Son Dakika
This content is not available in your region

Mahalle bekçileri yasa teklifinin mimarı Dülger ve ceza hukukçusu Sözüer teklifi irdeliyor

Mahalle bekçileri yasa teklifinin mimarı Dülger ve ceza hukukçusu Sözüer teklifi irdeliyor
©
Anadolu Ajansı
Metin boyutu Aa Aa

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AK Parti), kolluk kuvvetlerine yardımcı olmak üzere, bekçilere geniş yetkiler veren Çarşı ve Mahalle Bekçileri Yasa Teklifi'nin, TBMM İçişleri Komisyonu'nda kabul edildikten sonra önümüzdeki hafta Meclis Genel Kurulu’na gelmesi bekleniyor.

CHP, HDP ve İYİ Partili üyelerin muhalefet şerhi düştüğü yasa teklifi, bir kesim tarafından zaten var olan uygulamanın günümüz şartlarına uyarlanarak güncellenmesi olarak yorumlanırken, bir kesim de bunun denetimsiz bir şekilde bırakılırsa “ahlak bekçiliğine” dek uzanabileceğinden endişe ediyor.

Bekçilerin görev ve yetkilerine yönelik tüm eleştirileri, yasa teklifinin hazırlığında emeği geçen AK Parti Kilis milletvekili Mustafa Hilmi Dülger ve ceza hukukçusu Prof. Adem Sözüer ile görüştük.

Dülger: 'Bir bardak suda fırtına koparılıyor'

Milletvekili Dülger, yasa teklifine dair eleştirileri “temelsiz” ve “art niyetli” olarak nitelendiriyor ve “Bir bardak suda fırtına koparılıyor” diyor ve bekçilerin görevi suistimal ettiğinden şüphelenilen durumların yakinen takip edilip disiplin kurallarının uygulanacağını söylüyor.

Çarşı ve mahalle bekçilerinin kuruluş, görev ve yetkileri ile mali ve sosyal hakları ilk olarak 1966 tarihinde yürürlüğe giren 772 sayılı Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu’nda “ayrı bir kuruluş” olarak düzenlendi; ancak kanun yıllar içerisinde birçok değişikliğe uğradı.

Halihazırda yoğun tartışmalara konu olan kanun teklifinde ise, bekçilik, yeni bir silahlı teşkilat yerine Emniyet ve Jandarma Teşkilatları bünyesinde görev yapacak “yardımcı kolluk “olarak tanımlanıyor.

euronews Türkçe’ye konuşan Dülger, “Polise yardımcı olan bekçiler, başına buyruk hareket etmeyecek. Nasıl keyfi hareket eden polislere de disiplin kuralları uygulanıyorsa onlara da uygulanacak. Her kurumda görevin gereklerinin ifa edilmesi esastır” diyor.

Dülger, bekçilerin ancak makul sebebin varlığı durumunda kontrol yapabileceğini özellikle belirtiyor.

Halihazırda gerçekleşen son sınavlarla birlikte Türkiye çapında 30.000 kadar çarşı ve mahalle bekçisi istihdam edilecek.

Mahallede asayişi sağlama amacıyla kişileri durdurma ve kimlik sorma yetkisinin 1966 tarihli yönetmelikte de olduğunu ve yeni bir yetkilendirmeye gidilmediğini belirten Dülger, bekçilerin beş aylık eğitimden geçtiğini ve hazırlanmakta olan yönetmelikle birlikte bu eğitimin daha da güçlendirileceğini kaydediyor.

'Bekçilerin meslek-içi eğitimi önemli'

Bekçilerin silah kullanımı ve mahalleliye yönelik tutumunda riayet etmesi gereken temel kurallar, yasa teklifine dair getirilen eleştiriler arasında yer alıyordu.

Çarşı ve mahalle bekçilerinin eğitimleri Polis Akademisi Başkanlığı tarafından yürütülüyor ve bu eğitim kapsamında; temel hukuk, insan hakları, silah ve atış bilgisi, yakın savunma taktikleri, halkla ilişkiler, toplum psikolojisi, trafik güvenliği ve ilk yardım dersleri yer alıyor.

Dülger, bekçilerin olağanüstü yetkilerle donatıldığı şeklindeki iddiaların gerçeği yansıtmadığı görüşünde:

“Çarşı ve mahalle bekçilerine polisin tüm yetkilerinin verildiği yönündeki eleştirilerde haklılık payı yok. Örneğin, Polise verilen “önleme araması”, “denetim yapma”, “istihbarat toplama”, “adli arama”, “olay yeri inceleme yapma”, “bilgi alma”, “yer gösterme”, “teşhis”, “parmak izi alma” gibi yetkiler çarşı ve mahalle bekçilerine verilmiyor. Getirilen düzenleme ile genel kolluk kuvvetlerine yardımcı olmak üzere çarşı ve mahalle bekçileri, “halka yardım”, “önleyici ve koruyucu görev ve yetkiler”, “adli görev ve yetkiler” şeklinde görevlere sahip” diyor.

Dülger’e göre, güneşin batış saatinden doğuş saatine kadar olan zaman dilimi içerisinde belirlenecek saatler arasında devriye hizmetleri yerine getirilirken bekçilere verilen “durdurma ve kimlik sorma” yetkisine kanun teklifi içerisinde yer verilerek yasal sınırları çizilmiş oldu.

'Hedef: Yerelde suçla mücadele'

Bir başka ifadeyle, bekçilerin yetkileri, “kişileri durdurup kimliklerini sormak, suçüstü halinde şüphelileri yakalamak, yakaladıkları bu kişilerin kendilerine veya başkalarına zarar vermelerini engelleyici tedbirleri almak, suç delillerini muhafaza etmek, varsa olayın tanıklarının kimlik bilgilerini genel kolluk birimlerine bildirmekle sınırlı olacak” ve Adalet ve Kalkınma Partisi, bu eylemlerin suçla mücadele için asli önemdeki önlemler olduğunu savunuyor.

“Çarşı ve mahalle bekçileri; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi kamu görevlileridir ve genel kolluk birimlerine yardımcı olmak üzere geceleri görev yaparlar. Kanunda ortaokul mezunu olma şartı yer alsa da, bekçiler konusunda ek şartlar getirilip lise ve daha üstü mezuniyet şartı talep edilebilir” diye ekliyor Dülger.

Dülger, ayrıca, 1966 tarihinden beri bekçilerin zaten silahlı olduğunu, bu yeni yasa teklifinin söz konusu yasayı günün şartlarına uyum sağlamak için güncellemeye yönelik olduğunu belirtiyor:

“Şehirlerin büyümesi, görev tanımının değişmesi bizi böyle bir değişikliği önermeye sevk etti. Zaten 12 yıldır mevcut olan bir kolluk kuvvetinden söz ediyoruz, yeni bir birim kurmuş değiliz. Bunlar tamamen asılsız iddialar. Örneğin, mevcut kanunda yer alan “mıntıkasına gelen misafir ve yabancıları genel kolluk kuvvetlerine haber vermek”, “kuduz hayvanları itlaf etmek”, “başkalarını rahatsız edecek şekilde sarhoş olanları engellemek” gibi görev ve yetkiler, getirilen kanun teklifinde yer almıyor.”

Bekçiler, getirilen yasa teklifine göre, şiddet mağduru kadın ve çocuklara doğrudan yardım edebilecek; kamu düzenini bozabilecek türden gösterilerin önlenmesi amacıyla önleyici tedbirler alabilecek.

'Bekçiler ağırlıklı lise mezunu'

Halihazırda 21.292 Çarşı ve Mahalle Bekçisi görev yapıyor ve bunların yüzde %60’ı lise, %15’i yüksekokul, %20’si lisans ve %0,15’i yüksek lisans mezunlarından oluşuyor.

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Adem Sözüer de, toplumdaki yaygın kanının aksine, yeni bir güvenlik gücü oluşturulmadığını; bekçiliğin emniyet teşkilatı içinde polise yardımcı bir kuruluş olduğunu ve bu yardımcılık özelliğinin Kanun’un birçok maddesinde açıkça vurgulandığını, polisin bekçilerin amiri olarak düzenlendiğini söylüyor.

Prof. Sözüer, euronews Türkçe’ye verdiği demeçte, “Bekçilerin artırılan yeni bir yetkisi yok henüz. Yeni olan uzun zaman sonra ilk kez bekçi alımına başlanması. Türkiye'de kentleşme henüz yoğun olmadığı dönemlerde güneşin doğuşundan batışına kadar düdük çalma yoluyla birbiriyle haberleşen bekçilerin tümü 1991 yılında sokaklardan çekildi ve yardımcı hizmet birimlerinde görevlendirildiler. Uzun yıllar bekçi alınmadı. 2017 yılında ise tekrar bekçi alımı başladı ve tekrar bekçiler sokaklarda göreve başladı. Göreve alınan bekçiler yeni ama mevzuat eski. Bir de uzun zaman bekçi alınmadığı için meslek içi tecrübe aktarımı da yok” diye açıklıyor.

'Kanunların güncellenmesi gerekiyor'

Türkiye'de Türk Ceza Hukuku reformu kapsamında polisin her tür yetkisinin ayrıntılı olarak düzenlendiğini kaydeden Sözüer, polisin vatandaşı hangi koşulda durduracağının, kimlik soracağının, önleme araması yapacağının kanunen açıkça düzenlendiğini, zor ve silah kullanma yetkileri bakımından da aynı düzenlemelerin söz konusu olduğunu belirtiyor.

Sözüer, bekçilerin sokak görevi yaptığı dönemde, vatandaşın durdurulması ve kimliğinin sorulmasının doğal kabul edildiğini, bunun için kanuni düzenleme ihtiyacı duyulmadığını, ancak yeniden bekçi alımı yapılınca kanunlarının güncellenmediğini belirtiyor.

“Polisin durdurma ve kimlik sormak için kanuni düzenleme var ama bekçinin yok. Nitekim mahkemeler de bekçilerin durdurma ve kimlik sorma konularında yetkilerinin olmadığına hükmetti İçişleri Bakanlığı bir yönetmelik değişikliği ile sorunu çözmeyi denedi, ama kanunda olmayan bir yetki elbetteki yönetmelikle verilemez. Bu nedenle şimdi tartıştığımız kanun teklif edildi. Kanunla yetki verilmesi doğru” diye açıklayan Sözüer’e göre bekçiye elbette durdurma, kimlik sorma yetkisi tanınmalı, ancak sorun özellikle zor ve silah kullanma yetkisinde:

“Bekçilerin eskiden beri silah taşıma ve kullanma yetkileri vardı. Ama yakalama amacıyla silah kullanma yetkisi reform kanunlarıyla değişti. Polis yakalamak amacıyla kişiye doğrudan ateş edemez. Sadece meşru savunma halinde kendini ve başkasını korumak için kişiye yönelik ateş edebilir. Bekçiler de elbette meşru savunma durumunda silah kullanabilir. Ama yakalama amaçlı silah kullanma yetkisi çok özel bir yetki ve bu yetkiyi doğru kullanmak için çok iyi bir eğitim gerekir. Polisin dahi bu konuda büyük eksikliği var.”

Sözüer, bekçilerin polise yardımcı kolluk olmasından dolayı, polisten çok daha az ve sınırlı bir eğitimleri olduğunu, bu nedenle polisin her kullandığı yetkinin bekçiye verilmemesi gerektiği kanısında.

Disiplinsizlik riskine dikkat çekiliyor

Ceza hukukçularının ekseriyetle kanısı mahalle bekçilerinin güvenlik bakımında çok olumlu bir rol oynadığını, ancak disiplinsizlik ve kural ihlallerine de dikkat çekiyorlar.

Sözüer’e göre, bekçilerin toplumda bir saygınlık ve otorite sorunu var:

“Bekçilerin eğitimi ve disiplini bakımından acilen önlem alınmazsa, sorunlar giderek artacaktır. Bu koşullarda her tür zor ve silah kullanma yetkileri bekçilere verilmemeli.

Yapılması gereken, bekçilere polise yardımcılık göreviyle uyumlu ve sınırlı yetkilerin verilmesi, eğitim süresinin artırılması, mesleğe alımda tümüyle objektif sınav yapılması.”

Qries
Euronews artık Internet Explorer üzerinden erişilebilir değil. Bu tarayıcı artık Microsoft tarafından güncellenmiyor ve en son teknik yenilikleri desteklemiyor. Sizi; Esge, Safari, Google Chrome veya Mozilla Firefox gibi başka tarayıcıları kullanmaya davet ediyoruz.