Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Korlu: Çocuk işçiliğinin önlenmesi salgın sonrasına ertelenmemeli

Access to the comments Yorumlar
 Özgenur Korlu
Yorum sayfamızda yayınlanan makaleler, euronews'in editoryal görüşünü yansıtmaz.
Metin boyutu Aa Aa

Koronovirüs, tüm alanlarda olduğu gibi eğitimde de gündemi etkiledi. 188 ülkede eğitime ara verildi. Türkiye’de de 23 Mart’tan beri öğrenciler eğitime uzaktan devam ediyorlar. Diğer yandan, Türkiye’de 6-17 yaş grubundaki yaklaşık 743 bin çocuk eğitimin dışında. Örgün eğitimden uzakta olan bu çocuklar, koronavirüs günlerinde yaşıtları öğrenciler gibi evde olabilir. Benzer bir durum, çocuklar için başlayan sokağa çıkma yasağı ile eve döndükleri düşünülen çalışan çocuklar için de geçerli. TÜİK’in yedi yıl aradan sonra Çocuk İşgücü Anketi 2019‘u yayımlaması, salgın gündemine karşın çocuk işçiliğinin önlenmesi üzerine konuşmamız için bir fırsat.

Salgın döneminde, üretim yavaşladığı, çocuklara sokağa çıkma yasağı getirildiği için çocuk işçiliğinin de önlendiği düşünülüyor olabilir. Fakat, mevsimlik tarım işçileri hala çalışıyor. Bu durumda çocuklar, hala aileleriyle birlikte tarlada olabilirler. Kayıt dışı ekonomik faaliyetler devam ediyor olabilir. Kayıt dışı ekonomi var olduğu sürece çocuk işçiliği riski sürüyor.

Çocukların okula düzenli devam etmelerini engelleyen, eğitimden kopmalarına neden olan veya okullarıyla birlikte yürütmekte zorlandıkları tüm işler, çocuk işçiliği kapsamına girer. Dünya genelinde 5-17 yaş grubundaki 218 milyon çocuk istihdamda. Mevsimlik tarım işçiliği gibi çocuk işçiliğinin en kötü biçimi kabul edilen, tehlikeli işlerde çalışan 73 milyon çocuk var.

Çocuk İşgücü Anketi sonuçları 7 yıl aradan sonra yayımlandı

TÜİK’in yaptığı Çocuk İşgücü Anketi, Türkiye’deki duruma bir bakış sağlaması adına önemli. Ankete göre, Türkiye’de 5 yaşındaki hiçbir çocuk çalışmıyor, 6-17 yaş grubunda ise 720 bin çalışan çocuk var. Diğer yandan, bu anketin de sınırlılıkları olduğunu kabul etmek gerekiyor. Soru formu, kayıt dışı çalışan çocuklar ve yasal çalışma yaşının altındaki çocuklardan bilgi almak için yeterli olmayabilir. Anketin ekim-kasım-aralık aylarında yapılması nedeniyle, anketteki tarımda çalışan çocuk oranı, ekim ve hasat döneminde yapılacak bir ölçüme göre daha düşük olabilir. Bunlara ek olarak anket, Suriyeli çocuklar gibi diğer ülkelerden gelen çocukları kapsamıyor. Ocak 2020 verilerine göre, eğitim çağında bulunan 1 milyon 82 bin 172 yabancı uyruklu çocuğun %36,7’si eğitimin dışında. Bu çocuklar için okullulaşma oranı ortaöğretimde %32,6’ya kadar düşüyor. Çocuklar eğitimde olmadığında, yasal, kayıt dışı ya da hane içi işlerde çalışma ihtimalleri artıyor.

Anketin 7 yıldan aradan sonra yapılması ve çocuk işçiliğine yönelik düzenli veri toplanmaması, çocuk işçiliğini önlemek için yapılan uygulamaların etki değerlendirmesini yapabilmeyi engelliyor. Bu açıdan, 2012’de 890 bin olan çalışan çocuk sayısının 2019’da 720 bine düşmesini, belirli bir olay ya da politikayla ilişkilendirebilmek mümkün değil. Bu değişim, daha az çocuğun çalıştığını gösterse de, aradaki fark Suriyeli ve diğer ülkelerden çalışan çocukların varlığına da işaret ediyor olabilir. Önümüzdeki dönemde anket daha kısa aralıklarla yapılır, kır ve kent ayrımına ek olarak bölgesel farklılıkları da gösterirse, hem mevcut politikaların değerlendirilmesi hem de yeni politikaların geliştirilmesine katkı sağlayabilir.

Yasal çalışma yaşının altında çocuklar en çok tarım sektöründe çalışıyor

Ankete göre, çalışan çocukların %79,7’si 15-17 yaş grubundayken, %20,3’ü yasal çalışma yaşı 15’in altında. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre 18 yaşın altında olan herkes çocuk olmasına karşın, Türkiye’de, 4857 sayılı İş Kanunu, 15-17 yaş grubunu genç işçi, 14 yaşını bitirmiş ama 15 yaşını tamamlamış bireyleri ise çocuk işçi olarak tanımlıyor. Bu ayrım ile, farklı yaş grupları için farklı çalışma saatleri ve çalışma koşulları belirleniyor. Örneğin, “düşme ve yaralanma tehlikesi olabilecek şekilde çalışmayı gerektirecek olanlar hariç, meyve, sebze, çiçek toplama işleri” gibi bazı mevsimlik tarım faaliyetleri “hafif iş” kategorisinde yer alıyor ve 14 yaşını bitirmiş çocukların yasal olarak çalışmasına izin veriliyor. Ankette de yasal çalışma yaşının altındaki çocukların, %64,1 ile en fazla tarım sektöründe çalıştığı görülüyor. Ne kadarının mevsimlik tarımda çalıştığı belirtilmemesine karşın, Türkiye’nin “mevsimlik tarımda çocuk işçiliğini, çocuk işçiliğinin en kötü üç biçiminden biri olarak kabul ettiğinin” altını çizmek gerekiyor.

Çocuk işçiliğinin önlenmesinde en iyi araç eğitim

Çocuk işçiliği, ilk olarak çocukların eğitim durumlarını etkiliyor. Çalışan çocukların bir kısmı eğitimden kopuyor. Ankete göre, çalışan çocukların %34,3’ü, yani 247 bin çocuk eğitimin dışında. Anketteki verilere göre, diğerlerinin sadece okula kayıtlı oldukları söylenebilir. Bu çocukların bir kısmı açıköğretim kurumlarına devam ediyor olabilir. Mayıs 2019 verilerine göre 14-17 yaş grubundaki 254 bin 476 öğrenci açıköğretim kurumlarına kayıtlı ama kayıtlı olmaları hepsinin eğitime devam ettiklerini göstermiyor.

Devamsızlık, sınıf tekrarı ve öğrenmeye ilişkin veriler olmaksızın, eğitimde oldukları bilgisinin verilmesi, eğitime erişime yönelik oldukça sınırlı bir tablo sunuyor. PISA 2015’e göre, çalışan çocuklar fen alanında daha düşük başarı gösteriyorlar, okula geç gelmeye ve devamsızlığa daha yatkınlar ve bu çocukların eğitimle ilgili beklentileri daha az. Bu durum, eğitimde de olsalar, eğitimin dışında da, çalışan çocuklara yönelik özel politikalara ihtiyaç duyulduğuna işaret ediyor. Özellikle koronavirüs döneminde çocukların evde oldukları düşünülürse, uzaktan eğitimde de çocuk işçilere yönelik uygulamalar geliştirilebilir. Çocuk İşçiliği ile Mücadele Ulusal Programı’nda da belirtildiği gibi, çocuk işçiliğinin önlenmesinde “en iyi araç” eğitim.

Hane içi emek de çocuk işçiliği kapsamında dikkate alınmalı

İstihdam oranlarında, hane içinde çocukların kendileri ve/ya hanehalkı ihtiyaçlarını karşılamak için yaptığı gelir getirmeyen emek ve bakım hizmetleri yer almıyor. 2016 verilerine göre, dünyada kız çocukların %15,8’i, oğlan çocukların ise %8,2’si haftada 14 saatten fazla ev işi yapıyor. Çocuk İşgücü Anketi 2019’a göre, Türkiye’de bu oran kız çocuklar için %11,9 ve oğlan çocuklar için %4,9’dur. Diğer yandan, çalışan çocuklar arasında oğlanların oranı daha fazladır. Çalışan çocukların %70,6’sı oğlan çocuk, %29,4’ü kız çocuk.

Anketin okulların açık olduğu, ekim-kasım-aralık ayında yapıldığı göz önünde bulundurulmalı. Okulların kapalı olduğu dönemde çocukların ev işlerine katkısı artıyor olabilir. Benzer şekilde, koravirüs günlerinde de çocuklardan ev işlerine daha fazla katkıda bulunmaları bekleniyor olabilir. Bu, özellikle kız çocuklar üzerindeki hane içi emek yükünü artırabilir. Hane içindeki işler, çocukların sağlığı, güvenliği ve gelişimini tehlikeye atan durumları içerebiliyor. Ev işlerinde çalışma süresi ve niteliğinin de çocuğun fiziksel, bilişsel ve ruhsal olarak sağlıklı gelişimini zedeleyebileceği düşünülerek, hane içi emek de çocuk işçiliği kapsamında dikkate alınmalı.

Koronavirüs günlerinde çocuk işçiliğinin önlenmesine ve çalışan çocukların eğitime dönmesine yönelik uygulamaların yapılması ve mevcut uygulamaların devam etmesi gerekiyor. Çünkü salgın bittiğinde daha az çocuk eğitime dönebilir, yaşanan ekonomik sıkıntılar yüzünden çalışan çocuk sayısında artış görülebilir. Bu dönemde uzaktan eğitimle çocukların eğitimden kopmamasının sağlanmasına ek olarak, risk altındaki çocukların ailelerine yapılacak maddi destekler, salgın sonrasında da çocuk işçiliğinin önlenmesinde ve çocukların okula dönmesinde etkili olacaktır. Salgın dönemini yönetmek kadar, bu dönemden başlayarak salgın sonrasını da planlamak gerekiyor. Çocuk işçiliğinin önlenmesi, salgın sonrasına ertelenemeyecek kadar önemli.

Yorum sayfamızda yayınlanan makaleler, Euronews'ün editoryal görüşünü yansıtmaz.

_Araştırmacı Özgenur Korlu, Nisan 2018’de Eğitim Reformu Girişimi bünyesinde Eğitim Gözlemevi’nde araştırmacı olarak çalışmaya başladı. Eğitim İzleme Raporu 2017-18’in koordinatörlüğünü yaptı. Korlu’nun çalışma alanları eğitimin yönetişimi ve finansmanı, ölçme ve değerlendirme sistemleri, özel öğretim, eğitim verisi analizi, veri okuryazarlığı, eğitim-sosyal politika ilişkisi ve karşılaştırmalı eğitim politikalarıdır._