Euronews artık Internet Explorer üzerinden erişilebilir değil. Bu tarayıcı artık Microsoft tarafından güncellenmiyor ve en son teknik yenilikleri desteklemiyor. Sizi; Esge, Safari, Google Chrome veya Mozilla Firefox gibi başka tarayıcıları kullanmaya davet ediyoruz.
Son Dakika

Suriye'de IŞİD'li esirlerle ilgili Türkiye'nin seçenekleri neler?

Suriye'de IŞİD'li esirlerle ilgili Türkiye'nin seçenekleri neler?
Telif hakkı
AFP / DELIL SOULEIMAN
Euronews logo
Metin boyutu Aa Aa

Türkiye yeni haftaya Suriye’ye harekat konusunda Beyaz Saray’dan gelen açıklamayla başlarken, bölgede esir alınan IŞİD’liler konusunda Ankara'ya yeni bir sorumluluk yüklenmiş oldu.

Trump, Türkiye’nin uzun zamandır beklenen askeri operasyonuna üstü kapalı yeşil ışık yakarken, karşılığında Fırat’ın doğusundaki hapishanelerde tutulan IŞİD’liler ve onların sorumluluğu da Ankara’ya verildi.

Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, “ABD hükümeti, hapisteki pek çok IŞİD savaşçısının geldiği Fransa, Almanya ve diğer Avrupa ülkelerine bunları geri almaları için baskı yaptı ancak onlar, esir IŞİD’lileri geri istemedi ve reddettiler. Türkiye, artık bu bölgede ABD’nin “Halifeliği” yendiği andan itibaren, son iki yıl içinde yakalanmış tüm IŞİD savaşlarından sorumludur” ifadelerine de yer verildi.

Buna göre hapisteki IŞİD’lilerin tutulduğu hapishaneler ve söz konusu savaşçıların eşleri ve çocuklarının tutulduğu kampların sorumluluğu Türkiye’ye devredildi.

Bölgedeki IŞİD militanlarının sayısının on binleri bulduğu yönündeki haberler ise, uzmanlara göre gerçeği yansıtmıyor. En son pazartesi sabahı yaptığı basın açıklamasında Erdoğan da, "rakamlar abartılı" demişti.

Emekli binbaşı ve Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) danışmanlarından, güvenlik uzmanı Nihat Ali Özcan, Türkiye’nin Suriye’deki IŞİD’li esirler ve ailelerine dair sorumluluğunu salt askeri operasyonla çözemeyeceğini kaydediyor.

"Türkiye'nin kapasitesini aşan durumlar var, uluslararası işbirliği şart"

Euronews Türkçe’ye konuşan Özcan, “Tek bir yapıdan söz edemeyiz. İçlerinde yabancı teröristler var, Suriye’den ve Irak’tan gelmiş aşiret mensupları var, kazara katılanlar var, bilinçli katılanlar var. Her biri kendi karakteristiğine göre ele alınmalı,” diyor. Özcan’a göre, ABD’nin önümüzdeki dönemde Türkiye ile IŞİD konusundaki taleplerini paylaşmasının ardından hapishaneler ve kamplara ilişkin daha fazla bilgi sahibi olunacak.

“ABD bu konuda elindeki tüm istihbaratı paylaşmazsa bundan yine uluslararası kamuoyu zarar görür,” diyor Özcan ve ekliyor: “Türkiye bir yandan PYD’ye yönelik operasyonunu başka bir mantıkla, IŞİD’le ilgili operasyonunu başka bir perspektifte yönetmeli. IŞİD’in siviller arasına katılan silahlı militanları varsa onlar tespit edilip başka bir yol izlenmeli. Kuzey Suriye konusunda hibrit bir strateji gerekiyor.”

IŞİD’li teröristler arasında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının da yargılanmasının ceza hukukuna göre Türkiye’de yapılması gerekiyor. Bu çerçevede uzmanlar deradikalizasyon ve rehabilitasyon programlarına dikkat çekiyor.

Ancak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi özel gözlemcilerinin hazırladığı ve Temmuz ayında kamuoyuyla paylaştıkları bir raporda, tutuklanan IŞİD’li teröristlere uygulanan “deradikalizasyon” programlarının çok başarılı olmadığı, ülkeye dönenlerin çoğunun aşırıcı görüşlerini koruduğu, ceza sisteminin içinde de dışında da bir tehlike doğurmaya devam ettikleri değerlendirmesinde bulunmuştu.

“Bölgede sosyo-ekonomik refah düzeyi ve altyapıya ilişkin sorunlar var ve bunlar gerek kaynaklar gerekse istihbarat açısından Türkiye’nin kendi kapasitesini aşan sorunlar. Dolayısıyla uluslararası işbirliği şart,” diyor Özcan.

Merkezi Ankara’da bulunan Ortadoğu Araştırmaları Merkezi (ORSAM) güvenlik çalışmaları direktörü Göktuğ Sönmez’e göre, Türkiye’nin IŞİD’li teröristler ve ailelerine yönelik izleyeceği strateji, askeri hamlenin yöntemi ve sınırlarına göre değerlendirilecek.

“Öncelikle bu esirlerin yoğun bulunduğu el-Hol kampı gibi bölgelere genişleyebilecek mi, dolayısıyla Haseke’ye kadar inecek mi bunu görmek, süreçte YPG bu esirleri salacak mı ve böylesi bir ihtimalde nerelere yönlendirecek bunu görmek elzem,” diyen Sönmez, Türkiye’nin esirlerle doğrudan muhatap olacağının kesinleşmesi ve aynı zamanda ne kadarıyla, nerede ve ne denli askeri yöntemlerle muhatap olacağının belli olması gerektiğine işaret ediyor.

"Muhatap meşru devlet süreci kolaylaştırır"

“El-Hol’un tamamen kontrolünde bambaşka şeyler konuşabiliriz, ordu ilerlerken daha kuzeyde esirlerle ordunun yüzleşmesi bambaşka şeyler konuşmayı gerektirir örneğin,” diye ekliyor Sönmez.

Türkiye'nin askeri harekat yapmaya hazırlandığı bölgenin dışında bulunan El Hol kampında IŞİD savaşçılarının aileleri, bazı eski savaşçılar ve ülkelerinin geri almak istemediği Avrupa vatandaşları bulunuyor. Kamp, Türkiye sınırına 70 km uzaklıkta.

Ancak, uzmanlara göre, bu süreçte suçluların geri alınıp yargılanabileceği, cezalandırılacağı bir muhatap meşru devlet olması, tarafların elini kolaylaştıracak.

Sönmez, “Böylesi bir ihtimal ulusal mahkemelerin kullanımını ve delillerin aktarılmasını da uluslararası mahkeme ihtimalini de kolaylaştırır. Öte yandan Türk ceza sistemi itibariyle idam ve işkencenin yasadışı olması iade alınmasa dahi Avrupa ülkelerinin iade konusunda üzerlerindeki baskıyı hafifletir,” diyor. Ancak, Sönmez bu süreçteki bir açmaza da dikkat çekiyor:

“Türkiye, IŞİD’lilerin tutulduğu kampları kontrol eder noktaya gelirse, burada rejimle anlaşarak ya da tek taraflı bu kişileri ülkelerine gönderme yoluna gidilirse vatandaşlıktan çıkarma ya da geçici olarak ülkeye girişleri engelleme araçları Avrupa’da çok daha fazla tartışılır hale gelir.”

Türkiye, 2014-2017 yılları arasında Irak’a giderek IŞİD’e katılanların çocuklarının ve annelerinin Türkiye’ye getirilmesi konusunda uzun dönemdir üzerinde çalıştığı projeyi birkaç ay önce uygulamaya geçirmiş; 188 çocuk Mayıs ayı sonunda rehabilitasyon programından geçecek şekilde Türkiye’ye iade edilmişti.