4-5 ülke konseyin kendilerine verdiği görev ve sorumlulukları kabul etmiyordu. Macar basınında komisyon eleştiriliyordu, ancak esasen üyelerin eleştirilmesi gerekiyor. Kararı alan onlar. Doğru bir karardı ve bu, komisyon ile Macaristan ya da diğerleri arasında bir tartışma konusu değildi; konsey üyesi ülkeler ve bazı üye devletler arasında tartışmaya yol açan bir mevzuydu. Göç krizi ile birlikte mücadele kararı çok akıllıcaydı. Bazı noktalarda işe yaradı, ama genel anlamda bakarsak aynı şeyi söyleyemem. Ancak üye ülkeler arasında mülteci yükünün paylaşımı dışında bir seçenek yok."

euronews: Ancak kriz hala devam ediyor, hatta Akdeniz'de durumun daha da kötüye gittiğini görüyoruz. Çözümü reddeden ülkelerle nasıl devam edeceğini düşünüyorsunuz?

Jean-Claude Juncker: " Mülteci konusunda gönülsüz üye devletlerden çocukları kabul etmelerini istedim, ailesi olmayan göçmen çocuklarını. Polonyalı vatandaşların ülke topraklarına küçük çocukları almayı kabul ettiği için hükümeti protesto edeceğini gerçekten düşünüyor musunuz? Hiç sanmıyorum. Unutmamamız gereken şey şu: Eğer daha iyi bir dünyada yaşamak istiyorsanız, diğerlerini sevmek zorundasınız."

Jean-Claude Juncker: 2015'teki mülteci krizi bir istisnaydı

euronews: Avrupa’da 2015’teki gibi bir krizin tekrardan yaşanacağını düşünüyor musunuz?

Jean-Claude Juncker: "Sanmıyorum. 2015’te istisnai bir durum yaşadık. Ülkeler bu meseleyi farklı şekillerde ele aldı. Almanya sınırlarını açmıyor, ama kapatmıyordu da. Eğer sınırlarını kapatsaydı, Macaristan asla baş edemeyeceği bir mülteci nüfusuna sahip olurdu. Ancak artık vaziyetin değiştiğini düşünüyorum. Eğer Akdeniz ya da Ege Denizi’nden gelen mültecilere bakacak olursanız, bu sayının önemli ölçüde düştüğünü görebilirsiniz. Ancak kimse bu ülkelerde olanları umursamadığım fikrine kapılmasın. Son haftalarda bu sayının yükselmesinden dolayı yeni bir krizin kolayca patlak verebileceği ihtimaline karşı da alarmda olmalıyız."

euronews: Krize verilen tepkiler ve Merkel’in Almanya sınırlarını açması...

Jean-Claude Juncker: "Sınırları açmadı, sınırları kapamadı. Arada fark var."

euronews: "Bu Avrupa’da Salvini gibi liderlerin yükselmesine yardımcı oldu mu?"

Jean-Claude Juncker: "Salvini şimdi nerede?"

euronews: Sanırım hükümetten ayrıldı.

Jean-Claude Juncker: "Hükümetten ayrıldı. İyi haber."

euronews: Sadece o değil, başkaları da var.

Jean-Claude Juncker: "Hayır, hayır, ama demagojik bir konuşma yapmak çok kolay. Bunlar yoksul insanlar, ancak hepsi Avrupa'da kalma hakkına sahip değil. İşte sorun bu noktada patlak veriyor, çünkü bu kişilerin ülkelerine dönüşünün idaresi ve yönetimi çok zor. Macaristan’da, İtalya’da bazı insanlar komisyonumun politikasının İslama kapıları açmak olduğunu söylüyor ve terörizme… Ancak işin gerçeği bu günah."

"İngilizler başından bu yana yarı zamanlı Avrupalıydı"

euronews: "Şimdi isterseniz nasıl ve ne zaman sona ereceğini bilmediğimiz başka bir kriz hakkında konuşalım. Tabii ki Brexit’ten bahsediyorum. İlk defa bir devlet birlikten ayrılmak istiyor. Bunu döneminizin en büyük başarısızlığı olarak görüyor musunuz?"

Jean-Claude Juncker: "Bu büyük bir trajedi ve başarısızlık, ancak benim başarısızlığım olduğunu düşünmüyorum, çünkü o referandumun yapılmasına karar veren kişi ben değildim. Başbakan Cameron istemediği için bu referanduma müdahale etmedim. Çünkü bu, İngiltere’nin iç sorunu olarak görülüyordu. Cameron ile farklı konular üzerinde anlaşma sağlamak için müzakereler yaptık. Bu anlaşma referandum kampanyası sırasında hiçbir rol oynamadı."

"İngilizlerin 40 yıldan uzun bir süredir Avrupa Birliği’nin (AB) içinde oldukları söyleniyor, ancak onlar hiçbir zaman ortak karar verilen tüm politikaları paylaşmak istemedi. İngilizler başından bu yana yarı zamanlı Avrupalıydı. Bizim istediğimiz şey ise tam zamanlı Avrupalı olmak. Bu Brexit olayı aslında, başından beri tek bir İngiliz hükümetinin dahi ülkenin Avrupa Birliği’ndeki yerini açıklayamamasından kaynaklanıyor. İnsanlara yıllarca tam olarak istediğiniz şeyin bu olmadığını söylerseniz, referandumun bu şekilde sonuçlanmasına da şaşmamanız gerekir. Bu arada sanırım sonuca şaşırmayan tek kişi bendim."

euronews: Yani bunu bekliyordunuz?

Jean-Claude Juncker: "Evet, bekliyordum. Eğer ‘oradayız, ancak orada olmak istemiyoruz’ diye her gün tekrarlarsanız bunun sonuçları olur."

euronews: Peki şu an kaosun yaşandığı Birleşik Krallık sizce birlikten ayrılmalı mı?

Juncker: Brexit'ten iki taraf da zararlı çıkıyor

Jean-Claude Juncker: "Bu İngiliz dostlarımız tarafından alınması gereken bir karar. Referandumun sonucuna bakacak olursak izlenimim ayrılmak istedikleri. Ancak bu İngiltere için daha büyük olsa da Avrupa Birliği için de bir kayıp, yani bundan iki taraf da zararlı çıkıyor."

euronews: Meslektaşınız, AB Konseyi Başkanı Donald Tusk, Brexit’i plansız-programsız destekleyenlerin cehennemde özel bir yeri olduğundan bahsetti. Böyle bir yer sizce kimin için olabilir? David Cameron, Boris Johnson ya da Theresa May mi?

Jean-Claude Juncker: "Dostum Donald Tusk’un aksine ben cehenneme inanmıyorum."

euronews: Demek istediği gelinen nokta sizce birinin suçu mu?

Jean-Claude Juncker: "Hayır, kimseyi cehenneme koymazdım, çünkü onlar ellerinden gelenin en iyisini yaptı, özellikle de Theresa May. Theresa May ile bir ‘antlaşma’ yapmak için müzakerede bulunduk, ‘anlaşma’ değil. Bu ‘anlaşma’ ifadesi metnin gücünü yansıtmıyor; bu bir antlaşma. May iyi bir şey yaptı. İngiliz parlamentosu, üyelikten çıkış anlaşmasını onaylasaydı her şey çok daha kolay olurdu."

euronews: Şu an David Cameron’u görseydiniz ona ne söylemek isterdiniz?

Jean-Claude Juncker: "Komisyon başkanlığına aday gösterilmeme karşı olmasına rağmen, her zaman kişisel anlamda iyi ilişkilerimiz olduğunu hatırlatmak isterdim. Göreve başladığımın ertesi günü görüştük ve mümkün olan en iyi koşullarda çalışma konusunda anlaştık. Bence esas sorun böylesine karışık bir konunun referanduma taşınmasıydı. Theresa May ile vardığımız ayrılma anlaşması 7 yüz 8 yüz sayfadan oluşuyordu. Referanduma katılan her İngiliz vatandaşı bunun neyle alakalı olduğunu biliyor mu? Hayır."

euronews: Avrupa Birliği’nin Brexit başarısızlığını bir kenara koyalım ve…

Jean-Claude Juncker: "Bu İngiltere’nin başarısızlığı, AB’nin değil."

"Yunanistan Euro bölgesinden çıkarılsaydı AB için sonun başlangıcı olurdu"

euronews: Peki. Göreviniz boyunca en büyük başarınızın Yunanistan'ı Euro bölgesinde tutmak olduğunu söylediniz. Bu da çok ciddi bir krizdi. Yunanistan’ı kurtaran ve onları Euro Bölgesi’nde tutan kişi siz miydiniz? Çünkü birçok insan Yunanistan’ı kurtaranın kendisi olduğunu iddia etti.

Jean-Claude Juncker: "Eski meslektaşlarımın yazılarını okuyorum ve bazen Yunanistan’daki krize verdiğimiz yanıtla hiçbir ilgim olmadığı izlenimine kapılıyorum. Yaptığımız şey, komisyonun Avrupa Birliği'nin genel çıkarlarından sorumlu olduğunu söyleyerek anlaşmanın hükümlerinden birini uygulamaktı. Bu bir emirdi. Eğer komisyon ‘Tamam, Yunanistan'ın birlikten ayrılması gerektiği görüşündeyiz’ deseydi en asil misyonunda başarısız olurdu. Komisyon olarak görevimiz ülkeleri bir arada tutmak. Yunanistan’ı Yunan halkının çabasıyla kurtardık, özellikle de yoksul halkın gayretiyle, zira Yunanistan’da çok sayıda yoksul insan vardı. Yunan halkı ve ulusunun onuruna her zaman saygı gösterdim ve Yunanistan'ı Euro bölgesinde tutmak için yapabileceğimiz her şeyi yaptık. Eğer Yunanistan Euro bölgesinden çıkarılsaydı, bu AB için sonun başlangıcı olurdu."

euronews: Yunanistan’ın dışındaki bazı insanlarda ülkeyi Euro bölgesinde tutmak için çok para ödendiğine dair bir algı var. Avrupalı vergi yükümlüleri Yunanistan'ı Euro Bölgesi'nde tutmak için ne kadar para ödedi?

Jean-Claude Juncker: "Hiç ödemedi."

euronews: Nasıl yani? Bunu nasıl söyleyebilirsiniz?

Jean-Claude Juncker: "Kefil olma gibi şeyler önerdik, ancak Avrupalı vergi yükümlüleri Yunanistan’ın kurtuluşunda tek bir sent bile ödemedi."

Juncker: Victor Orban'ın ilk endişesi kendi ülkesi, Avrupa değil

euronews: Mülteci krizi, Brexit, Yunanistan’ın ekonomik krizi… Yaşananların genel olarak popülist liderleri öne çıkardığını söyleyebiliriz. Geçmişe bakacak olursanız, şunu farklı yapardım dediğiniz bir şey var mı? Bu krizler engellenebilir miydi?

Jean-Claude Juncker: "Bir zayıflık göstermiş olabilir miyim diye komisyonu ve kendimi sorguluyorum. Birden fazla krizle başa çıkmaya çalıştığımız unutulmamalı. Göç vardı, Yunanistan’ın ekonomik krizi vardı, Paris’te ve başka yerlerde terör saldırıları yaşandı. Katalonya krizini yaşadık, Amerika başkanının uluslararası sahnesine girişine şahit olduk. Ve anlatılması güç ama her şeyin kontrolünü elinizde tutamazsınız. Çok fazla kriz ile karşı karşıya kaldık."

euronews: Biraz da bazı meslektaşlarınız hakkında konuşalım. Tabii ki en tartışmalı isimlerden birini seçeceğim. Macaristan Başbakanı Viktor Orban, göç meselesinde istediğini yaptı. Brüksel karşıtı ve aynı zamanda kişisel olarak size karşı büyük bir kampanya yürüttü. Aynı zamanda bazı Avrupa fonlarının ülkesinde suistimal edildiğine dair kanıtlar gördük. Orban tarafından bozguna uğratılmış hissediyor musunuz?

Jean-Claude Juncker: "Hayır. İstediği şey buydu ama beni yenemedi, çünkü çok farklı görüşlere sahip olsak dahi, zaman zaman onun hakkında şaka yapmama izin verir, yani iyi kişisel ilişkilere sahiptik. 80'lerin sonunda Viktor Orban'a hayrandım, çünkü o dönem Macaristan Sovyet işgaline direniyordu. O bir kahramandı. Bu yüzden ona daima saygı duydum ve duyuyorum. Daha sonra bir noktada farklılaştı ve daha az Avrupalı oldu, komisyona karşı saldırgan bir tavır takındı. Komisyon Macaristan için çok şey yaptı. O da bunu özel olarak kabul etse de kamuoyu önünde dile getirmiyor."

euronews: Size göre Avrupalı demokrat bir lider mi?

Jean-Claude Juncker: "Macar bir lider."

euronews: Bu ne anlama geliyor?

Jean-Claude Juncker: "Bu, ilk endişesinin Avrupa değil, kendi ülkesi olduğu anlamına geliyor. Büyük bir hata. Eğer sadece ülkenizle ilgilenir ve bu duyguları daha geniş Avrupa bağlamına bakmadan beslerseniz, o zaman Avrupalı bir lider değil, ulusal bir lider olursunuz."

euronews: Eski Macar Adalet Bakanı’na sunulan ‘Komşuluk politikası ve genişleme müzakerelerinden sorumlu komisyon üyesi’ görevi hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu aynı zamanda hukukun üstünlüğünü de koruması gerektiği anlamına geliyor. Bu sizce ne gibi bir mesaj yolluyor?

Jean-Claude Juncker: "Onu ben atamadım."

euronews: Yani bu karara katılmıyorsunuz?

Jean-Claude Juncker: "Hayır, hayır, hayır. Yeni Komisyon Başkanını asla eleştirmem, çünkü işin zorluklarını biliyorum. Ancak bunun uygun olup olmadığını Avrupa Parlamentosunda göreceğiz."

Juncker: Donald Trump 'Jean-Claude'u seviyorum' diyordu

euronews: Donald Trump sizin için ‘vahşi katil’ demişti. Siz onu nasıl nitelendiriyorsunuz?

Jean-Claude Juncker: "Bunu iltifat olarak kabul ettim çünkü başka şeyler söylüyordu, ‘Jean-Claude'u seviyorum’ diyordu. Avrupa'da kimse Jean-Claude'u seviyorum demiyordu, örneğin iyi arkadaşım Viktor Orban’dan böyle bir şey duymadım. Trump benim sıkı bir müzakereci olduğumu söylüyordu, hatta yaptığımız bir basın toplantısında ‘Jean-Claude’un Avrupa’nın değil, Amerika’nın müzakerecisi olmasını tercih ederdim.’ demişti. Bu bir dizi iltifattı."

euronews: Donald Trump'ı tek kelimeyle nasıl tanımlarsınız?

Jean-Claude Juncker: "Dobra."

euronews: Ve halefiniz, Avrupa Komisyonu’nun ilk kadın başkanı Ursula Von Der Leyen’in atanması, AB liderliğini demokratik olarak meşrulaştırmak için harcanan çabaya bir darbe niteliğinde mi?

Jean-Claude Juncker: "Ursula'yı severim. Yirmi yıldır düzenli olarak görüşürüz. O iyi biri. Ancak göreve getirilme şekli pek şeffaf değildi. Ve Avrupa Parlamentosu üzerine düşeni yapmadı. Avrupa Parlamentosu her zaman sadece yarışı önde götüren adayın komisyona başkan olabileceğini iddia etti. Parlamento kendi rolünü oynamıyordu ve bu kabul edildi. Bu arada, Avrupa Devlet ve Hükümet Başkanları Konseyi iki komisyon başkan yardımcısını doğrudan atadı ve bu onların işi değil. Benimle de denediler, ben kabul etmedim."

"Avrupa ailesini bir arada tutmak için büyük çaba harcadığımı söylemelerini isterim"

euronews: Kişisel bir şey soracağım. Hiç kapalı kapılar ardında unutamayacağınız, oyun bitti dediğiniz, kimsenin bilmediği bir anınız var mı?

Jean-Claude Juncker: "Zor değil, ama eski Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande ile ilginç bir an yaşadım. Ekonomik ve Mali İşlerden Sorumlu Komiser olarak Pierre Moscovici’yi atamak istemiştim. Hollande bu fikri beğenmedi çünkü oyunumu anladı. Numara bir Fransızdan kamu açıklarını Fransızlara açıklamasını istemekti. O, Moscovici'nin Enerji Komiseri olmasını istedi. Ancak ben Ekonomik ve Mali İşleri vermeyi tercih ettim."

euronews: Ve son bir soru. Başkan olarak nasıl hatırlanmaktan korkarsınız ve nasıl hatırlanmayı istersiniz?

Jean-Claude Juncker: "Bunlar hiç kendime sormadığım sorular. Diğer insanların Avrupa ailesini bir arada tutmak için büyük çaba harcadığımı söylemelerini isterim."

Euronews artık Internet Explorer üzerinden erişilebilir değil. Bu tarayıcı artık Microsoft tarafından güncellenmiyor ve en son teknik yenilikleri desteklemiyor. Sizi; Esge, Safari, Google Chrome veya Mozilla Firefox gibi başka tarayıcıları kullanmaya davet ediyoruz.